Ay’daki Oluşumların Ortaya Çıkış Kuramları

0

Ay’daki oluşumların nasıl ortaya çıktığına dair olan kuramlar ile ilgili bilgilerin yer aldığı sayfamız.

17. yüzyılın başlarında kraterlerin kökeninin Ay’ın iç yapısı olduğu kanısı egemendi. 19. yüzyılın başları, kraterlerin Ay’a çarpan gök cisimlerinin etkisiyle mi, yoksa volkanik etkinliklerle mi oluştuğu konusundaki tartışmalara tanık oldu. Kraterlerin oluşmasını bu ikisinden başka nedenlere bağlayan kuramlar da ileri sürüldü. Bugün egemen olan görüşe göre Ay’daki kraterler şu üç gruptan birine girmektedir: Çarpmayla oluşan irili ufaklı kraterler, volkanik etkinliklerle değişime uğramış büyük çarpma kraterleri ve çapı 1 km’nin altındaki volkanik kraterler.
Ay'ın Fiziksel Özellikleri
Volkanik etkinlik kuramı. Kraterlerin oluşmasına ilişkin ilk kuramlardan biri Robert Hooke’un 1655’te ortaya attığı gaz kabarcığı kuramıdır. Hooke, kraterlerin çok büyük gaz kabarcıklarının patlayıp sönmesiyle oluştuğunu öne sürüyordu. Gaz çıkışı, volkanik etkinliğin önemli bir öğesidir. Yer’deki yanardağlarda, örneğin italya’deki La Solfatara’da, akışkanlaşmış çamur içinde çapı birkaç desimetreye ulaşan gaz kabarcıkları oluşmaktadır. İzlanda’da çapı birkaç metre olabilen çukur lav tepeleri oluştuğu gözlenmiştir. Ay’da kütleçekimi-nin zayıf oluşu ve- atmosferin yokluğu çok daha büyük tepeler oluşmasına yol açabilir.

Özellikle büyük kraterlerin oluşumunu açıklamak yönünden daha çekici gelen bir başka kurama göre merkezdeki bir ağızdan bakışımlı bir fıskiye biçiminde püsküren volkanik maddeler, çevrede halka biçimli bir duvarı katmanlar halinde oluştururlar. Yeryüzündeki yanardağlar genellikle konik kraterler oluşturmakla birlikte, tüften ya da tüf-lav karışımından oluşan ve çapı kilometreleri bulan halka biçiminde kraterler de görülebilmektedir. Örneğin İzlanda’da, Hawaii’de, Arizona ve Meksika’daki bazı oluşumlar Ay’daki birçok kraterle benzeşir.

Fizik ve jeoloji ilkelerine uygunluğu tartışmalı olan gaz kabarcığı ve fıskiye kuramları yerine Josiah Edward Spurr, bu ilkeler açısından daha yetkin bir kuramı 1944’te ortaya attı. Kraterleri sınıflayarak her sınıftan kraterin oluşum biçimlerini ayrıntılarıyla saptamaya çalışan Spurr, kraterlerin birer kaldera (yanardağ tepesinde oluşan ve püskürme ağzından çok daha büyük olan, dibi düz, kazan biçiminde çukurluk) olduğu görüşündeydi.

Çarpma kuramı. Yeryüzünde pek çok yanardağ vardır, ama büyük bir göktaşının Yer’e çarpmasına pek seyrek tanık olunur. Bu yüzden, çarpma kuramı volkanik etkinlik kuramından çok sonra ortaya çıktı. Yakın zamanlara değin yeryüzündeki pek az kraterin göktaşı çarpmasıyla oluştuğu kanısı yaygındı; bugün çarpma krateri olduğu kabul edilen pek çok krater, jeologlarca volkanik olarak nitelenegelmişti.

Ay kraterlerinin genellikle daire biçimli olması, ancak pek seyrek rastlanabilecek tam düşey çarpma durumları dışında, bu kraterlerin meteor çarpması sonucu oluştuğu olasılığını ortadan kaldırıyordu. Oysa günümüzde büyük hızla yüzeye çarpan bir meteorun, geliş açısı çok eğimli bile olsa, dairesel bir krater oluşturabileceği kabul edilmektedir. Bu kabul çarpma kuramının temelini oluşturur. Yer ve Ay yüzeyindeki kraterlere ilişkin çok sayıda veriyi toplayıp çözümleyen Ralph Baldwin, Ay kraterlerinin büyük bir bölümünün çarpma sonucu oluştuğunu öne sürdü. Daha sonra, düzgün denizlerin, büyük kraterlerin tümünün ve küçük kraterlerin çoğunun çarpmayla oluştuğu; çarpmayla ortaya çıkan havzayı kaplayan lavların sonradan havzanın sınırlarını aşarak düzgün olmayan denizleri oluşturduğu görüşüne varıldı. Ay’daki oluşumların ortaya çıkışına ilişkin pek çok ayrıntı ve kimi önemli sorular hâlâ çözüm beklemekteyse de, günümüzde Ay yüzünde hem çarpma kökenli, hem de volkanik kökenli oluşumların varlığından artık kuşku duyulmamaktadır.



Bir Yorum Yazmak İster misiniz?