Asur Medeniyetinin Özellikleri – Asurlular Hakkında Bilgi

7

Asur medeniyeti nerede ve hangi dönemler arasında kurulmuştur? Asurluların özellikleri, kültür ve sanat özellikleri hakkında bilgi.

asurlarASUR, M. Ö. 3000 yıllarından M. Ö. 612 yılına kadar ilkin Asur şehrinde, sonra merkezi Asur şehri olmak üzere, bütün Mezopotamya, Elâm, Suriye, hattâ Mısır’da hüküm sürmüş bir devlettir.

Advertisement

Asur önce Sümer, sonra A’kad, daha sonra da Subar, Kut ve üçüncü Ur hanedanı egemenliği altında kalmıştır. Fakat bu zamanlarda buraya Samiler gelmiş, yerli halk tabakası ile kaynaşarak yüzyıllarca süren Asur varlığının temelini atmışlardır.

Asur tarihi Eski, Orta ve Yeni Asur Çağları diye üç bölüme ayrılır.
1. Eski Asur Çağı: M.Ö. 2100-1800 yılları arasında gösterilebilecek olan Eski Asur Çağı’nda hükümdar İlusuma, Asur’u bağımsız bir devlet haline getirmişti. Kendisinden sonra gelen İrisum’la İkunum, Asur’un bağımsızlığını kuvvetlendiren, memleketi imar eden krallar olarak anılırlar. I. Sargon ise devletin sınırlarını doğuya doğru çok genişletmiştir.

2. Orta Asur Çağı: Bu çağda Asur gerek siyasal gerekse kültürel bakımdan değişik bir hüviyetle ortaya çıkar. Asur, Eski Çağ’ın sonlarında uzun zaman Babil ve Mitanni devletlerinin nüfuzu altında kalmıştı. Ünlü Asur kralı Asur-Uballit yurdunu bunların nüfuzundan kurtararak büyük bir devlet haline getirdi. Ondan sonraki krallardan Enlil-Harari (M. Ö. 1340-1326), I. Adad-Narari (M. Ö. 1310-1281 ), I. Salmanasar (M. Ö. 1280-1256), I. Tukulti-Nimurta (M. Ö. 1255-1216) zamanında da, Asur’un yükselişi devam etti.

3. Yeni Asur Çağı : Asur kültür tarihinin en önemli olaylarından biri bu çağa rastlar. M. Ö. XIV. yüzyıldan beri gelenek halinde yürürlükte olan hukuki esaslar nihayet M. Ö. 1100 yıllarında bir hukuk kitabı halinde toplanmıştır.

Advertisement

Asur Şehirleri

Eski Asur şehri devamlı surette devlet merkezi olmuştu. Fakat Orta Asur Çağı’ndan itibaren devlet merkezi birkaç defa değiştirilmiştir. Bu arada I. Adad-Narari, Kalah’ı ikinci bir merkez olarak kurmuş, oğlu I.Tukulti-Ninurta da, Asur şehri kuzeyindeki Kâr-Tukulti-Ninurta’yı kurmuştur.

Asur’un Genişlemesi

Yeni Asur Çağı kralları daima harb ve fütuhatla uğraşmışlardır. Bilhassa Sargonidler hanedanını kurmuş olan II. Sargon ile ondan sonra gelenlerin hüküm sürdüğü devir çok önemlid’ir. II. Sargon (Şarru-Kin) M. O. 722’den 705’e kadar hüküm sürdü. Bu yıllarda Asur tarihinin en yüksek devri açılır. Sargon ilk fırsatta Samaria’yı ele geçirerek İsrail devletini kesin olarak yıktı,. Elâm ile bağlaşma halinde olan Babil Kralı Merodahbaladan’la ilk karşılaşmaları bir sonuca bağlanmadığından, bunu bir tarafa bırakarak Urartu’ya döndü, Van’a kadar bütün Urartu’yu istila etti. Bundan sonra tekrar Babil’e döndü, orayı da Basra Körfezi’ne kadar aldı. Merodahbaladan’ı Babil’den ve asıl memleketi Bıt-Yakin’den kaçmak zorunda bıraktı. Böylece, Asur’un sınırları Dilmun (bugünkü Bahreyn) adalarından Kıbrıs’a kadar uzandı. Başkent de Dur-Şarrukin’e (Khorsabad) taşındı.

Sargon’dan sonra yerine geçen oğlu Sanherib, saltanatı boyunca (M. Ö. 705-681 ) Babil meselesinin halli ile uğraşmıştır. Çünkü babasının ölümünden sonra Kaide, Elâm ve Aram gibi komşuları ile bağlaşma yapmış olan Merodahbaladan tekrar isyan etmişti. Sanherib bunu ve yerine geçen yeni Babil kralını yenerek Babil tahtına oturdu, Babil meselesini kökünden halletmek ve yerine Ninova’yı geçirebilmek düşüncesi ile Babil’i iyice tahrip etti. Babasının başkenti Dur-Şarrukin’i bırakarak Ninova’yı (Koyuncuk) onardı, burası onun zamanında’en parlak devrini yaşadı.

Sanherib’den sonra küçük oğlu Asarhaddon, Güney-Doğu Anadolu’da ve Finike ile Filistin’de bazı eyaletleri daha aldı, birkaç sefer sonunda da Mısır’ı Asur egemenliği altına almayı başardı. Mısır’a yaptığı üçüncü seferde öldü, Asur tahtına küçük oğlu Asurbanipal, Babil tahtına da öbür oğlu Şamaşşumukin geçti.

Advertisement

Asurbanipal Devri

Her bakımdan üstün bir kral olan Asurbanipal bir yandan Asur kültürünün Babil’e denk bir seviyeye yükselmesine, bir yandan da Asur’un sınırlarının korunması, bazı yeni zaferler kazanılması suretiyle Asur ihtişamının devamına, Asur siyasi nüfuzunun öbür devletlere yayılması yolu ile de bu ihtişamın büsbütün, artmasına çalıştı. Böyle olduğu halde Mısır onun zamanında Asur egemenliğinden çıkmıştır.

Asurbanipal zamanında Asur o zamanki dünyanın en büyük kültür merkezlerinden biri oldu. Zira Asurbanipal bir yandan yıllar boyunca sürüp giden harblerle uğraşırken, öte yandan da eski Sümer ve Babil kültürüne bir yeniden canlanma devri yaşatmıştır. Dünyaca ünlü olan kütüpanesi bu eski eserlerin kopyalarından meydana gelmiş, böylece birçok eserlerin zamanımıza kadar gelmesi kabil olmuştur.

Asur’un Yıkılışı

Asurbanipal’İn ölümünden sonra eski tarihçilerin Sardanapal dedikleri Şinşarişkun zamanında Med Kralı Keyaksar idaresinde birleşen Babil ile diğer yenilmiş milletler Ninova’yı zaptederek taş üstünde taş kalmayacak şekilde yakıp yıktılar (M. Ö. 612). Son Asur kuvvetleri Harran yöresinde biraz karşı koydularsa da sonunda bu direnme de kırıldı, böylece kan ve zulümle kurulmuş bulunan büyük Asur İmparatorluğu sona erdi.

Asur Edebiyat ve Sanatı

Asur ve Babil’in dili, eski bir Sâmi dilin birer diyeleğidir. Çivi yazısını Sümerliler’den öğrenmişlerdir. Edebiyatları aralıksız olarak Sümer edebiyatının etkisi altında kalmıştır. Manzum olarak destanlar, ilâhiler, dualar gibi lirik parçalar, büyü metinleri yazmışlardır. Tarihi yazıtlar içinde kral yazıtları önemli bir yer tutar.

Asur hukuk metinleri vasıtası ile devlet teşkilatı ve sosyal düzen hakkında bilgi edinmek mümkün olmuştur. Şimdiye kadar ilk Asur kanun koyucusu olarak Hamurabi tanınıyordu. Son zamanlarda yapılan kazılar ise ondan önce Eşnunnalı Bilalama ile İsinli Lipitiştar’ın da kanunları olduğunu meydana çıkarmıştır.

Babilli ve Asurlular’da mektup çeşidi de vardı. Bu mektupların başlıca vasfı ağızdan söyleniyormuş gibi olmalarıdır.

Geometri, matematik, jeoloji, botanik, coğrafya, tıp ve kimya üzerine yazılmış birçok Asur eserleri de bulunmuştur. Asur okullarında gramer okutulurdu. Hayvan masalları çeşidi de Asur-Babil edebiyatı örnekleri arasındadır.

Asur sanatı, Asurluların siyasi münasebette bulundukları komşu ülkelerin sanatlarının etkisi altında kalmakla beraber, kendine özgü, milli bir karakter taşır. Asur sanatına özel karakterini veren doğruluk, gerçeğe uygunluk kaygısı, nispetlerde ve çaptaki ululuktur. Asur sanatının Eski Doğu’nun sanat anlayışından ayrıldığı önemli bir nokta da, dini olmaktan kurtulmasıdır. Asurlular tanrı heykelleri yanında kıral heykelleri, tapınaklar yanında saraylar kurmakla kalmamışlar, aynı zamanda askerlerin bir nehirden geçmesi, bir şehrin zaptı, zafer anıtlarının dikilmesi gibi kendileri için daimi bir harb haliyle ifade edilebilen günlük hayatın çeşitli olaylarını da tasvir etmişlerdir.

Advertisement

Asur mimarlığının en belli karakteri din dışı olmasıdır. Bundan dolayıdır ki tapınaklar hep ikişer tanrıya ayrılmış, büyük kral saraylarına ek olarak yapılmıştır. Asur yapılarında sütun İlk defa M. Ö. 1100 tarihlerinde kullanılmaya başlanmıştır. Saraylar bir nevi büyük evler topluluğuydu. Heykelcilik Mısır’da olduğu kadar gelişmemiş, halk arasına girmemişti. Yalnız krallar, tapınakları ve sarayları süslemek için tanrıların ve kendilerinin heykellerini yaptırırlardı.

Bugün ele geçen eserler Asurlular’ın sanatın birçok kolunda çok ileri gitmiş olduklarını gösterir. Çeşitli mühürler, heykelcik veya levha şeklinde muskalar, taştan oyma kablar, üstü sırla kaplı çanak ve çömlek Asurlular’a mahsus özellikler taşır. Bu arada, Kral II. Sargon’un (M. Ö. 720-705) yazıtını taşıyan bir vazo vardır. Bu vazonun camı özel ve pek ağır bir cinstendir. «Fırın Kapısı» adını taşıyan ve Asurbanipal’in kitaplığında bulunan bir eserde sır ve cam yapmaya mahsus bilgiler, vardır.


7 yorum

  1. insan tarihin derinliklerindeki ve gölgesindeki medeniyetleri , uluslar hakında bilgiler edindigi zaman insanda bir ruh parlaklıgı yaşanmaktadır..

  2. çok güzel ve öz bir şekilde anlatmışsınız.diğer siteler çok karışık yazmış.onlarla sizi karşılaştırınca çok süpersiniz:):):)

Reply To hytrr Cancel Reply