Akciğerler Nasıl Çalışır?

0

Akciğerlerin görevleri nelerdir? Akciğerler nasıl çalışır, havayı nasıl temizler, görevleri nelerdir, hakkında bilgi.

akcigerlerAkciğerler Nasıl Çalışır?

Advertisement

Gaz değişimi, mikroskopik üzüm salkımları biçiminde akciğerlerin derinliğinde yeralan içi boş hava keseciklerinde olmaktadır. Akciğer atardamarının kılcal damarları, hava keseciklerini bir ağ gibi sarar ve kirli kanı ince yüzey zarına yaklaştırır. Hava kesecikleri, ince bir sıvı tabakası salgılayarak, yayınına için gerekli düşük yüzey gerilimli ortamı hazırlarlar. Böylece yeniden oksijenlenmiş kan, bedenin her tarafına pompalanarak hücrelere gerekli yakıt maddesi olan oksijeni götürmek üzere akciğer toplardamarları yoluyla kalbe döner.

Soluk alma sırasında göğüsün genişlemesi, diyaframın (kubbeli biçimden çökük biçime geçmesine neden olarak) ve yukarı aşağı sallanan göğüs kafesi kaslarının kasılması ile gerçekleşir.

Göğüs genişleyince, akciğerler de genişleyerek, oylumları arttığından, içlerindeki havanın yoğunluğu azalır ve bir düşük basınç alanı oluşur. Ciğerlerde yeniden normal basınç sağlamak için hava, hızla soluk borusundan içeriye girer. Diyafram ve göğüs kafesi kasları gevşer ve akciğerler göğüs boşluğuyla birlikte eski durumlarına dönerler. Ciğerler daralırken içlerindeki havanın bir kısmı soluk borusundan dışarı atılır.

Normal bir soluk almada (4 – 6 saniyelik aralarla) akciğerlere 0,5 litre hava girer. Bu havanın yaklaşık 1/3’ü bronş ve bronşçuklarda kalır ve ancak geri kalanı hava keseciklerine ulaşır. Aynı şekilde, bir soluk verme sırasında akciğerlerden kabaca 0,5 lt hava çıkarırız. Ancak, her zaman ciğerlerde kalan 1 – 1,5 litrelik yedek havayla, akciğerlerin büsbütün havasız kalmaması sağlanır.

Advertisement

Normal olarak, dinlenme halindeki erkekte soluk alma sayısı dakikada 15 – 16, kadında 18, çocukta yaşı ne kadar küçükse o kadar fazladır. Çok fazla bedensel çaba gösterildiğinde solunum sayısı 30’a, 40’a, hattâ daha yükseğe çıkabilir.

Hava bir kez hava keseciklerine ulaşınca, hava içerisindeki oksijen kana karışır ve karbondioksit de kandan hava keseciklerine geçerek, beden dışına atılır. Asıl görevi (hücre yakıtıyla artık madde değiş tokuşu) dışında, gaz değişimi, kan asiditesinin uygun bir düzeyde tutulmasını sağlar. Solunum hızını düzenleyen, kanın asidite derecesidir. Eğer solunum çok yavaş ise, karbondioksit birikerek kanın hafifçe asitleşmesine neden olacaktır.

Kan asiditesindeki bu değişiklik, beynin soğaniliğindeki ve bedenin öteki yerlerindeki özel hücreler tarafından saptanır. Ve buralardan verilen sinyaller de, solunumun derinliğini ve sıklığını artırır. Böylece kan asiditesi de normal düzeye indirilmiş olur.

Havanın Temizlenmesi

Solunum yolları, soluduğumuz havanın kirliliği ile başedebilmek için kendine özgü temizleyici bir sistem ile donatılmıştır. Üst solunum yollarında bir filtre görevi yapan tüyler (bronş ve bronşçukları örten incecik kıllar) devamlı çalışarak hücre artıkları ve yabancı cisim parçacıkları ile yüklü müküsü yukarıya, boğaza doğru sürüyüp götürürler (bu balgam yutulur ve mide yoluyla atılır). Mikropları da içine alan daha büyük parçacıklar, aşırı müküs salgılanmasına neden olur. Hem öksürük, hem de hapşırma refleksleri bu parçacıkları içeren müküsün hava yollarından dışarı atılmasına yardımcı olur. Solunum yollarının sonlandığı hava kesecikleri ise gezici fagositler (toz parçacıkları ve bakterileri yutan çöpçü beyaz kan hücreleri) ile temiz tutulur.

1. Solunum mekaniği terimi, oksijen ile karbondioksitin değiş tokuşu için havanın akciğerlere girmesini ifade eder. Hava, kıkırdak halkalardan yapılmış esnek soluk borusuna girer. Bu 25 cm boyundaki borunun alt ucu, her biri kendine ait akciğere giden sağ ve sol ana bronşlara ayrılır. Ana bronşların her biri de, daha küçük bronşlara, küçük bronşlar da ortalama 0,5 mm çapındaki 250.000 den tozla bronşçuklara ayrılır. Bunların sonlandığı hava keseciği boruları içi boş hava keseciklerine açılır. Kılcal damarlarla sarılmış bu hava keseciklerinde, gaz değişimi, hava keseciklerinin iç yüzünü örten ve yalnızca tek sıra hücreden ibaret olan çok ince bir zar boyunca olmaktadır. Kirli kan yeniden oksijenlendikten sonra, bedenin tüm canlı hücrelerine pompalanmak üzere kalbe döner. Karbondioksit soluk verme ile akciğerlerden dışarı atılır.

Advertisement

2) Soluk alma sırasında göğüs kafesi genişler ve diyaframın kassı kubbesi aşağıya iner. Böylece akciğerler genişlerken, hava da solunum yollarına girer.Soluk verirken, diyaframın kasları gevşer ve göğüs kafesi eski durumunu alır.

3) Hava gırtlak içerisinden geçerken ses tellerini titreştirerek, sesi meydana getirir. Ses telleri tiröid kıkırdakları ve iki hareketli kıkırdak arasında gerilmiş lifsi büklümlerdir. Gırtlak kapağı yutma sırasında yiyeceklerin içeri kaçmasını önlemek için kapanır. Soluk borusu, çatısını oluşturan kıkırdak halkalar ile desteklenmiştir.

4) Akciğerler, solunum çevriminin merkezidirler. Bu sürecin en önemli öğelerinden biri olan soluma şu basamakları kapsar; 1) soluk verme ile kirli havanın dışarı çıkarılması; 2) soluk alma sırasında oksijenle dolu temiz havanın akciğerleri doldurması; 3) oksijen ile karbondioksitin değiş tokuşu: 4) karbondioksitin atılması.
Temiz kan beden hücrelerine gerekli yakıtı taşımak üzere ana dolaşıma karışır. Soluk verdiğimiz zaman, karbondioksit nemli solunum yollarında toplanan su buharı ile birlikte dışarı çıkarılır. Solunumun meydana gelmesi için kimyasal maddelerle oksijenin birlikte tepkimeye girmesi, bu tepkimenin son ürünü olan karbondioksit ve suyun da bedenden atılması gerekir. Akciğer atardamarı oksijensiz, koyu renkli kirli kanı kalbden alarak akciğerlere taşır. Burada yeniden oksijenlenen temiz kan, tüm bedene pompalanmak üzere akciğer toplardamarları aracılığıyla gene kalbe döner.


Leave A Reply