Altın Madeni ve Özellikleri

2

Paranın temeli ve dünyanın en kıymetli madenlerinden biri olan Altının özellikleri, çıkarıldığı yerler, altın madeni hakkında bilgi.

Altının özellikleri

Advertisement

Simgesi: Au
Atom ağırlığı: 197,2
Atom numarası: 79
Yoğunluğu: 19,4
Elektrik akımını iletmesi: % 65,46
Isıyı iletmesi: % 53,2
Ergime noktası: 1063°
Kaynama noktası: 2800°

ALTIN parlak sarı renkte, fevkalade işlenme kabiliyeti olan çok kıymetli bir madendir. Soy bir maden olduğu için tabiatta alüvyonlu yataklarda kumla karışmış parçacıklar veya kuvars kayalar içerisinde damarlar halinde bulunur. Bununla beraber, Antil Adalarında 1350 kg. ve Avustralya’da 70-80 kg. ağırlığında parçalar da bulunmuştur.

Zengin altın madeni bulunan memleketlerin başında Amerika Birleşik Devletleri, Güney Afrika, Kanada, Meksika, Rusya ve Avustralya gelir. Altın, çok eski devirlerden beri, ziynet eşyası ve para olarak kullanılmıştır. Çünkü hem nadir, hem de gayet kolay işlenilebilen bir madendir. Bir kitap yaprağının 250 de biri kadar incelikte levha haline getirilebilir. Bir gram altından 200 m. uzunluğunda tel çekmek ve kalınlığı 0,00014 mm. olan yapraklar elde etmek mümkündür.

Altın ısı ve elektrik için mükemmel bir iletkendir. Havadaki oksijenden müteessir olmaz, asitlerin hiçbirinden tesir görmez. Sadece 3 kısım derişik HCI ve bir kısım derişik HN03 karıştırılmasıyla elde edilen «altınsuyu» nda klorür tesiriyle erir.

Advertisement

Alüvyonlarda kumla karışık olarak bulunan altının elde edilmesi için cevherin üzerine çok kuvvetli su akımı göndererek karıştırılır. Sonra iki, üç metre enliliğinde, 2 kilometre uzunluğunda özel olarak hazırlanmış eğimli ve zikzaklı kanallardan geçirilir. Kum taneleri hafif oldukları için akar giderler, altın zerrecikleri de dibe çöker. Bu parçacıklar zaman, zaman toplanır.

Kuvars kayalarında tabakalar halinde bulunan altını elde etmek için işe altınlı kayaları havanlarda dövüp toz etmekle başlanır. Sonra, toz haline getirilmiş cevher, suyla akıtılarak, özel bölmelerde civa ile temas ettirilir. Böylece elde edilen altın malgaması damıtılır. Meydana gelen civa buharları başka bir kapta yoğunlaştırılarak damıtma tekrarlanır. Böylece geriye saf altın kalır.

Deniz suyunda da çok az miktarda altın bulunursa da bugünkü metotlarla elde edilmesi imkansızdır.

Çok eski zamanlardan beri kimyagerler civadan, deniz suyundan veya başka madenlerden altın elde etmeye uğraşmışlarsa da bir sonuca varamamışlardır.

Altın çok ince levhalar haline getirilerek yaldızlamada, dişçilikte kullanılır. Çok yumuşak olduğu için genellikle bakırla karıştırılır ve alaşım haline getirilir.

Saf altın 24 kırat (ayar) kabul edilir. Fakat saf altın çok yumuşaktır, bir takım eşya yapmaya pek elverişli değildir. Bunun için, 18 kırat altın kullanılır, yani altının içine dörtte bir nispetinde bakır ve gayet az miktarda da gümüş katılır. Daha sağlam ve daha ucuz olması için altın daha büyük oranlarda bakırla karıştırılır, böylece 14, 12, 10 kıratlık altın elde edilmiş olur. Son zamanlarda altına yalnız gümüş katarak yeşilimtırak sarı renkte bir altın alaşımı elde edilmiştir. Bununla çeşitli süs eşyaları yapılır.

Advertisement

Altının ne nispette karışık olduğunu anlamak için, «mihenktaşı» denilen son derece sert ve asitlerden etkilenmeyen siyah, silisli bir taş kullanılır. Ayarı bulunmak istenen altınla bu taşın üzerine bir çizgi çizilir. Aynı şekilde bir çizgi de ayarı bilinen başka bir altınla çizilir. İkisinin üzerine de içine % 1-2 hidroklorik asit katılmış % 56 lık nitrik asit damlatılır. Böylece bakır erir, geriye kalan altın çizgilerinin kalınlığı mukayese edilir. Eğer ikisi de eşitse, ikisinin de ayarlarının bir olduğu anlaşılır. Böylece % 10-15 hata ile ayarı tesbit etmek mümkün olur.

Yeryüzünde nerelerde altın var?

Altın pek eski devirlerden beri aranmakta olduğu halde pek az çıkartabildiği için kıymetini her zaman muhafaza etmiştir. Son zamanlarda altından daha değerli bazı madenler bulunmuşsa da altın kıymetinden gene bir şey kaybetmemiştir.

Eski zamanlarda bulunan altın İspanya Yarımadası, Yunanistan, Anadolu, Hindistan ve Rusya’nın Ural Dağlarından elde edilmişti. Yeni Dünya’nın keşfi üzerine pek çok maceraperest altm aramak gayesiyle Amerika’ya göç etmiştir. Fakat Amerika’nın keşfinden Kaliforniya’daki altın madenlerinin keşfine kadar elde edilen altın toplamı bugün her yıl çıkartılan altından daha azdı. Kaliforniya altın madenlerinin keşfi altın istihsalini tahmin edilemiyecek kadar yüksek bir seviyeye çıkarmıştır.

Bugün en çok altın çıkarılan yer Güney Afrika’da Witwatersrand’dır. Ayrıca gene Güney Afrika’da Johannesburg civarında, da çok altın çıkar. Altın zenginliği itibariyle Güney Afrika’dan sonra Kuzey Amerika gelir. Bilhassa Kaliforniya, Colorado ve Alaska bugün dünyanın sayılı altın çıkarılan yerlerindendir. Son zamanlarda Kanada’nın altın istihsali çok artmıştır. Ayrıca Rusya, Meksika, Avustralya, Hindistan ve Japonya’da da epey altın çıkar. Hindistanda’ki Mysore altın ocakları 1.200 m., Brezilya’da 1.800 metre, Güney Afrika’da 2.100 metre derinliğinde birer maden vardır.

Deniz suyunda da altın bulunduğu anlaşılmıştır. Bu altının nehir sularının sürüklediği alüvyonlarla deniz suyuna karıştığı sanılmaktadır. Bir ton ağırlığındaki deniz suyunda 50 miligram altın bulunur. Denizlerdeki suyun aşağı yukarı 14 milyar ton olduğu kabul edilirse, denizlerdeki altın dünyada yaşayan insanlara bölünseydi, herkesin milyoner olması işten bile değildi.


2 yorum

Leave A Reply