Ay İle İlgili Batıl İnançlar – Gökyüzündeki Ay’ın Hurafelerdeki Yeri

0

Ay ile ilgili olarak toplumda yer alan batıl inanışlar, Gökyüzündeki Ay’ı konu alan hurafeler, boş inanışlar nelerdir, nereden kaynaklanır?

ay

Ay İle İlgili Batıl İnançlar

Çok eski zamanlardan beri insanlar Ay hakkında çeşitli boş inanlara kapılmıştır. Bunların başında «Ay’daki Adam» gelir. Ay’ da bir insan yüzü gibi görünen yüzey şekilleri eskiden beri insanların dikkatini çekmiştir. Kaideliler, Eski Mısırlılar, Yunanlılar, Romalılar bunun hakkında çeşitli masallar uydurmuşlardır. Bunların hepsi de o «insan» ın dünyadaki yaptığı kötülüklerden dolayı Ay’a sürüldüğü sonucunda birleşmiştir.

Birçok memleketlerde halk arasında ay hakkında çeşitli inanışlar vardır. Bunların en önemlilerinden biri yeni doğan Ay’a bakmanın uğursuzluk getireceğidir. Bunun daha değişik bir şekli bütün Batı dünyasına hâkim olmuş ve genel olarak Ay’ın delilik getirdiğine inanılmıştır. Bugün bile İngilizcede deli, delilik anlamında kullanılan «lunatic, lunacy» sözleri Romalıların Ay tanrıçası Luna’ dan gelir. Aynı şekilde, Fransızca’da da «lunatique» sözü kararsız kimseler için kullanılır.

Memleketimizdeki boş inanlara göre de çok küçük bebeklerin aya bakması iyi sayılmaz, çocuğun ölümüne sebep olacağı endişesiyle birkaç aylık bebekler aya baktırılmaz.

Genel olarak hemen her memlekette ay bazı hastalıkların sebebi, bazılarının ilâcı olarak kabul edilir. Bazı işlerin ay ışığında yapılmamasına dair de boş inanlar vardır.

«Divanü Lügat it-Türk» Ay’ın çevresinde bir hâle belirmesinin Türkler arasında uğurlu sayıldığını, bunun yağmura delâlet ettiğini yazar.

 Batıl İnançlar

Batıl İnançların Kaynakları

Büyü gibi yüzyıllar boyunca cahil halkın soyulmasına sebep olmuş boş inanışlar da vardır. Günümüzde de büyüye inananlar az değildir. Çünkü boş inanışları yaşatan aciz ve çaresizliklerdir. İnsanların bu zaafından faydalanan birtakım açıkgözler türemiş bunu bir kazanç haline getirmişlerdir.

Boş inanışlar arasında adaklar da büyük yer tutar. Adaklar ümitleri yaşattıkları ve insanlara bu yönden kuvvet verdikleri için kıymetlerini ve boş inanışları içinde kuvvetli yerlerini yüzyıllarca sürdürmüşlerdir.

Batılılar 13 sayısını uğursuz sayarlar, bir kibritten üç sigara yakılırsa o üç kişiden birinin felaket göreceğine inanırlar. Çünkü İsa’nın öldürülmeden önce Havariler’le birlikte yemek yediği akşam sofrada onüç kişi varmış. Bir savaşta da gece sigara yakmak için askerler kibrit çakmışlar bunun üzerine düşman onların bulundukları yere ateş edince sigarasını aynı kibritten yakan üçüncü asker yaralanıp Ölmüş.

Fatih İstanbul’u bir salı günü aldığı için Hıristiyanlar salı gününü uğursuz saymışlar. Sonradan bu zihniyet Türklerin boş inanışları arasına da girmiş “Salı günü başlanan işler sallanır” gibi tamamıyla boş ve yersiz bir inanış haline gelmiştir.

Boş inanışları destekleyen ve yaşatan unsurlardan biri de rüyalardır. Bilim dünyası tam bir izahını yapamadığı için rüyalara inanan insanlar pek çoktur. En medeni insanlar arasında rüyalara inananlar insan beyninin alıcı vs verici bir radyo istasyonu halinde bulunduğunu başka dimağların duygu, istek ve kararlarını aldığını ve kendi kararlarını hareketlerini başka beyinlere ilettiğini ileri sürerler.


Bir Yorum Yazmak İster misiniz?