Amasya’nın Tarihçesi

0

Amasya’nın tarihi, Amasya’nın tarihçesi, tarihi yerleri, Osmanlılar Devrinde Amasya ile ilgili bilgi.

Tarih kayıtlarına göre Amasya’nın tarihi M.Ö. 4000 yılına kadar uzanmaktadır. Fakat, hangi yılda ve kimin tarafından kurulduğu kesin olarak bilinmemektedir. Amasya’da doğmuş olan Yunanlı tarihçi Strabon’a göre, şehir İsa’nın doğumundan binlerce yıl önce, Amazon sülalesinden Amasis tarafından kurulmuştur. Amasya’da uzun süre yaşıyan Amasis’in adından ötürü şehre önceleri Amasis, daha sonra Ameseia denilmiştir, bu ad zamanla Amasya şeklini almıştır.

Advertisement

Strabon, Amasya’yı hem şehir, hem de bir savunma yeri olarak gösterir. Sırasıyla Etilerin, Asurluların hakimiyetinde yaşıyan Amasya M.Ö. III. yüzyıla doğru Pontos Krallığının eline geçti. Sonra da Krallık başkenti oldu. Kalenin bulunduğu Kırklardağı’ndaki oyuklar ve kral mezarları bu devirden kalmadır. Son Pontos Kralı Mithridates başkenti Sinop’a taşıdı. Romalılarla yaptığı savaşlarda Amasya’yı askeri üs olarak kullandı. Fakat, Romalı general Lucullus’a yenilince, Amasya şehri ve kale duvarları harap oldu. Pontos Devleti ise, bir Anadolu eyaleti olarak, Roma’nın hakimiyeti altına girdi.

Anadoludaki birçok şehirler bakımsız bir halde sönüp gittiği halde, Amasya, toprağının bereketli olması, önemli bir ticaret geçidi noktasında bulunması dolayısıyla, itibarını devam ettirmiştir. Roma İmparatorluğu 395 yılında Doğu ve Batı diye ikiye ayrılınca Amasya, Doğu Roma İmparatorluğunun oldu. İmparator İustinianus şehri yeni baştan onarttı, yeni yeni binalar yaptırdı.

VI. yüzyılda Doğu Roma İmparatorluğu on sekiz bölgeye ayrılmıştı. Bu bölgelerden ikincisi Armenyak Thema’sı adını taşıyor. Samsun, Sinop, Amasya ve çevresini içine alıyordu. Merkezi de Amasya şehriydi. 712 yılında şehir Arapların eline geçti, kısa bir süre sonra da Romalılar orayı yeniden aldılar.

26 ağustos 1071 de Malazgirt Savaşında Selçukluların Bizanslıları yenmesi üzerine, bütün Anadolu şehirlerinin kapıları yeniden Türklere açılmış oldu. Amasya’yı Selçuk komutanlarından Danişment Gazi aldı. Böylece şehir Danişmentliler Beyliğinin başkenti oldu. Sultan II. Kılıç Arslan tarafından 1174 – 1175 yıllarında, Selçuk ülkesine katıldı.

Advertisement

Amasya bu tarihten sonra, Anadolu’nun belli başlı ilim merkezlerinden biri haline geldi, yeni camiler, medreseler, hastaneler yapıldı. 1193 yılında II. Kılıç Arslan’ın ölümü üzerine, Selçuklu devleti Kılıç Arslan’ın on bir oğlu arasında pay edildi. Amasya, Nizamettin Argun Şah’ın payına düştü. Fakat, oğullarla komutanlar arasındaki mücadele yüzünden, birkaç kere el değiştirdi. 1243 yılında cereyan eden Kösedağ Savaşında Selçuklular Moğollara yenilince, Moğolların, daha sonra da İlhanlıların hakimiyeti altına girdi.

Amasya gene de Anadolu’nun önemli şehirlerinden biri olarak kaldı. 1308 -1309 yılları arasında yaptırılan Darüşşifa (hastane) büyük bir şöhret kazandı. Bütün hastalara burada ünlü hekimler bakar, medresesinde hekim yetiştirilirdi.

Amasya, Osmanlıların eline geçinceye kadar türlü savaşlara sahne oldu. İlhanlıların Anadolu valisi Timurtaş Paşa, Mısır’a kaçmıştı. Yerine tayin edilen Şah Hasan ise Anadolu’ya gelmedi. Alaettin Eratna adında bir komutanı vekil tayin etti. İlhanlılar taht kavgasına düşmüşlerdi. Eratna bundan faydalanarak bağımsızlığını ilan etti.

Osmanlılar devrinde Amasya

Öte yandan, Sivas’ta sultanlığını ilan etmiş olan Kadı Bürhanettin devamlı surette Amasya’ya saldırıyordu. Amasya Beyi Ahmet Şadgeldi, Yıldırım Bayezit’e başvurarak, kendisinin Amasya’dan alınmasını, başka bir sancak beyliğine verilmesini istedi. Yıldırım da oğlu Şehzade Mehmet Çelebi’yi otuz bin kişilik bir kuvvetle Amasya’ya yolladı. Amasya’yı işgal eden Mehmet Çelebi, buraya Sancak Beyi tayin olundu.

Advertisement

Amasya Osmanlı ülkesine katılınca yeniden önem kazandı. 1442 yılında cereyan eden Ankara Meydan Muharebesinde Yıldırım Bayezit Timur’a yenilince, Mehmet Çelebi bin kadar askerle ve Sadrazam Bayezit Paşa ile birlikte Amasya’ya çekildi. Timur’un hakimiyetini kabul etti. Timur’un Anadolu’ dan ayrılması üzerine başlıyan Şehzadeler kavgasında, Amasya Mehmet Çelebi’nin hükümet merkeziydi.

Amasya’nın Osmanlı tarihindeki bir başka önemi de birçok padişahların burada doğması, bazılarının padişah olmadan önce burada valilik yapmasıdır. II. Murat Amasya’ da doğdu, orada valilik yaptı. Fatih Sultan Mehmet’le Yavuz Sultan Selim, şehzadelikleri sırasında, bura sancak beyliğinde, yani valiliğinde bulunmuşlardı. Kanuni de Amasya’ya çok önem verirdi. Çok sevdiği oğlu Şehzade Mustafa Amasya’da Sancak Beyi idi. Fakat, üvey anası Hürrem Sultan‘ın entrikaları sonunda, Şehzade Mustafa Amasya’dan alınarak boğduruldu.

Amasya Osmanlı İmparatorluğunun gerilemeye ve çöküntüye yüz tutmasıyla sönmeye başlamıştır. 1773 ve 1841 yıllarında meydana gelen depremler şehri baştan başa yıktı. 1915 yılında da büyük bir yangın oldu. Amasya, Meşrutiyet devrinde Sivas’a bağlı bir mutasarrıflıktı. Cumhuriyet devrinde vilayet merkezi haline getirildi.

AMASYA VE MUSTAFA KEMAL

Amasya, Kurtuluş Savaşı’nda mutlu bir olaya sahne olmuştur. Mustafa Kemal, beraberinde Rauf Orbay, Ali Fuat Paşa, Refet Paşa olduğu halde, Sivas’ta milli bir kongrenin toplanmasına 1919 yılının 21-22 haziranında Amasya’da karar vermişti. Burada alınan karara o zaman Erzurum’da bulunan Kazım Karabekir Paşa da, makine başında iştirak etmiştir.

Advertisement

Kararın bir maddesinde şöyle deniliyordu: “Milletin istikbalini, gene milletin azim ve kararı kurtaracaktır.”

Bir başka maddesinde de «İstanbul Anadolu’ya hakim değil, tabi olmak mecburiyetindedir» yazılıydı. İstanbul hükümeti, 24 ekim 1919’da Bahriye nazırı Salih Paşa ile, Milli Teşkilat mümessilleri arasında imzalanan bir protokol gereğince “Milli Teşkilât” ve “Heyet-i Temsiliye” yi resmen tanımış oluyordu.

AMASYA VE ZİYA PAŞA

Kurulduğu günden bugüne kadar sayısız hatıra ve canlı eserlerle dolu bulunan Amasya’da şair ve devlet adamı Ziya Paşa’nın önemli bir hatırası vardır.

Ziya Paşa, Tanzimat devrinin en heyecanlı günlerinde Amasya’ya mutasarrıf olarak geldi. O tarihte, Amasya’daki zorbalar, sayılarının az olmasına rağmen, halkı kasıp kavuruyordu. Şehir bakımsız, halk fakir ve çaresizdi, derdini anlatacak, acısını giderecek bir makam bulamıyordu.

Advertisement

Ziya Paşa, zorbaların burnunun kırılmasına, halkın uyarılmasına ihtiyaç olduğuna karar vermişti. Memleketin sosyal ye siyasal durumunu yakından biliyordu, ilk hamlede, halkı zorbaların zulmünden kurtardı, halkın ve çevrede yaşayanların büyük sevgisini kazandı. Herkes Ziya Paşa’ya bir kurtarıcı gözüyle bakıyordu. Paşa sık sık kılık değiştirerek, tanınmadan halkın arasında dolaşıyor, onların dert ve ihtiyaçlarını yakından görüyordu. Böylece, zorbaların yaptıkları fenalıkları, halkı nasıl sömürdüklerini bir bir tespit ediyordu.

Ziya Paşa, büyük bir saat kulesi ve bir de Hükümet Konağı yaptırdı. Bina o zamanki ölçülere göre çok büyük tutulmuştu. Binanın neden bu kadar geniş tutulduğunu soranlara Ziya Paşa şu cevabı veriyordu: “Zaman gelecek bu bina bile hükümet işleri için az gelecektir.”

Ziya Paşa yeni yaptırdığı Hükümet Konağı’nın üzerine şu yazıyı yazdırmıştı: “Adaletle hükmedin” Bu yazı Cumhuriyet’e kadar orada kaldı, eski yazı ile olduğu için, harf inkılabından sonra indirildi.

Ziya Paşa’mn halkın menfaatini bu derece yakından kollaması, burnu kırılan, dolayısıyla çıkarlarına darbe indirilen zorbaların işine gelmedi. Türlü yalan ve iftiralarla paşayı İstanbul’a Saray’a ispiyonladılar. Bunun üzerine Ziya Paşa, Samsun’a sürüldü ve halkın gözyaşları arasında, hazin, parlak bir törenle Amasya’dan ayrıldı.

Ziya Paşa Amasya’da geçirdiği günler için şu beyti söylemiştir:

Advertisement

Sanma kim ben Amasya’da paşalık ettim
Buldum yetim halkı babalık ettim.

Ayrıca, şu ünlü beyit de Ziya Paşa tarafından Amasya’da söylenmiştir:

Diyar-ı küfrü gezdim kaşaneler gördüm
Dolaştım mülk-ü İslamı bütün viraneler gördüm


Leave A Reply