Ankara İli Hakkında Bilgi – İlçeleri, İklimi, Bitki Örtüsü ve Yüzey Şekilleri

0

Ankara ili nerededir? Türkiye’nin başkenti olan Ankara ilinin ilçeleri, iklimi, bitki örtüsü, yüzey şekilleri, özellikleri ile ilgili bilgi.

Ankara

Advertisement
  • Yüzölçümü: 25.706 km2.
  • İlçeleri: Altındağ, Çankaya, Etimesgut, Keçiören, Mamak, Sincan, Yenimahalle, Akyurt, Ayaş,Bala, Beypazarı, Çamlıdere, Çubuk, Elmadağ, Evren, Gölbaşı, Güdül, Haymana, Kalecik, Kazan, Kızılcahamam, Nallıhan, Polatlı, Şereflikoçhisar.

Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti; büyük bölümü İç Anadolu Bölgesi’nin Yukarı Sakarya Bölümü’nde il ve aynı ilin merkezi kenttir. Yüzölçümü bakımından Konya’dan sonra, Türkiye’nin ikinci büyük ilidir. Ankara’nın doğudaki bir kesimi Orta Kızılırmak Bölümü, kuzeybatıdaki ufak bir kesimi de Batı Karadeniz Bölümü sınırları içinde yeı alır. Kuzeyden Bolu ve Çankırı, doğudan Kırıkkale ve Kırşehir, güneyden Aksaray ve Konya, batıdan Eskişehir illeriyle çevrilidir.

Yüzey Şekilleri;

İç Anadolu Yaylası’nın kuzey kesiminde kalan Ankara’nın başlıca yer şekillerini, kendi doğrultularındaki ovalarla birbirinden ayrılan dağ sıraları ve yaylaları oluşturur. İlin kuzeyi engebeli ve yüksektir. Güney ve batısı ırmak vadileri tarafından yer yer derin bir biçimde yarılmış yaylalardan oluşur. Bu yaylaların yükseltisi 1.000-1.500 m arasındadır. İlin kuzeyinde, Kuzey Anadolu Dağları’nın iç sıralarını oluşturan andezit, lav ve tüf gibi volkanik kayalardan oluşan Köroğlu Dağları yer alır. Kuzeydoğu-güneybatı doğrultulu bu dağlar, yer yer 2.000 m’yi aşan doruklara ulaşır. Bunların başlıcaları Kütüklü Dağ (1.875 m), Çankırı il sınırındaki Işıklı Dağ (2.035 m) ve Çubuk Çayı’ nın doğduğu Aydos Dağı (1.879 m)’ dir. Güneydoğuda, Kızılırmak Vadisi’ ne egemen Küre Dağı (1.540 m), Keskin İlçesi’nin kuzeydoğusundaki Dinek Dağı (1.742 m), yine aynı ilçenin güneyindeki Böbrek Dağı (1.497 m), batısında Çile Dağı (1.440 m), il merkezini çevreleyen Mire Dağı (1.635 m), İdris Dağı (1.992 m), Elmadağ (1.762 m) ve Ayaş Dağları (1.610 m) ilin öteki önemli dağlarıdır.

Adı geçen dağ sıralan arasında, bunların doğrultularına uygun olarak uzanan ovalar yer alır. Elmadağ’ın doğusunda Balaban Deresi ‘nin suladığı Balaban Ovası Ayaş Dağları’nın doğusundaki Mürtet Ovası, İdris ve Elmadağ’ın batısında Çubuk Çayı’nın suladığı Çubuk Ovası ile Ankara Ovası, ilin başlıca düzlük alanlarıdır. Tabanları alüvyonlarla kaplı olan ovalar, çok yerde, neojen göl tortullarından oluşan yayla kenarlarıyla sınırlanır. İlin güney bölümünde daha çok hafif dalgalı yaylalarla (Haymana Yaylası) bunların arasına sokulmuş geniş ve basık ova çanakları yer alır. Bu yaylalar üzerinde Gökdağ (1.247 m), Karacadağ (1.735 m) ve Paşa Dağı (1.360 m) gibi ayn tepeler görülür. İlin kuzeyindeki dağların doğrultusuna uygun olarak, güneybatı-kuzeydoğu yönünde uzanan, yükseltisi 1.000-1.500 metre arasında değişen Haymana Yaylası, Cihanbeyli Yaylası’nın bir uzantısıdır. Haymana Yaylası daha güneyde dalgalı durumunu yitirerek, Sakarya ve Kızılırmak’ı besleyen küçük derelerin hafifçe yardığı bir ova görünümü alır.

Ankara'nın Başkent Oluşu

Advertisement

Haymana Yaylası’ndan kaynaklanan derelerin bir bölümü, sularını, Kızılırmak ve Sakarya ırmaklarına, bir bölümü de Konya ve Tuz Gölü Havzası’na akıtırlar. İlin en alçak bölümü (700 m), bu ırmakların vadi tabanlarıdır. Ülkemizin en önemli ırmaklarından Kızılırmak ve Sakarya, il sınırlan içinden geçer. Türkiye’nin en uzun ırmağı olan Kızılırmak, güneydoğu Kırşehir ile sınır oluşturarak, il topraklarına girer. İlin doğu kesimini kuzey-güney doğrultusunda boydan boya keser; Balaban Dere, Konur Dere gibi çeşitli kollar alır ve yer yer derin ve dar boğazlardan geçer.

Bu özelliğinden dolayı, bir yandan sulamada yararlanmak, öte yandan enerji sağlamak amacıyla, ırmak üzerine barajlar kurulmuştur. Hirfanlı Barajı ile Kesikköprü Barajı bunların başlıcaları-dır. Ankara çevresinin sularını toplayan Ankara Çayı, Kızılcahamam yöresinin sularını toplayan ve derin boğazlardan geçen Kirmir Çayı ve Aladağ Suyu, il sınırları içinde Sakarya’ya karışır. Sarıyar Baraj Gölü’nü oluşturan Sakarya, Daha sonra batıya yönelir; Eskişehir İli ile sınır oluşturur, sonra Bilecik topraklarına girer.

Her iki ırmağın suları yazın çok çekilir, İlkbaharda kabarmaya başlar. Türkiye’nin ikinci büyük gölü olan Tuz Gölü’nün bir bölümü; Mogan, Eymir, Karagöl ve Samsan gölleri, birçok baraj gölü tümüyle il sınırları içinde yer alır. Deniz düzeyinden 925 m yükseltide sığ ve suları çok tuzlu olan Tuz Gölü (1.500 km2) güneye doğru genişler. Uzunluğu 80 km, en geniş yeri 48 km’dir. Mogan Gölü (deniz düzeyinden 972 m yükseltide, yüzölçümü 6 km2), il merkezinin 15 km güney indedir. Kızılırmak üzerindeki İrfanlı Baraj Gölü, ilin en büyük göllerinden biridir. Sakarya üzerindeki Sarıyar Baraj Gölü ‘nün bir bölümü de il topraklan içindedir. Çubuk Deresi üzerindeki Çubuk I, Çubuk II; Bayındır Deresi üzerindeki Bayındır; Kurtboğazı Deresi üzerindeki Kurtboğazı baraj gölleri ilin içme suyu gereksinimini karşılarlar.

İklim ve Bitki Örtüsü;

İlde seri bir kara iklimi egemendir. Kışlar soğuk ve yağışlı, yazlar sıcak ve kuraktır. Yaz ve kış arasındaki ısı değişiklikleri fazladır. Ankara Meteoroloji İstasyonu’nun uzun süreli gözlemlerine göre, yıllık ortalama sıcaklık 117°C’ dir. En soğuk ay 0.2°C ortalamayla ocak, en sıcak ay 27.6°C ortalamayla ağustostur. Yazın, gündüzlerin aşın sıcaklığına karşın, gecelerin serin geçmesi, yaz ayları ortalama sıcaklığını düşürmektedir. İlde gündüz ısı değişiklikleri de oldukça yüksektir. İlkbahar kısa sürer ve kıştan yaza birden geçilir. Sonbaharda geceler serin olmakla birlikte, yaz günlerinin sıcaklığı sürer. İklimin karasal özelliği, termometrenin kışın çok alçalmasına, yazın da çok yükselmesine neden olur: 40°C (ölçüldüğü tarih 1961), en düşük sıcaklık değeri -24.9°C’dir (ölçüldüğü tarih 1961). Yıllık ortalama yağış tutarı 371.6 mm’dir. Aralık, ocak, nisan, mayıs yağışın yüksek; temmuz, ağustos, eylül en düşük olduğu aylardır.

Doğal bitki örtüsü, yükselti ve yağış koşullarına bağlı olarak yer yer değişiklikler gösterir. Ormanlık alanlar, daha çok ilin kuzey ve kuzeybatısında, Batı Karadeniz Bölümü içinde yer alan kesimdedir. Bunlar çoğunlukla kuru orman topluluklarıdır. Kuzeyde 950-1.000 m’den sonra dağların eteklerine doğru meşe çalılıklarıyla başlayan bitki örtüsü, yükseklerde, karaçam ve sarıçamlardan oluşan iğne yapraklı ağaçlara dönüşür. Güneyde, ovalar ve yaylalar ise doğal bozkır alanlarıdır. Güneydoğuda Küre Dağı’ndaki meşe topluluklarıyla Balâ çevresinde meşe ve karaçamlardan oluşan küçük orman kalıntıları, bugün ormansız olan alanların daha önce ormanlarla kaplı olduğunu gösterir. Haymana çevresindeki tuzlu topraklar da tuscul (halofit) bitkilerle kaplıdır.

Ankara

Advertisement

Ekonomisi;

Ekonomik etkinliklerde ilk sırayı tarım alır. Tarım ekonomisi, nadasa büyük ölçüde yer veren yaygın tahıl üretimine ve küçükbaş hayvan (koyun, ankara keçisi) besiciliğine dayanır. İl topraklarının % 47’si ekili-dikili olan alanlar içinde tahıl türleri ilk sırayı alır. Bunu baklagiller ve endüstri bitkileri izler. Tarla tarımı alanları 1.120. 000 hektar yer kaplar. Bunun % 89’u tahıl tarımına ayrılmıştır. Tahıl türleri ve öteki kültür bitkileri içinde en çok buğday ekilir. Türkiye’nin buğday üretiminde Ankara, Konya’dan sonra ikinci sırayı alır. Arpa üretiminde de Konya’dan sonra ikinci durumdadır. Arpa ve buğdaydan sonra ekimi en çok yapılan tahıl türleri yulaf, pirinç ve mısırdır. Baklagillerin ekimi 54.600 hektar, endüstri bitkileri 52.500 hektar alan kaplar. Baklagillerden nohut, fasulye, mercimek; endüstri bitkilerinden anason ekimi önemlidir. Dikili alanlar fazla yer tutmamakla birlikte meyvecilik ve bağcılık yaygındır.Ayrıca, 33.650 hektar alanda sebze (yaprağı yenen, meyvesi yenen baklagil) tarımı yapılır. İlin ekonomisinde önemli yer tutan hayvancılık, kırsal alanda tarım etkinlikleriyle birlikte ve yaygın olarak mera hayvancılığı biçiminde yürütülür. İklimin kurak olması, tarımın nadas tahıl değişimine dayanması, hayvancılığı önemli kılan olumlu öğelerdir. Başta, koyun, tiftikkeçisi, inek, dana yetiştirilir. Ancak son yıllarda hayvan varlığında gözle görülür bir düşme vardır. Kümes hayvancılığı (tavuk, horoz, hindi), arıcılık ve ipekböcekçiliği de gelişmiştir.

Madenler oldukça çeşitli olmakla birlikte, ekonomik koşullardan dolayı büyük bölümü işletilmemektedir. Başlıcaları; Bala, Beypazarı ve Nallıhan’daki linyit yataklarıdır. Öteki madenler içinde, Haymana ve Polatlı’da manganez; Keskin’de bakır, demir ve kurşun; Bala’da demir; Malıköy ve Şereflikoçhisar’da mermer ve Tuz Gölü kıyısında Kaldırım ve Yavşan tuzlarından elde edilen tuz sayılabilir.


Leave A Reply