Atatürk’ün Ekonomi Alanında Getirdiği Yenilikler

0
Advertisement

Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ekonomi alanında yapmış olduğu yenilikler nelerdir? Ekonomi alanında yapılan büyük gelişmeler hakkında bilgiler.

Atatürk'ün Ekonomik Alanda Yaptığı Yenilikler

Atatürk’ün Ekonomik Alanda Yaptığı Yenilikler

Atatürk yeni Türkiye’nin dayanaçağı temellerden birinin ekonomi olduğunu daha Kurtuluş Savaşı sırasında sözleriyle, hareketleriyle göstermişti. Ekonomik bağımsızlık yalnız antlaşmalarla kazanılamazdı. Bunun için, devletle milletin el ele çalışması gerekti

Osmanlı İmparatorluğu yıkıldığı vakit devletin yabancılara 500 milyon lira borcu vardı; buna karşılık geliri ancak 10-15 milyondu ki, bununla borçlarının faizini bile ödeyemezdi. Atatürk, bu feci durumdan harap yurdu kısa zamanda bayındır bir ülke haline getirdi.

Cumhuriyetin ekonomi politikasının ana temeli şu oldu: Dışarıya satılandan çok mal almamak. Bunu sağlamak için de yurtta geniş ölçüde bir kalkınmaya girişildi. Cumhuriyetin en az 25 yılında, bu politika, bazı aksamalara, zorluklara rağmen başarıyla yürütüldü.

Tarım.

Türkiye, öncelikle bir tarım ülkesiydi. Ancak, Osmanlı İmparatorluğu tarım için belirli hiçbir şey yapmadığından, Cumhuriyet Türkiyesi, yurdu çorak bir halde teslim almıştı. Nüfusunun çoğunluğu köylü olan Türkiye’nin, köyü onarmak, köylüyü kalkındırmak, onu ezen vergileri kaldırmak ilk göreviydi. Cumhuriyet hükümeti bu açıdan işe başladı. Once 17 şubat 1925’te “aşar” kaldırıldı. Böylece, köylü geniş bir nefes aldı.

Advertisement

Öte yandan, uzun savaşlar yüzünden, köylü parasız, araçsız kalmıştı. Cumhuriyet hükümeti köylüye, üretim gücünü artırmak için, faizsiz borç verdi. Daha sonra Ziraat Bankası, birbirine kefil olan köylüye borç para dağıtmaya başladı. Aradaki borç para veren sınıfı ortadan kaldırmak için 1929’da tarım kredi kooperatifleri kuruldu. Bu, tarım alanında gerçek, derin bir devrim hareketi oldu.

Cumhuriyet hükümeti, köylüye araç yardımı da yaptı. Traktör dağıttı. Bu alanda Atatürk kendisi de traktör kullanarak, Türk köylüsüne öncü oldu. Bu hareketler, tarımın gelişmesini, ekilen toprakların çoğalmasını sağladı. Daha sonraki yıllarda bütün dünyanın gelişmesine uyularak çiftçinin motorlu araçlarla çalışması konusu ele alındı. 1950’den sonra Atatürk’ün, kendisi traktör kullanarak yaptığı önderliğe uygun bir şekilde memlekete bol miktarda motorlu tarım araçları getirildi, traktör fabrikası kuruldu. Bu sayede köylünün daha geniş ölçüde tarım yapması imkanı yaratılmış oluyordu. Artık karasabanın yerini traktörün çektiği pulluklar alıyor, elle savrulan harman işini dev harman makinaları kısa bir zamanda halledip bitiriyordu.

Hükümet, ayrıca, tarım öğrenimine önem vererek okullar açtığı gibi, tarım uzmanlarının sayısını da artırdı. Ormancılık ve hayvancılık konuları da aynı şekilde ele alınarak geliştirildi.

Bu arada, en önemli konu, topraksız köylüyü toprak sahibi etmekti. Atatürk devrinde bu önemli dava üzerinde de duruldu. Hükümet derin, köklü incelemeler yaptı. Birkaç küçük denemeden sonra, bu konunun ileri bir zamana bırakılması kararlaştırıldı.

Advertisement
Yerli Endüstri.

Osmanlı Devleti, endüstri alanında ancak bir “tezgah” devri yaşamıştı. Cumhuriyet kurulduktan sonra, yeni devletin başlıca amacı, milli ekonomiyi kurmak, gittikçe geliştirmek oldu.

Sanayii Teşvik” kanunu çıkarılarak, milli endüstrinin kuvvetlendirilmesine çalışıldı. Gümrük tarifeleri değiştirilerek yerli mallar korundu. Türk mallarının taşınması için en aşağı ücret tarifesi kabul edildi. Endüstri kurucularına paraca yardım yapıldığı gibi Sanayi ve Maadin Bankası kuruldu ki bu banka daha sonra Sümerbank adını almıştır.

Özel sermayeyle kurulan endüstri kurumları devletin desteğiyle büyük gelişme gösterdiyse de bu, yeter değildi. Büyük sermaye, geniş teknik isteyen endüstriyi kurmak ödevini doğrudan doğruya devlet üzerine aldı. Sümerbank’ın kurulmasından (1933) sonra, devlet endüstrisini yönetmek görevi bu bankaya verildi. 1934’te başlayan ilk 5 Yıllık Plan ile dokuma, maden, selüloz, seramik, kimya endüstrileri kuruldu. Açılan yeni fabrikalar, dışarıdan alınan malları azaltarak, tasarrufu sağladı. Cumhuriyet hükümetleri, büyük endüstriyi kurarken, küçük sanatları korumak, düzene koymak için de kanunlar çıkarıldı.

Devletin kurduğu büyük endüstri geniş ölçüde madene dayanıyordu, Bunun için devlet, maden işiyle ilgilendi. Özel sermaye ile yabancı şirketler tarafından işletilen maden ocakları devlete geçti. Toprakaltı servetlerini değerlendirmek için de Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü kuruldu.

Advertisement
Ticaret.

Türkiye’nin ticaret politikası da, endüstrileşme davasına uygun şekilde yürütüldü. İthalatın kısılması yanında, yerli malların iç ve dış piyasalarda sürümünü sağlamak gerekti. Bu alanda geniş propagandaya başvuruldu, sergiler açıldı, dışarıya iyi mal gönderilmesine çalışıldı. Ticaretin gelişmesi için kooperatifler, şirketler, sigortalar kuruldu. Devlet ayrıca milli bankalar da açtı. Gelişme, şaşılacak bir sonuca ulaştı. Osmanlı İmparatorluğunda önem verilmeyen ticaret alanında, Türk iş adamları başarıya ulaştılae ki bu da yeni çağın, yeni duruşun eseri oldu.

Bayındırlık.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında, devlet her yönden çölden farksız olan yurdu diriltmek, kalkındırmak, yönetmek zorundaydı. A’dan Z’ye kadar her şeyden yoksun olan yeni Türk ülkesinde, yalnız siyasal devrimlerle, ekonomik tedbirlerle, tarım, endüstri, ticaret alanındaki yeniliklerle Türkiye kalkınamazdı. Yıllarca süren ihmaller, bakımsızlıklar yüzünden ülke evsiz, yolsuz, ışıksız, susuz kalmıştı. Yurdu baştan onarmak gerekti. Devlet, yabancı sermayeden kaçınarak önce, yurdun birçok köşelerini demiryolu ile birbirine yakınlaştırdı.

Bu dâvanın öncüsü başbakan (1923-1938) İsmet İnönü oldu. Bu arada karayolları açıldı, yol politikası, milli ekonominin gelişmesine önayak oldu. Denizyolu ile havayolları da aynı önemi kazandı. Türk ticaret filosunun gelişmesi için devlet büyük yatırımlara girişti.

Su, elektrik gibi bayındırlık işleri, devletin titizlikle üzerinde durduğu kalkınma çareleriydi. II. Dünya Savaşı başlayıncaya kadar bu alanda büyük başarılar sağlandı.

Advertisement
Sağlık.

Cumhuriyet kurulduğu zaman, Türkiye’nin sağlık ve sosyal yardım işleri çok kötü bir durumdaydı. Cumhuriyet hükümeti, yurdun sağlık ve sosyal yardım işlerini bu adı taşıyan bir bakanlığa verdi. Bu bakanlık halkın sağlığını korumak, ölüm orantısını azaltarak nüfusu çoğaltmak, birçok bulaşıcı, salgın hastalıkları önlemek için savaşmalara girişti.

Bu arada, göçmenleri barındırmak, yaşar ve yaşatır hale getirmek devletin önemli işlerinden biri oldu.

Nüfus.

Cumhuriyet idaresi ilk nüfus sayımını 1927’de yaptı. Bu sayıma göre Türkiye’nin nüfusu 13.648.000 idi. İkinci sayım 1935’te yapıldı, ondan sonra her beş yılda bir tekrarlandı. Nüfusla ilgili çalışmalar arasında, 1934’te Soyadı Kanunu kabul edildi. Artık her Türk’ün bir soyadı bulunacaktı.

Milli Savunma.

Cumhuriyet hükümetleri yeni, güçlü bir ordu kurmak için gayret gösterdi. Devletin varlığı, o günkü şartlar içinde, Türk ordusunun varlığına bağlıydı. Ordu ile millet birbirlerini tamamladıkları için, gençlere daha okul sıralarındayken askerlik dersleri verilmesi uygun görüldü. Ordu aynı zamanda bir eğitim yurdu da oldu.

Advertisement

Leave A Reply