Aganta Burina Burinata Kitap Özeti – Halikarnas Balıkçısı

1
Sponsorlu Reklamlar

Halikarnas Balıkçısı’nın Aganta Burina Burinata adlı kitabı konusu, yorumlar, kısa özeti, tanıtımı. Aganta Burina Burinata kitabı ile ilgili bilgi.

Aganta Butina Burinata

Aganta Burina Burinata Kitap Özeti – Halikarnas Balıkçısı

Kitabın Adı:Aganta Burina Burinata
Kitabın Yazarı: Halikarnas Balıkçısı

Kitabın Özeti:

Süleyman Kaptan epeydir suskundur, hiç gülmez. O gün küçük oğlunu yanına alarak Milas’ta bakkal Fehmi’yi görmeye gider. Ona kardeşi Davut’un denizde öldüğünü anlatır. Denizciliğin soya çekmek gibi bir şey olduğunu söyler.

Davut daha önce çobanlık yapmış, birdenbire denizci olmaya karar vermiştir. Süleyman bunları anlatırken, oğlu hem onları dinler, hem de büyüyünce babası ve amcası gibi denizci olmayı kurar. Oysa babası her fırsatta denizin kötülüklerinden söz açarak, tutkusunu köreltmeye çalışır. Sonunda, onu Kirpi Halil’in yanına çırak verir. Halil de eskiden denizci imiş. Yelken direğinden düşerek sakatlanmış. Şimdi ayakkabı tamiriyle uğraşır, ama işini sevmez. Deniz özlemi gün geçtikçe içinde büyümüştür. Bu özlemle çırağına denizcilik dersleri verir. Mahmut onu sevinçle dinler.

Süleyman Kaptan, oğluna verilen dersleri öğrenince, hemen çıraklıktan alır.

Okula yazdırır. Fakat, Mahmut okulla uyuşamaz. Komşu kızı Fatma da aynı sınıftadır. İki arkadaş iyi anlaşırlar. Boş zamanlarında kayık yaparlar. Fatma, sık sık babasıyla balığa çıkar. Mahmut heveslenir. Süleyman Kaptan’a yalvararak izin alır. Bir gece birlikte yola çıkarlar. Fakat ağlar kayalara takıldığı için, az balık tutabilirler. Ertesi gün küçük denizci izin almadan Fatmalarla gider. Fırtınaya yakalanırlar. Zorlu bir gece geçirirler. Güç bela Bodrum’a dönerler.

Mahmut’un bir amcası daha vardır : Hakkı Reis. Cimri, huysuz ve suratsız bir adamdır. Kimse aç kalmadıkça onun yanında çalışmak istemez. Tayfalarının canını çıkarır.

Mahmut bütün bunları bilir, ama çaresiz, amcasına gider.

Yalvarır «beni kayığına al, çok çalışırım» der. Hakkı Reis ağabeyi Süleyman’dan çekinir. Ona sormadan almak istemez.

Öte yandan, Fatma da arkadaşına yardım olsun diye, Mahmut’un annesine gider, «oğlunuz denizci olmazsa canına kıyacak, haberiniz olsun!» diyerek onu korkutur. Kadıncağız o gece kocasının gönlünü yapar. Aslında, Süleyman da oğlunu denizden koparamıyacağını anlamıştır.

Küçük tayfa gerekli kağıtlarını Liman Dairesi’nde yaptırarak Hakkı Reis’in kayığına yerleşir. Arı gibi çalışır. O direkten öbürüne inip çıkar. Bir gün fırtına patlar. Kayığın çevresini dev hortumlar sarar. Gökyüzü kararır, tayfalar yelkenleri bağlarlar. Hepsi ecel terleri dökerler. Mahmut ise işin ciddiyetinden habersizdir. Her şeye ilgiyle bakar. Böyle bir fırtınayı ilk kez görmektedir. Neyse ki fırtına uzun sürmez. İzmir Kordonu’na demir atarlar. Orada Mahmut annesinden mektup alır. Babasının iki gün önce denizde kaybolduğu yazılmaktadır.

Aradan günler geçer.

Yine sefere çıkılır Güvertede kuru fasulye pişiren Mazlum’u, amcası, yemeğe çok yağ koydu diye döver. Mahmut dayanamaz, amcasının üstüne atılır. Bu olaydan dolayı başka kayığa geçer. Çok çalıştığı halde ne kendine bir şey alabilir, ne de yoksul annesine iyi bakabilir. Bir süre sonra yaşlı kadın ölür. Mahmut tek başına kalır. Uzun ve çileli yıllar geçirir. Ölüm tehlikeleri, sık sık kayık değiştirmek, yabancı diyarlara gitmek onu iyice pişirir. Birkaç yıl bir gemide ateşçi olarak çalışır. Bir ara memleketine dönmek ister. Amacı, çocukluk arkadaşı Fatma’yla evlenmektir. Fakat umduğu gibi bulamaz Bodrum’u. Çoğu tanıdıklar ölmüştür. Fatma’ya «senin için geldim, evleneceğiz» der. Genç kız yüzünü açar. O güzel yüz yara izleriyle dolmuştur. Üstelik, bir gözü de akmıştır. Babasıyla balığa çıktığı bir gece hasımlarının attığı saçma kurşunlarıyla bu duruma gelmiştir. Mahmut üzülür. Ertesi gün Fatma’nın bilinmeyen bir yere gittiğini duyar. Eski bir tanıdık, kızını ona vermek istediğini söyler. Geniş toprakları, portakal bahçeleri vardır.

Tek kızı olduğu için Mahmut’un denizden vazgeçmesini şart koşar. Birlikte toprakları işleteceklerdir. Genç adam epeydir denizden yılmıştır. Teklifi kabul eder. Evlenirler. Yavaş yavaş toprak işlerini öğrenir.

Üç yıl bu hayata severek katlanır. Sonra, yine deniz özlemi depreşir. Karısı Ayşe niyetini sezer. Ağlar, yalvarır, ama boşuna…

Bir gün Mahmut kumsalda uzanarak hayallere dalar. O sıra tayfalar yeni bir kayığı denize indirirler. Heyecanla «Aganta Burina Burinata» diye bağırırlar. Mahmut birden şahlanmış gibi yerinden fırlar. Aynı anda kayığın iplerine takılarak başını yere vuran bir tayfa denize düşer. Mahmut hemen suya atlar, baygın tayfayı kurtarır. Ama, kaderi de, o anda çizilir : Deniz onu saçlarından yakalamıştır. Artık ondan kaçamayacağını anlar. Varını yoğunu karısına bırakır. Bir daha dönmemek üzere denizlere yelken açar.

Kitap Hakkında Yorumlar ve Yargı

«Deniz sevgisini ve özlemini anlatan bu roman, yayımlandığı zaman -belki de konusunun yeniliği yüzünden- oldukça geniş bir ilgi ile karşılanmış; yazarın edebiyatçılar çevresi dışında, halk arasında da tanınmasını sağlamıştır. Eser, Halikarnas Balıkçısı‘nın sürgünden sonra ikinci kez gidip yerleştiği ve kendisini denizciliğe verdiği Bodrum’da yazılmıştır.» (Cevdet Kudret).


BİR BAŞKA ÖZET

Mahmut, babası Süleyman Kaptan ile Milas’a gitmektedir. Milas’a vardıklarında ahbapları Bakkal Fehmi’nin yanına giderler. Bakkal Fehmi, Süleyman Kaptan’ı çok değişmiş bulur. Süleyman Kaptan’m gözlerindeki neşe ve canlılık kaybolmuştur. Süleyman Kaptan, başından geçen üzücü bir hadiseyi anlatır. Kardeşi Davut’un ölümüne sebep olmuştur.

Bir süre önce Davut, Süleyman Kaptan’ın kayığına tayfa olarak yazılmıştır.

Aynı gün, büyük bir fırtına çıkmış, gemideki herkes yere yatmıştır. Davut âdeta kendisini feda ederek dümende dimdik geminin yürümesini sağlamaya çalışmaktadır. Bu arada rando maçosu, rüzgârda savrularak Davut’un kafasını uçurur. Davut’un başsız vücudu Süleyman Kaptan’in üzerine düşer, her yere kan bulaşır. Bir süre geçtikten sonra ceset koktuğu için denize atmak zorunda kalırlar. Süleyman Kaptan, bu kazadan dolayı kendisini suçlar. Çünkü onun yeterince sıkı bağlamadığı bir parça, Davut’un ölümüne sebep olmuştur. Kardeşinin bir mezarının olmasını bile engelleyen denizi hiç affetmez. Bu yüzden oğlu Mahmut’un asla denizci olmasını istememektedir. Bakkal Fehmi!, olanlara çok üzülür. Bir gün sonra .Bodrum’a dönerler.

Süleyman Kaptan, oğlunu Kirpi Halil’in yanına çırak olarak verir. Kirpi Halil’in dükkânı oldukça kasvetli, karanlık, dar bir mekândır. Dükkânın iki müdavimi Bahçıvan Nusret Ağa ile Kasım Efendi’dir. Her ikisi de iyi görememektedir. Nusret Ağa, fakir, pek çok sıkıntı çekmiş bir kişidir. Topal Murat da tıpkı Nusret Ağa gibi hayatın acımasız yüzü ile karşılaşmış biridir. Oğlu Aliş’in hasreti ile yanıp tutuşmakta, oğlunun ölü mü diri mi olduğunu bilmemektedir. Süleyman Kaptan, oğlunu buraya denizcilikten uzak tutmak için vermiştir.

Oysa Kirpi Halil, deniz sevdalısı bir kişidir ve sürekli denizden bahsetmektedir.

Tamir ettiği ayakkabıları denizcilik terimlerini söyleyerek Mahmut’a göstermektedir. Mahmut, burada herkesle dost olur. Özellikle Halil’in anlattığı deniz yaşamı onu çok etkiler. Mahmut, aynı zamanda mahallei mektebine de devam etmektedir. Mektebi ve hocayı hiç sevmemekte, onun ezberletmek istediği metinleri ezberlememekte, bu yüzden hep azar işitmekte, bazen ide dayak yemektedir. Mahmut, hoca ders anlatırken deniz hayali kurmaktadır. Komşularının kızı ve yakın arkadaşı Fatma onun bu hâline çok üzülmektedir. Bugünlerde Mahmut’u derinden sarsan bir olay olur. Hayatı zorluk içinde geçmiş, Oğlunun hasretiyle yanan Topal Murat ölmüştür.

Mahmut, yine mektepte falakaya yatırılmıştır. Fatma yanına gelerek babasıyla çıkacağı balığa gelmesini teklif eder. Mahmut büyük bir sevinçle kabul eder. Gece, denizde balık tutmak Mahmut için en güzel olaydır. Babasından çok zor izin alır ve Fatma, babası Ateşoğlu ile kayıkta özlediği denize kavuşur. Fırtına çıktığı için yeteri kadar balık tutamazlar, karaya da ancak kürek çekerek sabaha doğru ulaşırlar. Mahmut ilk kez, denizin vefasızlığı Jile karşılaşır. Mahmut bir kez daha onlarla balığa çıkınca denizin onun için vazgeçilmez olduğunu anlar. Mektebi bırakır! Babası ise denizden nefret etmekte, oğlunun istikbalini düşünmektedir. Mahmut, babasının uzun süreliğine sefere çıkmasından yararlanarak denize çıkmaya devam eder. Küçük amcası, cimri Hakkı Reis’in gemisine yazılır. Özlediği açık denizlere doğru yol almaya başlar. Gemide Topal Murat’ın oğlu Aliş’le karşılaşır. Denizde macera dolu günler geçirir. Fırtınada ölen tayfaların nasıl denize atıldığına şahit olur. Amcası Hakkı Reis’in tayfalara ve kendisine acıma tavrı onu zaman zamanı yıldırır.

Mahmut, denizde iken bir mektup alır.

Mektup annesindendir. Babasının, gemisiyle beraber bir seferde öldüğü, bütün serveti olan gemisinin battığı, evi geçindirme işinin ona kaldığı yazmaktadır. O anda tüm dünya Mahmut’un başına yıkılır âdeta. Mahmut, babasının bir sefer sırasında onu denizde görünce, gözleri dolarak, ona acı acı bakışını hatırlar. Babasının okşayıcı, sevgi dolu bir ifadeyle oğluna “Neden böyle ettin?” sözleri altında ezilir. Mahmut, bundan sonra annesine bakmak zorundadır. Ne var ki eline geçen para ile kamını bile duyuramamaktadır. Bir gün cimri amcası ile de tartışarak onun gemisinden ayrılır. Farklı gemilerle değişik yerlere gitmeye başlar. Delikanlı olmaya başlayan Mahmut, annesini de kaybeder. Zamanla denizin haşin yüzü ile karşılaşır. Maddi zorluklar, sıkıntılı bir hayat onu zorlamaktadır. Memleketini, sakin bir hayatı, Erkek Fatma ile evliliği hayal etmeye başlar. Bir gün, memleketine dönmeye karar verir.

Memleketine döndüğünde, ilk işi Ateşoğlu’nun evine gitmek olur. Köyde her şey değişmiştir. Fatma ile görüşemez. Bazı esrarengiz olaylar hisseder. Fatma ile nihayet karşılaşır. Fatma, eski Fatma değildir. Bir balık seferinde, onu kötü emellerine alet edemeyen bazı adamların yüzüne sıktığı kurşunla yüzünün yansı parçalanmış, gözünün biri akmıştır. Mahmut, Fatma’yı çok sevdiği için her şeye rağmen onunla evlenmek istediğini, memlekete onun için döndüğünü anlatır. Fatma, sonra konuşalım, diyerek ondan ayrılır. Ertesi gün Fatma onun hayatını mahvetmemek için köyü terk eder. Mahmut onu çok arar fakat bulamaz.

Mahmut, tekrar denize dönmeye hazırlanırken bir teklifle karşılaşır. Köyün zenginlerinden Zeynel Ağa, kızı Ayşe ile evlenmesini teklif eder. Yalnız denizlere sonsuza kadar veda edecektir. Ayşe ile Mahmut evlenirler. Varlıklıdırlar. Önce çok mutlu olurlar. Mahmut, özlediği sakin hayata kavuşmuştur. Bahçede sebze meyve yetiştirmektedir.! Bir çocukları olacakken çocuk düşer. Gün geçtikçe Mahmut bir toprak adamı olamayacağını anlar. Denizleri her türlü zorluğuna rağmen çok özlemektedir.

Nihayet bir gün, ailesini, zenginliklerini feda ederek asıl sevgilisi olan denizi sonsuza dek tercih eder.


Sponsorlu Reklamlar

1 Yorum

Bir Yorum Yazmak İster misiniz?