Armut Piş Ağzıma Düş Ne Demek? Deyiminin Anlamı Hikayesi Açıklaması

11
Advertisement

Armut piş ağzıma düş deyimi ne anlama gelir? Armut piş ağzıma düş deyiminin anlamı, hikayesi, örneklerle açıklaması, hakkında bilgi.

Armut piş ağzıma düş

Armut piş ağzıma düş

Deyim : Armut piş, ağzıma düş.
Açıklaması : Tembel kişiler hazıra konmayı çok severler. Ancak tembellik dünyanın en büyük günahlarından birisidir ve uzak durulması gereken bir mevzudur.

Deyimin Hikayesi;

Adamın biri vefat edince babalarından kalan tarlaları iki oğlu paylaşmış. Kardeşlerden biri tarlasına meyve fidanları dikmiş, bakımını çok güzel bir şekilde yaparak, çok fazla emek vermiş. Diğerininse çalışmayı gözü yememiş. Her yıl bir sonraki yıla başlarım demiş, ama bir türlü işe başlamamış. Bir vakit sonra iki kardeşten çalışkanının tarlası güzel bir meyve bahçesi olmuş. Diğerinin içinde ise kurumuş otlardan, börtü böcekten başka bir şey yokmuş.

Çalışan kardeş, kayısı ve elma satarak epeyce para kazanmış. Diğeri ise gün geçtikçe fakir duruma düşüp beş parasız kalmış. Biçare, ağabeyinin yanına gidip, “Ağabey” demiş. “Elimdeki avucumdakini bitirip beş parasız kaldım. Sense malına mal kattın. Söyle bana ben nerede hata yaptım?” Kardeşinin haline üzülmüş ağabeyi. Ama sorduğu soruyu cevaplamış.

Advertisement

-Sen dedin ki armut piş, ağzıma düş. Çalışmadan karın doyurmak ancak düştür, düş.

Bu deyim, emek vermeden hiçbir şeyin kazanılamayacağı anlamında kullanılır.

TEMBELLİK

Tembel kimse çalışmamak için değişik bahaneler üretir, her şeye üşenir. Böyle kimselerin ne kendisine ne de topluma yararı vardır. Tembel insanlar çalışarak kazanmak ve başarmanın anlamını bilmezler, her şeyi hazır beklerler. Emek sarf etmeden yarar elde etmeye çalışırlar.

Açıklaması:

Tembellik en tehlikeli kötü alışkanlıklardan biridir. Ruhu ele geçirdi mi kurtulması zordur.

Advertisement

Hazıra konmaya alışan insanlar sürekli her şeyi kendileri yerine başkalarının yapmasını beklerler. Hatta öyle ki armudun bile olgunlaşıp kendi kendine ağzına girsin ister. Yani armudu ağacından toplamak bile o kişiler zor gelir. Öyle yaşadığımız dünya böyle bir dünya değildir. Hiç kimse kendisi çabalamazsa istediklerine ulaşamaz. Yeni doğan bebeklerin bile annelerine aç olduklarını belli etmeleri için ağlamaları yani bir emek harcamaları gerekir. İş bu haldeyken eli kolu tutan insanların ise çalışıp çabalamaları gerekir.

Bu konuda görevlerin büyüğü annelere düşer. Anneler çocuklarını bağımlı bireyler olarak yetiştirmemeleri gerekir. Her çocuk ileride kendi işini kendisi yapacak, çalışkan insanlar olarak olacak şekilde yetiştirilmelidirler. Türkçemizdeki güzel sözlerden biri de “Emeksiz yemek olmaz” dır. Soframıza yemeğin gelmesi için o yemeği satın alacak parayı kazanmak gerekir. Parayı kazanmak için de çalışmak şarttır. Tembellik yaparak oturan kişiye kimse para vermez. Sonrasında da yemeğin satın alınıp, pişirilmesi ve sofraya getirilmesi gerekir. Daha da sonra ağzımıza düşmesi beklemeden yenmesi gerekir. Sonuçta bir kimse karnını doyurmak için dahi bir çok emek harcamak zorundadır. İşte o zaman yediğin yemeğin tadı bir başka olur. Çünkü o yemekte kişinin alın teri de mevcuttur ve değerlidir. İnsan emek vererek kazandığının değerini de bilir.


11 yorum

Bir Yorum Yazmak İster misiniz?