Akkoyunlular Dönemi Sanat ve Mimarisi

0
Advertisement

Akkoyunlu devleti döneminde sanat faaliyetleri, mimarisi, minyatür sanatı ve Akkoyunlu devleti diğer sanatsal eserleri hakkında bilgiler.

Diyarbakır kalesi

Akkoyunlular Dönemi Sanat ve Mimarisi

Akkoyunlu Devleti, Anadolu’da belli bir dönemin politik yaşamında olduğu kadar, Anadolu Türk kültür ve sanatı içinde de önemli bir yere sahiptir. Bu önemli yer, çeşitli araştırıcıların son yıllarda yaptığı ayrıntıya inen çalışmalarla iyice belirginleşmiştir. Anadolu’da oldukça hareketli geçen bir yaşamın ardından tümüyle bugünkü İran toprakları üzerinde bir Türk devleti olarak varlığını sürdürmek zorunda kalan Akkoyunlu Devleti’nin sanatından, mimarlık eserleri dışında, günümüze fazla bir şey gelmemiştir. Ancak resim alanında Akkoyunluların önemli çalışmalar yaptıkları, minyatür sanatına belli bir kimliği ve üslubu olan eserler kattıkları bilinmektedir.

Adı, Uzun Hasan döneminde ünlenen minyatür sanatçısı Nişaburlu Abdülhoy’un günümüze ulaşmış eseri yoktur. Fakat Karakoyunlu hükümdarı Pir Budak tarafından ısmarlanıp yarım kalan ve ancak 1476’da Akkoyunlu Sultan Halin tarafından tamamlattırılan bir Nizami Hamsesi, bugün İstanbul’daki Topkapı Sarayı Müzesi’nde bulunmaktadır. Akkoyunluların minyatür sanatı açısından günümüze gelmiş en başarılı ürünü olarak nitelenen bir diğer Nizami Hamsesi de Topkapı Sarayı Müzesi’ndedir. Sultan Halil’in ısmarladığı ve Sultan Yakup’un tamamlattırdığı 1481 tarihli, 19 minyatürden oluşan bu eser, Abdürrühim el-Yakubî, Derviş Mehmet ile Şeyhî adlı sanatçılar tarafından resimlenmiştir.

Günümüze gelebilen eserler dikkate alındığında, Akkoyunlu sanatını en belirgin özellikleriyle mimarlık ürünleri temsil eder. Osmanlı mimarlığı ile sıkı ilişki içinde bulunan ve karşılıklı etkilerin varlığı gözlenen Akkoyunlu mimarlığının önemli örnekleri, bir süre başkent olan Diyarbakır ve Mardin’de toplanmıştır. Aynı yoğunlukta olmamakla birlikte Hasankeyf, Ahlat, Urfa, Erzincan, Erzurum, Harput, Çemişgezek, Gümüşhane ve Bayburt çevresinde de çeşitli eserler bulunmaktadır. Diyarbakır’ın yüzyıllar içindeki gelişmesinde Akkoyunlu yapılarının önemli bir yeri vardır.

Advertisement

Akkoyunlular Tarihi Eserleri / Yapıtları

Bu yapıların başlıcaları 1489 tarihli Hoca Ahmet/Ayni Minare Camisi, 1500 tarihli Sultan Kasım’ın yaptırdığı Şeyh Matar Camisi, 15. yüzyıldan kalma Nebi/Peygamber Camisi, 15. yüzyıldan kalma Şeyh Safa/İparlı Camisi, Sultan Kasım’ın yeğeni İbrahim Bey Mesciti, Tacettin Mesciti, Hacı Büzürk Mesciti’dir. Ayrıca Hamza Bey Mesciti, Balıklı Mesciti, izzettin Mesciti, Samanoğlu Mesciti, Kaşık Budak Mesciti gibi yapılar da günümüze ulaşamamışlardır. Bunların yanı sıra surlarda ve öteki yapılardaki Akkoyunlulara ait yazıtlar, Diyarbakır’daki Akkoyunlular dönemi çalışmalarını gösteren ilginç belgelerdir.

Her biri başlıbaşına yeni bir gelişmenin basamakları olan bu yapılar içinde Hoca Ahmet/Ayni Minare Camisi, erken Osmanlı cami tipleri arasında önemli bir yeri olan “Tabhaneli Camiler“le yakın ilişkiler gösterir. Şeyh Matar Camisi ise siyah beyaz taşlarla yapılmış tek kubbeli ana mekanı yanında, dört sütun üzerindeki kare gövdeli minaresiyle Anadolu Türk mimarlığında tek örnek olarak kalmaktadır. Nebi / Peygamber Camisi adıyla tanınan yapı, ortada bir ana kubbe, iki yanda ikişer tonozla yana açılan iç mekânıyla Osmanlı merkezi yapı tipiyle ilişkiler kurar.

Şeyh Safa Camisi

Şeyh Safa Camisi

Şeyh Safa Camisi de sekiz ayaklı bir düzenleme olarak Mimar Sinan’ın Osmanlı cami mimarlığında geliştirdiği plan tipine bir öncü sayılır. Ayrıca bu yapının içinde bulunan çiniler, Diyarbakır’da bir çini atölyesinin varlığını gösterir. Akkoyunlu dönemi mimarlık eserleri Diyarbakır’dan sonra en yoğun olarak Mardin’de görülür. Bu yapıların önemli olanları 1487-1502 arasında Akkoyunlu Cihangir’in oğlu Kasım’ın yaptırdığı Sultan Kasım Medresesi, 1435-1444 tarihli Sultan Hamza Türbesi ve 15. yüzyılın ikinci yarından kalan Cihangir Türbesi’dir. Sultan Kasım Medresesi, aynı plan üzerinde cami, medrese ve türbeyi bir araya getiren kendi içine kapalı ilginç bir yapı grubu oluşturmanın yanı sıra, zengin taş işçiliğiyle de dikkatleri çeker.

Mardin

Mardin’de ayrıca Akkoyunlular dönemine ait bir yıkıntı halindeki Kale Camisi ile Hızır! Akkoyunlu Camisi, Cihangir döneminde onarılan Ulu Cami, 15. yüzyıla ait Şeyh Çabuk Camisi, Hamit / Şeyh Zebun Camisi, Şeyh Mahmut Tür kî! Şeyh Ali Camisi, Reyhaniye Camisi, İbrahim Bey Camisi, Şeyh Kasım Halveti Mesciti anılması gereken yapılardır. Kesin yapım tarihleri belli olmayan aynı kentteki Şah Sultan Hatun Medresesi, bugün ortadan kalkan Baba Mahmut/Baba Abdurrahman Zaviyesi, Cihangir İmareti, Sultan Kasım’ın evkafından olan Kay seriyyelBezestan, İbrahim Bey vakfı olduğu öne sürülen İbrahim Bey Kervansarayı Akkoyunlu mimarlığıyla doğrudan ya da dolaylı olarak ilişki içindedir.

Advertisement

Hasankeyf

Mardin yakınındaki Hasankeyfte de birçok Akkoyunlu eseri vardır. En önemlisi kentin biraz dışında, tuğla işçiliği, kubbe formu, zengin çini bezemeleri ve oranlarıyla Anadolu’daki türbe yapıları içinde özel bir yeri olan Zeynel Bey Türbesidir. 15. yüzyılın üçüncü çeyreği içinde mimar Abdurrahman oğlu Pir Hasan tarafından yapılmıştır. Zeynel Bey Türbesi’nin yakınlarında bulunan ve Uzun Hasan’ın oğlunun 1478’de onarttırdığı anlaşılan İmam Abdullah Türbesi de bu döneme girer.

Emir Bayındır Camisi

Emir Bayındır Kümbeti

Ahlat

Akkoyunlu anıtlarının toplandığı başka bir merkez Van Gölü kıyısındaki Ahlat’tır. Eski bir yerleşme bölgesi olan Ahlat’ta Akkoyunlu yapılarının en çok tanınanı Emir Bayındır Camisi ve Emir Bayındır Kümbeti’dir. 1477 tarihli camiyi mimar Baba Can Bey yapmıştır. Yanındaki, ön kısmı kısa sütunlarla dışarı açılan konik çatılı ve Türk mimarlığında yepyeni bir deneme olarak gözüken Emir Bayındır Kümbeti T492 tarihlidir. Ahlat’ta başka kümbetlerin de Akkoyunlular döneminden kalmış olması olanaklıdır. Ancak çoğunun yazıtları bulunmadığı için tarih-lendirmek güç olmaktadır. Ahlat’ta Akkoyunlulara ait olduğu kesin bilinen üç yapı Emir Bayındır Köşkü, Emir Bayındır Zaviyesi ve Emir Bayındır Köprüsüdür. Bunlardan ancak sonuncusu günümüze gelebilmiştir. Büyük bir alanı kaplayan ve yalnız Türk sanatı içinde değil tüm İslâm dünyasındaki mezarlıkların en önemlisi olduğu anlaşılan Ahlat mezartaşları içinde çok sayıda Akkoyunlu dönemi mezartaşı da bulunmaktadır.

Bayburt

Bayburt İli’nin Demirözü Bucağı’na bağlı Gökçedere (Pulur) ve Çayıryolu (Sinür) köyleri ile Çatalçeşme (Yukarı Hınzeverek) Köyü’nde Akkoyunlu hanedanından gelen kişilerin eserlerine rastlanmakta, bu yörede Osmanlı döneminin uzun yönetimi sırasında bile Akkoyunlu soyundan gelenlerin durumlarını korudukları anlaşılmaktadır. Gökçedere’de (Pulur) 1517 tarihli Ferahşat Bey Camisi, Ferahşat Bey Medresesi, Ferahşat Bey Hamamı ve Ferahşat Bey İmareti olarak tanınan yapılardan imaret günümüze ulaşmamıştır. Cami ise genel çizgileriyle Osmanlı tek kubbeli yapılarını anımsatmakta ve son cemaat yeri ile minaresi bazı ayrılıklar gösterir. Çayıryolu (Sinür) Köyü’nde ise Akkoyunlu Devleti’ nin kurucusu Tur Ali Bey’in oğlu Fahrettin Kutluk’un yaptırdığı Kutluk Bey Camisi, Kutluk Bey Türbesi ve Kutluk Bey Zaviyesi’nden sonuncusu ortadan kalkmıştır.

Advertisement

Bir yazıttan Şah Tahmasb’ın tahrip ettirdiği ve 1550’de onarıldıkları anlaşılmaktadır. Bu önemli merkezlerin dışında Doğu Anadolu’nun birçok yerinde Akkoyunlulara ait yapılara ya da başka dönemlere ait yapılarda gerçekleştirilmiş onarım yazıtlarına rastlanmaktadır. Bu yapılar özellikle Erzincan, Muş, Bitlis, Bingöl, Urfa, Harput ve Erzurum çevresinde toplanmıştır. Akkoyunlu dönemi mimarlık eserleri bulundukları bölgenin iklim koşullarına, malzeme olanaklarına ve yöresel geleneklere bağlı olmakla birlikte kendi içinde belli bir gelişmeye de yönelmiştir. Bu durum yapıların plan özellikleri kadar bezemelerinde de açıkça izlenebilmektedir. Gerçekte Osmanlı mimarlığının geliştirdiği bazı şemalar daha önce Akkoyunlular tarafından denenmiş, böylece ikisi arasında Anadolu Türk mimarlığınca katkıda bulunma yolunda bir koşutluk kurulmuştur.


Leave A Reply