1. Napolyon (Napoleone Buonapartte) Kimdir?

0

Napoleone Buonapartte (Napolyon) Kimdir? Napolyon hayatı, biyografisi, döneminin önemli olayları hakkında bilgi.

NAPOLYON I; Fransız askeri ve imparatorudur (Ajaccio/Korsika Adası, 1769 -St Helena Adası 1821).

Asıl adı Napoleone Buonapartte (Fransızca yazılışı Napoleon Bonaparte) olan I. Napolyon, İtalyan kökenli küçük soylu bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. 1784’de Paris’teki Askeri Okul’a girdi. Eylül 1785’te topçu teğmen rütbesiyle okulu bitirdi. Babası ölünce ailesinin işlerini düzenlemek üzere Eylül 1786’da uzun süreli bir izin alarak Korsika’ya döndü. 1788 Haziran’ında alayına katıldı. 1789 Fransız Devrimi’ ni coşkuyla karşıladı. Korsika’da politik denetimi ele geçirmek için verdiği mücadelede başarısız olunca Nisan 1793’te ailesiyle birlikte Fransa’ya dönmek zorunda kaldı.Toulon’u kralcıların elinden almakla görevli orduya topçu komutanı olarak atandı, önemli rol oynayınca rütbesi tuğgeneralliğe yükseltildi (Aralık 1793). Batı bölgesinde önerilen görevleri kabul etmeyince ordudan çıkartıldıysa da (Mart 1794), kralcıların ayaklanmalarını bastırmakta bir generale gereksinme duyan Barras, onu yeniden göreve çağırdı. Ayaklanmayı bastırınca (Ekim 1795) tümgenarilliğe yükseltildi ve yurt içi ordusunun başına getirildi. Şubat 1796’da Jakobenler Kulübü’nü kapattı. 2 Mart 1796’da, Fransa’nın İtalya Ordusu başkomutanlığına atandı. Bu arada Terör Dönemi’nde idam edilen Genaral Alexandre de Beauharnais’ nin dul eşi Josephine ile evlendi.

Kasım 1797’de Rastatt Kongresi’ne Fransa temsilcisi olarak gitti. Ancak Mayıs 1798’de Toulon’dan hareket ederek, Haziranda Malta’yı, Temmuz’da İskenderiye’yi ele geçirdi; Piramitler bölgesinde Mısırlıları bozguna uğrattı (21 Temmuz). Bunun üzerine Fransa ile Osmanlılar arasındaki eski dostluk bozuldu. Ağustos ayında donanması Abukir’de bastırılınca, Osmanlı yönetimi altında bulunan bazı İslam devletlerini kendi yanına çekmek için onlara dostmuş gibi davrandı. Akkâ’da Cezzar Ahmet Paşa komutasındaki Osmanlı birliklerine yenilince, ordusunu Mısır’da J.B. Kleber’in komutasına bırakarak, Fransa’ya döndü. Jakobenlerin iktidara gelmesinden korkan ılımlılar, toplumsal istikrarı sağlayacak kesin bir çözüm arayışı içindeyken durumdan yararlanan Napolyon, 18-19 Brumaire (9-10 Kasım) 1799’da gerçekleştirdiği askeri bir darbeyle Direktuvar yönetimine son verdi. Aynı tarihte, kendisinin birinci konsül olduğu, öteki üyelerin ise Sieyes ile Roger-Ducos’ nun oluşturduğu üç kişilik Konsüllük yönetimi kuruldu. Kısa sürede öteki iki konsülü uzaklaştırıp VIII. Yıl Anayasası’nı Meclis’e kabul ettirdi; böylece yürütme yetkisini ve yasa önerme hakkını elde ederek 10 yıllık bir süreyle birinci konsül oldu. Adaleti ve ekonomik yaşamı düzenledi. Ülke içinde kimi kez ikna yoluna, kimi kez kuvvete başvurarak ulusal bir uzlaşma politikası benimsedi. Otoritesini güvence altına almak için askeri zaferlere gerek duyarak yeni bir İtalya Seferi düzenledi. 1800’de Büyük St. Bernard geçidini aşarak Cenova’yı kuşatan Avusturya Ordusu’nu arkasına düşürdü ve Haziranda yendi. Aynı yılın Aralık ayında bir başka Fransız Ordusu, Almanya’daki Hohenlinden Köyü’nde bulunan Avusturya Ordusu’na karşı zafer kazandı. Avusturya 1801’de Luneville Banşı’nı imzalamak zorunda kaldı. İngiltere Savaşı’na 1802’de yapılan Amiens Barışı ile son verdi. Aynı yıl yapılan halk oylaması ile ömür boyu konsül olmak ve kendinden sonra yerine geçecek kişiyi atama hakkını elde etti. Piemonte ve Elbe’yi Fransa’ya bağladı. İngiltere’nin gönderdiği bir ültimatom üzerine, İngilizlerle yeniden savaşa başladı (Nisan 1803). 18 Mayıs 1804′ te kendisini imparator ilan ettirip Papa VII. Pius’un elinden taç giydi. Eski rejimin kurumlarını canlandırıp, aile çevresine unvanlar ve rütbeler dağıtarak yeni bir soylu sınıfı ve saray yaşamı yarattı; kurduğu yeni rejim bir monarşi görünümünü aldı.

Mayıs 1805’te İtalya Cumhuriyeti’ni krallık yaparak kendisini İtalya kralı ilan etti. Tüm karşıtların saf dışı bırakmayı başardıktan sonra modernleştirme hareketlerine girişti. 21 Ekim 1805’te Trafalgar Sa-vaşı’nda birleşik İspanyol-Fransız filosunun saldırısı sonucu bütünüyle yok edilince planı bozuldu. Bu arada İngiltere, iki yıllık bir uğraş sonunda, 1805′ te Fransa’ya karşı Avusturya, Rusya, İsveç ve iki Sicilya’yı birleştirerek üçüncü bir koalisyon kurdu. Büyük Ordu’yu Tuna Irmağı üzerine yürüyüşe geçiren Napolyon, 20 Ekim 1805’te Ulm’de Avusturya Ordusu’nu bozguna uğrattı. Kutsal Roma-Germen İmparatorluğuna son verdi. Bourbonlar’dan alınan Napoli Krallığı’nın başına Joseph Bonapart’ı getirdi. İngiltere ve Rusya ile dördüncü koalisyonu kuran Prusya’yı, Jena ve Auested’de yenilgiye uğrattı. 1807 kışında başlattığı Polonya Seferi sırasında Eylau’da Duslar’a karşı başarısızlığa uğradı (Şubat 1807); ancak birkaç ay sonra Friedlan’daki savaşı kazandı. Çar I. Aleksander ile Tilsit’te yaptığı görüşme sonucu Rusya ile bir antlaşma imzaladı. Batı ve Orta Avrupa’nın tartışmasız tek egemeni durumuna gelen Napolyon, İngiltere’ye karşı yürüttüğü mücadeleyi ekonomik alana çekerek, Kasım 1806’da Avrupa’nın İngiltere ile yaptığı tüm ticareti yasaklayan “kıta ablukası” hareketine girişti. Etruria’yı topraklarına kattı, Papalık devletlerini işgal etti, Portekiz’i fethetti, İspanya’ya el koydu. IV. Carlos ile VII. Ferdinand’ı tahttan uzaklaştırıp yerine kardeşi Joseph’i getirdi. Ancak 2 Mayıs 1808’de Madrid halkı ayaklanınca İngiltere Ordusu bunu fırsat bilerek saldırıya geçti. Fransız generallerinden Junato Dupont’un teslim olmaları, imparatorluğun saygınlığını önemli ölçüde sarstı. Bunun üzerine Çar I. Aleksandar da, yeniden silahlanan Avusturya’ya karşı Napolyon’un yanında yer almaktan kaçındı. Büyük ordusuyla İspanya üzerine yürüdü; düşmanlarını dağıttı ve Madrid’i yeniden ele geçirdi (4 Aralık 1808). Nisan 1809’da Bavyera’yı işgal eden Avusturya Arşidükü Kari üzerine yürümek zorunda kaldı. Wagram’daki kanlı savaştan sonra barışa zorladığı Avusturya ile Ekimde Schönbrunn Antlaşması’nı imzalayarak Dalmaçya kıyılarını İllirya Eyaleti adıyla topraklarına kattı. Varis sahibi olma amacıyla yeniden evlenmeye karar vererek Josephine’i boşadı ve Nisan 1810’da Avusturya imparatorunun kızı Arşidüşes Marie-Louise ile evlendi; ondan ileride Roma kralı diye tanınacak bir oğlu (II. Napolyon) oldu (Mart 1811). Rusya yerine Avusturya’nın desteğini kazanma politikası izledi. Habsburgların müttefiği olarak devlet yönetimini bir monarşi durumuna getirmeye çalıştı; eski devrimcilerden uzaklaştı ve yönetim organlarına gittikçe kendisine bağlı soylu kişileri yerleştirdi. 1810’a gelindiğinde gücünün doruğuna ulaşmıştı. Öte yandan Napolyon’un en yetenekli danışmanlarından olan Fouche, Talleyrand ve sonradan XIV. Karl adıyla İsveç kralı olacak General Bernadotte ondan uzaklaşmaya başladılar, tutukladığı Papa VII. Pius ise onu aforoz etti. Rus çarının tutumundan kaygılanınca, 600 bin kişiyi aşan ve çoğunluğunu yabancıların oluşturduğu büyük ordusuyla Mayıs 1812’de Rusya Seferi’ne çıktı. Rusya içlerine doğru hızla ilerleyerek ağustosta Smolensk’te büyük bir zafer kazandı. Ancak her şeyi yakıp yıkarak geri çekilen Rus Ordusu’nu izleme harekatı, ikmal yetersizliği nedeniyle gecikmeye uğradı. Napolyon, Moskova Savaşı’ndan sonra Moskova’ya girdi, ama Ruslar başkentlerini yakarak geri çekilince tasarladığı ikmal planları suya düştü, çekilmeye karar verdi. Bu eylemi açlık, Rusların soğuk, saldırıları ve halkın direnişi gibi nedenlerle tam bir felaket biçimini alınca Büyük Ordu dağılmaya başladı. General Malet’nin yönetimi ele geçirmeye kalkıştığını öğrenen Napolyon hızla Paris’e döndü ve yeni bir savaş için hazırlıklara başladı. Olağanüstü bir hızla örgütlediği 400 bin kişilik yeni ordusu, Şubat-Mart 1813’te Fransa’ya karşı VI. Koalisyon’u kurmuş olan Rusya, Prusya, İsveç ve İngiltere orduları karşısında Mayıs-Haziran aylarında bir dizi zafer elde etti. Ancak Ekim 1813’te Leipzig (Uluslar) Savaşında, Avusturya’nın da katıldığı VI. Koalisyon’un kendisininkinden iki kat daha fazla olan güçleri karşısında ağır bir yenilgiye uğrayarak tüm Alman topraklarından çekildi. Hollanda ve Almanya devletleri ayaklanırken, İspanya, Fransa egemenliğinden çıktı. 31 Mart’ta Paris’e girmelerini önleyemedi. Bu sırada Talleyrand, bir geçici hükümet kurarak Senato’ya onun ve ailesinin tahttan indirildiklerini ilan ettirdi. Bu olay üzerine oğlu lehine tahttan çekildiğini açıkladı. Fontainebleau Antlaşması ile müttefikler ona imparator unvanını koruma hakkını bıraktı, Elbe Adası’na çekildi. Bir süre sonra, Bourbon Hanedanı’na karşı Fransızların duydukları hoşnutsuzluk üzerine iktidarı yeniden ele geçirebileceğini anlayınca harekete geçti. Mart 1815’te hiçbir direnmeyle karşılaşmadan Fransa’ nın başına geçti. Yüz gün süren bu yeni iktidarı sırasında, Avusturya, İngiltere, Prusya ve Rusya’nın birleşik ordularıyla savaşmak zorunda kaldı. 16 Haziran 1815’te Ligny’deki çarpışmayı kazandıysa da iki gün sonra Waterloo’ da, Wellington komutasındaki İngiliz Ordusu karşısında bozguna uğrayarak Paris’e döndü. 22 Haziran’da oğlu II. Napolyon lehine tahtan çekildi. Teslim olduğu İngilizler tarafından St. Helena Adası’na götürüldü; ölünceye kadar bu adada yaşadı, anılarını da burada yazdırttı.




Bir Yorum Yazmak İster misiniz?