Abel Gance Kimdir?

0

Abel Gance kimdir? Abel Gance hayatı, biyografisi, eserleri, filmleri ve sinema kariyeri hakkında bilgi.

Abel GanceAbel Gance; (25.10.1889 – 10.11.1981)

Advertisement

Paris’te bir doktorun oğlu olarak dünyaya gelen Gance, liseyi bitirdikten sonra hukuk fakültesine yazıldıysa da tahsilini tamamlamadı. Bir avukatın yanında çalışmakla beraber “güzel sanatlar”da da şansını denedi. Bir taraftan şiirlerini yayınlayıp tiyatro için piyes yazarken, diğer taraftan da küçük rollerle oyunculuğu denedi. Gance 1908’de ilk senaryosunu yazdı ve bir yıl sonra Leon Perrets’in yönettiği Moliere (1909) filminde ilk sinema rolünü üstlendi.

1915: İlk Deneyler Gance kendi filmlerini çekebilmek için gerekli parayı, 1910’da Leon Gaumont için senaryolar yazarak kazandı. 1911’de “Le film français” (Fransız Filmi) adlı prodüksiyon şirketini kurdu ve aynı yıl La Digue ou pour sauver la Hollande (Bent) adlı ilk filmini çevirdi. Daha sonraki yıllarda bol bol kısa film çekti. Bunların arasında bulunan La Folie du Docteur Tube (1915) filminde Gance, ilk kez sinema için yeni ifade araçları kullanmayı denedi. Örneğin kamerayı sübjektif bir biçimde ayarlayarak oyuncuların bakış açısından olayı vermeye çalıştı ve biçimleri değiştiren dev aynalar kullanarak bir ruh hastasının görüş şeklini inandırıcı bir biçimde yansıttı.

1918: Savaş Karşıtı Filmi Gance Birinci Dünya Savaşı boyunca Fransız ordusu için propaganda filmleri çekti. İlk başarısını 1918’de J’accuse (İtham Ediyorum) adlı filmiyle elde etti. Devlet tarafından finanse edildiği halde, Gance bu yapıtıyla bir propaganda filmi değil, savaşa karşı bir suçlama (savaşta zina önemini yitirir) niteliğinde olan bir film çekti. Gance’ın figüran olarak kullandığı askerler, çekim çalışmaları bitince cepheye dönmek zorundaydılar. Kendilerini bekleyen ölümden emin olan askerlerin yüzündeki korkulu ifade filme iç ezici bir gerçeklik katıyordu. Aynı durum, Gance’ın siperlerde hayatta kalmak için verilen savaşı tespit etmek üzere kullandığı el kamerası için de söz konusuydu.

1922’den Sonra: Yeni Yollar Arayışında Gance 20’li yıllarda sinema sanatının öncülerinden biri olarak gelişmesini sürdürdü. Bir makinist ailesini konu aldığı La Roue (Tekerlek, 1922) adlı birkaç saatlik melodramda Gance, lokomotifin hızlı gidişini mümkün olduğunca doğala yakın bir biçimde beyazperdeye aksettirebilmek için (ayrı ayrı pozisyonların sonradan kesilip yeniden monte edildiği kontrast montajı denilen) hızlı montaj tekniğini kullandı.

Advertisement

1925/26: Napoleon Aslında dokuz saatlik bir film olan Napoleon ile sinema tarihinde 1925/26’da bir dönüm noktasına gelindi. Gance Fransız imparatorunun hayatını konu alan toplam altı film çekmeyi planlamakla beraber, parasal nedenlerle, ancak prolog sayılabilecek ilk filmi gerçekleştirebildi. Bu filme yatırım yapan Alman sanayicisi Hugo Stin-nes filmin çekim çalışmaları bitirilmeden öldü. Filmin tamamlanabilmesi için çalışanlar ücretlerinin büyük bir bölümünü bağışladılar. Gance, kendisi tarafından icat edilen, aynı anda yan yana üç projeksiyona olanak tanıyan bir geniş perde metodu kullandı. Bununla, ancak 23 yıl sonra geliştirilecek olan Sinemaskop tekniğini vaktinden evvel kullanmış oldu. Gance kamerayı hareketli nesneler üzerine tespit etmekle o zamana kadar bilinmeyen bir ritim elde etmeyi başardı. Ne yazık ki Napoleon filmi, gösterime girdikten birkaç ay sonra (1927) sesli filmin ortaya çıkması yüzünden, beklenen başarıya ulaşamadı.

1929’dan Sonra: Sesli Filmler Gance sesli film zamanında da sinemanın devrimcisi olmaya devam etti. La fin du monde (Dünyanın Sonu) adlı filminde, daha çok müzik ve değişik seslere öncelik tanıyarak az sayıda diyalogla yetindi. 1929/30 sıralannda çekilen bu film yönetmeninin kötümser dünya görüşünü de açığa vuruyordu. Buna göre insanlığı tehdit eden büyük felakete rağmen insanlar barışmaya hazır değildir. 1933’ten beri Odette Verite ile evli ve bir kız çocuğu sahibi olan Gance Un grand amour de Beethoven (Beethoven’in Büyük Aşkı) adlı filminde, 1936’da stereo efektler kullandı. 20 yıl sonra da Magirama’da geniş ekran teknikleriyle deneysel çalışmalar yaptı.

İkinci Dünya Savaşı’nın sonu Gance’in yapıtlarına da bir duraklama getirdi. Hırslı projeleriyle yapımcıları korkutunca, filmlerini finanse edecek kimse bulamadı. Gance’ın vermek zorunda kaldığı ödünler filmlerine yaramadı. 1962’de gösterime giren Cyrano et d’Artagnan adlı filmi, gençlik yıllarında çevirdiği filmlerin kalitesine erişemedi ve son sinema çalışması oldu. Gance 1981 yılında, 92 yaşında Paris’te öldü.


Leave A Reply