Amsterdam Nerededir? Amsterdam Tarihi

0
Advertisement

Amsterdam hangi ülkededir? Amsterdam şehrinin özellikleri, nerededir, tarihçesi, Hollanda Amsterdam hakkında bilgi.

amsterdamAmsterdam; Hollanda’nın başkenti, Kuzey Hollanda Yönetim Birimi’nin merkezidir. Ülkenin en önemli ticaret, bankacılık, endüstri ve turizm merkezi, Rotterdam’dan sonra ikinci büyük limanıdır. Amstel Irmağı tarafından iki bölüme ayrılır. Kenti, kendi içinde 70 adaya bölen 50’yi aşkın kanal, yaklaşık 500 köprüyle birbirine bağlanır.

Bu yüzlerce kilometrelik kanallardan dolayı, Kuzeyin Venediki diye de anılır. Kuzey Denizi’nin uzantısı Zuider Zee’ye baraj yapıldıktan sonra oluşan İjselmeer Gölü’ne dökülen Îj Irmağı’ nın güney yakasında kuruludur. Kuzey Deniz Kanalı ile Kuzey Denizi’ne bağlanır. 12 m derinliğinde, 120 m genişliğinde olan kanal, okyanus gemilerinin giriş çıkışına olanak sağlar. Öteki önemli kanallar, Amsterdam’ı daha uzun bir yoldan Kuzey Denizi’ne ve Rhine (Ren) Irmağı aracılığıyla da güneye bağlar. Bu konumundan dolayı elmas kesmeciliği ve işlemeciliğinde dünyanın sayılı pazarlarından biri olan kent, yoğun bir endüstri ağıyla (demirçelik, makine, gemi, lokomotif, uçak yapımı, motorlu taşıt, kimya, petrol arıtma, kâğıt, kauçuk, plastik, dokuma, besin, içki, basım-yayın, cam, vb) örülüdür. Amsterdam Limanı’nın yıllık yük trafiği 30 milyon tona yakındır (dünya sıralamasında 30).

Tarih. Amsterdam’ın kuruluş tarihi 1200’lü yıllara dayanır. Kent, Amstel Irmağı üzerindeki bir barajın çevresinde geliştiği için o zamanlar Amstel-reddamme adıyla biliniyordu. Bu yerleşim merkezi 1296’da Hollanda kontlarının egemenliği altına girdi, 1482’de koruyucu bir duvara gereksinim gösterecek kadar önem kazandı. 1500’lerin sonlarında Anvers’in ve Flaman kentlerinin gerilemesi sonucunda Hollanda’nın başlıca kenti durumuna geldi. Fransa’dan Protestanlar, İspanya ile Portekiz’den Yahudiler dinsel baskılardan kurtulmak için Amsterdam’a kaçarlarken, iş deneyimlerini, teknik bilgilerini ve kültür zenginliklerini de birlikte getirdiler. Böylece, 1600’lerde ekonomik alandaki refah ve gücünün doruğuna ulaştı. 1650’de II. William, 1672’de Fransa Kralı XIV. Louis’nin orduları tarafından kuşatılan kent, 1795’te Fransızların eline geçti. Napolyon Savaşları sırasında İngilizlerin denizden ablukası da kentin ticaret yaşamını olumsuz yönde etkiledi. Rotterdam, Hollanda ile Almanya ticaretinin büyük bölümünü ele geçirmesine karşın, 1825’te Kuzey Hollanda Kanalı’ nın açılması Amsterdam’ı yeniden önemli bir liman durumuna getirdi. Birinci Dünya Savaşı’nda kentin ticaret yaşamı yine gerilediyse de, savaştan sonra hızla gelişti. İkinci Dünya Savaşı sırasında bombalanmamakla birlikte, Alman işgal kuvvetleri teslim öncesinde limanın büyük bölümünü yıkıma uğrattılar. Savaştan sonra limanın kısa sürede hizmete sokulmasıyla kent eski konumu yeniden kazandı.

Tarihsel Eserler. Spinoza’nın doğduğu, Rembrandt’ın yaşadığı Yahudi Mahallesi, kentin en eski semtlerinden biridir. Anı defteri, tiyatro ve sinemaya konu olan Anna Frank ailesinin, Naziler’in eline geçmemek için sakladıkları ev, turistlerin ilgisini çeken yapılar arasındadır. 1928 Olimpiyat Oyunları’ nın yapıldığı 60 bin kişilik Olimpiyat Stadı ile havaalanı arasında kurulan ve deniz düzeyinin yaklaşık 4 m altında olan Amsterdam Orman Parkı, 180 sulama borusu ve uluslararası kürek yarışmalarında kullanılan 2.200 m uzuluğundaki suyoluyla 20. yüzyıl kent mimarlığının çarpıcı örneklerinden biridir. Müzeler (Rijksmuseum, dünyanın en ünlü koleksiyonlarını içerir, özellikle Rembrandt’ın tablolarını; Belediye Müzesi, çağdaş ressamların, özellikle Van Gogh’un; sömürgelerin sanat eserlerinin sergilendiği Kraliyet Tropik Enstitüsü, vb), görsel sanal merkezleri (tiyatro, opera, bale, konser, sinema salonları), kültür kurumları (Amsterdam Üniversitesi, 1632; Özgürlük Üniversitesi, 1880) açısından da zengin bir kenttir. 1.5 milyon kitap ve değerli elyazmaları içeren Amsterdam Üniversitesi Kitaplığı, araştırmacılar için değerli bir kaynaktır. Mim Kulesi ve çevresindeki sur kalıntıları (15. yüzyıl sonları), Kraliyet Sarayı (1648-1662), 1814’ten bu yana, kraliyet ailesinin taç giyme törenlerinin yapıldığı Yeni Katedral (1417), Eski Katedral (1306), Weeper’s Kulesi (1482) kalıntıları ilgi çekici başlıca tarihsel eserlerdir.

Advertisement

Leave A Reply