Alfred Wegener Kıtaların Kayma Teorisi Hakkında Bilgi

0

Kıtalar hareket ederler mi? Alfred Wegener’in çalışmaları, Kıtaların kayma teorisi ve sebepleri, sonuçları hakkında bilgi.

KITALARIN KAYMASI;

Ayağımızı bastığımız yerin katılığını düşündükçe büyük kara kitlelerinin yeryüzünün bir yerinden başka bir yerine doğru kayması bize imkânsız görünür. Fakat kıtalar göründükleri kadar katı ve hareketsiz değildirler. Alttaki daha yoğun maddenin (sima) üzerinde buzun suda yüzmesi gibi yüzen ve granitik kayaçlardan (sial) yapılı olan levhalar gibidirler (aslında sima hiç de sıvı değildir, tersine, kıtalardan daha katıdır). Kıtaların kayması deyince, kıtaların başlangıçta bir veya iki büyük kara parçası olarak kristalleşmiş olduğu, sonradan bunların parçalandığı ve parçaların birbirinden ayrılarak bugünkü yerlerine gelmiş oldukları şeklinde bir düşünüş akla gelir.

Daha 1620 yılında, Atlantiğin bir tarafındaki Avrupa ve Afrika kıtaları ile öte tarafındaki Amerika kıtasının birbirine yaklaştırılınca tam tamına çakışacağının farkına varılmıştı. Brezilya’nın burnu Afrika’daki Gine körfezine, Batı Afrika’nın kabarık kısmı Karayiplere uymakta, az bir değişiklikle de Kuzey Amerika Batı Avrupa kıyılarına uydurulabilmektedir.

Birleşik Kıtalar Düşüncesine Doğru Adım Adım

Şekilleri bakımından birbirini tamamlayıcı oluşları görüldükten sonra, bunların bir vakitler birleşik oldukları düşüncesine doğru gidilmiştir. Aykırı gibi görünen bu kavramı 1858’de ilk olarak ileri süren Antonio Snider, daha ziyade Kuzey Amerika’da ve Avrupa’da bulunan kömür damarlarındaki fosillerin benzerliğini izah etmek için kullanmıştı. Fakat bilimsel delillere dayanmadığı için kısa bir zamanda hayal mahsulü diye nitelendirilip bırakılmıştı.

Kıtaların Kayması

Atlantiğin İki Tarafı

Önce Atlantiğin iki tarafında karşı karşıya bulunan karaların şekillerinin birbirine uyması, kıtaların kayması düşüncesini ortaya çıkarmışsa da, bu durum lehte fazla ağırlık taşıyan bir delil sayılmaz. Bir taraftan uygunluk bazen sanıldığı kadar tam değildir, diğer taraftan kara kitlelerinin şekilleri jeolojik zamanlar esnasında bir hayli değişmiştir, bunun sonucu olarak da bugünkü benzeyiş bir tesadüf olabilir. Bundan başka, Atlantiğin tabanında o kadar çok sial (kıtaları meydana getiren madde) vardır ki, bunlar bir araya toplansa kıtaları ayıran 320 kilometre eninde bir kara şeridi ortaya çıkar.


Bu düşünce XX. yüzyılın başında, birbirinden bağımsız olarak çalışan iki bil im adamının birbirinden iki yıl farkla, kıtaların kayması teorilerini ileri sürünceye kadar yeniden ele alınmamıştı. 1908’de F.B. Taylor bu fikri bugünkü kıvrılmış büyük sıradağların oluşunu ve dağılışını izah etmek için kullanmıştır. Kıtaların aslında iki büyük kara kitlesi —kuzeyde “Laurasia” ve güneyde “Gondwanaland“— olarak gruplaştığını görmüş. Bu iki kitlenin ekvatora doğru yayılmış olduğunu kabul etmişti. Laurasia güneye doğru kaydıkça, ön kısmı kıvrılarak sıradağları meydana getirmiş, arkada kalan kısmı da ayrılarak Kuzey Kanada’daki karmaşık adaları ortaya çıkarmıştır. Güneydeki Gondwanaland kuzeye doğru kaydıkça birçok parçalara ayrılmış ve Antarktika (Güney Kutbu kıtası), Güney Amerika, Avustralya, Hindistan ve Afrika’yı meydana getirmiştir. Burada da kayan bu kitlelerin ön kenarları kıvrılarak sıradağlar haline gelmişlerdir.

Taylor, bu iki büyük kıtanın Kretase devrinde mevcut olduklarını ve o zamandan beri parçalandıklarını kabul etmiştir. Fakat bu durumda, daha önce yükselmiş bulunan birçok büyük sıradağların oluş sebebini açıklamamış oluyor. Taylor’un kıtaların kayması için seçtiği nedeni de şanssızdı. Kretase devrinde ayın dünyanın uydusu olduğunu ve o zaman dünyaya şimdikinden daha yakın olduğunu düşünmüştü. Genç ayın kuvvetli gravitasyon çekimi dünyada gelgit (met ve cezir), kuvvetleri meydana getirmiş ve böylece kıtalar kutuplardan uzaklara doğru çekilmiştir; diyordu. Eğer gelgit kuvvetleri bu kadar kuvvetli olsalardı, kısa bir zamanda dünyayı durdurmuş olurlardı.

Alfred Wegener ve Kıtaların Kayması Teorisi

1910’da Alfred Wegener, kıtaların kayması hakkındaki kendi görüşünü ileri sürdü ve bunu destekleyen birçok deliller topladı. Wegener, aslında bir meteorologdu ve ona göre kıtaların kayması, her şeyden önce, geçmişte büyük iklim değişimlerinin izahına yarayan bir araçtı. İnkâr edilemeyecek birçok delillerden, geçmişte kara kitlelerine hâkim olan iklim şartları çıkartabilmektedir. Eğer bu kara kitlelerinin o zaman bugünkü yerlerinde oldukları düşünülürse, o iklimin mevcut olması imkânsızdır.

Kıtaların Kayması


Örneğin, çok verimli, bataklık ve tropik tipi ormanlarda oluşan kömür, bugün Kuzey Amerika’da, Avrupa-da, Kuzey Asya’da ve üstelik buzlu Antarktika’da (Güney Kutup kıtası) bulunmuştur. Bunların hiç birinde tropik iklim yoktur. İklimlerin değişmesinin diğer delillerini geçmişteki buzul devirlerinde aramak gerekir. Karboniferin sonuna doğru ve Permienin ilk zamanlarında güneydeki kıtaların bir kısmı buzla kaplı bulunuyordu. Bu buzul zamandan kalan buzul sediman yataklarına Güney Amerika’da, Afrika’da, Güney Avustralya’da ve Hindistan’da rastlanmıştır. Genel olarak buzul kitleleri bütün hallerde güneyden gelmiştir. Bu kıtaların kaymasının bir delilidir, çünkü buzulların güney kıtalarının çoğunu ve Hindistan’ı aynı zamanda kaplayabileceğini, yani ekvatoru geçebileceğini düşünmek imkânsızdır. Biricik izah tarzı, o zaman, bugünkü yerlerinin güneyinde gruplaşmış olarak bulunmalarıdır.

Wegener’in toplamış olduğu deliller

Wegener’in toplamış olduğu deliller geniş bir alan kaplıyordu. Atlantiğin iki tarafında karşı karşıya bulunan karalar arasında çalışmalar yapmıştır. Yer hareketleri, jeolojik kesit, bitki ve hayvan fosilleri bakımından ilginç bir benzerlik listesi hazırlamıştı. İki kıtadaki kıvrılmış sıradağların mükemmel bir şekilde birbirine uyduğu haritada gösterilmiştir. (Fakat en şiddetli kıvrılmanın olduğu zamanlar arasında fark vardır). Gerçekten jeolojik deliller, Atlantiğin iki tarafında karşı karşıya gelen karaların Paleozoik ve Mesozoik zamanlarda birbirine benzer bir jeolojik tarihi olduğunu gösteriyor.

Wegener, kıta kitlelerinin iki bloktan ibaret olduğunu kabul etmişti, bunlardan biri güneyde olup Gondwanaland’a eşdeğer, diğeri ise kuzeyde olup Laurasia’ya eşdeğerdi ve bunlar geniş bir deniz (tethys) ile birbirinden ayrılmış bulunuyordu. Bu bölüme rağmen, Wegener’e göre bu iki blok, Pangaea denilen büyük bir kıtayı meydana getirmişti. Karboniferde mevcut olan bu kıta Kretasede ayrılmaya başlamıştır. Yarılma güneyde başlayıp kuzeye doğru ilerlemiş ve Atlantiğin açılması da Pleistosen katında olmuştur (bu kat bir milyon yıl önce başlar).

İki Hareket Doğrultusu

Wegener, karmaşık gravitasyon ve gelgit kuvvetlerinden ileri gelen ve biri ekvatora, diğeri batıya doğru olan iki hareket doğrultusu görmüştür. Ekvatora doğru olan kayma Himalayalar ile Alpleri meydana getirmişti. Bunlar bir tarafta Afrika ile Hindistan, diğer tarafta ise Avrupa ile Asya olmak üzere hareket eden iki kısım arasında sıkışmış bulunuyorlardı. Bat’ya doğru kayma Amerika’da And ve Kayalık sıradağlarında görülmektedir. Bunlar bu kayma sonucunda kıvrılmışlardır. Güney Amerika’nın güney ucu harekette geri kalmış ve boynuz şeklini almış; Batı Hindistan ise kayan kara kitlelerinin geride kalmış parçalarından meydana gelmiştir.

Wegener teorisinin önemli bir özelliği, jeolojik zamanlarda coğrafi kutupların çok yer değiştirmiş olmasıdır (Karboniferde Güney Kutup Güney Afrika sahiline gelmektedir). Böylece ekvatora doğru kayma veya “kutuplardan Kaçma”, kutupların yerine göre zaman zaman değişmiş oluyordu. Bu nedenle daha eski dağ oluşunu izah etmek de mümkün olmuş oluyordu.

Wegener’in kıtaların kaymasından sorumlu olarak ileri sürdüğü kuvvetler gerçek iseler de, katı kayaçları katı kayaçlar üzerinde sürüklemeye yeter olmaktan çok uzaktırlar. Gerçekten hiç bir dış kuvvet, arzın dönmesini bozmadan böyle bir işi yapamaz. Kıtalar yüzer halde büyük kayaç tabakalarıdırlar, fakat üstünde yüzdükleri madde de çok katıdır. Son zamanlarda ileri sürülen ve dünya kabuğunun altında bulunan bir konveksiyon akımları sistemini, kıtaların kaymasının nedeni olarak kabul eden bir teori vardır. Katı kayacın katı kayaç içinde hareketi ve bunu meydana getiren kuvvet problemlerinin her ikisine de cevap verebilmektedir.





Bir Yorum Yazmak İster misiniz?