Arp Müzik Aleti Özellikleri – Tarihçesi

0

Arp nasıl bir müzik aletidir? Arp müzik aletinin yapısı, özellikleri ve tarihçesi, ilk kullanımı ve gelişimi nasıldır? Arp müzik aleti hakkında bilgi.

Arp Müzik Aleti Özellikleri – Tarihçesi

Arp, rezonatörün, tellerin oluşturduğu düzleme yaklaşık ya da tam dik olduğu telli çalgıdır. Her teli bir nota verir. Kısadan uzuna doğru sıralanan tellerin boyu, perdelerin tizden pese doğru sıralanışına denk düşer. Rezonatör genellikle ağaçtan ya da deridendir. Kemerli ya da yay biçimli arplarda, sap gövdeden çıkarak gövde ile bir kavis oluşturur. Köşeli arplarda gövde ve sap arasında bir açı bulunur. Daha çok Avrupa’ya özgü olan çerçeveli arplarda gövde ve sap, aralarında bir açı olacak biçimde oturtulur ve tellerin gerilimine destek sağlayan bir sütun ya da öndikme ile birbirine bağlanır. Öndikmesi olmayan arplarda teller daha az gerildiğinden, bunların sesi çerçeveli arplardan daha düşük perdelidir. Çift yönlü işleyen modern pedallı arplarda, eski arpların temel yapısı ve sesi, tam bir kromatik dizi sağlamaya yarayan karmaşık bir , mekanizmayla bütünleştirilmiştir.

Tarihçesi

Arp Eski Yunan ve Roma’da ender olmakla birlikte ilkçağın Akdeniz ve Ortadoğu uygarlıklarında yaygın biçimde kullanılırdı. Mısır ve Mezopotamya’da İÖ y. 3000’den kalma arp tasvirleri bulunmuştur. Bu arpların çoğu, dikey tutularak ve teller her iki elin parmaklarıyla çekilerek çalınırdı. Mezopotamya’da yatay çalınan arplar da vardı. Bu durumda çalgıcı, arpı, teller kendisine doğru gelecek biçimde kucağına yerleştirir ve mızrapla çalardı. Hindistan’da İS 800’lerde bile hâlâ betimlerine rastlanan yatay arpların, Ortadoğu’da 600 dolaylarında ortadan kalktığı anlaşılmaktadır. Gene aynı tarihlerde Ortadoğu’da unutulmaya yüz tutan kemerli arplar, günümüzde Afrika’da, Myanmar’da ve birkaç uzak bölgede hâlâ kullanılmaktadır.

Köşeli arplar İran’da 19. yüzyıla değin varlığını sürdürmüştür. Avrupa’da 9. yüzyıla doğru görülen çerçeveli arpların nasıl ortaya çıktığı bilinmemektedir. Tel kirişli olan ortaçağ arplarının tipik özelliği, dışa doğru kavisli bir öndikmesi olmasıydı. Ayrıca diatonik (her oktava yedi ses) olarak akort edilen bu arplar, özellikle Kelt topluluklarında yaygındı. Kıta Avrupa’sında 14. yüzyıl sonlarında, eski arpın yerini daha dik bir sapı, ince ve sığ bir tınlama kasası ve hemen hemen dümdüz bir dikmesi bulunan ince belli gotik arp aldı. 1500’lerin başlarında, belki daha da önce kiriş teller takılan bu diatonik Avrupa arpı, zamanla gelişerek bugünkü arpa dönüştü. Güney Amerika’da halk arasında kullanılan arplar, hâlâ bu türün ilk özelliklerini korumaktadır.

Arpta Yenileştirme Denemeleri

17. yüzyıldan sonraki yeni müzik üsluplarının gerektirdiği kromatik notaları çıkarabilmek için, arp üzerinde sürekli yenileştirme denemeleri yapıldı. Bu amaçla, gerektiğinde seçilmiş tellerin perdesini değiştirecek kanca ya da pedal mekanizmalarının eklenmesi ile her oktav için 12 telli arpların (kromatik arplar) meydana getirilmesi biçiminde iki yaklaşım kullanıldı. Kancalar ilk kez 17. yüzyılda Tirol’de kullanıldı. 1720’de Bavyeralı Celestin Hochbrucker, çalgıya öndikme içine yerleştirilmiş kollar yardımıyla kancalan idare edecek yedi pedal ekledi. Georges Cousineau’nun 1750’de kanca yerine, telleri aynı düzlemde tutmakla birlikte sıkıca kavrayabilen madeni levhalar kullanması, Sébastian Érard’in da 1792’de madeni levhaların yerine döner diskler koyması ile Hochbrucker’in tek yönlü işleyen pedallı arpı daha da geliştirildi.

Kromatik arpların yapımı, iki sıra telli ikili arp, üç sıralı üçlü Galler arpı gibi örneklerle 16. yüzyıla değin uzanır. Bu tür arplar arasında, 19. yüzyıl sonlarında Paris’teki Pleyel şirketi tarafından geliştirilen “X” biçiminde çaprazlama iki sıra telli kromatik arp ve bunun atası olan, her tel dizisi için ayrı bir sap ve öndikmenin bulunduğu ABD arpı sayılabilir.


Leave A Reply