Arılar Hakkında Kısa Kısa Bilgiler

3
Advertisement

Arılar ile ilgili hem uzun hem de konu başlıklarına göre kısa kısa bilgilerin yer aldığı tamamına bakıldığında arı ile ilgili herşeyin yer aldığı yazımız

Arının vücudu, bütün böceklerinki gibi, baş, göğüs, karın olmak üzere, üç bölüme ayrılmıştır. Bütün bu bölümler incecik eklemlerle birbirine bağlıdır. Vücut kitinle kaplıdır.

YEDİBİN GÖZDEN YAPILMIŞ BİR GÖZ

Arının başının iki yanında duyargaları vardır. Bunlar koku almaya, dokunmaya yararlar. Başın iki yanında ayrıca iki iri göz vardır. Bunların her biri 7000 kadar küçük gözden meydana gelmiştir. Bunlar petekgöz’lerdendır. Bunlardan başka, arının ayrıca, alnının ortasında da üç gözü daha vardır. Bunlar petek-göz değil, tek gözdür. Arının çenesiyle dudakları çiçeklerin içindeki tozlan, balözlerini yalamaya elverişli biçimdedir. Dili boru biçiminde bir kın içindedir. Arı, bu boruyu çiçeğin içine sokarak, balözünü emer. Alt çene ile dudaklar çiçek tozlarını yalamaya, üst çeneler de parçalamaya yarar.

Arının en büyük özelliklerinden biri de bal alacağı çiçeği çok uzaklardan kokusunu alıp bulmasıdır.

Advertisement

ARININ BAL SEPETİ

Arının göğsü üç halkadan meydana gelmiştir. Her halkada bir çift ayak bulunur. İkinci, üçüncü halkalarda birer çift de kanat vardır. Arı ön kanatlarını uçmak, arka kanatlarını da denge sağlamak için kullanır. Arının arka bacaklarının üzerinde sepetçik denilen oyuklar vardır. Bu oyukların çevresinde de, birtakım kılçıklar bulunur; bunlara da fırça denir. Arı, çiçeklerden topladığı tozları, yumak haline getirerek, bu sepetçiklere doldurur. Arı uçarken, fırçalar çiçek tozlarının yerinde durmasını sağlar. Ayrıca, birinci çift ayakların eklem yerinde, makasa benzer çıkıntılar vardır. Arı, bunlarla balmumu tabakasını. keser.

YALNIZ İŞÇİ ARILAR SOKAR

Arının karnı göğüsten ince bir boğumla ayrılmıştır; oniki halkadan meydana gelmiştir. Son beş halkada balmumu salan bezler bulunur. Ayrıca, son karın halkasının ucunda da, sokaç (iğne) vardır. Sokaç bir zehir kesesine bağlıdır; yalnız işçi arılarda bulunur.

Advertisement

ARININ İKİ MİDESİ VARDIR

Arının sindirim sistemi ağızdan başlar, anusta sona erer. Yemek borusu karın bölümünde iki şişkinlik yapar: Bunların birincisi arının bal midesi, ikincisi de asıl midesidir. Arı, emdiği balözlerini birinci midesinde toplar. Sonra, bunu, sindirim sularıyla karıştırarak, önceden yaptığı peteklerin içine püskürtür. Arı bu balı kışa kendisine yiyecek olarak saklar.

Arının solunum aygıtı hava keseciklerinden meydana gelmiştir. Bunlar karın halkalarının alt yanlarındaki ikişer hava deliğine açılırlar. Bu hava keseleri, özel borularla, göğse, ayaklara, kanatlara, başa bağlanmıştır.

Arının kanı plazma ile akyuvarlardan meydana gelmiştir, alyuvar yoktur. Arının sırtında, deri altında boğum boğum bir damar vardır. Bu, hayvanın yüreğidir. Boğum sıkışıp genişledikçe, kan vücut içinde pompalanır.

Advertisement

Arının sinir sistemi sinir telleriyle birtakım düğümcüklerden meydana gelmiştir. Başta, göğüste birer, karında da 4-5 çift sinir düğümü vardır. Baştaki düğümler beyin görevini görür.

ARILARDA TOPLUM HAYATI

Arıların hayatı çok ilgiçekicidir. Çünkü, toplum halinde yaşarlar. Her kovan kendi başına bir toplumdur; bu toplumda bir arının belli bir görevi vardır. Bir kovanda 50.80 bin kadar arı bulunur.

Üç çeşit arı vardır: 1) Arı beyi; 2) İşçi arı; 3) Erkek arı.

Advertisement

ARI BEYİ DİŞİDİR

Her kovanda bir arı beyi bulunur. Buna kraliçe arı da denir. Adı «bey» olduğu halde, arı beyi dişidir; bütün görevi de soyu çoğaltmaktır. Kanatları öteki arılarınkinden daha kısa, karnı daha uzuncadır. Kovanda arı beyine ayrılmış özel bir petek bulunur. Arı beyi günde 2-3 bin kadar yumurta yumurtlar. İşçi arılar özel olarak hazırladıkları balözüyle arı beyini beslerler. Çıkan yumurtaların kimisi döllenmiş, kimisi döllenmemiştir. Döllenmemiş yumurtalardan erkek arılar, döllenmişlerden de işçi arılar çıkar. Arı beyi 4-5 yıl kadar yaşar.

ARILAR ARASINDA SAVAŞ

Erkek arının balözü, çiçek tozu toplamak için özel organları yoktur. İğnesi de bulunmaz. Yaz sonunda, işçi arılar erkek arıları yakalayıp kovandan dışarı atarlar. Arı beyi gece uçuşuna çıkınca, erkek arılar peşine takılırlar. İçlerinden biri arı beyini döllendirir; hemen sonra da ölür. Ötekileri de işçi arılar öldürürler.

Advertisement

Bir kovandaki arıların onda sekizi işçi arıdır. Boyları ötekilerden daha küçüktür. Kışın 5-6 ay, yazın da 1,5 ay kadar yaşarlar. Kısır oldukları için, yumurtlamazlar.

ARI NASIL ÜRER?

Arı beyi, gece uçuşundan sonra kovana dönünce, yumurtlamaya başlar. Arı beyinin yumurtladığı yumurtalar üç gün içinde patlar. İçlerinden kurtçuk halinde yavru anlar çıkar. İşçi arılar, başlarındaki bezden çıkan süt koyuluğundaki besleyici sıvıyla, bu kurtçukları beslerler.

Kurtçuklar hızla büyürler; üç gün içinde ağırlıkları bir kat artar. Bir hafta sonra da, bal, çiçek tozu yemeye başlarlar. îşçi anlar kurtçukların bulunduğu peteklerin ağzını balmumuyla örterler. Kurtçuk, 8-10 gün kadar, peteğin içinde kıvrılıp, tostoparlak kalır. Ergin bir arı haline gelince, peteğin ağzını delerek dışarı çıkar.

Advertisement

İŞÇİ ARI NELER YAPAR?

Genç arı bir işçi arıysa, önce kovanda çeşitli hizmetler görür: Kovanı temizler; kurtçukları besler; öteki arıların getirdiği balı; çiçek tozlarını peteklere doldurur, kovanın bozuk yeklerini onarır; kapıda nöbet bekler; kanatlarını çırparak içeriyi havalandırır. Birkaç deneme uçuşu yaptıktan sonra da dışarı çıkar. Artık, ömrünün sonuna kadar, çiçekten çiçeğe uçacak, bal toplayacaktır.

OĞUL NEDİR?

Arı beyi yaşlıysa, hep döllenmemiş yumurta yumurtlar; yani, yumurtalarından hep erkek arılar çıkar. Oysa, kovana erkek arıdan çok, işçi arı gereklidir. Bunun üzerine, kovanda yeni bir arı beyi çıkar. Eski arı beyi, genç arı beyiyle savaşmak zorunda kalır. Savaşı kim kazanırsa, kovanın yeni beyi de o olur. Öteki, ölmediyse, çevresine topladığı arılarla birlikte, kovandan ayrılır. Bunlar, bir ağaç dalına üst üste konarlar. Bu salkım biçimindeki arı topluluğuna oğul adı verilir. Arıcılar, bunlan özel torbalar içine alarak, yeni bir kovana yerleştirirler.

Advertisement

Güz gelip de havalar serinleyince, arılar bal dolu peteklerin ağzını balmumuyla örerler; kışın kullanmak üzere saklarlar. Kışın, soğuk havalarda, birbiri üstüne yığılarak soğuktan korunmaya çalışır, balla beslenirler.

Arılar, yalnız bal yapmaları bakımından değil, aynı zamanda bitkilerin döllenmelerini sağlamaları bakımından da yararlı hayvanlardır. Çiçeklerden aldıkları çiçek tozlarını çiçeğin dişi organına götürerek onların üremesine yardım etmiş olurlar.

ARICILAR BALI NASIL ELDE EDERLER?

Bal, güzel kokulu, sindirimi kolay, yararlı bir besindir. Çok eski çağlardan beri, insanlar şeker ihtiyaçlarını bal yiyerek karşılarlardı. Arıcılık gelişmeden önce, bal arıları ağaçlann, taşların kovuklarında barınırlar, ballarını da oralara bırakırlardı. Sonradan insanlar an besleyip bunlardan bal elde etmesini öğrendiler.

Advertisement

Arıcılık kolay iş değildir. Mevsimine göre yapılması gereken çeşitli işler vardır. Arıcı, her şeyden önce, şunlara dikkat eder: Kovanda arı beyi (dişi arı) var mı, yok mu? Varsa, iyi yumurtluyor mu? îşçi arıların durumu nasıl? Sayıları nekadar? Kovanda arıların
beslenmesine yetecek kadar bal var mı? Kovanın sağlık durumu nasıl?

Arıcının, bütün bunları yakından görebilmesi için, kovanı incelemesi gerekir. Bunun için, maskesini takar, arıcı körüğü denilen aracını da alarak, yavaşça kovana yaklaşır. Elindeki körükle kovana duman püskürtür. Arılar, dumandan kaçabilmek için, kovandan dışarı çıkarlar. Arıcı, bundan sonra kovanı açar; çerçeveleri yavaşça dışarı çıkarır. Peteklerde işçi arı kurtçukları varsa, kovanda arı beyi var demektir. Arı beyi yoksa, kovanı başka bir kovanla birleştirmek gerekir. Kovandaki bal arıların beslenmesi için yetersizse, arılara bir kap içinde şeker şurubu verir. Kovandaki arılarda neşesizlik, cansızlık görülürse, içerisi kötü kokuyorsa, kovan hemen değiştirilir.

KOVANDAKİ ARILAR BAKIM İSTER

Arıların su içebilmeleri için kovanların bulunduğu yere yüzeyi geniş bir yalak konur. Yalağın hafif eğimli olmasına dikkat edilir. Yalağın üzerine de, arıların konabilmesi için, çıtalar yerleştirilir. Kışın da, kovanların içine küçük kaplar içinde su bırakılır. Bunlar yapılmazsa, arılar ya pis sulardan içip hastalanırlar, ya da akarsulardan su içerken boğulup ölürler.

Advertisement

Arıcının dikkat edeceği şeylerden biri de, arıların oğul yapmalarıdır. Arıcı, arılar oğul yapmadan önce, birtakım hazırlıklara girişir. Arılık çevresinde oğulun konabileceği bir ağaç yoksa, sırıklar üzerine sepetler asar. Böylece, arıların daha uzaklara gitmesini önlemeye çalışır. Sırığı ya da ağacın dallarını güzel kokulu otlarla, özellikle de oğul-otu ile ovmak çok iyi sonuçlar verir. Arılar daha uzağa gitmek isterlerse, üzerlerine su sıkarak uzaklaşmalarının önüne geçilir. Oğul torba içine alınarak, kovanın içine silkelenir.

Eski biçim bir kovandan yılda ancak 5 kilo bal alınabilir. Yeni fennî bir kovandan ise yılda 40 kilo bal elde edilebilir. Ayrıca, kovanlar belli mevsimlerde, belli çiçeklerin bulunduğu yerlere taşınırsa, hem daha bol, hem de daha iyi cins bal alınabilir.

Kışın, kovanda her 30.000 arı için 15 kilo bal bırakılır. Ayrıca, arıların dışarı çıkıp ölmemeleri için, çıkış deliğinin önüne de ince bir tel geçirilir^ Kovanların konulduğu yerler nemsiz, rüzgârsız olmalı, ısısı sık sık değişmelidir.

ARILARIN DÜŞMANLARI

Advertisement

Arıların birçok düşmanları vardır. Bunların başında, mum kelebeği denen kelebek gelir. Bu kelebeğin yumurtalarından çıkan kurtçuklara arı güvesi adı verilir. An güveleri, peteklerin mumunu yeyerek beslendikleri için, kovana büyük zararlar verirler, öte yandan, eşek arıları, karıncalar, fareler, kertenkeleler de arıların düşmanlarıdır. Balı pek seven ayılar da sık sık kovanlara el atarlar.

ARILARIN DİLİ

Arıların birbirleriyle haberleşmek için kendilerine göre usulleri vardır. Bir arı, bal alınacak çiçeği buldu mu, hemen kovanının yanına gelir, çeşitli biçimlerde uçarak, öbür arkadaşlarına çiçeğin yerini haber verir: Çiçek güneşin bulunduğu yönde ise, arı havada bir çember çizip güneşe doğru uçar, gene aynı biçimde bir çember çizer. Çiçek ters yönde ise, çember çizdikten sonra, güneşten uzaklaşacak biçimde uçar.

Advertisement

3 yorum

Leave A Reply