Atatürk’ün Subaylık Yılları Hakkında Bilgiler

0
Advertisement

Mustafa Kemal Atatürk’ün subay olarak görev yaptığı yerler nerelerdir? İlk subay olarak görevi nerede almıştır? Atatürk’ün subaylık yılları.

Mustafa Kemal, 1905 yılında kurmay okulunu bitirmiş ve kurmay yüzbaşı olmuştu. Yaşı yirmi dörttü. Uzun boylu, sarı saçlı, mavi gözlü kurmay yüzbaşı Mustafa Kemal, beğenilen ve sevilen bir kimse olmuştu. Ancak, subay olarak yaptığı siyasi çalışmalar devrin padişahına bildirildi. Padişah da Mustafa Kemal’i bir Türk ülkesi olan Suriye’nin Şam kentine sürdü. O zamanlar Şam’da, Beşinci Ordu bulunuyordu. İstanbul’dan Beyrut’a giden bir vapura binerek yola çıktı. İki ay sonra Beyrut limanına vardılar.

Atatürk'ün Subaylık Yılları

ŞAM’DAKİ ÇALIŞMALARI

Şam, İstanbul’a uzak, çevresinde çöl bulunan, kara yolu olmayan bir kentti. Mustafa Kemal, genç ve çalışkandı. Böyle bir yerde çalışmak onu üzüyordu. Kendisini zindanda zannediyor, buradan kurtulmak için çare arıyordu. Bunun için, siyasi çalışmalara ağırlık vermiş, memleketin yükselmesini bu çeşit çalışmaya bağlamıştı. Bu nedenle 1906 yılında arkadaşlarıyla «Vatan» adında gizli bir dernek kurdular.

Bu derneğin Suriye’de Beyrut, Kudüs ve Yafa kentlerinde de kurulmasını sağladı. İstanbul’dan uzak bu kentlerin halkı Arap’tı. Memlekete yararlı olabilmek için, İstanbul’a yakın bir yer olması gerekiyordu. Böyle çalışmalar, kendi haline bırakılmış uzak kentlerde ilgi uyandırmıyordu. Arap halkı, bağımsızlık, hürriyet ve özgür yaşama ile ilgili konuları bilmiyordu. Halbuki Makedonya öyle mi idi? Halk, çevre, özgürlüğü iyi biliyordu. Böyle çalışmalar takdir görüyor ve gazeteler bundan bahsediyordu. Halk yeniliğe yatkındı. Bütün bu nedenlerle doğum yeri Selânik’e gitmek ve çalışmalarını orada sürdürmek istedi.

Advertisement
DOĞUM YERİ SELANİK’TE BİR KURMAY YÜZBAŞI OLAN MUSTAFA KEMAL

Mustafa Kemal, Şam’dan tayinle ayrılmadı. Gizlice Mısır üzerinden Pire’ye, oradan da bir gemi ile Selânik’e geldi. Sivil elbise giymişti. Kimsenin dikkatini çekmek istemiyordu. Doğru Selânik’te oturan annesinin evine gitti. Annesi onu sevinçle karşılamıştı, ama onun vakitsiz ve habersiz gelişinden kuşkulanmıştı.

Selanik’te tanıdığı öğretmen ve subay arkadaşları aracılığı ile dört aylık izin aldı. Artık subay elbisesini giyecek ve kafasının içinde yıllardır düşündüklerini yapmaya koyulacaktı. İlk olarak Şam’daki Vatan derneğinin kolunu açtı. Yalnız bu kez adı, «Vatan ve Hürriyet» olarak değiştirilmişti.

Selanik’teki çalışmalarını bitirmişti. Tekrar Şam’a dönmesi gerekiyordu. Görevini başarı ile sürdürüyordu. Yüzbaşılığın bir üst derecesi olan «Kolağalığı»na terfi etmişti. İstanbul’daki hükümet ve padişah, onun Şam’dan ayrılmadığı kanısında idiler.

Uzun süre kaldığı kanısı ile Mustafa Kemal’i 1907 sonbaharında Rumeli’de bulunan üçüncü ordu emrine tayin ettiler. Buradan da Selanik’teki ordu kurmayına verildi.

Advertisement
KURMAY SUBAY OLARAK SELANİK’TEKİ İKİNCİ KEZ ÇALIŞMALARI

Şam’dan gelerek kurduğu «Vatan ve Hürriyet» derneği olduğu gibi duruyordu. Yeni kurulan dernekler daha başarılı bir çalışma içinde idiler. Mustafa Kemal, Vatan ve Hürriyet derneğini bunlardan en fazla gelişmiş bulunan İttihat ve Terakki derneği ile birleştirdi.

Bu dernekteki çalışmaları, düşündükleri gibi olamıyor, bu nedenle de üzülüyordu. Annesi Zübeyde Hanım ve kızkardeşi Makbule de bu kentte oturuyorlardı. Artık evinde kalıyor, evinde dernek çalışmalarını yapıyordu. Bütün çalışmaları, halkın yaşam gücünün artması, halkın özgür olması, padişah yönetiminin, halk yönetimine dönüşmesiydi.

«HAREKET ORDUSU» VE KURMAY BAŞKANI MUSTAFA KEMAL

1909 yılının 31 Mart günü (12 Nisan 1909), İstanbul’da bulunan birinci ordunun kışlalarındaki birlikler başkaldırdı. Birlikteki subaylar yakalanarak bağlandılar. Bazıları da öldürüldü. Birlikler kışladan çıkıp, Galata Köprüsü’nden geçerek, şimdi il binası olan Babıâli’deki Mebusan Meclisi binası önüne gelmeye başladılar. Aralarında cami hocaları, medrese öğrencileri de bulunuyordu. Mebusan Meclisini basan isyancılar, hükümetin değişmesini, meclis başkanının çekilmesini istediler. Padişah Abdülhamit, aynı günün akşamı yeni hükümet başkanını tayin etti. İsyancılar da dağıldılar.

Selânikte bulunan özgürlük ve yenilik taraftarları, İstanbul’a bir ordu göndererek, yeniliğe karşı olan İstanbul’daki isyanın bastırılmasına karar verdi. Ordunun başkomutanlığına Mahmut Şevket Paşa, kurmay başkanlığına da Mustafa Kemal getirildi. Mustafa Kemal, İstanbul’da isyanı bastıracak, halkı koruyacak olan bu ordunun adına «Hareket Ordusu» adının verilmesini önerdi ve kabul ettirdi. Hareket Ordusu İstanbul’a gelince Mustafa Kemal’in yazdığı bir beyannameyi yayınladı.

Advertisement

İstanbul’daki gericilik isyanı bastırılmış olduğundan, Mustafa Kemal, tekrar Selânik’e döndü. Artık olgun bir kimse olmuştu. Askerlerin siyasi işlerine karışmaması ve askerlik işlerine önem vermesini savunuyordu. öğrenilmişti ki, asker siyasi işlerle uğraş verdiklerinde ulusa yararlı olmuyor, aksine zararlı çalışmalar yapıyorlardı. Bu nedenle, askerliğe ait yapılan toplantılarda, tatbikatlarda çeşitli savaş taktikleri üzerinde duruyor ve bunları uygulamakta başarı sağlıyordu. Harp oyunlarında kendisinden üst rütbede bulunan general ve subaylardan daha çok bilgi ve beceri sahibi olduğunu ortaya koyuyordu.

İLK BAĞIMSIZ GÖREV: ALAY KOMUTANLIĞI

Mustafa Kemal’den rütbece üstün subay ve generallerin kıskanması sonucu, onu bağımsız bir alay komutanlığına atanmasını gerektirdi. Bu suretle başarı sağlayamayacak ve gözden düşecekti. 1909 yılında 38. Piyade Alayına komutan oldu. Bu tayin, Mustafa Kemal’in askerlikteki üstünlüğünü bir kez daha sağlamasına yardımcı oldu. Alayının subay ve erleri, genç ve çalışkan komutanlarını çok sevmişlerdi. Bir harp oyununda, bir tatbikatta, civardaki subay ve komutanlar gelerek Mustafa Kemal’in çalışmalarını izliyorlardı.

İSTANBUL’A TAYİN VE TRABLUSGARP SAVAŞLARI

Çalışkanlığı ve başarıları ile çabuk sivrilen Mustafa Kemal, çevreden takdir toplamasına karşın, kıskanılmaya da başlanmıştı. En yakın görünen arkadaşları bile, kendisi bulunmadığı zamanlar aleyhinde konuşuyor, bu durum üstlerine kadar ulaşıyordu. Durumundan hoşlanmayan Üçüncü Ordu Komutanı, Mustafa Kemal’in İstanbul’a atanmasını sağladı (1911).

Mustafa Kemal, İstanbul’a tayin olduğu günlerde, o zamanlar bir Türk ili olan Trablusgarp’a (Libya) İtalyanlar saldırdılar. Memleketini seven ve hizmet duyguları dolu insanlar için bu saldırı bir fırsat oldu. Mustafa Kemal ve birkaç arkadaşı gizli olarak Mısır üzerinden Trablusgarp’a gittiler. Orada bulunan Türk birlikleri komutanı Ethem Paşa’nın yanına giderek, onun kurmay başkanı oldu. Trablusgarp’ın Tobruk kentinde, İtalyan kuvvetleri ile savaşa tutuşan Türk birlikleri ilk başarıyı sağladılar. Daha sonra Derne kentine geçen Mustafa Kemal, buradaki kuvvetlerin komutanı oldu, Binbaşı olmuştu. 1912 yılının sonbaharına kadar Trablusgarp’ta kaldı. Az bir kuvvetle Trablusgarp’ı İtalyanlara karşı şiddetle savundu. İtalyan kuvvetleri ilerlemeden, oldukları yerlerde kalmışlardı.

Advertisement

Bu sırada Balkan Savaşı başlamıştı. Savaş haberini alır almaz hemen İstanbul’a dönmeye karar verdi. Yolda, Selânik’in düşman eline geçtiğini öğrendi. Bu arada Manastır’da Sırpların eline geçmişti. Mustafa Kemal bütün bunlara inanmak istemedi. İstanbul’a geldiği zaman, durum, yolda duyduklarından daha kötü idi.

MUSTAFA KEMAL SOFYA’DA

Trablusgarp’tan yurda dönen Mustafa Kemal’i bir süre Gelibolu’da, Bolayır Kolordusuna tayin ettiler. Bu görevde bulunurken, Çanakkale Boğazı’nın nasıl savunulacağını da inceledi.

Balkan Savaşı bitmişti. Mustafa Kemal Bulgaristan’a askeri uzman olarak atandı. Bu görevi önce kabul etmek istemeyen Mustafa Kemal, daha sonra istemeye istemeye kabul etti. Birinci Dünya Savaşına kadar bu görevde kaldı. Bu görevi yaparken yarbaylığa terfi etmişti (1914). Mustafa Kemal Sofya’da görevini yaparken, Bulgar halkının yaşayışını, kültür ve eğitim kurumlarını, kadın, erkek ilişkilerini gördü.

Advertisement

Bir Yorum Yazmak İster misiniz?