Babil Tarihi : Babilin Asma Bahçeleri ve Babil Tanrıları Hakkında Bilgiler

0

Babil nerededir? Babil’in tarihi ve o meşhur efsanevi Babil sma Bahçeleri ile Babillilerin tapındıkları Babil Tanrıları hakkında bilgiler.

Babil Şehri İle İlgili Bilgi

BABİL Nerededir?

Babilliler‘in başkentiydi. Bağdat’ın 93 km. güneyinde, Fırat nehrinin iki kıyısında kurulmuştu. O çağlarda dünyanın en büyük, en ihtişamlı şehriydi.

Babil’i ilk kuranın Babil hükümdarı Nemrut olduğu sanılır. Dünyanın en büyük efsanelerinden birine konu olan Babil Kulesi gene Nemrut zamanında, Güneş Tanrısı Baal adına yapılan tapınağın kulesi, belki de binanın kendisiydi Babil, sonraları Babilliler’in başkenti olmaktan çıkıp Asur hükümdarı Belus’un eline geçti Asur Devleti‘nin, başkenti oldu

Asurlular‘ın eski başkenti Ninova harap’ olduktan sonra Babil’in değeri bir kat daha arttı. Buhtunnasr, Baal tapınağını, başka tapınaklardan, saraylardan getirttiği heykellerle, kıymetli eşya ile bir kat daha süsledi, kendisi de birtakım saraylar, kaleler, hendekler ilave ederek Babil’i, son derece mamur bir şehir haline getirdi.

Herodotos ve daha başka eski tarihçiler Babil’i hep ihtişamı ve debdebesiyle akıllara hayret veren bir şehir halinde anlatırlar. Bütün eskilere öz aşırı tasvir merakı bir yana bırakılsa bile, Babil’in o çağdaki büyük şehirlerden gene de pek üstün bir durumu bulunduğunu kabul etmek gerekir. Meselâ Babil’in çevresi kırk kilometreden fazla idi. Etrafında çepeçevre bir hendekle iki de geniş sûr bulunuyordu. Şehrin yüz kapısı vardı; bu kapıların kanadları kısmen tunçtan, kısmen tunç kaplama idi. Sokaklar gayet düz ve genişti.

Babil'in Asma Bahçeleri

Babil’in Asma Bahçeleri

Babil’in Asma Bahçeleri

Dünya’nın Yedi Harikası arasında Babil’in meşhur «asma bahçeleri» de vardır. Binaların damlan üzerinde bulunan bu bahçelerde yalnız çiçek değil, büyük ağaçlar bile yetiştirilmişti.

Keyhusrev, Babil’i kuşatmış, fakat kalelerinin sağlamlığından, zaptedememişti. Sonra, şehri bir baştan girip öteki baştan çıkarak ikiye biçen Fırat nehrine, gece vakti bir başka yatak açmış, kuruyan bu yataktan, askerini içeri sokmayı başarmıştı.

Sasaniler tarafından Medayin şehrinin kurulması üzerine Babil önemini kaybetti. Şehir yavaş yavaş söndü, içindeki sanat eserlerinin birçoğu Medayin’e taşındı. İslamın doğduğu sırada Babil, üzerini kumlar örtmüş bir enkaz yığınından ibaret bulunuyordu. Zamanla yeri bile kaybolan Babil, yeni çağlarda yapılan kazılar sonunda, kalıntılar halinde meydana çıkmıştır.

Babil’in Tanrıları

Babil’i çevreleyen surlardan açılan kapılardan başlıca sekiz tanesi tanrılardan sekizinin adiyle anılırdı. Bunlar Şamaş, Marduk, Adad, Enlil, Sin, Zababa, Uraş kapılarıydı.

Babilliler çeşitli tanrılara tapar ve bunlara büyük değer verirlerdi. Tanrılarının en önemlileri Iştar, Marduk ve Tammuz’du. Iştar Babilliler’in tek dişi tanrısıydı, tahıllar onun sayesinde olgunlaşır, çocuklar, kuzular onun sayesinde doğar, büyürdü.

Marduk

Marduk

Iştar’ın oğlu Tammuz da bütün bitki ve sebzelerle ilgilenen bir tanrıydı. Yazın en sıcak ayına bu tanrının adı verilmiş «tammuz» denmiştir. Bilhassa Iştar ve Tammuz’a tapınma, Babil’in sınırlarını da aşmış, Mısır’a kadar yayılmıştı. Bu iki tanrı Mısır’da İsis, Osiris, daha sonra da Yunanistan’da Demeter, Persephone adlarıyla devam etmiştir.

Bizim de bugün ay adı olarak kullandığımız «temmuz» kelimesi Babilliler’in yukarıda anlattığımız bitki tanrısının adından gelmiştir.

Babil’deki en değerli eserlerden biri de Marduk tapınağıydı.


Bir Yorum Yazmak İster misiniz?