Akkoyunlular Hakkında Bilgi

0
Advertisement

Akkoyunlular devletinin kuruluşundan yıkımına kadar geçen süre hakkında özet bilgiler. Akkoyunlular dönemi olayları ve savaşları.

Akkoyunlular Kimlerdir ve İsimlerinin Anlamı Kökeni Nedir?

Doğu Anadolu’ da yaşamış Türk boyu ve bu boyun kurduğu devlet (1403-1508). Akkoyunlular bu adı, bayraklarındaki koyun simgesiyle mezarlarındaki koyun heykellerinden alır.

14. yüzyıl başlarında Urfa-Mardin ile Bayburt arasında, Fırat ve Dicle boylarındaki kışlak ve yaylalarda göçebe yaşayan Akkoyunlular, komşu Türkmen oymaklarına akınlar yaparak ve egemenlik uğruna mücadelelere girişen Tavaif-i Mülük dönemi beylikleri (Celayiroğulları, Çobanoğulları) ile değişik ilişkiler sonunda, 15. yüzyıl başlarında güçlü bir toplum oldular ve Akkoyunlu Devleti’ni kurdular.

Önce Mısır ve Diyarbakır yöresinde egemenlik kuran Sotay Hanedanı’nın hizmetine girdiler, sonra Mardin dolaylarına egemen olan Artukoğulları ile işbirliği yaptılar, Diyarbakır bölgesinde kentler ve kaleler ele geçirdiler.

Akkoyunlular Devleti

Akkoyunlular Devleti Haritası

Devletin kurucusu Tur Ali Bey oğlu Karayülük Osman Bey (öl. 1435), Kadı Burhanettin’i yenerek (1398) Sivas ve Kayseri yöresinde topraklar aldı, Erzincan Emiri Mutahharten ile anlaşarak beyliğini kurdu, Mutahharten’in aracılığıyla Timur’un hizmetine girdi (1399) ve onun güvenini kazandı.

Advertisement

Timur’un Anadolu’ya ilk yürüyüşünde (1400) öncülük görevini üstlenen Osman Bey, Sivas kuşatmasıyla Elbistan ve Malatya’nın alınmasında etkili olduğu için Timur, Malatya’yı Akkoyunlulara verdi. Suriye yürüyüşünden sonra Timur, Mardin kuşatmasını Karayülük Osman Bey’e bırakarak, Diyarbakır bölgesini de egemenliğine verdi. Timur’un ikinci Anadolu yürüyüşünde Yıldırım Bayezit komutasındaki Osmanlı Ordusu’nun Ankara Savaşı’nda (1402) yenilmesinde ve Bayezit’in Timur’a tutsak olmasında da Karayülük Osman Bey’in önemli etkisi oldu. Anadolu’yu yakıp yıktıktan ve yağmaladıktan sonra bırakıp giden Timur, Diyarbakır ve çevresini Osman Bey’e emaret (emirlik-beylik) olarak verdi.

Karayülük Osman Bey, kardeşlerinin yönetimindeki katkısıyla devletin kuruluşunu tamamladı (1403). Bir yandan komşu beylikler ve Türkmen boylarıyla mücadelesini sürdürürken bir yandan da Osmanlı ve Mısır sultanlarıyla iyi geçinmeye çalıştı. Karayülük Osman Bey’in ölümünden (1435) sonra devlet bir süre sonra duraklama dönemine girdi. Akkoyunlularla, Karakoyunlular arasında yoğun savaşlar yapıldı. Bu çatışmalar sırasında Akkoyunlulardan Karakoyunlulara geçen Diyarbakır’ı bir baskınla ele geçiren Uzun Hasan, Akkoyunlu Devleti’nin başına geçti (1453), Karakoyunlu Cihanşah’ı yenerek barış yapmak zorunda bıraktı (1457).

Uzun Hasan Dönemi

Uzun Hasan dönemi Akkoyunluların parlak yükseliş dönemi oldu. Uzun Hasan son Eyyübi devletini de ortadan kaldırdı (1457); Karamanlılara saldıran Dulkadiroğlu Arslan Bey’i geri çekilmek zorunda bıraktı (1458); Gürcistan üstüne yürüyerek altı önemli yer ve kaleyle Eğil beylerinin topraklarını ele geçirdi (1459); Karakoyunluların önceden de ele geçirdikleri Akkoyunlu topraklarıyla bağımsız Şebinkarahisar Beyliği’ni geri aldı (1460); Koyulhisarı da alarak (1461) Osmanlı topraklarına akınlara başladı.

Uzun Hasan

Uzun Hasan

Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon’u alma girişimine karşı yardım olarak Trabzon împaratorluğu’na bir kuvvet gönderdiyse de bu kuvvet Osmanlı Ordusu’na yenildi, buna karşılık Gürcistan’da yeni başarılar kazanan Uzun Hasan, Gerger Kalesi’ni de aldı (1463). Uzun Hasan döneminde Akkoyunluların egemenliği Horasan ve Maveraünnehir bölgelerini içine alacak biçimde genişledi (1469-70), Hazar Denizi’nin güneyindeki bazı küçük devletlerle beylikler Akkoyunluların egemenliğine girdi. Karakoyunlu egemenliğine de son veren ve iyice güçlenen Uzun Hasan, Mısır ve Osmanlı topraklarına göz dikti. Gürcistan dönüşü (1472) giriştiği Suriye Seferi başarılı olmadı, Otlukbeli Savaşı‘nda da Fatih Sultan Mehmet‘e yenildi (1473).

Advertisement

Gürcistan’a düzenlediği dördüncü sefer (1476) sonrası Tebriz’de öldü (1478). Uzun Hasan döneminde Akkoyunlular Devleti bir imparatorluk durumuna geldi, başkent Diyarbakır’dan Tebriz’e taşındı. Uzun Hasan, devlet örgütünü Osmanlı örneğine göre yeniden düzenledi. Sanatçı, şair ve bilginleri sarayına topladı, eserler çevirtti. Bilim ve sanatın gelişmesi için özendirme önlemleri aldı. Göçebeleri yerleştirmek, ülkeyi bayındır kılmak için çalıştı.

Uzun Hasan Sonrası Dönem

Uzun Hasan’ın ölümünden sonra yerine geçen (1478) oğlu Halil’i öldürerek Akkoyunlu tahtına geçen öteki oğlu Yakup, iç karışıklıkları bastırdı. Mısır Ordusu’ nu yendi (1480), kendisine karşı ayaklanan Bayındır Bey’i öldürdü (1481), Gürcistan üstüne yürüyerek Ahıska ile bazı kaleleri aldı (1483), Erdebil Şeyhi Haydar Safevi’yi yenerek öldürttü (1488). Kendisi de şair olan Sultan Yakup, bilim ve sanat alanında babasının yolunu izledi.

Sultan Yakup’un ölümünden (1490) sonra şehzadeler arasında taht kavgası ve ülkede karışıklıklar başladı. Bu kargaşayla Akkoyunlu Devleti zayıflarken İran’da Safevi Hanedanı’nı kuran Şah İsmail, Safevi müritleri ve çevresine topladığı Türkmen oymaklarıyla güçleniyordu. Sultan Yakup’un öldürttüğü Erdebil Şeyhi Haydar Safevî’nin oğlu olan Şah İsmail, Azerbaycan üstüne yürüyerek (1502) Uzun Hasan’ın oğlu Elvent Bey’i yenip Diyarbakır’a kaçmak zorunda bıraktı. Elvent Bey’in ölümünden (1504) sonra yerine geçen Zeynel Bey de ayaklanan öteki Akkoyunlu beylerine tutsak olduktan sonra Akkoyunlu Devleti dağıldı; Şah İsmail’in önünden kaçabilen Akkoyunlu Hanedanı’nın bireyleri Osmanlılara sığındı.

Osmanlıların İran seferine katılan Akkoyunlu ailesinin Doğu Anadolu’da Safevi egemenleğinin kırılmasında ve birliğin sağlanmasında yararları oldu. İran sınırındaki Osmanlı vilayetlerinde sipahi ve beyzadelik görevlerinde bulundular. Bununla birlikte eski Akkoyunluluk dürtüsüyle zaman zaman kargaşa da çıkardılar, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman dönemleriyle sonraki ayaklanmalarda (celali) etkin oldular.

Advertisement

Akkoyunlularda da toprak hanedanın malıydı. Devlet başkanına uluğbey ya da han denirdi, resmi olarak da melik ve sultan unvanları kullanılırdı. Şehzadeler valiliklere atanırdı. Tahta, genellikle sultanın veliaht atadığı şehzade geçerdi. Öteki şehzadeler bunu kabul etmeyince de taht kavgaları eksik olmazdı. Uzun Hasan döneminde yönetim örgütü ve ordu Osmanlılar örnek alınarak güçlendirildi, yerleşmeleri sağlanan göçebe oymaklar tımarlı sipahi durumuna getirildi. Hanedandan olanlar divan üyesiydiler.


Leave A Reply