1. Dünya Savaşı Sonrası Barışı Korumak İçin Yapılan Faaliyetler

0

1. Dünya Savaşı Sonrası Barışı Korumak İçin Yapılan Faaliyetler nelerdir? Barışı koruma çabaları açıklaması, hakkında bilgi.

1. Dünya Savaşı Sonrası Barışı Korumak İçin Yapılan Faaliyetler

Milletler Cemiyeti (Cemiyet-i Akvam)

Wilson Prensipleri çerçevesinde dünya barışını sağlamak amacıyla kurulan Milletler Cemiyeti, Birleşmiş Milletler örgütünün temeli sayılabilecek bir organizasyondur.

Paris Barış Konferansı’nın 25 Ocak 1919’da yapılan toplantısında; uluslararası barışı ve güveni sağlayacak ve devam ettirecek bir Milletler Cemiyeti kurulmasına karar verildi. Bu kararı yerine getirmek için bir komisyon kuruldu. Komisyonun hazırladığı sözleşmenin konferans genel kurulunda kabul edilmesi ile Milletler Cemiyeti kurulmuştur.

Bütün çabalarına rağmen II. Dünya Savaşı’nın çıkmasını engelleyemeyen Cemiyet, 1946’da Cenevre’de toplanan konferansın kararıyla dağıtılmıştır.

Bir başlangıç bölümü ve 26 maddeden oluşan Milletler Cemiyeti Yasası’nın bir yandan insan haklarını korumaya çalışıp diğer yandan kolonileşme ve manda sisteminin garantisi durumunda olması çelişki yaratıyordu.

Locarno Antlaşması

Alsas – Loren Bölgesi yüzünden XIX. yy’da savaşan Fransa, 1925 yılına gelindiğinde Almanya’ya olan güvensizliğini gerekçe göstererek yeni bir düzenlemeye ihtiyaç olduğunu bildirdi. Milletler Cemiyeti daimi üyesi olan Fransa’nın bu çağrısı üzerine Fransa ile çoğu sınır komşusu olan Almanya, Belçika, Yugoslavya, Polonya ve İngiltere arasında “Locarno Antlaşması” imzalandı.

Antlaşmaya göre;

* Bütün anlaşmazlıklar barış yoluyla çözümlenecek

* Almanya’nın Fransa ve Belçika ile olan sınırları antlaşmayı imzalayan devletler tarafından garanti altına alınacak

* Antlaşma, Almanya Milletler Cemiyeti’ne üye olur olmaz yürürlüğe girecekti.

Almanya, Locarno Antlaşması ile yeniden uluslararası işbirliğine girmiş oldu. Alsas – Loren’den kesin olarak vazgeçtiğini dolaylı olarak kabul etti. Antlaşmalardan hemen sonra da 1926’da, Milletler Cemiyeti’ne üye oldu ve böylece yeniden Avrupa’nın büyük devletleri arasına eşit koşullarla girmiş bulundu.

Bu suretle, Avrupa’da yeni bir dönem başlamış oldu. Bu antlaşmayla kıtada siyasi gerginlik azaldı. Fakat bu da uzun sürmedi.

ingiltere, Fransa’nın Almanya’ya yaklaşmasından memnun kalmadı. Çünkü bu devlet, Fransız – Alman ittifakıyla Avrupa güçler dengesinin bozulmasını istemiyordu. Diğer taraftan da Fransa, Versailles Antlaşması ile Avrupa’da yeniden güç olarak belirmişti. Bu nedenlerden dolayı İngiltere, Almanya’nın Doğu sınırları için garanti vermemesini kabul etmiş ve bundan sonra Almanya’ya yardım etmeye başlamıştır. Ayrıca, Fransız – Alman yakınlaşmasına karşılık, İtalya ile ilişkilerini geliştirmeye çalışmıştır. Son olarak Hitler’in Ren Bölgesi’ne asker çıkarması ile Locarno Antlaşması hükmünü kaybetmiştir.

Kellog Paktı

Fransa, Avrupa’daki durumunu güçlendirmek için, Amerika Birleşik Devletleri ile ilişkilerini sıklaştırmaya yöneldi. 1927’de de bu devlete, aralarında hiçbir zaman savaş etmeyeceklerine dair bir ebedi barış paktı yapılmasını önerdi.

Amerika Birleşik Devletleri, I. Dünya Savaşı’ndan sonra yeniden Monroe Politikası’na dönmüştü. Fransa’nın önerisi ise onu yeniden Avrupa sorunlarına çekecek nitelikteydi. Bu bakımdan öneriye yanaşmadı. Buna karşılık Amerika Dışişleri Bakanı Kellog, Fransa’ya verdiği cevapta, Amerika’nın sadece Fransa ile değil, bütün dünya devletleriyle böyle bir paktın yapılmasından ve savaşın kanun dışı ilan edilmesinden yana olduğunu bildirdi.

Amerikan Dışişleri Bakanı Kellogg’un bu teklifine Almanya, italya ve Japonya olumlu cevap verdiler. Fransa ise bu öneriyi kabul etmekte tereddüt etti.

Çünkü Fransa gerektiğinde Müttefiklerine yardım yapmayı kendi aralarında yaptıkları anlaşmalarla kabul etmişti. Öneriyi kabul ederse Müttefiklerine yardım edemeyecekti. Her ne kadar Fransa öneriye tereddütlü baksa da Fransa kamuoyu Kellogg’un teklifini desteklediği için sonunda Fransa da öneriyi kabul etmek zorunda kaldı.

Briand – Kellogg Paktı ya da Paris Paktı isimleriyle de adlandırılan Kellog Paktı 27 Aralık 1928’de ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, Polonya, Belçika ve Çekoslovakya arasında imzalandı. 1928 yılı sonunda pakta Sovyet Rusya’nın da katılımı ile paktın üye sayısı 46’ya ulaşmıştır.

Kellog Paktı’na göre;

1. Taraflar anlaşmaların çözümlenmesi için savaşa başvurmayı kınayacaklar

2. İmzası olan devletler, niteliği ve kökeni ne olursa olsun aralarındaki anlaşmazlıkların çözümlenmesi için yalnız barış yollarına başvuracaklar.

Böylece Kellog Paktı ile savunmaya dayanmayan savaş kanun dışı sayılmış ve devletlerarası ilişkilerde barışçı yollara başvurulması esas alınmıştır. Bu suretle de dünyada bir barış havası sağlanmak istenmiştir.

Ancak, barışın sürekliliğini sağlamak amacıyla yapılan Kellog Paktı ve daha önce kurulmuş olan Milletler Cemiyeti, bundan sonra başgösteren uluslararası anlaşmazlıklara pratik bir çözüm getirememiş, yeni bir dünya savaşının çıkmasını önleyememiştir. Bunda, büyük devletlerin iç ve dış politikalarında meydana gelen değişme ile gelişmeler de önemli rol oynamıştır.


Bir Yorum Yazmak İster misiniz?