Angola’nın Tarihi

0
Advertisement

Angola’nın kan ve savaşlar ve çekişmeler ile kaplı tarihi ile ilgili bilgiler. Angola ne zaman ve nasıl bağımsızlığını kazandı? Angola İç Savaşı tarafları kimlerdir ve nasıl mıkmıştır?

Angola BayrağıKeşif yolculuğuna çıkan Portekizli Diego Cao, 1483’te, Kongo Irmağı’nın ağzında karaya ayak basarak Portekiz’in Angola üzerindeki egemenliğini duyurdu. Portekizliler 1574’te, Luanda Kenti’ni kurarak buraya bir vali atadılar. 19. yüzyılda Portekiz, Kongo ağzının kuzeyinde kalan Kabinda Bölgesi’ni de topraklarına kattı. 1575-1836 arasında Angola, Brezilya’ya yapılan köle satışının kaynağını oluşturdu. 1640-1648 arasında Portekiz, Angola’nın doğal kaynaklarını (demir filizi, elmas ve doğal gaz) işlemeye başladı. Bunlar, ülkede bağımsızlığın kazanılmasına kadar, Portekiz’in en önemli döviz kaynağını oluşturdular. 20. yüzyılın ikinci yarısında Afrika’da miliyetçiliğin başlaması ve giderek belli alanlarda anayasal haklar kazanılması, Portekiz’in sömürgesi durumunda olan Angola’da da etkisini gösterdi.

1956’da Agostino Neto, Angola Halk Kurtuluş Hareketi’ni (MPLA) kurarak Portekiz sömürge yönetimine karşı gerilla savaşına başladı, özellikle Afrika’ da bağımsızlık hareketlerinin ivme kazandığı 1961’den sonra etkinliğini artırdı. 1962’de, MPLA’dan ayrı olarak Kuzey Angola’da, Holden Roberto, Angola Ulusal Kurtuluş Cephesi’ni (FNLA) kurdu. 1966’da, FNLA’nrn bölünmesi sonucu bir grupla, Portekizlilerin kullandığı etnik gruptan Jonas Savambi başkanlığında, Angola’nın Tam Bağımsızlığı İçin Ulusal Birlik (UNİTA) kuruldu. Bu üç örgütün değişik nedenlerle Portekiz’e karşı direnmeleri, gerilla eylemlerine girişmeleri, değişik yabancı güçlerin bunlara destek sağlamasıyla sömürge savaşları ülkeyi yıprattı. Portekiz askeri yönetiminin, 1974’te Karanfil Devrimi sonucu ani çöküşüyle yeni Portekiz yönetimi, ilk aşamada MPLA, FNLA, UNİTA ve Portekiz’in katılacağı bir geçici hükümet kurma anlaşmasıyla Angola’ya özerklik tanıdı (1974).

Ancak, bu anlaşma yürümedi ve bu üç örgüt etkinlik sağlamak için çatışmalara başladılar. Bunun üzerine, Portekiz, askerlerini geri çekti ve Angola’ya bağımsızlık tanıdı. 11 Kasım 1975’te de Agostino Neto, Angola Halk Cumhuriyeti’nin kurulduğunu duyurdu. Baştan beri sol eğilimli olan ve sosyalist güçler tarafından desteklenen MPLA ve Agostino Neto, Küba’nın asker ve silah yardımı yapması, SSCB’nin politik destek ve ekonomik katkıda bulunması ve danışmanlar göndermesi sonucu başarı kazandı ve ülkede denetimi sağladı. Batı yanlısı FNLA, Zaire’nin ve gizlice ABD’nin; UNİTA ise Güney Afrika Cumhuriyeti’nin desteğini alarak Kabinde Bölgesi’nin Angola’dan ayrılması için çaba harcayan FLEC de çatışmalara katıldı. Ancak, Agostino Neto’nun Angolası, Birleşmiş Milletler’e ve Afrika Birliği Örgütü’ne katıldı (1976).

Bağımsızlık sonrası, Küba güçlerinin Angola’ya gelmesi Neto ve MPLA’yı biraz rahatlattı. Gerek Küba’ nın gerekse SSCB’nin yardımı ve danışmanlarıyla ekonomi düzeltilmeye çalışıldı. 1977’de Marksist Leninist MPLA İşçi Partisi kuruldu. 1978’de Neto, Zaire Devlet Başkanı Mobuto ile görüşerek Zaire’nin FNLA’ya destek sağlamasını, Zaire için önem taşıyan ve 1975’ten bu yana kapalı olan Benguela Demiryolu’nun açılması yolunda ödün vermekle engelledi; Marksist bir politika izlenmekle birlikte, ödün vermemek koşuluyla Batılı ülkeler ve Portekiz ile de ekonomi alanında ilişkileri sürdürme çabası gösterdi. 1979 Eylülünde, A. Neto’nun, Moskova’da tedavi görürken ölümü üzerine, yerine Eduardo Dos Santos parti başkanlığı ve cumhurbaşkanlığına seçildi. UNİTA ve MPLA, karşılıklı saldırılarını sürdürdüler. Savaş, ekonomiyi durma noktasına getirdi. 1980’de, Namibya’ nın bağımsızlığı için savaşan Namibya Kurtuluş Örgütü SWAPO’ya, ülkede üsler kurulmasına izin verildi. Bunun üzerine, çıkarları tehlikeye düşen Güney Afrika, Angola’ya saldırılara girişti. 1980’de, zengin doğal gaz rezervlerinin bulunması, bağımsızlıktan bu yana ilk kez Zaire’den Atlas Okyanusu’ na bakır madenlerini ulaştıran Benguela Demiryolu’nun hizmete girmesi, ülkeye, ekonomik açıdan görece rahatlık sağladı. Ancak Güney Afrika, gerilla savaşlarını sürdüren UNITA’ya desteğini artırırken, Angola’da üstlenen SWAPO gerillalarının üslerini ortadan kaldırma gerekçesiyle ülkenin 250 km kadar içerilerine girdi. Güney Angola’ da, azımsanmayacak bir toprak parçası işgal edilirken, başkent Luanda’daki petrol rafinerisi tahrip edildi (1981).

Advertisement

1982’de, Güney Afrika ile diyalog kurulması ve savaşa son verilmesi girişimi; Güney Afrika’nın Küba askerlerinin çekilmeden görüşmelere başlanamayacağını bildirmesi üzerine sonuçsuz kaldı. Küba askerlerinin, 1983 başlarında Güney Angola’dan çekilişi, somut bir gelişme sağlamadı. Bu arada, FNLA yanlısı 20 bin gerilla, hükümetin af çağrısına uyarak teslim oldu. Ancak Güney Afrika, UNİTA’ya destek vermeye ve Angola’nın endüstri ve enerji tesislerinde sabotaj eylemlerini sürdürdü. Güney Afrika’nın yanı sıra, bazı Arap ülkeleri ve ABD’den de yardım alan UNİTA, 1985 boyunca hükümeti uğraştırdı. Angola, Güney Afrika’ yı, 1984 sonlarında imzalanan ateşkese uymamakla suçladı. Eylül 1981’de Lusaka’da toplanan “Bloksuzlar Konferansı” Angola Devlet Başkanı Jose Eduardo Dos Santos’un bir konuşmasıyla açıldı.

Üç yıllık yeni dönemin başkanlığına Zimbabve seçildi. Başta Güney Afrika olmak üzere, ABD ve bazı ülkeler, Angola’ya karşı izledikleri politika nedeniyle eleştirildi. 1985′ te, gerillalar ve hükümet güçlerinden toplam 1.000’in üzerinde insanın yaşamını yitirdiği açıklandı. BM Güvenlik Konseyi, Eylül ve Ekim toplantılarında, Güney Afrika’nın kınanmasını ve bu ülkeye daha sert yaptırımlar uygulanmasını isteyen karar tasarılarını oybirliğiyle kabul etti. 1985’in son ayında, MPLA lideri E. Dos Santos, ikinci kez devlet başkanı seçildi. Şubat 1986’da, UNİTA lideri Jonas Savimbi’nin Washington gezisinde, ABD yönetiminden askeri yardım alması, Küba ve SSCB’nin de Angola hükümet güçlerine yaptıkları yardımın artırılmasını gerektirdi. UNİTA gerillalarının kasım-mayıs arası saldırılarını, temmuz, ağustosta Güney Afrika birliklerinin Kabinde Bölesi’ne saldırıları izledi.

ABD’nin, UNİTA’ya silah yardımını, Zaire aracılığıyla yaptığmm anlaşılması; Merkezi Haberalma Örgütü CİA’ nın örtülü ödeneğinden mali desteğin 1987’de de süreceğinin açıklanması, Angola Hükümeti’nin ve Sovyetler’in sert tepkisini çekti. ABD dışişleri bakan yardımcısının Lusaka’yı ziyareti, ilişkilerin normale dönmesi yolunda bir sonuç veremedi. Bunun nedeni; ABD’nin Namibya’nın bağımsızlığından önce Küba birliklerinin çekilmesi koşulunda ısrar etmesi ve UNİTA’ya yardımın sürmesiydi. Temmuz 1987′ de, ABD Kongresi’nin, UNİTA’ya 10 yıldan beri sürdürdüğü silah ambargosunu kaldırması, bardağı taşıran son damla oldu. Angola, ABD ile diplomatik ilişkilerini kesti. Buna karşın Angola Hükümeti aynı yıl Fransa, İspanya, Hollanda gibi Batı bazı ülkelerle ticaret ve yadım antlaşmaları imzaladı.

COMECON ülkeleri ve Hindistan’dan yeni ekonomik yardımlar ve krediler sağlandı. Ancak, yıllardır süregelen iç savaş, açlık tehlikesini de her geçen yıl artırıyordu. BM Gıda ve Tanm Örgütü FAO tarafından yapılan açıklamada, Angola’nın ivedi besin yardımı yapılması gerekli ilk beş ülke arasında olması, durumun ciddiyetini ortaya koymaktaydı. Ekim 1987’de, UNİTA saldırılan yeniden hız kazandı. Yanı sıra, hava kuvvetlerinin desteğinde Güney Afrika birlikleri, Angola sınırından 250 km içeri girdiler. Bu, Güney Afrika’nın Angola’ya doğrudan giriştiği en büyük askeri harekâttı. Aralık 1987’nin son günlerinde, BM Güvenlik Konseyi, Güney Afrika birliklerinin koşulsuz olarak Angola’dan çekilmesi yönünde oybirliğiyle karar aldı. Mayıs 1988’de, Londra’da bir araya gelen Angola-Gü-ney Afrika-ABD ve Küba temsilcileri, iç savaşın sona ermesini ve Namibya’ nm bağımsızlığı konularını ele aldılar. Bu görüşmeyi, temmuzda New York’ta yapılan ikinci toplantı izledi. Toplantıda, Küba askerlerinin Angola’dan, Güney Afrika’nın Namibya’dan çekilmeleri konusunda anlaşmaya varıldı. Ağustosta Cenevre’de, bu kez Angola-Güney Afrika arasındaki görüşmelerde, Namibya-Angola sınırında ateşkes sağlandı. Güney Afrika Hükümeti yaptığı açıklamada, çekilmenin ağustos sonu başlayacağını duyurdu. Küba da New York’ta varılan antlaşma uyarınca, Ocak 1989’dan başlayarak askerlerini kademeli olarak çekmeye başladı ve çekilmenin 1991’de tamamlanacağı açıklandı.

Advertisement

Buna koşut olarak 73 yıllık Namibya işgaline Nisan 1989’da son verecek olan Güney Afrika, Kasım 1989’da ilk serbest seçimlerin yapılabilmesinin, Küba’nın Angola’dan bu tarihe kadar 50 bin askerinin çekilmesi gerektiğini vurguladı. Barış yolunda atılan bu adımlardan sonra, Angola Hükümeti’ nin günümüzde çözüm bekleyen iki büyük sorunu, UNİTA ve açlık tehlikesidir. Hükümet, Şubat 1990′ da, ülke nüfusunun 1/4’ünün açlıkla karşı karşıya bulunduğunu, 300 bin ton besin yardımının ivedi olarak sağlanamaması durumunda, açlıktan toplu ölümlerin başlayacağım açıkladı. 1990’da yönetimdeki MPLA ile asi UNİTA arasında 15 yıldır sürüp giden iç savaş yöne sürdü. Zaire ve 7 Afrika ülkesince sürdürülen barış çabaları ocakta MPLA Başkanı Jose Eduardo dos Santos tarafından reddedildi. Nisanda Portekiz’in çabaları sonucunda Portekiz’in Evora Kenti’nde iki taraf arasında resmi görüşme turları yeniden başladı. Uzun görüşmeler sonunda Başkan dos Santos, UNİTA adaylarının bağımsız sıfatıyla seçimlere katılabileceğini kabul etti. 1991’de SSCB’nin dağılma sürecine girmesiyle en büyük destekçisini yitiren UNİTA, 1992’de seçimlerin yapılmasına izin verilmesi durumunda ateşkesi kabul edeceğini açıkladı. Ateşkes antlaşması 31 Mayıs’ta Lizbon’da imzalandı. Böylece 15 yıldır sürüp giden kanlı iç savaş sırasında 300 bin kişi öldü, ülke ekonomisi yıkımın eşiğine geldi.

1992’de bir dizi anayasa değişikliği onaylanarak çok partili parlamento düzenine geçişe hazırlık yapıldı. Ağustosta yapılan çok partili seçimlerde Bakan dos Santos’un partisi MPLA oyların % 56’sını (129 sandalye) alarak iktidarını pekiştirdi. UNİTA da 70 sandalye ile ikinci durumda olmasına karşın seçimlere hile karıştırıldığını ileriye sürmesi üzerine çarpışmalar yeniden başladı. BM’nin araya girmesine karşın 1.4 milyondan fazla insanın ölümüne yol açan kanlı iç savaş sona erdirilemedi.

2002 yılında UNITA lideri Jonas Savimbi’nin öldürülmesi sonrasında UNİTA silahlı kanadını feshettiğini açıkladı. Daha sonra yapılan seçimlerde varlık gösteremeyen UNİTA, MPLA’nın ezici üstünlüğünü kabul etmek zorunda kaldı.

MPLA 201 yılında yeni bir anayasa hazırlayarak MPLA başkanının devşeti otoriter bir biçimde yönetmesini sağlamıştır.

Advertisement

Leave A Reply