10 Kasım İle İlgili Kompozisyon

0

10 Kasım ile ilgili kompozisyon. 10 Kasım Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ölüm yıldönümü, Atatürk Haftası hakkında yazılmış kompozisyon / yazı.

Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk


Dünyanın düzenidir bu. İnsanlar, doğarlar, yaşarlar ve ölürler. Kimileri hayatta kayda değer bir şey yapmadan yaşarken kimileri ise tarihe adını altın harflerle yazdırarak bu düzende küçük bir değişiklik yaparlar. İşte öyle bir insandı Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk… Mustafa Kemal’de herkes gibi bir insandı. Doğdu, yaşadı ama milyonların kalbinde yaşamaya devam etti. İnkılapları ve Türk milletine gösterdiği yolda yürüyen biz evlatları için o ölmedi yüreğimizde yaşıyor.

Daha ilkokul çağında öğrenmeye başlarız Atatürk‘ün adını. Önce doğum tarihi, 29 Ekim, 23 Nisan ve nihayet 10 Kasım gelir. Aslında bu tarihlerin önemi ve yapılan devrimlerin, akıtılan kanların nedeni öğrenildikçe büyüyen, düşündükçe anlam kazanan mevzulardır.

Bağımsızlığın kazanılması, doğduğundan beri bağımsız yaşayan bizler için, ancak bağımlı olmanın nasıl olacağını hayal ederek anlaşılır. Hiç çabalamadan hakları verilen kadınların, kadın haklarının önemini anlaması için, biraz daha geniş düşünmesi belki de Ortadoğuda bir çok memlekette haklarından yoksun yaşayan kadınlara bakması gerekir.

Atatürk’ü anlamak ve icraatlarını kavramak için önce var olanın değerini anlamalıyız. Sonrasında ise elimizdekilerin (bağımsızlık, cumhuriyet, inkılaplar vb.) yokluğunda neler olabileceğini, tüm bunların nasıl bir ortamda yoktan var edildiğini… İşte o zaman, bizi bizden çok düşünen bu lider, üstün zekası ve yetenekleri ile bize kendisine hayran bırakır.


Neden üzülürüz 10 Kasım’larda?  Atatürk öldü diye. Elbetteki böyle bir insanın daha uzun yaşaması Türkiye için çok daha hızlı bir gelişme sağlardı. Daha kısa zamanda daha büyük işler başarılabilir, Dünyadaki gelişim yarışına daha önden devam edebilirdik. Ancak Atatürk bir insandı. İnsan ömrünün sınırları ile sınırlıydı yaşam süresi. Bu sürede gereken kadarını yaptı ve gitti. Bu yüzden Atatürk’ün ölümüne üzülmek yerine birer Atatürk olmak gerekir.

10 Kasım ölüm yıl dönümüdür. Sevilen bir kimseyi kaybetmenin acısıdır. Ancak 10 Kasım’larda Atatürk’ü aramak, yaşıyor olmasını dilemek tembelliktir, çalışmayı başkasından beklemenin işaretidir. O yapacağını yaptı. Şimdi sıra biz gençlerde. Kazanımlarımıza sahip çıkıp, geliştirmek,çalışmak, ilerlemek hatta koşmak bize düşüyor. Muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur.

Web Siteleri İçin Yasal Uyarı: Yayınlanan bu kompozisyonun tüm hakları nkfu.com sitesine aittir. Bu kompozisyon nkfu.com için yazdırılmıştır ve bu yazı ticari bir metadır. Kaynak gösterilse dahi kompozisyonun tamamı ve ya bir kısmı başka web sitelerin de kullanılamaz, yayınlanamaz. Aksi bir davranışta kanuni işlem yapılacaktır.

2. Örnek 10 Kasım İle İlgili Kompozisyon

Cumhuriyetimizin kurucusu, yurdumuzun kurtarıcısı, büyük komutan, ulusal kahraman ve tarihimizin yetiştirdiği büyük insanı kaybedişimizin yıl dönümüdür.


10 Kasımlar bizim için sadece o eşsiz büyük önderi anma günü olmamalı.

Onu anlama, O’nu daha iyi tanıma, ilke ve devrimlerini özümseme, ulusumuza Atatürk’ün kişiliğinde beliren çağdaş uygarlık düşüncesini özümseme ve yaşama geçirme olmalıdır, bu günün amacı.

Atatürk, Kurtuluş Savaşı’ndaki başarısı ilke ve devrimlerinin evrenselliği, insanlık onuruna duyduğu derin saygı, dünyadaki ezilen uluslara gösterdiği hedefler ve evrensel barışın gerçekleştirilmesi çabalarıyla O, Türk tarihinin sınırlarını aşarak dünyaya mal olmuş büyük bir devlet adamıdır.

Öyleyse bugün O’nu anmanın yanında, O’nu anlama çabası içinde olmamız bir zorunluluktur.

Atatürk, yaşamının büyük bir bölümünü savaş meydanlarında geçirmiştir. Cumhuriyet’in ilanından sonrada ülkesini yeniden en iyi şekilde kurma ve halkını mutlu kılma savaşını vermiştir. Tüm bu savaşlar O’nun bedenini yorgun düşürmüştür. Ocak 1938 tarihinde hastalandı. Doktorların dinlenmesi gerekmektedir uyarılarına çokça dikkat etmedi. Hatay gezisinde tekrar hastalandı. 8 Kasım günü komaya girdi. 10 Kasım 1938 günü saat 9’u 5 geçe İstanbul’da Dolmabahçe Sarayı’nda karaciğer yetmezliğinden yaşamını kaybetti.

19 Kasım 1938’de bir tören ile naaşı Ankara’ya gönderildi. Ankara’da Etnografya Müzesi’ndeki geçici kabrine konuldu.


1953 yılının 10 Kasım günü yapılan büyük bir tören ile Anıtkabir’e yerleştirildi.

Atatürk (kendi deyişiyle) naçiz vücudu artık yoktur, toprak olmuştur. Ama o vücut yerine onu her zaman gelecek kuşaklara anımsatacak eserleri, anıtları vardır. Artık O, bir meşaledir, bayraktır. Kuşaktan kuşağa elden ele, dilden dile söylenecek, kalplerde ve belleklerde yaşayacak ve yaşatılacaktan





Bir Yorum Yazmak İster misiniz?