Atasözü Nedir? Atasözlerinin Özellikleri

0

Atasözü neye denir? Atasözlerinin özellikleri nelerdir? Atasözlerinin önemi, gelişimi, kültürler arasındaki yeri, Atasözü örnekleri.

Atasözü Nedir – Atasözlerinin Özellikleri

Atasözü; Toplumların yaşam deneylerinden doğan, coğrafya ve tarih gerçeklerini bilgece bir yargı olarak belirten, kısa, yoğun, çoğu zaman mecazlı kalıplaşmış biçimleriyle tekrarlanan özlü sözlere atasözü denir. Mesel ve darbımesel olarak da adlandırılır (mesel, darbımesel). Halkın ortak malı olduğu için (kollektif, anonim) halkbilimin (folklor) doğal ürünü sayılan atasözlerini, dilin bir öğesi olan, kalıplaşmış olarak kullanılan, çok zaman mecazlı durumda bulunan deyimlerle (tâbir) karıştırmamak gerekir. En kesin ayırım, şu tanımla belirlenebilir: Atasözleri, her zaman kesin bir yargı bildirir; deyimler bir durumu niteler, belirtir.

Eski Yunandan bu yana yazıya geçmiş bütün belgeler, halk belleğinde fosilleşmişcesine yaşayan kamuya mal olmuş ortak yargıları değerlendirmektedir. Yunan tapınaklarının alınlıklarında, Hz. Süleyman’ın Meselleri’nde (Tevrat), eski bilgelik şiirlerinde yer alan özlü sözler; kuşakların kendilerinden sonraki kuşaklara aktarmak istedikleri doğa ve toplum, yaşam ve ahlâk ilkeleriyle yöntemlerini belirler; eğitme, koruma, yöneltme amaçlarını görev edinir. Aynı dilek düşünsel bir öz taşıyan şiir örneklerinde de açığa çıkar.

Gerçekten atasözleri başlangıçta belli kişilerin dile getirdiği bir dize, bir cümle, bir beyit (koşa) olabilir. Tekilliğini yitirecek yolda toplumca benimsenirse, zamanın getirdiği biçim ve deyiş değişiklikleriyle kamunun malı olur, anonim değerler arasına katılır. Ne var ki doğa ve toplum olaylarının uzun gözlemlerinden doğmuş olsalar da bazen atasözleri, coğrafya koşullarıyla yaşanan ortamın değişmesi yüzünden değer yitirmiş de olabilir. “Bit yiğitte bulunur” sözü, at sütünde göç ve akın geleneğindeki eylemli bir yaşamın zorunlu işareti olabilir; “Akar su pis tutmaz” ise kente girmemiş bir yaşamın herhalde pınar, kaynak, dere, çay akıntısına güvenen doğal inancıdır.

Divanü Lugat-it Türk’te ilk biçimine rastlanan “Aç kurt komşusunu yemez” sözünde komşuluk hakkı ne kadar yüceltilmişse, Anadolu’da doğmuş “Aç anansa da kaç” atasözü, doğal yoksunluğun etki gücünü o kadar insafsızca dile getirir. Yer ve iklim değişiklikleri gibi toplumsal yapı, yönetim yenileşmeleriyle gelişim ve uygarlaşmaları da atasözlerinin kabul edilmiş doğruluklarını eskitebilir. Bu yüzden günümüzde atasözlerimiz; yurdun her yerinde kullanılanlar, yalnızca bir bölgede yerel değer olarak kalanlar, eskiden kullanılmış olup şimdi bırakılanlar, Türkiye dışındaki Türk lehçelerinde yaşayanlar olmak üzere ayrı ayrı dört bölükte derlenip incelenmektedir. Atasözlerine değer verip şiirlerinde anan sanatçılar bir yana, bu konuda asıl ilgi Batılılaşma adımlarında Tanzimatla başlar ve halklaşma, demokrasiyi amaç edinme aşamalarında verimlileşir.

Kaşgârlı Mahmut’un Divanü Lugat-it Türk adlı sözlüğünde çoğu günümüz gerçeklerine de uyan 291 adet sav (atasözü) vardır; Şinasi’nin derlediği (1863, 1885; 2500 söz, Durub-ı Emsâl-ı Osmaniye), aynı adla Ebuzziya Tevfik’in geliştirdiği (1887) Müntehabat-ı Durub-i Emsâl-i Türkiye adıyla Ahmet Vefik Paşa’nın seçtiği (1871, 300 örnek) örnekler çok değişik kişilerce zenginleştirildi. Ayrıca ilgi duyan pek çok emek, yerel ve yöresel dikkatlerle kendi bölgelerinin geçerli sözlerini taradılar; günümüzde bu konudaki en son örnek, Türk Dil Kurumu yayınları arasında basılan Ömer Asım Aksoy’un Atasözleri ve Deyimler Sözlüğüdür (2 cilt, 3. cilt dizin ve Kaynakça).


Leave A Reply