A Harfi İle Başlayan Eş Anlamlı Kelimeler

0

Türkçede bulunan A harfi ile başlayan eş anlamlı sözcükler, kelimeler listesi ve anlamları. A Harfi İle Başlayan Eş Anlamlı Kelimeler

A Harfi İle Başlayan Eş Anlamlı Kelimeler

abanmak: 1. yaslanmak. 2. dayanmak. 3. yüklenmek. 4. çullanmak,

abartı: mübalâğa,


abartılı: mübalâğalı,

abartmak: 1. mübalâğa etmek. 2. şişirmek. 3. büyütmek,

abece: alfebe. abecesel: alfabetik,

abes: lüzumsuz, gereksiz, boş.

abide: anıt.


abideleşmek: anıtlaşmak, abluka: kuşatma, sarma,

abuk sabuk: 1. boş, anlamsız. 2. saçma sapan,

abstre: soyut,

abullabut: hantal, kaba.

abus: somurtkan, çatık, acaba: acep.

acar: 1. taşkın, atılgan. 2. güçlü, cesur. 3. becerikli, acayip: tuhaf, garip, yadırganan, değişik.


acele: tez, çabuk, ivedi, süratli, hızlı, hemen,

aceleci: ivecen.

Acemce: Farsça, acemi: 1. toy, beceriksiz. 2. bilgisiz,

acemilik: toyluk,

acep: acaba.

acı: 1. üzüntü, ıstırap. 2. dokunaklı. 3. keskin. 4. tiz. 5. kederli,

acıklı: 1. üzücü, dokunaklı, hazin. 2. trajik. 3. dramatik..


acıma: merhamet, duygulanma, etkilenme,

acımasız: merhametsiz, zalim,

acımaz: zalim,

acil: süratli, ivedili,

âciz: 1. beceriksiz. 2. güçsüz,

acun: 1. dünya, âlem. 2. kainat. 3. evren.

aç: 1. yoksul, parasız. 2. haris. 3. fakir,


aç gözlü: tamahkâr, doymaz, haris,

aç gözlülük: tamah,

açı: 1. yön. 2. görüş,

açıcı: ferahlatıcı, güzelleştirici.

açık: 1. belli. 2. belirgin. 3. engelsiz. 4. aleni. 5. belli. 6. sarih. 7. boş. 8. örtüsüz.

açık artırma: müzayede,

açıkça: net, alenen, aşikâre, düpedüz,

açıkgöz: kurnaz, uyanık, açıklama: 1. izah, itiraf. 2. ifşa. 3. tavzih. 4. şerh. 5. tefsir. 6. yorum,


açıklık: 1. aydınlık, çıplaklık. 2. genişlik, en. 3. mesafe. 4. sarahat. 5. vuzuh. 6. uzaklık,

açıktan: bedava, karşılıksız,

açık yürekli: samimî, açık kalpli.

açılış: küşat.

açılma: (açılmak) 1. ferahlamak. 2. bollaşmak. 3. delinmek. 4. yırtılmak. 5. anlamak,

açıölçer: iletki, gönyemetre.

açlık: 1. kıtlık, 2. yoksulluk,

ad: isim, nam, şöhret, mahlas.

adabımuaşeret: görgü,

adale: kas

adalet: 1. hakkaniyet. 2. doğruluk. 3. eşitlik,

adaletli: adil.

adam: 1. insan. 2. erkek. 3. mert.

adamak: niyet etmek,

adamakıllı: iyice, güzelce, enikonu, gayet, kıyasıya,


adamcıl: sokulgan, evcil, ehli.

adamsendeci: ilgisiz,

adamsız: yalnız,

adap: 1. Töre. 2. Yol, yordam.

adaptasyon: uyarlama, uyma.

adapte: uyarlanmış,

adavet: düşmanlık.

aday: namzet,

adçekme: kura.

adem: yokluk, ölüm.

âdem: adam, insan,

âdemoğlu: insanoğlu, kişioğlu.

adet: sayı, tane.

âdet: 1. alışkanlık, huy. 2.görenek,

adeta: bayağı, basbayağı, enikonu,


adıl: zamir.

adına: hesabına, namına,

adi: bayağı, aşağılık, sıradan,

basit, değersiz,

adil: adaletli, insaflı, haktanır.

adilâne: adaletçe, hakça, insaflıca,

adli: tüzel,

af: bağışlama.

afaki: 1. dereden tepeden, gelişigüzel. 2. objektif, nesnel.

afallamak: şaşırmak, aferin: bravo.

afet: 1. yıkım. 2. belâ. 3. kırım.

affetmek: bağışlamak,

afili: gösterişli,

afif: iffetli, temiz, afiyet: esenlik, sağlık,

afsun: büyü.


afsuncu: büyücü,

ağababa: dede.

ağarmak: 1. beyazlamak. 2.aydınlanmak, ağartmak: beyazlatmak,

ağı: zehir.

ağır: 1. (kilosu) fazla. 2. değerli. 3. çetin, güç. 4. yüklü, yükümlü. 5. dokunaklı. 6. şiddetli. 7. sıkıntılı. 8. yavaş.

ağırbaşlılık: 1. sakinlik, dinginlik. 2. ciddilik. 3. temkin, vakur,

ağırlaşmak: fenalaşmak, kötüleşmek, bozulmak,

ağırkanlı: üşengen, ağırlama: ikram,

ağıt: 1. mersiye. 2. sagu.

ağızsız: sessiz, yumuşak huylu.

ağrı: ıstırap, acı.

ahali: topluluk.

ahbap: 1. dost. 2. arkadaş. 3.tanıdık,

ahdetmek: andetmek.

ahenk:uyum.


aheste: yavaş, ağır.

ahit: ant, yemin,

ahize: alıcı.

ahlâk: 1. huy. 2. terbiye. 3. töre.

ahlâksız: 1. sefil. 2. iffetsiz,namussuz,

ahmak: budala, aptal,

ahu: ceylan.

ahval: 1. durumlar, hâller.

aidat: ödenti.

aidiyet: ilgi.

ait: ilişkin.

ajan: casus, temsilci.

ak: beyaz.

akabinde: ardından, arkasından.

akar: akıcı, akışkan, sıvı.


akdem: önce.

akıbet: son.

akıcı: akışkan, sıvı, akar.

akıl: 1. us. 2. bilinç, hafıza, bellek, zihin. 3. fikir. 4. muhakeme,

akıllı: 1. zeki. 2. uyanık. 3.gözüaçık. 4. mutedil,

akılsız: düşüncesiz,

akılâne: akıllıca,

akım: cereyan, akıntı, hareket.

akıntı: 1. akım, cereyan. 2. akma, akış. 3. seyelân. 4. eğiklik,

akide: inanç.

akis: 1. yankı. 2. tepke. 3.zıt, ters, aksi. 4. evirtim,

akit: mukavele, sözleşme,kontrat,

aklen: akılca,

aklıselim: sağduyu,

akraba: hısımlar,

aksan: söyleyiş,

aksi: 1. huysuz. 2. ters. 3. aykırı. 4. çelişik,

aksiseda: yankı,

akşamcı: sarhoş,

aktarmak: devretmek,

aktüalite: güncellik.

al: kırmızı.

ala: alaca, karışık renkli,

âlâ: iyi, fevkalâde,

alabildiğine: azami,

alaca: ala.

alâimisema: gökkuşağı,

alâka: ilgi.

alâkalı: ilgili.

alâmet: 1. belirti. 2. iz. 3.işaret,

alan: saha.

alâyiş: gösteriş, övünme, alçalmak: 1. soysuzlaşmak,

bayağılaşmak, adileşmek, kötüleşmek. 2. inmek,

aldanmak: 1. yanılmak. 2.aldatılmak,

aidatı: hile.

aldatmak: 1. kandırmak. 2. avutmak. 3. yutturmak. 4. dolandırmak 5. tuzağa düşürmek,

aldırmaz: lâkayt, kayıtsız,

aldırmazlık: kayıtsızlık, tasasızlık,

aldırışsız: umursamayan, kayıtsız, aldırmaz, lâkayt.

alelacele: çarçabuk, ivedilikle.

alelâde: 1. basbayağı, olağan. 2. sıradan, bayağı,

âlem: 1. dünya. 2. cihan. 3.evren. 4. eğlence,

aleni: belli,

aleyh: karşı, karşıt,

alfabe: abece,

algı: idrak,

alıcı: müşteri,

alık: şaşkın, düşüncesiz,

alımlı: çekici, güzel, cazibeli.

alıngan: duygulu,

alınmak: incinmek, gücenmek.

alın yazısı: talih, mukadderat,

alışmak: 1. ısınmak. 2. duygusuzlaşmak. 3. dadanmak. 4. intibak,

âlicenaplık: cömertlik, şereflilik,

âlim: bilgin, alkolik: sarhoş,

alkışçı: şakşakçı.

Allah: 1. Mevla. 2. Çalap. 3. Hak. 4. Huda.

allahlık: saf.

alp: yiğit, er, kahraman,

altüst: karmakarışık,

alternatif: seçenek,

altıntop: greyfurt,

altıpatlar: toplu tabanca,

ama: 1. lâkin. 2. fakat,

âmâ: 1. kör. 2. cahil,

amaç: 1. gaye, güdü, hedef. 2. erek, maksat, kasıt, garaz. 3. emel, murat. 4. ülkü, ideal. 5. niyet. 6. azim.

amade: hazır.

amansız: insafsız, acımasız,

ameliyat: 1. uygulama. 2.operasyon,

amele: işçi. amil: etken.

amir: 1. buyuran, buyurucu. 2. üst.

amiyane: 1. basit. 2. değersiz.

amme: 1. topluluk. 2. kamu.

amut: dikme, ana: 1. anne. 2. valide,

ana: 1. temel. 2. asli, esas.

anadan doğma: 1. çıplak. 2. doğuştan.

anafor: kazanç,

anaforcu: bedavacı,

analiz: tahlil, çözümleme,

anamal: sermaye,

anane: gelenek, töre.

ananevi: geleneksel, gelenekli.

andavallı: budala,

andetmek: ahdetmek,

andıran: benzeyen, eş, benzer.

andırmak: benzemek, çekmek (birine), hatırlatmak,

anı: hatıra.

anılmak: hatırlanmak, yadedilmek.

anıt: abide.

ani: apansız, ansızın, birdenbire, hemen,

aniden: hemen, anket: 1. soruşturma. 2. araştırma.

anlam: 1. mana. 2. kavram,

anlamak: 1. akıl etmek. 2. soruşturmak. 3. idrak etmek. 4. sezmek, farketmek. 5. bilgisi olmak.

anlamdaş: eşanlamlı,

anlamlı: manalı, imalı, manidar, mantıklı,

anlamsız: manasız, boş, kuru, yavan, mantıksız,

anlaşmak: 1. uyuşmak. 2. sözleşmek, kavilleşmek. 3. bağdaşmak. 4. kaynaşmak. 5. uzlaşmak. 6. barışmak.

anlaşmazlık: ihtilâf, aykırılık, geçimsizlik, birleşmezlik.

anlatım: 1. ifade. 2. nakletme, hikâye etme.

anlatmak: 1. açıklamak. 2. aydınlatmak, açmak. 3. yorumlamak. 4. açımlamak. 5. tafsil etmek,

anlayış: 1. düşünce. 2. izan. 3. zihniyet. 4. müsamaha,

anlayışlı: zeki, müdrik, ferasetli.

anlayışsız: düşüncesiz,

ant: 1. yemin. 2. antlaşma, ahit.

antika: 1. eski. 2. tuhaf.

antipati: 1. sevmezlik. 2. soğukluk, antipatik: sevimsiz, soğuk, antre: giriş.

antreman: 1. egzersiz. 2. idman, spor.

apaçık: belli, görünür,

aşikâr, sarih.

apansız: aniden, ansızın, birdenbire,

aparmak: sürüklemek, çekip götürmek,

apar topar: acele,

apse: 1. çıban. 2. şişlik,

aptal: budala, akılsız,

abdesthane: ayakyolu, tuvalet.

ar: utanma.

ara: 1. aralık, açıklık. 2. fasıla. 3. içinde. 4. karşılıklı ilgi. 5. an, esna.

arabozan: fitneci, münafık,

aracı: vasıta, arabulucu, komisyoncu, simsar,

araç: vasıta, vesait, alet, teçhizat,

arakçı: hırsız.

araklamak: çalmak, aralıklı: seyrek,

aramak: 1. araştırmak. 2.yoklamak,

aranmak: 1. araştırılmak. 2. yoklanmak. 3. arzu edilmek. 4. özlenmek.

ara sıra: bazen, zaman zaman,

arasız: sürekli,

araya girmek: karışmak,

araz: belirti,

arbede: patırtı, kavga,

arı: temiz, saf.

arılık: zayıflık, sadelik,

arınmak: temizlemek,

arıza: engel.

arızalı: bozuk, dalgalı, engebeli,

arif: bilgili.

arka: 1. geri, sırt. 2. son. 3.art. 4. koruyucu, yardımcı,

arkadaş: dost.

arkalamak: korumak,

arlanmak: utanmak,

armağan: 1. hediye. 2. ödül.

armağan etmek: bağışlamak.

arsız: utanmaz, yılışık, yüzsüz, art: arka.

artakalan: artık, fazla, artmış, ziyade, artırım: tasarruf, tutum, iktisat.

artmak: çoğalmak.

arz: 1. sunmak. 2. yeryüzü.

arzu: istek, dilek, heves,sevda,

arzuhal: dilekçe,

asabi: sinirli,

asabileşme: kızma,

asal: esas, başlıca,

aslî. asalet: soyluluk,

asayiş: güvenlik, düzenlik,

emniyet, asgari: en az.

asıl: gerçek, kök.

asır: 1. yüzyıl. 2. çağ.

asi: başkaldıran, isyancı,

asil: 1. soylu. 2. esas, gerçek,

asistan: yardımcı,

asla: hiçbir zaman, katiyen,

asli: 1. baş, temel. 2. esas. 3. ana.

asmak: 1. tutturmak. 2. sarkıtmak, sallandırmak. 3. takmak. 4. boş vermek, ertelemek, bırakmak,

asrî: modern,

ast: alt.

asude: sessiz, rahat, aş: yemek.

aşama: rütbe, derece, aşağılık: 1. adilik. 2. değersiz.

âşık: 1. vurgun, düşkün, çok seven. 2. ozan. 3. sevdalı. 4. meşhur, ünlü kişi.

aşınmak: yıpranmak,

aşırı: taşkın, çok zorlu, fevkalâde,

aşırmak: çalmak,

aşikâr: belli.

aşikâre: açıkça, saklamadan,

aşina: dost, bildik, tanıdık,

aşinalık: tanışıklık,

atak: cüretkâr.

ataklık: cesaret,

atamak: tayin etmek,

atelye: işlik.

ateşlemek: 1. tutuşturmak. 2. kışkırtmak.

ateşlenmek: 1. hararetlenmek, ısısı artmak. 2. aşka gelmek.

ateşli: coşkun, hararetli,

atıcı: 1. nişancı. 2. yalancı, palavracı,

atılgan: girişken, korkusuz, cüretkâr.

atılganlık: cesaret,

atılım: hamle,

atımcı: hallaç,

atışma: kavga,

atıştırmak: yemek,

ati: gelecek, yarın,

atik: çevik, kıpırdak,

atlatmak: kurtulmak,

atlı: süvari,

atmak: fırlatmak,

atölye: işlik,

aval aval: aptal aptal,

avam: halk.

avanta: 1. kazanç. 2. beleş. 3. bedava,

avare: işsiz, avane yardakçılar,

avlamak: 1. yakalamak, tutmak. 2. kandırmak, aldatmak.

avlanmak: 1. yakalanmak. 2.avcılık etmek,

avrat: kadın.

avunmak: oyalanmak, teselli.

avutmak: yatıştırmak, oyalamak,

ayaklanma: isyan,

ayan: belli, açık.

ayartmak: 1. kandırmak, aldatmak,

ayazlamak: 1. soğumak. 2.donmak, üşümek,

aydın: münevver,

aydınlatmak: ışıtmat, tenvir,

ayıbalığı: fok balığı,

ayıklamak: temizlemek,

ayıp: 1. kusur, eksiklik. 2. leke, damga,

ayıplamak: kınamak, ayırmak: 1. seçmek. 2. tutmak. 3. yeğlemek,

aykırı: 1. ters. 2. karşıt. 3.münasebetsiz,

aylak: işsiz,

aylakçılık: avarelik,

aymak: ayılmak, uyanmak.

aymaz: gafil,

ayraç: parantez,

aynı: eş, benzer, ayrı: 1. ırak. 2. yalnız. 3. tek.

ayrıksız: istisnasız,

ayrıcalık: imtiyaz,

ayrılmak: gitmek, uzaklaşmak,

ayrım: fark.

ayrışık: 1. aykırı karşın. 2.türlü, çeşitli,

ayrıntı: teferruat, detay, tafsilât,

ayyaş: sarhoş.

az: eksik, noksan, biraz, kıt,seyrek,

aza: üye.

azade: serbest, özgür,

azadetmek: 1. koyuvermek, serbest bırakmak. 2. özgür kılmak,

azaltmak: eksiltmek, çıkarmak, indirmek,

azamet: ululuk,

azami: maksimum,

azap: sıkıntı.

azarlamak: 1. paylamak. 2. çıkışmak. 3. terslemek.

azat: hür, serbest.

azıcık: biraz.

azık: nevale, gıda.

azılı: azgın, yaramaz.

azınlık: ekalliyet.

azil: atma, çıkarma, bırakma.

azim: 1. kararlılık. 2. sebat.

aziz: 1. ermiş, eren. 2. sevgili.

azizlik: muziplik, şaka.

azletmek: 1. çıkarmak. 2.uzaklaştırmak,

azman: gelişmiş, iri.

azmetmek: karar vermek.

EŞ ANLAMLI KELİMELER SÖZLÜĞÜ

A – B – C – Ç – D – E – F – G – H – I – İ – J – K – – M – N – O – Ö – P – R – S – Ş – T – U – Ü – V – Y – Z



Yorum yapılmamış

Bir Yorum Yazmak İster misiniz?