Atatürk’e Göre Kadının Toplumdaki Yeri – Türk Toplumunda Kadının Önemi

0
Advertisement

Atatürk’e Göre Kadının Toplumdaki Yeri nasıldır? Atatürk’ün Türk kadını ile ilgili görüşleri, düşünceleri, Türk toplumunda kadınlara verilen önem.

Atatürk ve Türk Kadını

Türk Toplumunda Kadın ve Atatürk

* Atatürk’te Türk kadınına siyasal yaşamda da birçok hak vermiştir.
* Günümüzde de kadınlar çalışma hayatında erkeklerle birlikte görev yapmaktadır.
* Birçok konuda kadınlara pozitif ayrımcılık yapılsa da bazen şiddete de maruz kalmaktadırlar.

Eski Türklerde kadına büyük değer verilirdi. Devlet yönetiminde hakanın yanında eşi olan hatun da etkili idi. Öyle ki emirnameler “Hakan ile hatun emrediyor ki…” diye başlardı. Hakan ile hatun yabancı ülkelerin temsilcilerini beraber kabul ederdi. Hatun çeşitli törenlerde, siyasi meclislerde hakanın yanında bulunurdu. Hatun gerektiğinde “Türkan” unvanı ile devleti idare ederdi. Ordu-millet anlayışına sahip Türklerde kadın savaş zamanında asker olarak da görev alırdı.

Türkler Müslüman olduktan sonra da hatunlar önemli bir konumdaydı. İlk Müslüman Türk devletlerinde hatunların özel askerî birliklerinin olması bu durumu kanıtlar. Kadınların siyasi ve sosyal hayattaki’önemli rolleri Anadolu’da da sürmüştür. Türkiye Selçukluları ve Danişmendlilerde devlet yönetiminde kadınlar önemli rol oynamıştı. OsmanlI sarayında olduğu gibi sultanların yaşı küçük olduğu zaman yönetimde anneleri etkili olmuştu. Anadolu Selçuklularında I. Kılıçarslan’ın hanımı Ayşe Hatun, II. Kılıçarslan’ın kızı Gevher Hatun toplumda sözü geçen kadınlardandı.

Advertisement
Kara Fatma

Kara Fatma

Erzurum’da dünyaya gelen Kara Fatma (Fatma Seher Erden) Balkan Savaşı’na ve I. Dünya Savaşı’na katılmıştır. Kocası da Sarıkamış Harekâtı’nda şehit düşmüştür. Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan sonra yılmamış, mücadeleye devam etmiştir. İzmit dolaylarında Yunanlılara karşı savaşmış, Bursa’nın kurtuluşunda görev almıştır.

Türk kadını 1930 yılında belediye seçimlerine katılma hakkı elde etmiştir. 1933 yılında muhtar ve ihtiyar kuruluna seçme ve seçilme hakkı, 1934 yılında genel seçimlerde seçme ve seçilme hakkı verilmiştir. Kadınlar Bulgaristan ve Fransa’da 1944 yılında, İtalya’da 1945 yılında, İsviçre’de 1971 yılında siyasi haklarını elde etmiştir.

Mustafa Kemal Atatürk kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkının verilmesi ile ilgili Meclis’teki görüşmeler sırasında şöyle demiştir:

“Türk kadınına bu hakkın bir lütuf olarak verildiği kanaatinde değiliz. Kimse bu kanaatte olamaz. Bir memleketteki yurdun her tarafı istilâya uğradığı zaman kadınlar ateş altında erkeklerle beraber omuz omuza çalışırlar. Memleketin geri kalan kısmını korumak ve beslemek için tarlanın kara toprağından yiyecek çıkarmaya çalışırlar, elbette bu varlıkların yurdun her köşesinde ve her tabakasında söz söylemeye hakları vardır.”

Advertisement

Türkiye’de ilk olan kadınlardan bazıları şunlardır:

  • İlk kadın arkeolog: Jale İnan (1943)
  • İlk kadın avukat: Süreyya Ağaoğlu (1925)
  • İlk kadın bakan Türkân Akyol (1971)
  • İlk kadın başbakan: Tansu Çiller (1993)
  • İlk kadın büyükelçi: Filiz Dinçmen (1982)
  • İlk kadın doktor: Safiye Ali
  • İlk kadın savaş pilotu: Sabiha Gökçen (1937)

Fedakârlıktan çekinmeyen, başarılara imza atan, toplumun vazgeçilmez ve eşit bireyleri olan kadınlar birtakım sorunlarla karşılaşabilmektedir. Örneğin kadına karşı şiddet, cinsiyet ayrımcılığı bunlardan bazılarıdır. Kadınlara fiziksel, cinsel, psikolojik, ekonomik zarar veren ya da verebilecek eylemler kadına yönelik şiddet olarak tanımlanır. Kadınlara yönelik şiddet kabul edilemez bir davranıştır. Aynı zamanda bir insan hakları ihlalidir.

Atatürk kadın

Atatürk’e Göre Kadının Toplumdaki Yeri

Kadınların erkeklerle aynı eğitim ve öğretimden geçirilmeleri gerektiğini savunan Ulu Önderimiz, çocuğun eğitim aldığı ilk yerin anne kucağı olduğunu, bu nedenle bilgili kadınların çağa uygun çocuklar yetiştireceğini söylüyordu. Onun Türk kadınına güveni sonsuzdu ve bunu şu sözlerle ifade ediyordu:

Advertisement

“Kadınlık meselesinde şekil ve dış görünüş ikinci derecededir. Kadınlarımız için asıl başarılı olunması gereken alan, şekilde ve kıyafette başarıdan çok; aydınlık ile, kültür İle, gerçek fazilet ile donanmaktır. Ben, sayın kadınlarımızın Avrupa kadınlarının aşağısında kalmayacak, aksine pek çok yönlerde onların üstüne çıkacak aydınlık ve kültür ile donanacaklarından kesinlikle şüphe etmeyen ve buna kesin şekilde emin olanlardanım. “

Atatürk’e göre, bir toplumun başarılı olabilmesi, her iki cinsin de aynı etkinlikleri gösterebilmesine bağlıydı. İki cins arasında iş bölümü olmalı, kadın iş yaşamında yerini almalıydı. Kadının kadınlık görevi ikinci planda kalan bir görevdi. Atatürk bu düşüncesini şöyle dile getirmiştir:

“Bir toplum, cinsinden yalnız birinin çağdaş gerekleri kazanmasıyla yetinirse, o toplumun yarıdan fazlası güçsüzlük içinde kalır. Bir millet ilerlemek ve medenileşmek isterse, özellikle bu noktayı esas olarak kabul etmek zorundadır. Bizim toplumumuzun başarısızlığının sebebi, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlik ve kusurdan ileri gelmektedir. İnsanlar dünyaya alın yazılarındaki kadar yaşamak için gelmişlerdir. Yaşamak demek, faaliyet demektir. Bundan dolayı, bir toplumun bir organı faaliyette bulunurken diğer organı hareketsiz olursa o toplum felçlidir. (…) Bilinmektedir ki, her alanda olduğu gibi sosyal hayatta da iş bölümü vardır. Bu genel iş bölümü arasında kadınlar kendilerine ait olan görevleri yapacakları gibi, aynı zamanda toplumun refahı, mutluluğu için gerekli olan genel çalışma hayatına da gireceklerdir… Kadının kadınlık görevi en ufak ve en önemsiz görevdir…”

Advertisement

Bir Yorum Yazmak İster misiniz?