Balkanlar coğrafyası

0

Balkanlar coğrafyası. Balkanlar coğrafyası ile ilgili olarak balkanların yüzey şekilleri, akarsuları ve gölleri gibi coğrafi bilgilerin yer aldığı sayfamız.

Yüzey şekilleri.

Balkan Yarımadası kıvrımlı genç dağlanyla temelde İber ve İtalya yarımadalarına benzer. Bu dağlar doğuda enlemesine, batıda boylamasına uzanan iki sıra oluşturur. Başlıca sıradağlar Romanya’ daki Karpatlar, Bulgaristan’daki Balkan ve Rodop dağlan, Yugoslavya’daki Dinar Alpleri ve Yunanistan’daki Pindos Dağlandır. Slovenya’daki Doğu Alpler’den başlayıp, Adriyatik kıyılan boyunca Yugoslavya-Arnavutluk sınınna kadar uzanan Dinar Alpleri’nin deniz düzeyinden yüksekliği 2.400 m’yi bulur.


Balkan Yarımadası Haritası
Dinar Alpleri, özellikle Istria Yarımadasının gerisindeki bölgede büyük alanlar kaplayan kireçtaşı kütleleriyle ayırt edilir. Kireçtaşından oluşan ve karst adı verilen bu alanlarda, yağmur sularının kayaçlar üzerindeki etkisine bağlı olarak yöreye özgü yüzey şekilleri oluşmuştur. Çıplak kayalarla kaplı bu bölgede, su çığırlan sık sık kesintiye uğrar. Yaygın mağara ve dolinlerin yanı sıra yörede polje denen ekime elverişli uzun çöküntüler görülür. Sıradağlar yer yer denize dik iner.

Çökme sonucu oluşan adalar ise kıyıya paralel olarak uzanır. Arnavutluk’ta sıradağlar ile deniz arasına üçgen biçiminde bir düzlük girer.

Dinar Alpleri, yarımadanın iç kesimindeki Morava-Vardar Havzasına uzanarak, Pindos Dağlan adıyla Yunanistan Yarımadasının içlerine ulaşır. Yüksekliği 1.800 m’yi bulan Pindoslar, Akdeniz’den gelip doğudaki verimli Tesalya Havzasına yönelen yağmur yüklü rüzgârlara engel oluşturur. Korinthos Körfezinin iç kesimlerindeki Peloponnesos’ta aralarında üçgen biçimli dar ovalar bulunan pek çok dağ sırası vardır. Pindos Dağlan, Yunanistan Yarımadasının doğu kesiminde gene birçok kola ayrılır. Bu kolların arasmda da eski uygarlıkların beşiği olan sulak ovalar yer alır.

Romanya’daki Karpat Dağları, güneye uzandıktan sonra batıya dönerek geniş bir yay çizen Transilvanya Alpleri ile birlikte alüvyonlu Eflâk (Valahya) ve Boğdan (Moldavya) ovaların, batıdaki verimsiz Erdel (Transilvanya) Yaylasından ayırır. Daha sonra Tuna’yı geçip Bulgaristan’da doğuya yönelir ve Balkan Dağlan adını alır. Balkan Dağlarının bir kolu Yugoslavya’nın güneydoğusu, Makedonya’nın doğusu ile Bulgaristan’ın güneybatısından gelen uzantılarla birleşip Yunanistan’ın kuzeyine varır.

Doğuda ise birkaç sıradağa ayrılarak Karadeniz kıyılarında dik yamaçlarla son bulur. 2.440 m’ye kadar yükselen bu sıradağlar üzerinde, en ünlüsü Şipka olan sayısız geçit vardır. Yarımadadaki en önemli düzlüklerden biri olan ve Marmara Denizine kadar devam eden Rumeli Ovasının Balkan Dağlarından ayırdığı Rodop Dağlan, doğu-batı doğrultusunda Bulgaristan-Yunanistan sınırı boyunca uzanır. Rodop Dağlan ile Ege Denizi arasında yer yer tepelerle kesilen bir ova kuşağı uzanır.


Balkan Yarımadasının merkezinde yaşlı bir yerkabuğu bloğu yer alır. Üçgen biçimli bu bloğun sivri ucu Belgrad’a, tabam ise Ege kıyılanna uzanır. Ege Denizinin bu bloğun sularla kaplarımasıyla ortaya çıktığı sanılmaktadır. Ege Adaları bu batık karanın yüzeyde kalmış kesimleridir. İstanbul ve Çanakkale boğazlan ise bu kara üzerindeki eski ırmaklann taşmasıyla oluşmuştur. Bloğun Dinar Alpleri ile Balkan kıvrımı arasında sıkışmış kuzey kesimi, uzunlamasına çöküntülerle kesilmiş tepeliklerle kaplıdır. Daha güneyde sıyısız uçurumlar ve kapalı havzalar uzanır.

Akarsular ve göller.

Balkanlar’ı enlemesine geçen Tuna Irmağı, yolu üzerinde birçok kolla beslenerek doğudaki ülkeleri Karadeniz’e bağlar. Slovenya’dan doğup Hırvatistan’dan geçen ve Hırvatistan ile Bosna-Hersek sınınnın bir bölümünü oluşturduktan sonra Yugoslavya’nın kuzeyini kesen Sava ile Yugoslavya’nın güneyinden gelen Morava ırmaktan Tuna’mn en önemli ollandır. Bosna-Hersek’in güneyindeki Neretva Irmağı ise Adriya Denizine dökülür. Balkanlar’daki öteki önemli akarsular, Bulgaristan’dan doğarak Türkiye-Yunanistan sınırını oluşturan Meriç, Arnavutluk’ taki Drin ve Yunanistan’daki Vardar (Aksiös) ırmaklarıdır.

İç kesimlerdeki havzalarının suları, dağ kütlelerini çok sarp boğazlarla aşan kısa akarsular aracılığıyla ana ırmaklara akar.

Yunanistan’ın kuzeyinde oldukça dağınık çok sayıda küçük göl vardır. Bunların en büyükleri olan Ohri ve Prespa, Arnavutluk, Yunanistan ve Makedonya sınırlarının kesiştiği bölgededir. iklim. Balkanlar başlıca beş iklim bölgesine ayrılabilir. Bunlardan ikisi Akdeniz özellikleri gösterirken, daha geniş olan kuzey kesiminde genellikle Orta Avrupa iklimi görülür.

Birinci iklim bölgesi Ege Adaları, Peloponnesos, Yunan Yarımadasının kuzey sınırlan ve Arnavutluk kıyısındaki dar bir şeridi içine alır. Atina ve Korfu bu iklimin tipik özelliklerini yansıtır. Her iki bölgede de sıcaklık kışın 9°C-10°C’nin altına düşmez; yazın ise 25°C-27°C arasında değişir. Toplam yağışın dörtte birinin nisan-eylül arasında görüldüğü bu bölgede, iklim astro-pik meyvelerin yetişmesi için elverişlidir. Büyük bölümü ıhman kış mevsimiyle ayırt edilen Dalmaçya kıyısı ikinci bölgeyi oluşturur. Yazlar birinci bölgedeki kadar sıcak olmasa da, yağışsız geçen ay yok gibidir. Akdeniz bitkileri olan portakal ve zeytin, sulama yapılmadan yetiştirilebilir. Kuzeye doğru iklim hızla değişir. Kıyı şeridinin koruduğu Split dışındaki yerler soğuk kuzey rüzgârlanna açıktır. Ocak ayı sıcaklık ortalaması 13 dereceden az olan Adriya Denizinin doğu kıyısındaki Trieste, Akdeniz ikliminden Orta Avrupa iklimine geçişi yansıtır.


Makedonya’nın güney ve doğu bölgeleri ile Batı Trakya üçüncü iklim bölgesini oluşturur. Akdeniz ikliminin önemli değişikliklere uğradığı bu bölgeye en iyi örnek Selanik’tir. Vardar’dan gelen soğuk kuzey rüzgârlarının etkisiyle kışlar sert geçer; ocak ayı sıcaklık ortalaması 5°C’dir. Yazlar ise sıcaktır ve yıl boyu yağış görülür. Akdeniz’e özgü meyve ağaçlan soğuk kışlar yüzünden sınırlıdır. Buna karşılık dağlardaki karlann ve yaz yağışlannın sağladığı sulama olanakları ile pamuk, pirinç, tütün, mısır ve haşhaş yetiştirilir.

Selanik‘ten kuzeye, yarımadanın içlerine doğru gidildikçe Akdeniz iklimi yerini gerçek Orta Avrupa iklimine bırakır.

Bu iklimin özelliği soğuk kışlar, ıhk yazlar ve bütün yıla düzenli biçimde dağılmış yağış miktarıdır. En çok yağış mayıs, haziran ve ekim aylannda görülür. Kış mevsiminin kasım ayında başladığı bu bölgede sıcaklık ortalaması ocak ayında -VC, mayısta 17°C’dir. Yaz mevsimindeki sıcaklık ve nem mısır yetiştirilmesine olanak verir. Deniz düzeyinden yüksekliğe ve rüzgâr alma durumuna bağlı olarak bazı farklılıklar görülebilir. Yağış miktarı kuzeybatıda Bosna ve Sırbistan’da artarken, doğuya gittikçe azalır.

Doğu Trakya ve Bulgaristan ovalan beşinci iklim bölgesini oluşturur. Başta Trakya olmak üzere büyük bölümü çok az yağış aldığından, bölgenin genel görünümü bozkırları andırır. Rus ovalanndan gelen rüzgarların etkisiyle kışlar çok soğuk geçer. Balkan Dağlan ile korunan Bulgaristan’ın güney kesiminde Meriç Vadisi aracılığıyla etkili olan Akdeniz iklimi, kışlan bir ölçüde yumuşatır. Kışlar genellikle yazlardan daha yağışlı geçer. Kuru ve güneşli yazlar buğday yetiştirilmesine ve bağcılığa olanak verir. Sulamayla pamuk ve pirinç de yetiştirilir.

Bu bölgesel ayrımlar genelde geçerli olmakla birlikte, yükseldiğe bağlı olarak küçük değişiklikler görülebilir. Orta kesimdeki kış yağışlan genellikle kar biçiminde düşer. Yarımadadaki hiçbir dağ, sürekli kar sımnnı aşmaz; yalnızca Rodop ve Balkan dağlarının bazı yüksek doruklan yılın büyük bölümü karlarla kaphdır.

Bitki örtüsü.

Balkan Yarımadası Avrupa’daki en zengin floralardan birine sahiptir. Yalnızca bu bölgeye özgü bitkilere de sık rastlanan yarımadada en zengin bitki örtüsü Yunanistan’da görülür. Balkanlar’da en fazla türü bulunan bitki cinsleri peygam-berçiçeği (Cerıtaurea), gıvışganotu (Silene), karanfil (Dianthus), tirfil (Trifolium), cançi-çeği (Campanula), ayakotu (Carex), sığır kuyruğu (Verbascum) ve kekiktir (Thymus). Balkanlar’ın jeolojik olarak daha yaşlı olan orta kesiminin, Buzul Çağında Avrupa’da soyu tükenmekte olan bitkiler için bir sığınak oluşturduğu sanılmaktadır. Aynca büyük olasılıkla melezleştirme yoluyla elde edilmiş çok daha yeni türler de vardır. Buzul Çağında kuzeyden gelen bitkiler dışında, Anadolu’dan gelen türler de, özellikle Yunanistan Yarımadasındaki florayı zenginleştirmiştir.

Balkanlar’ın kuzey ve orta bölgelerinde 1.500 m yüksekliğe kadar yaprakdöken ağaçlar, 1.500-1.800 m arasında iğneyapraklı ormanlar, daha yükseklerde ise çalı, maki ve ot örtüleri görülür. Güney ve batı kıyılanna yaprakdökmeyen Akdeniz ağaçlan ve makiler egemendir. Bu kıyılardaki yükseltilerde ise meşe ve iğneyapraklı ağaçlar boldur. Yarımadanın her yerinde orman örtüsü insan eliyle büyük yıkıma uğramıştır.


Hayvan varlığı.

Balkan Yarımadasının faunası üç temel bölgeye göre incelenebilir. Yunanistan’ın güney ve batı sınırlan ile Arnavutluk ve Dalmaçya bölgesinde Akdeniz’e özgü türler, doğudaki düzlüklerde bozkır ortamında yaşayan hayvanlar, iç kesimlerde ise Orta Avrupa’ya özgü hayvanlar yaşar.

Güney ve batı kıyılarında yaşayan Akdeniz memelileri arasında çakal, dağ keçisi, oklukirpi ve pek çok yarasa türü bulunur. Doğuda gelengi, bazı keseğen türleri, körsı-çan gibi memeliler görülür. İç bölgelerde ise köstebek, vaşak, yaban kedisi, kurt, tilki, ayı, yaban domuzu, tavşan, geyik ve karaca gibi hayvanlar yaşar. Güneyde ve Dalmaçya’da yaşayan Akdeniz kuşlan arasında guguk ile çeşitli ötleğenler başta gelir. Orta Avrupa kuşlan arasında ispinoz, çeşitli tırmaşık kuşları ve ardıç kuşu bulunur. Doğuda ise, toy, örümcek kuşu, ala doğan, akbaba türleri ve şah kartal gibi büyük yırtıcı kuşlar yaşar.

Göllerle ırmaklarda bıyıklı balıklar, sazan, alabalık ve yayın türleri bulunur. Genellikle deniz kenarındaki bölgelerde görülen sürüngenlerin en önemlileri sakangur, kaplumbağa ve üç zehirli engerek türünü içeren yılanlardır. Bölgede aynca, çeşitli kurbağa ve çörel (semender) türlerini de içine alan Palearktik bölge amfibyumlan yaşar. Bitkilere zarar veren böcekler arasında çam kelebekleri ve çeşitli göçebe çekirge türleri sayılabilir. Amerika’dan Avrupa’ya geçen patates böceği, II. Dünya Savaşı’ndan sonra Balkanlar’a ulaşarak hızla yayılmıştır.

Su kenarlarındaki alçak bölgelerde mandalar oldukça yaygındır. Etinden yararlanılan başlıca hayvan domuzdur. Aynca eti ve sütü için sığır ve koyun da yetiştirilir. Kümes hayvanlarından tavuk ve hindi de yaygındır.

Yerleşme dokusu.

Balkan Yarımadasının doğal yapısı, yerleşim bölgelerinin ve dış etkilere açık alanların dağılımını büyük ölçüde etkilemiştir. Geçit vermez gibi görünen yüzey şekilleri, yarımadanın tarih boyunca göç ve istilalara uğramasını pek önleyememiştir.

Eski Yugoslavya.

Yunanistan Yarımadasının içlerine kadar kesintisiz uzanan batıdaki dağlık bölge, susuz ve kıraç yapısı, yerel kaynaklarının yetersizliği ve Tuna’nın suladığı ovalardan Adriya Denizine doğal bir geçit bulunmaması nedeniyle az ve seyrek bir nüfus barındırır. Bu karst bölgesinden iç kesime doğru engebeli bir alan uzanır. Drava ve Sava ırmaklarının birleştiği bu bölge, fiziksel coğrafya açısından Orta Avrupa ile Balkan Yarımadası arasındaki geçişi oluşturur. Burası ancak Yugoslavya’nın kuruluşundan sonra Adriyatik kıyılanna tam olarak bağlanmıştır.

Güneyde Dalmaçya açıklarındaki adalar verimli topraklarla kaplı ve su kaynaklan bakımından zengin olduğundan, tarıma ve yerleşime çok elverişlidir. Bununla birlikte kıyı bölgelerinin çok dar olması ve iç bölgelere ulaşımın yetersizliği buralarda yerli uygarlıkların ortaya çıkmasını engellemiştir. Kıyılarda görülen dağınık kasabalar Venedik gibi yabancı kültürlerin etkisi altında gelişmiştir.


Velebit Dağlarının güneyinde sırtını dağlara vermiş dar kıyı şeridi Dalmaçya bölgesini oluşturur. Geçmişte kıyı boyunca aralıklarla uzanan Zadar (eskiden Zara), Sibenik (eskiden Sebenico), Trogir (eskiden Trau), Split (eskiden Spalato) ve Dubrovnik (eskiden Ragusa) gibi kentlerin yer aldığı bölge, uzun yıllar iç kesimden kopuk kalmıştır.

Hırvatistan-Slavonya’dan Yunanistan sınırlarına uzanan asıl dağ kuşağı, Bosna-Hersek ve Yugoslavya’nın Karadağ Cumhuriyeti’nden geçerek Arnavutluk’a ulaşır. Elverişli bir toprak yapısı ve akaçlama sistemi olan Bosna’nın ulaşımı da kolaydır. Hersek ise yalnızca Neretva Irmağının suladığı bir karst bölgesidir. Dağlık bir bölgeyi kaplayan Karadağ bu özelliğiyle geçmişte işgallere karşı korunabilmiştir. Yugoslavya’da Morava Irmağının batısında kalan bölge yerleşim için elverişlidir. Burası 19. yüzyılda, başkenti Belgrad olan Sırbistan’ın asıl merkezini oluşturmuştur. Güneyde ise karmaşık nüfus yapısı ve kargaşayla dolu tarihiyle Makedonya uzanır.

Arnavutluk. Kıyıları geçmişte sıtma salgınlarının görüldüğü düzlüklerle kaplı olan ve dağlık bir hinterlandı içine alan Arnavutluk, eskiden beri önemli bir yerleşim merkezi olmuştur. Drin, Shkumbin ve Viyosa vadileri iç bölgelere ulaşımı sağlar.

Yunanistan.

Yunanistan’ın yarımadâ kesimi üç bölgeye ayrılır. Yarımadanın batı ve orta bölümlerini kaplayan Pindos Dağlan güneyde Korinthos Körfezini geçerek Pelo-ponnesos’a ulaşır. Batı kıyısı kuşağı Dal-maçya’dan daha girintili çıkıntılıdır; kıyı açıklarındaki adalar da daha büyüktür. Doğudaki sıradağlar ve ovalar Pindos Dağlarının güneydeki uzantılarının içine alır. Güney Makedonya ile Trakya’nın yayla ve ovalarını kapsayan asıl Balkan kesiminde Rodop Dağlan ile deniz arasında doğu-batı doğrultulu bir geçiş vardır. Stnıma (Strimön), Nestos ve Meriç ırmaklannın aşağı çığırlarını çevreleyen ve eskiden bataklık olan ovalar, iki dünya savaşı arasındaki akaçlama çalışmalanyla tarıma ve yerleşime elverişli hale getirilmiştir.

Bulgaristan.

Bulgaristan’ın kuzey sının, bir süre Tuna’yı izledikten sonra, büyük bölümü Romanya topraklarında kalan bozkırlarla kaplı Dobruca’da güneye inerek Karadeniz’e doğru devam eder. Güneyde Rodoplar’a uzanan Bulgaristan, Balkan Dağlarıyla ikiye bölünür. Başkent Sofya, Balkan Dağları ile Rodoplar’ın kuzeybatı uzantısı arasında kalan bir havzada kurulmuştur. Burası, Balkan Dağlarını geçerek Tuna’ya kavuşan İskır (İskar) Irmağıyla akaçlanır. Balkan Dağlan ile güneyindeki Sredna Dağlan arasında kalan ve gül üretimiyle tanınan çöküntüyü Tunca Irmağı sular. Tunca, Burgaz limanı yakınlarında Karadeniz’e yöneldikten sonra güneye dönerek Edirne’de Meriç Irmağıyla birleşir.

Rumeli düzlüklerinde akan Meriç Irmağının yukarı kesiminde Plovdiv (Filibe) kenti vardır. Buradaki verimli düzlükleri içine alan Doğu Rumeli bölgesi 1885’te Bulgaristan’a bağlanmıştır. Güney Makedonya ile bu bölge geçmişte Osmanlı Devleti’nin en önemli tahıl kaynağını oluşturmuştur.





Bir Yorum Yazmak İster misiniz?