Babil Devleti Kültür ve Medeniyeti : Din, Hukuk, Blim ve Sanat Uygarlığı

0

Babil devletini kültür ve medeniyeti hakkında bilgiler. Sanat, bilim, din, edebiyat ve hukuk alanındaki Babil İmparatorluğundaki gelişimler ve özellikler.

Babil Devleti Kültür ve Medeniyet

Babil’in zenginliği iki can damarı olan tarım ve ticarete dayanırdı. Asurluların tersine savaşçı bir ulus olmadıkları için refah ekonomileri dış yağmalara bağımlı değildi. Tarımları kanallar yoluyla oluşturulan karmaşık bir sulama sistemine dayanırdı. Kentlerin zaman zaman yükselip gerilemesinde akarsu yataklarının açılması ya da tıkanması büyük rol oynardı.

Kent yaşamı ayrıca Babil’in iç ve dış ticaretine de büyük ölçüde bağımlıydı. Alışveriş genel olarak takas yöntemiyle yapılmasına karşın, 3. bin yıldan başlayarak altın, gümüş ve bakır da kullanım alanına girdi. 2. bin yıldan başlayarak Babil, Doğu’nun ticaret merkezi ve Hindistan, İran ve Akdeniz ‘den uzanan yolların kavşak noktası oldu. Sonraki dönemde arpa, buğday, susam, hurma ve dokumalar Babil’in başlıca dışsatım mallarıydı.

Babil Şehri İle İlgili Bilgi

Hukuk:

Hammurabi Yasaları İÖ 18. yüzyılda tüm imparatorlukta yürürlüğe girdi. Üstünde yasanın kopyası yazılı bir dikilitaş 1902’de Susa’da bulundu. Genelinde Babillilerin günlük yaşamını düzenleyen bir yasaydı. Özel toprak sahibi olunmasına izin verilirken, orduya asker ya da zorunlu işgücü sağlamak gibi gerekli derebeylik yükümlülükleri yerine getirilmediği takdirde sahibinin elinden alınıp satılabilirdi. Evlilikler kız satın alma yoluyla düzenlenmesine karşın, yasanın bir ölçüde özgürlük güvencesi sağladığı kadınların o zamana kadar olmadık yetkileri vardı. Yasal tüm çocuklar eşit oranda miras payı alırlardı.

Bilim:

Babilliler astronomi ve matematik alanlarında çok ileriydiler. Yıldızlarla gezegenlerin durumlarını ayrıntılı olarak yazdıkları gibi, devirli yinelenmelerini gözleyerek de ay ve güneş tutulmalarını önceden saptayabiliyorlardı. Ancak gözlemlerini astronomi yoluyla gaipten haber verme amacına yönelik kullanırlardı ve bu da onlar için çok önemli bir uğraştı.

Babillilerin gözlemlerini daha bilimsel amaçlar uğrunda kullanmak, sonraki dönem insanlarına, özellikle Yunanlılara kaldı. Matematiği de aynı biçimde para hesaplamak, yer ölçümü vb gibi konularda olan yararlığı açısından kullanıldılar. Yine de, “yer değeri”nin tanındığı bir rakamlar ve işaretler sistemi geliştirdiler. Buna göre bir işaretin değeri öteki işaretlerle olan ilişki derecesi oranında bulunduğu konuma bağımlıydı. Bu sistem kesirler için de geçerlidi. Böylece, önceki dönemlere oranla çok daha karmaşık hesapların içinden çıkabiliyorlardı. Geometri alanında yüz ölçümlerini ve hacimleri hesaplayabildikleri gibi, daha ileri geometrik ilişkileri de bilirlerdi.

Din:

Babillerin dini, Mezopotamya’nın öteki halklarının inanışlarından pek değişik değildi. Samiler, Sümer geleneklerini izlediler ve gerek Babil gerekse Asur mitleri Sümer kökenliydi. Asurlular gibi Babilliler de iki büyük üçlü birliğe taparlardı: Anu (gök), Enlil (hava), Enki (yer). Öteki üçlü birlik güçlü bir Sami etkisi temeline dayalı olarak yıldızlarla ilgiliydi: Şamas (Güneş), Sin (Ay) ve İştar (Venüs), Yeraltı tanrıları da Sümer kökenliydiler. Başlangıçta Babil’in yerel tanrısı olan Marduk, zamanla gelişip en büyük tanrıya dönüştükten sonra Babil mitolojisinin başlıca ölüm ve dirilme tanrısı oldu.

Babil’in en güçlü olduğu dönemde, Marduk çevresinde birleşme yolunda tektanrıcılık eğilimi başgösterdi. Marduk, Yaratüış (Enuma Eliş) adlı şiirin Babilce çevirisinde kutsaldır. Bu şiir her yıl Babil’de Yeni Yıl Günü şenliğinde büyük halk kitleleri önünde okunurdu. Babil dininin önemli bir özelliği de kadercilik olduğu için, ya astronomi yoluyla ya da kurbanlık hayvanların iç organlarını inceleyerek geleceği önceden haber vermenin doğal olarak büyük rolü vardı. Dolayısıyla falcı rahipler sınıfı doğup yüceldi. Ayrıca, büyük ölçüde bu “büyü” uygulamaları temeline dayanan karmaşık bir ilaç ve tedavi sistemi de vardı. Ancak, özellikle sonraki dönemlerde daha bilimsel bir ilaç anlayışı doğrultusunda birtakım girişimlerde bulunuldu. Öte yandan, şifalı otlar ve minerallerle iyileştirme konusunda da hayli bilgi sahibiydiler. Ülkede yetki açısından kraldan sonra ruhban sınıfı gelirdi.

Edebiyat:

Genelinde tarihsel ya da yarı tarihsel yazıtlardan oluşan Babil Edebiyatı çiviyazısıyla yazılırdı. Sümerceden çevrilmiş ilahiler, mitler, vb. Bunlar Gılgamış Destanı ve Yaratılış Destanı gibi Sümer kökenli öyküler içeren ya da onlara katkıda bulunan Babilce metinlerle kehanetler, ayinler, büyük çeşitlemelerinin tam bir cin kovalama ve büyü törenleri edebiyatına dönüştürdüğü derlemelerdi.

Sanat:

Babil mimarlığı, Asurluların taş kullanımı dışında Mezopotamya’ nın geriye kalanından köklü bir ayrım göstermezdi. Ancak, saraylar ve ziguratlar gibi önemli yapılarda görüldüğü gibi anıtsal biçime belirli bir tutku vardı. Ziguratlar tepelerde tuğla döşenmiş tapınaklarıyla, yukarı doğru giderek daralan tuğla işi basamaklı piramitlere benzerlerdi. Babilliler, en gözde renkler mavi ve sarı olmak üzere sırlı tuğla işi kabartma heykelleri çok kullanmışlardır. Çeşitli zamanlarda yapılan kazılardan sonra Alman Robert Koldewey 1899-1917 arasında kesintisiz olarak Babil Kenti’ni kazdı. Bu kazılar sonucunda, Babilce çivi yazılı metinler, kabartmalar, heykeller, silindir mühürler, keramikler ve çeşitli eşyalar açığa çıkarıldı. Daha sonra yapılan kazılarda, ünlü İştar Kapısı ve saray kompleksinin kalıntıları bulundu.

BABİL İMPARATORLUĞU DÖNEMİ AYRINTILI BİLGİ


Bir Yorum Yazmak İster misiniz?