Ball Piramidi: Okyanusun Ortasından Fırlayan Dünyanın En Yüksek Kayalığı

0

Ball Piramidi, Güney Pasifik Okyanusu’ndan fırlayan izole bir kaya sütunu, dünyanın en yüksek sivri kayalığıdır. Dev bir hançer gibi havaya saplanmıştır.

Ball Piramidi

Ball Piramidi

Harita üzerinde Ball Piramidi’nin yerini gösteren minicik nokta, etrafım kuşatan okyanusun içinde neredeyse kaybolur. Ama bu deniz bacasıyla gerçek yaşamda karşılaşanlar gözlerine inanamazlar. Bu bir dikilitaş ve o kadar yüksektir ki, göğe değecek gibi görünür. Bir ucundan diğerine yalnızca 400 m’lik bir tabanı olmasına rağmen, Ball Piramidi 550 metreyi aşkın bir yüksekliğe ulaşır. Bu Eiffel Kulesi’nin yaklaşık iki misli bir uzunluktur. Guinnes  Rekorlar Kitabı’na dünyanın en yüksek sivri kayalığı olarak geçmiştir.

Avustralya’nın doğu kıyılan açıklarında yer alan Ball Piramidi’nin Sidney’in kuzeydoğusuna uzaklığı aşağı yukarı 700 km’dir. Tek başına çıktığı uçuşlarla ünlü havacı Francis Chichester, 1931 yılında gerçekleştirdiği Tasmanya-ötesi uçuşu sırasında gördüğü bu büyük kayalığı, “eski çağladan kalma dev bir taş hançer” diye tanımlamış. Ama bu dev boyutlardaki ‘Excalibur’un sırrı havadan değil, deniz altından açığa çıkar.

Okyanusun camsı yüzeyinin altında, taş sütunların etrafında ve kemerlerin altında parlak renkleriyle sayısız balık ok gibi savrulur. Oyun alanları volkanik kayadan bir platodur, çünkü Ball Piramidi yalnızca zirvesi su üstünde olan, çok eskiden sönmüş, harap bir yanardağdır. Aktif hayatları yedi milyon yıl önce sona ermiş bir dizi volkandan biri. O zamandan bu yana deniz, kendi derinliklerinde bir çıkış yolu zorlayan bu münasebetsiz kütleye savaş açmış bulunuyor. Dalgalar yüzlerce yıl boyunca bu taşları kemirdi, ama dayanıklı oluşları ve biraz da rüzgar sayesinde bu savaşı kazanan kayalıklar oldu. Orijinal kütleden geriye sadece yüzde üçü kaldı; okyanusun aşındırmasıyla, adalar ve kaya çıkıntılarından oluşan bir zincir haline gelmişti.

Ball Piramidi

BALL’UN KEŞFİ

Kayalığı ilk gören kişinin 1,88’de komutası altındaki MHS Supply isimli gemideki göçmenlerle birlikte Norfolk Adaları’na doğru giderken buradan geçen Henry Lidgbird Ball olduğu biliniyor. Ball, bu taş piramide kendi ismini, dönüş yolunda, açıklarında demirlediği zincirin en büyük adasına ise Britanya’da lord unvanını alan ilk amiral, Lord Howe’un adım verdi.

Teğmen Ball ve mürettebatı yalnızca 11 km uzunluğunda bir hilal biçimindeki bu adaya adım attığında, kendilerini hiçbir vahşi hayvanın kendilerinden korkmadığı ağaçlarla kaplı bir cennetin içinde buldular. Ama daha sonra buraya başka gemiler de uğradı, aç denizciler beyaz su tavuğu gibi kuş türlerini yok edinceye kadar avladı. 1834 yılından itibaren de Lord Howe adasına, gelip geçen gemilerle ticaret yaparak geçimlerini sağlayan insanlar yerleşti.

Göçmenlerle birlikte, batan bir gemiden sahile taşan fareler de geldi. Ada, fareler için tam bir yiyecek cennetiydi: kertenkeleler, kuşlar ve böceklerin farelere karşı hiçbir savunma önlemi yoktu. Fareler tam beş kuş türünü yeryüzünden sildi; geko ve bir pullu sürüngen türü olan skink gibi benzersiz ırklarla, sokucu böcekleri de yok olmanın eşiğine getirdiler.

Ancak Lord Howe adasının yaklaşık 20 km güneyindeki Ball Piramidi dokunulmadan kaldı.

Yolcuları şaşkınlık içinde yükseklere bakakalmış tekneler saygı gösterisi yaparcasına etrafında tur atarlar. Yalnızca zirvesinin etrafında dönüp, tehlikeli çıkıntılarında tüneyen deniz kuşları saygı göstermez. Onlar için rüzgarın silip süpürdüğü bu sütun ideal bir yuvadır ve her yıl binlercesi, maskeli sümsük kuşları, yelkovan kuşları, deniz kırlangıçları ve kırmızı kuyruklu tropik kuşlar, buraya yumurtlamaya gelir.

Sıcak tropikal güney akımlarıyla sub-Antarktik soğuk havanın buluştuğu Lord Howe adası, en güneydeki mercan resifidir. Resiflerdeki kuytu ve kovuklarla kaya sarkıtlarında 400 türden fazla tropikal ve serin su balığı yaşar. Bunlardan bir kaçı, örneğin ismini erkeklerinin başındaki büyük yumrudan alan 760 mm uzunluğundaki çifte başlıklı lapina, dünyanın başka hiçbir bölgesinde bulunmaz.

Avustralya’nın Everesti

Ball Piramidi yaklaşık iki yüzyıldır insanların saldırısına direniyor. Yükseltinin etrafında botların yanaşabileceği bir koya da sahil yok, yalnızca sürekli olarak dalgaların dövdüğü sarp ve kayalık tarafta bir yanaşma platformu bulunuyor. Buraya gelen ziyaretçi ve acemi dağcıları deniz geri püskürtüyor. Bazılarıysa donanımlı bir şekilde kayaya kadar yüzerek dalgalara ve köpekbalıklarına meydan okuma cesaretini bulabiliyor. Ancak onlar da kırılgan kayalar arasında ayak basacak bir yer bulmak için boğuşurken aniden üstlerine çullanan kuşlarla ve vücutlarından 15 cm’lik lokmalar koparan kırkayaklarla mücadele etmek zorunda. Bu nedenle de ‘Avustralya’nın Everesti’ olarak tanımlanan Ball Piramidi’ne kimsenin tırmanamayacağı zannediliyordu.

Zafer 1965’de geldi, Bryden Ailen ve John Davis’in liderliğindeki bir Avustralyalı ekip tırmanışa geçti. Kayaların tek bir dokunuşla denize uçacak kadar nazik bir dengede durduğu, içinde rüzgarların estiği çukurların tuhaf ve tehlikeli heykeller yarattığı son 60 m’de az kalsın bozguna uğruyorlardı. Daha sonra da bu kayalığa tırmanmak ve yüksek zirvesinden aşağıya bakmak için aynı mücadeleye giren dağcılar oldu. Bugün Ball Piramidi bir Dünya Mirası olarak koruma altında; bu asil kaya sütununa yakışır bir uygulama.


Bir Yorum Yazmak İster misiniz?