Bando Nedir? Bandonun Tarihçesi Hakkında Bilgi

0

Bando nedir? Bando ne demektir? Tarihte bandolar ve bandoların tarihçesi ile Türk kültüründe bando ve ilk bandoyu kim kurmuştur?

bando (Orta Fransızca bande: “askerler”), yaylı çalgıları içeren orkestranın tersine, çoğunlukla ağaç, bakır nefesli ve vurmalı çalgılar çalan müzikçilerden oluşan topluluk. Bando çalgıları genellikle aynı ailedendir.

Advertisement

Türkiye ve ABD’de bando terimi yalnızca nefesli ve vurmalı çalgılar içeren topluluk için kullanılır. Ama sözcüğün, bu özel adlandırmadan ayrı olarak, konuşma dilinde çok geniş bir kullanımı vardır. Birçok dilde, “band” sözcüğü müzik topluluğu ile eş anlamlı olarak kullanılır.

Bando
Bandonun Tarihçesi

Terim ilk kez İngiltere’de II. Charles’ın (hd 1660-85) sarayında, XIV. Louis’nin ünlü keman topluluğu örnek alınarak oluşturulan 24 kemanlık “kral bandosu”nun (topluluğu) adında kullanıldı. Bando adı verilen nefesli, bakır nefesli ve vurmalı çalgılar topluluğu, 15. yüzyılda Almanya’da ortaya çıktı. Alman müzikçilerin yabancı topluluklara katılmasıyla üfleme çalgı bandoları giderek Fransa yoluyla İngiltere’ye, oradan da Yenidünya’ya yayıldı.

Osmanlıların Doğu Avrupa’nın büyük kesimini istila etmesinden sonra, 18. yüzyıl sonlarında Avrupalıların yeniçeri müziği dedikleri mehter müziği ile özdeşleşen bir bando tarzı kara Avrupa’sında yaygınlık kazandı. Kendine özgü tiz sesli flütlerin, büyük davulların (kös), üçgenlerin, zillerin ve çevganlann çıkardığı keskin ses ve kuvvetli çifte vurgular gittikçe artan egzotik bir müzik beğenisi yarattı. Bu da Avrupa bandolarına, daha sonraki bandoların şefleri gibi sopalarını sallayıp savurarak yürüyen Siyah davulcuların alınmasına yol açtı.

Mehter müziği en büyük bestecilerden bazısına esin verdi.

Sol Majör 100. (Askeri) Senfoni’sinin ikinci bölümüyle Haydn; K. 331 La Majör Piyano Sonatı’nın “Rondo alla Turca“sıyla Mozart ve Atina Harabeleri’yle Beethoven bunların başlıcalarıdır. 18. yüzyılın sonlarına gelindiğinde, nefesli çalgıların sayısı çok arttı. İki bine varan müzikçiden oluşan gösterişli bandoların çaldığı Fransız Devrimi’nin büyük ve görkemli açık hava gösterilerinin bunda etkisi çoktu. Haydn’ın Derbyshire yeoman’ları için yazdığı marşlar, trompet, iki korno, iki klarnet, iki fagot ve tubanın ağaçtan yapılmış atası olan sörpan için düzenlenmişti. 1838’de Berlin’de Rus çarının onuruna yapılan bir törende bin ağaç nefesli çalgıyla iki yüz davul bir araya gelmişti.

Advertisement

İçinde yer alan pek çok çalgının yapıldığı maden alaşımı nedeniyle “gümüş bando” da denen İngiliz bakır nefesli çalgılar bandosu, daha önceki kent waif lerinin (çalgıcı toplulukları) ve 18. yüzyılın sonunda da köy kilise bandolarının yerini almaya başladı. Bu tür bandoların kurulması sanayi bölgelerindeki patronlarca da özendirildi. Fransız çalgı ustası Adolphe Sax’ın icat ettiği ve (parmak düzeni aynı) bir bakır nefesli çalgılar ailesinden gelen ve kornetin atası olan kornopeanın gelişmesi, amatör müzikçilerin bakır nefesli çalgıları benimsemesini kolaylaştırdı. İlk İngiliz bakır nefesli çalgı bandoları arasında Stalybridge Old Band (1814) ve ünlü Besses o’the Barn (1853’te tümüyle bakır nefesli çalgılardan oluşuyordu) vardı.

Kentleri, fabrikaları, sosyal kulüpleri ve Salvation Army gibi dinsel yardım örgütlerini temsil eden topluluklar oluşturuldu. Özellikle Londra’da Bell Vue, Manchester ve Alexandra Palace’ta yapılan bando yarışmaları, 1900’de Ulusal Üfleme Çalgı Bandoları Şenliği’ne dönüştü. Sir Edward Elgar, Sir Arthur Sullivan, Gustav Holst ve Benjamin Britten besteleriyle bando müziğine katkıda bulundular. Bu tür yapıtlar genellikle kornet, flügelhorn, korno, si bemol bariton, euphonium ve bas klarnet için düzenlenmişti.

ABD’de ünlü Patrick Sarsfield Gilmore (1829-92) gibi profesyonel bandolar, virtüöz solocuları kendilerine çektiler. Müzik yeteneklerini, şovmenliğe yatkınlığıyla da birleştiren Gilmore, teknik ustalığın gelişmesinde ve kaliteli bir repertuar oluşturmada etkili oldu. Onun gerçek ardılı, ABD Deniz Kuvvetleri Bandosu’nun şefi ve “Semper Fidelis”, “The Washington Post” ve “The Stars and Stripes Forever” gibi marşların bestecisi olan John Philip Sousa’ydı (1854-1932). Gilmore ile Sousa’nın başarıları, bando müziğinin yüksek bir düzeye çıkmasını, bir anlamda da gerçek bir Amerikan müzik türü haline gelmesini sağladı.

Ülkemizde ise orduda bandoların kuruluşu Tanzimat devrine rastlamaktadır.

Tanzimat’tan önceki dönemlerde Mehterhane’nin kaldırılarak yerine Avrupa’daki benzerleri gibi bir orkestra kurulması düşünülmüştü. Bu tarihlerde İtalya’dan Giuseppe Donizetti adında zamanın tanınmış bir müzikçisi getirilmiş, Paşa rütbesi verilerek kendisinden bu çeşit bir orkestrayı kurması istenmişti.

Böylece, Türk ordusunda ilk bando Donizetti Paşa tarafından kuruldu. Bugün askeri bandoların en geniş kadrolu olanına Armoni Mızıkası veya Armoni Orkestrası adı verilmektedir.

Advertisement


Leave A Reply