24 Adet İnsanın Savunma Mekanizmasına Açıklamalı Örnekler

0

Savunma mekanizmaları nelerdir? Savunma mekanizmalarına örnekler, özellikleri, hakkında bilgi.

İnsanın Savunma Mekanizmaları


SAVUNMA MEKANİZMALARI

Savunma mekanizmaları, engellenme ve çatışma sonrasında oluşan stres ve hayal kırıklığının etkisini azaltan duygu, düşünce ve davranışlardır.

1. Bireyin psikolojik bütünlüğünü ve dengesini korumayı amaçlar.

2. Savunma mekanizmaları genellikle bilinçli tepkiler değildir. Kişi kullandığı savunma mekanizmalarının anlamının farkında olmaz.

3. Her insan, psikolojik bütünlüğünü korumak, benlik değerini korumak ve strese karşı korunmak için bu mekanizmaları kullanabilir.


4. Savunma mekanizmaları kaygıyı azaltmada etkindir ve yaşamımızda ortaya çıkan zor durumları atlatmamıza yardımcı olur.

5. Savunma mekanizmaları asıl sorunu çözmez, sadece sorunla ilgiyi kaygıyı azaltır. Başka bir ifade ile bireye zaman kazandırır ama sorunu tam olarak çözmez. (Belirtileri yok eden ama tedavi etmeyen ilaçlar gibi) (Pansuman tedavi gibi)

6. Savunma mekanizmaları sürekli kullanılırsa, bu durum onda bazı ruhsal hastalıklara yol açabilir.

7. Savunma mekanizmaları bireyin egosunu (benlik) korur, bu nedenle ego savunma mekanizmaları olarak da adlandırılabilir.


1. Bahane bulma (Mantığa bürünme-neden bulma-rasyonelleştirme)

Bireyin kişisel yetersizliğinden dolayı, gerçekleştiremediği istek ve arzuları karşısında yetersizliklerini veya başarısızlıklarını mantıklı gösterme çabasıdır. Bahane bulma mekanizmasının iki amacından söz edilebilir; Bunlardan biri, bir hedefe ulaşmayı başaramadığımız zaman bundan duyduğumuz hayal kırıklığını hafifletmek; ikincisi ise, davranışımız için kabul edilebilir nedenler sağlamaktır.

Örnekler; Ezop masalında Tilki, ulaşamadığı üzüme “ekşi” olduğu için almak istemediğini söylemesi; Üniversite sınavını kazanamayan birinin “zaten kazan-saydım gitmeyecektim” demesi; Eşeğinden düşen Nasrettin Hoca’nın “zaten inecektim” demesi; Kedinin uzanamadığı ciğere “murdar” (pis) demesi; Geline oyna demişler “yerim dar” demiş, yerini genişletmişler “yenim (elbisem) dar” demiş; Çok para harcayarak büyük borçlar altına giren kişinin “Borç yiğidin kamçısıdır.” demesi;

Bazen bireyler olumsuz bir durumda çaresizliklerini ileri sürerek de bahane bulma mekanizmasını kullanmış olurlar.

Örnek; Aşırı süratli araba kullanan sürücünün önüne çıkan yayaya çarpmamak için duvara çarptığında “ne yapsaydım yani, adama mı çarpsaydım?” demesi gibi. Burada sürücü kazanın asıl nedeni olan süratli araba kullanma davranışını-kabahatini gizlemektedir.

Örnek; Kopya çekerken yakalanan bir öğrenci, “kopya çekmeyip sınıfta mı kalsaydım?” derken çaresiz görünse de çalışarak sınıfını geçme ihtimalini unutturduğu gözlenmektedir.

2. Yansıtma (projeksiyon)

Bu mekanizmada kişi, toplumca hoş karşılanmayan eksikliklerini, yetersizliklerini, kişisel özelliklerini başkasında görür, başkasına atar. Bu mekanizmanın bir başka şekli suçu (kabahati) üstünden atma şeklinde ortaya çıkar. Buradaki amaç toplumun onaylamadığı ancak bireyde var olan özelliklerin baskısından kurtulmaktır.


Örnekler; Dedikoducu birinin arkadaşını dedikoduculukla suçlaması; Yalan söyleme alışkanlığı olan birinin arkadaşlarını yalancılıkla suçlaması; Rüşvet alırken yakalanan bir memurun tüm memurların rüşvet aldığını İddia etmesi

3. Bastırma (Bilinçaltına atma-Yok sayma)

Kişiyi rahatsız eden acı, üzüntü, elem verici duygu, düşünce ve yaşantıların bilinçaltına bastırılarak unutul-masıdır. Bilinçaltına atma sürekli devam ederse kişide ruhsal bozukluk, doyumsuzluk, sıkıntı gibi belirtiler ortaya çıkar.

Örnekler; Sevilmeyen biriyle olan randevunun unutulması; Deprem olayını yaşayan birinin zamanla bu olayın olumsuz etkilerini veya gelecekte yine olabileceği ihtimalini unutması; Geleceğe ait planlar yaparken ölümün unutulması

4. Gerileme

Sorunların çözümlenememesi gibi durumlarda ortaya çıkan doyumsuzluk ve kaygı hallerinde, kişinin çocukluk ve gençlikteki gelişme dönemlerine dönmesidir. Gerileme daha çok 4-5 yaşlarındaki çocuklarda görülür.

Örnekler; kardeşi olan bir çocuğun kendisine gösterilen ilginin azalması sonucu parmağını emmeye başlaması veya altını ıslatması; Yaramazlık yapan çocuklarına söz dinletemeyen annenin öfkesinden ağlaması.(çocuklar gibi); Bir gencin istediği cep telefonunu babasına aldırmak için çocuksu bir şekilde konuşması

• Gerileme yetişkinlerde de görülebilir. Yetişkinlerde karşılaştıkları bir soruna yetişkince bir yaklaşımla uygun çözümler bulamayınca çocukların kullandığı davranışlara dönerler, (susma, bir köşeye çekilme, bön bir ifade takınma)

5. Özdeşim kurma (özdeşleşme)

Başarısızlıklar, engellemeler ve yılgınlıklar karşısında, bireyin hoşlandığı bir alanda başarılı kişi ya da kişilerle kendisini bir sayması özdeşleşmedir veya kişinin başkalarını örnek alarak onlar gibi hissetmesi, düşünmesi ve davranması durumudur. Kişi, özdeşim kurduğu kişinin birçok özelliğini önce taklit eder sonra benimsemeye başlar. Yetişkin dönemlerde özdeşleşme kişinin benlik değerini koruma ve artırma amacına yöneliktir.


Örnekler; Fanatik bir taraftarın televizyonda izlediği maçta tuttuğu takımının başarısı karşısında arkadaşlarıyla tartışırken “biz kazandık” demesi; Gittiği dershaneden KPSS derecesi çıkan öğrencinin “KPSS'”de derece yapan Ceren var ya, işte o benim sınıf arkadaşım” demesi; Anne-babanın çocuklarının başarılarını kendi başarılarıymış gibi görmeleri “kimin oğlu” demeleri. “Ağaca çıkan keçinin dala çıkan oğlağı olurmuş”

6. Kaçma

Bireylerin uyulması veya çözülmesi güç olan problemlerle veya engellerle karşılaşmaları sonucunda bunların meydana getirdiği kaygıdan kurtulmak için gerçekleri görmezlikten, duymazlıktan, bilmezlikten gelmesi(Üç maymunu oynama) veya onlardan uzaklaşması çabasıdır. Sık sık kullanılırsa kişi hayal dünyası içinde yaşamaya başlar.

Örnekler; Yaramazlık yapan çocuğun annesinin kendisine seslenmesini duymazdan gelmesi; Öğrenci olmadığı halde öğrenci bileti kullanan birinin şoförün “kimliğini göster” sesini duymamış gibi yaparak arka tarafa doğru yürümeye devam etmesi; Kırmızı ışıkta geçen sürücünün polisin uyarısını duymamış gibi yoluna devam etmesi.

7. Hayal kurma

Bireylerin engellenen güdü ve isteklerini olmasını istedikleri gibi düşünmeleri, bu güdü ve isteklerini hayal dünyasında doyurmalarıdır.

Örnekler; Çok fakir bir kimsenin gerçekte olmayan zengin bir akrabasından yüklü bir miras kalacağını düşünmesi; Kursiyer KPSS öğrencisinin kendisini atanmış olarak hayal etmesi; Aç tavuğun kendini darı ambarında görmesi; Çok borcu olan birinin piyangodan para kazandığını hayal etmesi.

8. Karşıt tepki geliştirme

Bu savunma mekanizması, gerçekte hissedilen duyguların tam aksi davranış sergilendiği zaman kendini ortaya çıkarır. Gerçek duygularımızı göstermek, içinde bulunduğumuz duruma uygun düşmeyeceğinden, gerçek duygularımıza zıt, fakat o durum içinde kabul edilebilir duyguları göstermeye başlarız. Bu duruma karşıt tepki geliştirme mekanizması adı verilir.

Örnekler; Çok sevdiği bir kişinin yaptığı pırasa yemeğini beğenmeyen birinin ‘Harika bir yemek yapmışsın. ilk defa böyle nefis pırasa yemeğini yedim.’ Demesi; Aşırı inatçı birinin uzlaşmacı tavırlar sergilemesi; Yaşlı annesiyle yaşamak ve ona bakmak zorunda olduğu için evlenemeyen bir genç annesine karşı öfkeli veya kırgın olabilir, Ancak bu durum kabul edilemeyecek bir durum olduğundan, tam tersi bir davranış sergileyerek kendisini annesini çok sevdiğine inandırması ve öyle davranması.

9. Yadsıma (inkar)

Bireyin olumsuz ve kaygı verici durumu kabullenememesi, inkâr etmesi şeklinde ortaya çıkan savunma mekanizmasıdır. Yâdsıma tepkisinin gösterilmesinin nedeni; bireyin karşılaştığı durumun dayanılması çok zor olan bir durum olması ve o an inkâr edilerek bunalımdan kurtulmaya çalışılmasıdır.

Örnekler; Ölümcül hastalığa yakalanmış çocuğun anne-babası, beklenen sonuçtan haberdar oldukları halde durumun çok kötü olduğunu bilmiyormuş gibi davranmaları; hastasına yanlış tedavi uygulayan bir doktorun durumu anladığı an hatasını kabul etmemesi; Çok sevdiği bir yakını ölen kişinin, haberi aldığında durumu inkâr etmesi; hastanede yaptığı tahliller sonucu kanser olduğunu öğrenen kişinin “bunda bir yanlışlık var. Belki de tahliller karışmıştır” demesi.

10. Ödünleme (telafi)

Kişinin engellenen üstün olma ve beğenilme isteğini, üstün olabileceği ve beğenileceği başka alanlara yönelerek telafi etmesidir. Böylece engellenme sonucu kaygıya düşen kişi, başka alanda elde ettiği başarıyla kendine olan saygınlığını sürdürebilir. Bireyi ödünleme davranışına iten asıl neden ise, üstün olma, kendini gösterme veya dikkat çekme gibi duygulardır.


Örnekler; Kısa boylu birinin basketçi olamadığı için başarılı bir futbolcu olmaya çalışması; Yakışıklı olmayan kişinin ünlü bir yazar olmaya çabalaması;

11. Yüceltme

insanların fiziksel ve sosyal eksikliklerini toplumun beğendiği alanlara yönelterek tatmin olmalarıdır. Başka bir deyişle yüceltme; fizyolojik ve sosyal motivlerin sebep olduğu ihtiyaç ve arzuların, estetik, zihni ve sosyal alana kanalize edilerek doyurulmasını sağlayan bir mekanizmadır.

Örnekler; Çocuğu olmadığı için hayal kırıklığına uğrayan bir bayanın, bir kreşte veya anaokulunda görev alması; Karşıt cinsten birine ilgi duyan fakat karşılık görmeyen bir kimsenin, tatmin edilmeyen arzularını, resim, müzik veya diğer sanat dallarında meydana getirdiği eserlerle gidermeye çalışması; çok zengin olan ancak çocukları ölen bir kişinin okul, yurt, hastane veya çocuk parkı yaptırması; Saldırganlık gibi bir özelliğe sahip birinin boksör olması.

12. Pollyanna (tatlı limon)

Bireyin her türlü olumsuzlukta ve başarısızlıkta olumlu ve güzel yanlar bulma çabasıdır. Bahane bulmaya benzemekle birlikte bu mekanizmada birey olumsuz durumu kabul eder ve kendini avutur, (bardağın sürekli dolu tarafını görme)

Örnekler; Trafik kazasından yaralı olarak kurtulan ve arabası paramparça olan kişinin “cana geleceğine mala gelsin” demesi; Televizyondaki yarışmayı kaybeden birinin “olsun önemli olan yarışmaya katılmaktı.” demesi; KPSS’den iyi puan alamadığı için atanamayan bir öğrencinin “atansaydım da gitmeyecektim zaten” demesi; işten çıkarılan birinin “Zaten iyi bir tatile ihtiyacım vardı.”demesi

13. Saplanma

Birey gelişen bir varlıktır. Fakat buna rağmen gelişimin herhangi bir noktasına saplanma (takılma) olur ve dürtüler bir noktaya toplanarak ileri gitmez.

Örnek; Çocukluğunda anneye aşırı bağlanan bireylerde evlenememe, karşı cins ile olumlu ilişkiler kuramama gibi. Freud bu durumun daha çok fallik döneme saplananlarda görüldüğünü söylemiştir.

14. Yer (yön) değiştirme

Bireyin asıl hedefe yöneltemediği öfkesini veya kızgınlığını başka kişi veya nesnelere yöneltmesidir. Başka bir deyişle kişinin öfkesini gücünün yetmediği hedeften gücünün yettiği hedefe yöneltmesidir. Bunun nedeni, öfkenin asıl hedefe yöneltilmesinin birey için tehlikeli veya sorun getirici özellikte olmasıdır.

Örnekler; Patronundan laf işiten işçinin evde hanımına bağırıp çağırması; gol yiyen kalecinin kale direklerini tekmelemesi; dersten atılan öğrencinin çıkarken kapıyı hızla çarpıp kapatması; “kızın dövmeyen dizini döver”; “Eşeğini dövmeyen semerini döver”; “Bir pire yüzünden yorgan yakmak.”

15. Diğergamlık (Özgecilik)

Bireyin kendini başkalarına adamasıdır. Kendinden önce başkalarını düşünmesidir. Maddi ve manevi çıkar gözetmeksizin başkalarının dertleriyle dertlenmesi ve onların yardımlarına koşmasıdır. Örneğin, diğergam biri ‘Ateş düştüğü yakar değil ateş önce benim ciğerimi yakar.” der.


16. Çarpıtma

Bireyin olayları kendi ihtiyaçlarına göre yorumlaması-dır. Var olan durumu gerçek olmayan bir şekilde işine geldiği gibi algılamasıdır. Örneğin, bir gencin sevdiği kızın davranışlarını aslında öyle olmadığı halde kendisinden hoşlandığı şeklinde yorumlamasıdır.

17. Duygusal yalıtma (izolasyon)

Bireyin yaşamış olduğu hoş olmayan olayları duygularından soyutlanarak(adeta bir robot gibi)hatırlaması ve anlatmasıdir. Örneğin, kazada annesini kaybeden bir kişinin olayı duygusuz (üzülme emaresi göstermeksizin) bir şekilde anlatması.

18. Entelektüelleştirme (Düşünselleştirme)

Bireyin istenmeyen(hoş olmayan-olumsuz) bir duçum ya da problem karşısında, entelektüel düzeyde (bir nevi bilimsel) açıklamalar getirmesidir. Örneğin, babası ölen bir bireyin babasının ölümünü, yaşlılığın bedende meydana getirdiği fizyolojik ve biyokimyasal nedenlere dayanarak açıklaması.

19. Şakaya vurma

Bireyde kaygı oluşturan olayların ve problemlerin ciddiye alınmayarak şaka yoluyla geçiştirilmesidir. Örneğin, öğretmenin verdiği basit bir ödevi yapamayan bir öğrencinin sınıf arkadaşlarına kendi beceriksizliğini şakaya vurarak (ne kadar da aptalmışım…) anlatması.

20. Eyleme dökme

Bireyin yaşadığı olumsuz durumlar neticesinde düşünmeksizin sözel ya da bedeni tepkiler vermesidir. Birey yaşadığı duygu yükünü kaldıramayacak seviyede olduğu için ani tepkiler verir. Örneğin, sınıfta kaldığı için aşırı strese giren bir öğrencinin arkadaşlarına bağırıp çağırması veya birine tokat atması.

21. Kilitlenme

Bireyin olumsuz bir durum veya olay karşısında tepkisiz kalması başka bir deyişle buz kesilmesidir. Eyleme dökmenin tersi olarak da görülebilir. Örneğin, geceleyin su içmek için mutfağa giden birinin aniden karşısına çıkan hırsızdan dolayı adeta donup kalması.

22. Pasif davranış

Bireyin çevresindeki insanlara hissettiği olumsuz duyguları fiziksel ve ya da sözel saldırganlım biçiminde değil de, pasif bir şekilde bunu göstermesidir. Örneğin, derste sürekli yaramazlık yapan bir öğrenciye öğretmenin ilgisiz davranması, sorularını yanıtlamaması veya öğrenciyi görmezden gelmesi.

23. Yapma-Bozma

Bireyin yaptığı olumsuz bir davranışın sonucunda duyduğu suçluluk-pişmanlık duygusundan kurtulmak için bir dizi tepkide bulunmasıdır. Örneğin, öğrencinin sınıfta yaptığı yanlış bir davranıştan dolayı öğretmenden özür dilemesi, affını istemesi.

24. Bedenselleştirme-Organlaştırma

Bireyin yaşadığı psikolojik sıkıntıların kendisinde fizyolojik problemler oluşturmasıdır. Birey, problemi bedenselleştirerek psikolojik sıkıntıdan kurtulmaya çalışır. Örneğin, aşırı kaygı ve stres yaşan bir bireyin yüzünde sivilceler çıkması ve ayaklarının tutmadığını-yürüyemediğini dile getirmesi





Bir Yorum Yazmak İster misiniz?