Abdülhak Hamit Tarhan’ın Edebi Kişiliği

0
Advertisement

Makber isimli eseri ile oldukça meşhur olmuş olan büyük Türk şairlerinden kabul edilen Abdülhak Hamit Tarhan’ın edebi kişiliği hakkında bilgiler.

Abdülhak Hamit TarhanAbdülhak Hamit Tarhan, Türk edebiyatının, derinliğine fikir ve felsefeye yönelen en güçlü şairlerinin başında gelir. Onun hemen hemen bütün eserlerindeki başlıca konu, evren ve insanlık alanındaki araştırıcı düşüncelerdir. Duygu ve düşüncelerinde daima günlük hayatımızın çok ötelerindeki büyük, biraz karanlık meselelerle, şüphelerle bunları çözme, aydınlatma çabası üstün gelir.

Şairin bir özelliği de; duygu ve düşüncelerini, çok zaman, birbirine tamamen zıt fikir ve ifadelerle belirtme yolunu tutmasıdır. «Makber»deki iç, ruhi tezatlarla, «Eşber»de ki dış, beşeri tezatlar Abdülhak Hâmit’in şiirinin en göze çarpan karakterleri arasında yer alır.

Abdülhak Hâmit Tarhan, özellikle, tiyatrolarının konularının hemen hepsini başka ulusların tarihlerinden almış olmakla birlikte, kendi öz yurdunun meseleleriyle de ilgilenmiştir. Yalnız, ondaki yurt, ulus, özgürlük konuları, yakın arkadaşı Namık Kemal ile ölçülemez. Namık Kemal’in, doğrudan doğruya ortaya koyduğu meseleler, konular Abdülhak Hâmit’in bir kısım eserleri içine, biraz örtülü bir şekilde katıştırılmış gibidir.

Hâmit’in en büyük noksanlarından biri dil hususundaki ihmalkarlığı, belki de başı boşluğudur. Tanzimat edebiyatı ile birlikte Türkçe’de, eskiye göre, az çok durulaşma başlamış olduğu halde, şair, bu durulaşma hareketine pek yakınlık göstermemiştir. Eserlerinde zaman zaman Osmanlıca’yı bile aşan bir dil kullanmıştır. Dilde olduğu gibi, eserlerinin şekil yapısında da ihmalci, dağınıktır. Eserlerinin çoğunu vücuda getirirken, çok vakit gerekli ayıklamaları yapmadığından, çok güzel hayallerin, fikirlerin yanı başında zaman zaman son derece zevksiz, değersiz söyleyişlerle karşılaşmak her an mümkündür. Bu ayıklama umursamazlığı, canlı dile önem vermemek, bazen de şekil hatırı için anlamı feda etmek… gibi davranışlar Abdülhak Hâmit’in dev ölçüsündeki sanat yapısından hayli şeyler alıp götürmüş bulunmaktadır.

Advertisement

Abdülhak Hâmit’in eserlerini, a) Şiirleri; b) Mensur tiyatroları; c) Manzum tiyatroları olmak üzere üç bölümde özetlemek mümkündür.

Şiirleri. — «Sahra», «Belde Yahut Divaneliklerim» adlı kitapları ilk nazım denemelerini toplar. «Garam» da gençlik yıllarında yazdığı bir eserse de, içindeki serbes fikirlerden dolayı, şair bunu ancak 40 yıl sonra ya-yınlıyabilmiştir. Victor Hugo’nun «Fantin» inden etkilenerek meydana getirdiği eser, ilk defa «Bir Sefilenin Hasbıhali», daha sonra da «Kahpe» adı ile basılmıştır. Hâmit’in şiirleri arasında şaheseri olarak kabul edilen «Makber»le birlikte «Ölü», «Bunlar Odur», «Hacle» adındaki kitaplarının hepsi Fatma Hanım’ ın hâtırası için vücuda getirilmiştir. Validem» annesi hakkındaki, «llham-ı Vatan» va «Yadigâr-ı Harb» yurt konusundaki duygularını dile getirir. Şairin, «Bâlâdan Bir Ses», «Tayflar Geçidi», «Ruhlar», «Arziler» adındaki manzum kitapları Tanrı, din, ruh meseleleri üzerinde duran, zaman zaman fanta-ziye ele kaçan, birbirinin devamı eserlerdir. Türkçeleşme gayretiyle yazılmış «Yabancı Dostlar» da sayılırsa Abdülhak Hâmid’in şiir kitapları aşağı yukarı tamamlanmış oîur.

Mensur Tiyatroları. — «Macera-yı Aşk», «Sabr-u Sebat», «İçli Kız» adlarını taşıyan, nesir halindeki tiyatroları ilk kalem denemeleridir.

«Duhter-i Hindu», «Tarık», «İbn-i Musa» ile «eserlerim içinde en edebî kılıklısı» diye tarif ettiği «Finten» bunlardan sonra gelir.

Advertisement

Manzum Tiyatroları. — Başlıcaları «Sardanapal», «Nesteren», «Tezer», «Liberte», özellikle en tanınmış üç eserinden biri olan «Eşber»dir. «Cünun-ı Aşk», «Nazife», «Abdüllah-ı Sagir» ile, konularını Türk tarihinden alan «İlhan», «Turhan» ve en son eseri «Hakan» ikinci, üçüncü plandaki tiyatro eserlerini teşkil eder.


Leave A Reply