Almanya’da Hitler Dönemi ve II. Dünya Savaşı Hakkında Bilgi

0
Advertisement

Almanya’nın kara günleri olarak kabul edilen Hitler ve Nazilerin iktidarda olduğu dönemler ile II. Dünya Savaşında Almanya’nın tarihi ile ilgili bilgiler.

Adolf Hitler

Almanya’da Hitler Dönemi ve II. Dünya Savaşı

Hitler 30 Ocak 1933’te halkın desteğiyle değil, Schleicher, Papen ve cumhurbaşkanının oğlu Oskar von Hindenburg’un yürüttükleri siyasal entrikayla başbakan oldu. Bu kişiler Hugenberg’in DNVP’si ve bir olasılıkla Merkez Partisi’nin de katılımıyla parlamentoda çoğunluğu sağlayacak bir koalisyonu ancak Hitler’in kurabileceğine inanıyorlardı. Cumhurbaşkanını Hitler’in aşırı eğilimlerinin denetim altına alınacağına ikna ettiler. Papen başbakan yardımcısı olacak, savaş, dış işleri ve ekonomi bakanlıklarına muhafazakârlar getirilecekti. Naziler ise başbakanlığı ve etkisiz içişleri bakanlığını alacaktı. Herhangi bir bakanlığın başına getirilmeyen Hermann Göring’e bakan statüsü ve Prusya eyaletinin içişleri bakanlığı verildi. Ama böylelikle Göring Almanya’nın en geniş polis örgütünün denetimini eline geçirmiş oldu.

Almanya'da Hitler Dönemi ve II. Dünya Savaşı
Naziler küçük adamı yücelten ve onu Yahudilerin denetlediği bir dünyada kurban olarak gösteren bir ideoloji getirdiler. Bu ideolojinin özü Yahudi düşmanlığına ve Alman ırkının üstünlüğüne dayanıyordu. Ayrıca Kasım 1918’den sonra gittikçe biriken kırgınlıklar peşpeşe sıralanıyordu. Versailles‘ın getirdiği aşağılanmanın hemen ardından büyük işletmelerden, büyük bankalardan. büyük mağazalardan, büyük sendikalardan, siyasal partilerin neden olduğu bölünmüşlükten kaynaklanan hoşnutsuzluklar geliyordu.

Ne 25 maddelik parti programı (1920) ne de Hitler’in otobiyografik Mein Kampf (1925-27; Kavgam. 1940) kitabı Almanya’nın Nazi yönetimi altında nasıl bir biçim alacağına ilişkin bir açıklık getiriyordu. Ama Hitler ve propagandacıları köklü değişiklikler olacağını açıkça belirtmişlerdi. Üstün ırktan Almanlar Volksgemeinschaft (ırk topluluğu) içinde birbirlerine sıkı sıkıya bağlanacaklardı. Bu toplumda parti ve sınıf ayrımları ırksal bir uyum içinde aşılacaktı. Bu uyum içinde aşağı ırktan insanlar bulunamazdı. Bu yapılanmanın mantığı “Yahudi sorunu“nun çözülmesini gerekli kılıyordu. Uluslararası planda ise Hitler uzun süredir doğuda bir yaşam alanı (Lebensraum) gereksiniminden söz ediyordu. Ama ilk önce Versailles’ın zincirlerinin kırılması gerekiyordu.

Advertisement

Hitlerin Seçilmesi

Merkez Partisi Ocak 1933’te kurulan Nazi-DNVP koalisyonuna katılmayı reddedince Hitler 5 Mart’ta seçime gitti. Naziler çok şiddetli bir kampanya yürüttüler. 27 Şubat’ taki Reichstag yangınını fırsat bilen Hitler özgürlükleri askıya aldı, komünistlerle birlikte öteki muhalefet önderlerini tutuklattı. Seçimde oylann yüzde 43,9’unu alan Naziler yüzde 8 oy alan DNVP ile bilikte mecliste çoğunluğu sağladılar. Bu meclis 23 Mart’taki ilk oturumunda SA’nın ve Heinrich Himmler’in komutasındaki SS’in (,Schutzstaffel) büyük baskısı altında Hit-ler’e anayasayı askıya alma ve kanun gücünde kararname çıkarma yetkisini verdi.

Birkaç ay içinde Naziler bütün ülkeye egemen oldular. Federal eyaletler kaldırıldı; demokratlar, sosyalistler ve Yahudiler devlet dairelerinden ve üniversitelerden temizlendi; sendikalar kapatılarak yerine İşçi Cephesi oluşturuldu; Göring Prusya siyasal polisini gizli bir polis örgütüne dönüştürerek Gestapo’yu (Geheime Staatpolizei) kurdu; aynı işi Himmler Bavyera’da yaptı. Hitler iktidarını pekiştirmek için 30 Haziran 1934’te başta Ernst Röhm olmak üzere bütün SA yöneticilerini Himmler’e öldürttü. Cumhurbaşkanı Hindenburg ölünce Hitler 2 Ağustos 1934’te bütün cumhurbaşkanlığı yetkilerini devraldı; son adım olarak da Şubat 1938’de bütün Alman ordusunun komutasını üstlendi.

Totaliter devlet.

Amaçlanan ırk birliğine dayalı topluma ulaşmak Alman ırkının arındırılmasını ve nüfusunun artırılmasını gerektiriyordu. Naziler bu çabalarında öjenik denen ve insan soyunun genetik yardımıyla geliştirilmesini amaçlayan yeni bilim dalına da yaslanabildiler. 14 Temmuz 1933’te çıkarılan Kalıtsal Sağlığı Koruma Yasası “değersiz” görülen yaklaşık 2 milyon kişinin kısırlaştırılmasına olanak verdi. Aynı ay yeni evlilere borç verilmesini ve her doğan çocukla borcun yavaş yavaş silinmesini öngören bir yasa çıkarıldı. Analık yüceltildi. 1935’te çıkarılan Nürnberg Yasaları’yla Yahudiler ikinci sınıf yurttaş ilan edildi ve Almanlarla evlenmeleri ya da cinsel ilişkide bulunmaları yasaklandı.

Naziler Yahudilere karşı gittikçe ağırlaşan bir baskı uyguladılar. SA’ların şiddet eylemleri, Yahudileri üniversitelerden ve devlet memurluğundan çıkaran yasalar, Yahudi dükkân ve meslek sahiplerinin boykot edilmesi ve sonunda Yahudi mallarına el konması 1933-38 arasında 250 bin kadar Yahudinin göç etmesine yol açtı. Kristallnacht (9-10 Kasım 1938) olarak bilinen Yahudilere ve Yahudi mallarına yönelik büyük şiddet gösterisinden sonra Hitler, Herman Göring‘i Yahudi politikasının başına getirdi. Böylece Göring Yahudilere zulmetme yoluyla üstünlük ve çıkar sağlama yarışma giren pek çok parti ve hükümet kuruluşu arasında eşgüdümün sağlanmasını üstlendi.

Advertisement

Yahudileri ırk topluluğunun dışında tutmak ne kadar önemliyse Alman işçi sınıfını da bunun içine çekmek o kadar önemliydi. Böylece sosyalizme yatkın işçiler milliyetçi görüşe katılacaktı. Başarının anahtarı ise milyonlarca işçiye iş bulunmasıydı. Hükümetin silahlanma ve otoyol (Autobahn) yapımı gibi bayındırlık işlerine fon ayırması yeni iş alanları açtı. Hatta 1937’ye gelindiğinde Almanya’da işgücü sıkıntısı çekilmeye başladı. Naziler işçilerde ırk bilinci ve milliyetçilik duyguları yaratmak için kamu fonlarıyla desteklenen geniş bir eğlence-tatil programını da yürürlüğe koydular. O zamana değin otomobil üst sınıfların ayrıcalığı ve bir statü simgesiyken işçilere otomobil (Volkswagen) sahibi olma fırsatını verdiler.

Amaç toplumsal sınıf ayrımlarının öne çıkmasını engellemekti.

Dış politika

Hitler dış politikayı kendisi belirledi. İlk amacı Almanya’yı dünya olaylarında yeniden söz sahibi yapmak, Versail-les Antlaşması’nın utancından kurtarmaktı. Daha uzun vadeli amacı ise Almanya için bir yaşam alanı (Lebensraum) ele geçirmekti. Bu alan doğuda Sovyetler’den kazanılacak, Ukrayna Almanya’nın tahıl ambarı olacaktı. Hitler’e göre Alman ırkı Slav halklarından üstün, Bolşevikler de dünya çapındaki Yahudi komplosunun öncüsüydü. Almanya bu toprakları ele geçirerek Avrupa’da ekonomik ve askeri egemenlik kuracak, hatta sonunda dünyaya egemen olabilecekti.

Hitler bunun savaş anlamına geldiğini biliyordu.

1933’te gizlice başlattığı silahlanmayı Mart 1935’ten sonra açıkça sürdürdü. Ertesi yıl Alman kuvvetlerini askerden arındırılmış Ren Bölgesine yerleştirdi. Versailles Antlaşması ölmüştü. İngiltere ve Fransa da antlaşmayı savunmak yerine hükümlerine açıkça ters düşen anlaşmalar imzaladılar. 5 Kasım 1937’de Hitler kurmaylarını toplayarak en geç beş yıl içinde doğuda başlayacak savaşa hazırlanmalarını istedi. Bütün bunlara karşılık iktidarının ilk yıllarında sık sık barıştan söz etti. Ocak 1934’te Polonya’yla 10 yıllık bir saldırmazlık paktı imzaladı. Propaganda bakanı Goebbels’in yardımıyla Fransa, İngiltere ve ABD’yi Almanya’nın Bolşevik yayılmasına karşı Batı’nın son kalesi olduğuna inandırdı. 1936’da Japonya’yla Anti-Komintern Pakt’ı imzaladı. Almanya’yla birlikte İspanya İç Şavaşı’nda Franco’nun yardımına koşan İtalya da 1937’de pakta katıldı.

Advertisement

Hitler 1938’de dış politikada iki önemli adım atarak niyetinin pek barışçıl olmadığını ortaya koydu. Martta Avusturya’yı ilhak etti ve bunu Alman halkının kendi kaderini belirleme hakkına dayandırdı. Fransa ve İngiltere ses çıkarmadı. Ardından Südetler’de Alman azınlığa kötü davranıldığı gerekçesiyle Çekoslovakya ile Almanya arasında bir diplomatik bunalım yarattı. İngiltere başbakanı Neville Chamberlain’ın girişimiyle savaş önlendi. Ama Chamberlain’ın müdahalesi Eylül 1938’de Südetler bölgesini Almanya’ya bırakan Münih Anlaşması’yla sonuçlandı.

İngiltere ve Fransa’nın kendisini durdurmaya çalışmayacağından emin olan Hitler Mart 1939’da geri kalan Çekoslovak topraklarını aldı. Litvanya’nın Memel kentini ilhak etti. Polonya sorununun çözümünde müttefik bulmak için Mayıs 1939’da Mussolini’yle Çelik Pakt’ı imzaladı. Hemen ardından büyük bir diplomatik manevraya girişerek Polonya’yla birlikte Doğu Avrupa’nın Alman ve Sovyet nüfuz alanlarına bölünmesi konusunda Stalin’in nabzını yokladı. 24 Ağustos’ta Alman-Sovyet Saldırmazlık Pak-tı’nın imzalanmasından sonra 1 Eylül’de Polonya işgalini başlattı. İki gün sonra da İngiltere ve Fransa Almanya’ya savaş ilan etti.

İkinci Dünya SavaşıII. Dünya Savaşı.

Hitler savaşın ilk yıllarında çarpıcı zaferler kazandı. Bir ay içinde Polonya’yı teslim aldıktan sonra batıya yöneldi. Nisan 1940’ta birkaç günde Danimarka ve Norveç’i alarak mayısta Fransa, Lüksemburg, Belçika ve Hollanda’ya saldırdı. Haziranda batıdaki mutlak zaferinin önünde duran tek engel İngiltere’ydi. İngiltere’yi de hava saldırılarıyla savaş dışı bırakabileceğini düşünen Hitler kurmaylarından Sovyetler Birliği’ni işgal için hazırlanmalarını istedi; işgal tarihini de 15 Mayıs 1941 olarak belirledi.

SSCB’nin işgali Yunanistan ve Kuzey Afrika’da askeri sorunlarla karşılaşan Mussoli-ni’ye destek sağlanması yüzünden gecikti. Hitler Şubat 1941’de Kuzey Afrika’ya Rom-mel’in komutasında bir zırhlı tümen gönderdi. Balkan ülkelerini Alman birliklerine geçiş izni vermeye zorlayarak Yunanistan’a girdi. 22 Haziran 1941’de SSCB’yi işgal etmeye başladığında batıda ve güneyde savaş sürüyordu. Alman orduları SSCB’de hızla ilerledi, ama Moskova’ya yürümekte gecikince bastıran kışın etkisiyle Moskova önlerinde durmak zorunda kaldı. 6 Aralık 1941’de SSCB karşı saldırıya geçti. Ertesi gün Japonya ABD’nin Pearl Harbor’daki deniz üssüne saldırdı. Olayı sevinçle karşılayan Hitler, 11 Aralık’ta ABD’ye savaş ilan etti. SSCB zaferi umduğu kadar çabuk kazanılmamıştı, ama 1941 sonunda SSCB’nin Avrupa toprakları hpmen hemen tümüyle Alman ordularının denetimindeydi. 1942’nin büyük bölümünde de sonul Alman zaferi olası görünüyordu.

Advertisement

Nazi ordularının başarıları Almanya’da sivil halkı I. Dünya Savaşı’nın yol açtığı yoksulluk ve özveriden korudu. İşgal edilen yerlerden ülkeye yiyecek ve hammaddeler akıtıldı. Savaşın son yıllarına değin Almanya’da yiyecek sıkıntısı yaşanmadı. Kadınların evlerinde oturması sağlandı; işçiler sınırlarını zorlayacak ölçüde çalıştırılmadı. Yedi milyon savaş tutsağının emeği onların yükünü hafifletti. Hitler iç cephede 1918’de yaşanan çöküşün yinelenmesine izin vermek niyetinde değildi.

1943 başlarında ise artık savaşın yazgısının değiştiği görülüyordu. Hitler ilk büyük yenilgisini Aralık 1942’de Stalingrad Çarpışmasında aldı. Mayıs 1943’te Kuzey Afrika’daki Alman ve İtalyan askerleri teslim olmak zorunda kaldı. Müttefikler Atlas Okyanusundaki denizaltı savaşında Alman gücünü kırdılar; 10 Temmuz’da Sicilya’ya çıktılar. İki hafta sonra Mussolini devrildi ve İtalya savaştan çekildi.

Alman Ordularının Gerilemesi

İtalya’da yeni bir cephenin açılması Alman ordularının bütün cephelerde gerileme olasılığını artırmıştı. Ordu SSCB’de 4.000 km boyunca uzanan bir cepheye yayılmış, hava üstünlüğü Müttefiklere geçmiş, Alman kentleri bombardımanın yanı sıra yokluklarla karşılaşmaya başlamıştı. Alman kuvvetleri 1944 boyunca geriledi. Batıda Haziran 1944’te Normandiya Çıkarması’nı gerçekleştiren Müttefikler Fransa’ya girdi. Doğu cephesinin tümünde ilerleyen Sovyet orduları yıl sonunda Almanya’nın savaştan önceki doğu sınırına ulaştı. 20 Temmuz’daki suikast girişimini atlatmış bulunan Hitler Ocak 1945’te Berlin’deki yeraltı sığınağına çekildi. 30 Nisan 1945’te intihar ettiğinde Sovyet askerleri dalga dalga Berlin’e giriyordu. Batılı Müttefikler de hemen saldıra-bilecek kadar yakındı.

Hitler’in ardılı Karl Dönitz teslim koşullarını Batılılar ve Sovyetler’le ayrı ayrı görüşmeyi denedi, ama bunu başaramadı. Alman delegasyonu 7 Mayıs 1945’te Rheims’de bütün Müttefiklerin temsilcileriyle birlikte teslim belgelerini imzaladı. SSCB’nin de bu törende temsil edilmesine karşın Stalin’in ısrarı üzerine aynı gün öğleden sonra Sovyet işgali altındaki Berlin’de imza töreni tekrarlandı.

Advertisement

Leave A Reply