Anarşizm Hakkında Bilgi

0
Advertisement

Anarşizm ne demektir? Anarşizm felsefesi nasıl ortaya çıkmış ve ne şekilde tarih boyunca gelişim göstermiştir.

Anarşizmin çok eski bir tarihi vardır. Daha M.Ö. 430 yılında Sirenayka Okulunu kuran Aristippus, akıllı insanların bağımsızlıklarını devlete teslim etmemeleri gerektiğini söylemiş, Sokrates’e verdiği bir cevapta ne idare edilen, ne de idare eden olmak istemediğini bildirmiştir.

Anarşist felsefenin ilk belli başlı temsilcisi Zeno’dur (M.Ö. 342-267 yahut 270). Stoik felsefenin kurucusu olan bu Girit’li filozof Platon (Eflatun) un Utopia devletine karşılık, devlet idaresi olmayan hür bir toplum fikrini ileri sürmüştür. Zeno, kendi içgüdülerini takip edecek kadar makul olan insanların, asla mahkemelere, polise, tapınaklara, paraya ihtiyaç duymayacağını iddia etmekteydi. Ancak, onun yazıları doğrudan doğruya bize kadar gelmemiştir. Bugün sadece bazı eserlerde parçalar halinde bahsedilen fikirlerini biliyoruz.

Ortaçağ’da da buna benzer fikirleri ileri sürenlere rastlanmaktadır. Bu arada XVII. yüzyıl İtalyan şairlerinden Marco G. Vida ile gene XVI. yüzyıl Alman filozoflarından Johannes Denk’i sayabiliriz. Büyük Rus romancısı Lev Tolstoy da anarşizm taraftan olmakla tanınmıştır.

Anarşizmi ilk defa sistematik bir doktrin haline getiren XIX. yüzyıl İngiliz filozoflarından William Godwin’dir. Godwin anarşizmin politik ve ekonomik prensiplerini derlemiş, fakat buna bir ad koymamıştır. Anarşizmin adını koyan XIX. yüzyıl Fransız filozoflarından Proudhon’dur. Proudhon’un 1863′ te yayınlanan «Du Principe Federatif» adlı eserinin anarşizmin yayılmasında çok büyük etkileri olmuştur. Proudhon aynı zamanda komünizmi şiddetle reddetmesiyle de tanınmıştır. Proudhon’u İngiltere’de William Thompson ve John Gray takip etti. Bunlar da anarşist doktrinini destekleyen eserler yayınladılar. Anarşizmi Almanya’da temsil eden Max Stirner’dir. Eserlerinde birçok filozofların fikirlerine itiraz ederek anarşizmin savunmasını yapmıştır.

Advertisement

Bütün bu gayretlerin etkisiyle bilhassa XIX. yüzyılın sonlarında anarşist propagandası artmış, anarşizm hareketleri genişlemiştir. Rusya’da Prens Pyotr Kropotkin anarşizmin teorisi üzerinde eserler yayınlarken Marx’ın muhalifi olan Bakunin de hareketin fiilen önderliğini yapmıştır. Anarşist propagandanın genişlemesi zaman zaman şiddete başvurulmasına yol açtı. Bilhassa 1886’da A. B. Devletleri’nde başlayan şiddet hareketleri birçok kimsenin ölmesine sebep oldu. Grev yapan ve polisleri öldüren anarşistlerden yedisi Illinois’te idama mahkum edildi. Daha sonra devam eden olaylar üzerinde hükümet yabancı anarşitlerin ülkeye girişlerini yasaklamıştır. Bununla beraber Leon Czolgosz adında bir anarşist 1901 yılında A. B. D. cumhurbaşkanı William McKinley’i (1843-1901 ) bir toplantı sırasında tabanca ile öldürdü.

Rus Çarı II. Aleksander’le Avusturya İmparatoriçesi Elisabeth de anarşistlerin öldürdüğü devlet başkanları arasındadır.

1919’da Amerika’da komünizm aleyhtarı hareketlerin şiddetlenmesi üzerine bazı anarşistler Rusya’ya gittiler, fakat bir kısmı oradaki rejime tahammül edemeyerek geri döndü. Bunların en önemlisi Emma Goldman’dır. Goldman, döndükten sonra 1925’te yazdığı «My Desirlusionment in Russia» (Rusyada Uğradığım Hayal Kırıklığı) adlı eserinde oradaki diktatörlüğü anlatmıştır.

Birinci Dünya Savaşı’ndan önce anarşizm İtalya ve İspanya’da da geniş bir yayılma alanı bulmuş, bir anarşist federasyonun üye sayısı 2.500.000’e kadar yükselmiştir.

Advertisement

İkinci Dünya Savaşından sonra ise anarşizm dünyanın her yanında gerilemeye yüz tutmuştur. Bugün ne belli başlı bir anarşist yazar, ne de geniş bir teşkilat vardır. Kalan bazı anarşist toplulukları ve yayın organları ise önemli bir etki yapmaktan çok uzaktır.


Leave A Reply