Bankacılığın Tarihsel Gelişimi

0

Bankacılık nasıl doğmuştur? Bankacılığın tarihi, tarihçesi, Dünya’da bankacılığın tarihsel doğuşu ve gelişimi hakkında bilgi.

Bankacılığın Tarihsel Gelişimi

Modern bankacılık yaklaşık 100 yaşındadır. Ancak çok daha önceki zamanlarda da bankacılık etkinliği sayılabilecek işlemler yapılıyordu. 10 1000 yıllarında Çin ve Babil’de para, saklanmak için biriktiriliyor, ücret (faiz) karşılığında üçüncü bir kişiye borç olarak veriliyordu. Modern bankacılık, ticaretin gelişmesiyle doğmuştur. Hellenistik dönemde Yunanistan’da gelişmiş bir para sistemi vardı. Yunanlılar uluslararası ticaret aracılığıyla bunu Roma”ya geçirdiler. Roma İmparatorluğu’nda ticaretin zenginliği, burada bankaların büyümesine neden oldu. Ancak İS 5. yy’da imparatorluğun çökmesiyle ticaret ve bankacılık da çöktü. Ortaçağ sonlarında ticaret ve bankacılık Kuzey İtalya’dan başlayarak gelişti. Hükümetler çeşitli bankalar kurdu.

Avrupa ülkelerinin çoğunda bankalar, para değiştiren küçük-şirketlerden doğdu. 16. yy’da Londra kuyumcuları para ve değerli metalleri alıp karşılığında makbuz veriyorlardı. Bu “kuyumcu makbuzları” banka cüzdanları ve çeklerin ilk örnekleridir. Yatırılan paranın bir bölümü hiç geri alınmadığından, bankalar bunu faiz karşılığında ödünç vermeye başladılar. Böylece kredi işlemleri de başladı. İlk banknot bankası İngiltere’de 1694’te kuruldu (The Bank of England). İngiltere’yi öteki Avrupa ülkeleri izledi. Endüstrinin gelişmesiyle bankacılığın gelişmesi daha da hız kazanmıştır. 20. yy’da, 2. Dünya Savaşı sonrası yıllarda bankacılık çok değişti. Etkinlik alanları artarken bankalar arası farklılıklar ortadan kalktı. Bankalar uluslararası işlemlerle ilgilenmeye başladılar. 1970’lerde Batı ülkelerinde görülen güç ekonomik koşullar nedeniyle hükümetler bankacılıkla daha yakından ilgilenmeye başladılar. Enflasyonu denetim altına almak için bankalara kredi alanında sınırlamalar getirildi. Daha yoğun hükümet denetimi nedeniyle son yıllarda ulusal bankaların önemi de artmıştır.

bankacılık tarihi

18. yy’a kadar olan gelişmeler

İÖ 20. yy’da, Çin’de çeklerle ödeme sistemi oldukça yaygındı. Babil’de para biriktiriliyor, krediler veriliyordu. İÖ 17. yy’da bankacılık öylesine gelişmişti ki hükümet para konusunda özel kurallar koydu (Hammurabi yasaları). Bankacılığın gelişmesinde Lidya Kralı Giges’in kaynaklarına göre (yaklaşık İÖ 670) para basımının bulunması önemli rol oynamıştır. Hellenistik Yunan’da İÖ 4. yy’dan beri bir çeşit bankacılık görülüyordu. Para işlemleri, tapınaklar, hükümetler ve özel kişiler eliyle yürütülüyordu. Biriktirilen para alınıyor, kredi veriliyor, madeni paralar değeri karşılığında değiştiriliyordu. Değişik kentler arasında bir çeşit kredi düzeni kurulmuştu. Bu nedenle artık para taşımanın anlamı yoktu.


Yunan para değiştiricileri, bankacılar gibi uluslararası iş işlemlerinde etkin rol oynuyorlardı. Sonunda bankacılık Yunanistan dışında da yayılmaya başladı. Roma İmparatorluğu’nda bankacılık yayıldı. Ticaretin büyümesiyle, değişik paraları değiştirme, kredi olarak verilmek üzere para alma, havale yoluyla para çekme ve kredi verme gibi hizmetlere duyulan gereksinim arttı. Roma’da bankalar resmi bir yapı kazandı ve zamanla hükümet para işlemleri için görevliler atamaya başladı. 5. yy’da Roma İmparatorluğu’nun çöküşüyle bu işler de yavaşladı. Bankacılık işlemleri gereksiz görüldü ve bankaların işlevi yalnız biriktirilen paraları korumakla sınırlandı. 11. ve 12. yy’da ticaretin gelişmesiyle bankacılık da yeniden canlandı. Kuzey İtalya’da, Flander’de ve ticaret merkezlerindeki iş etkinlikleri bankacılığa duyulan gereksinimin yeniden ortaya çıkmasıyla sonuçlandı. Lombardiya ve daha sonra Toskana ve Floransa tüccarları en önemli bankacılar durumuna geldi. Çağdaş bankacılıkta bu İtalyan bankacılarının izleri hâlâ görülmektedir. “Kambiyo senedi” “kredi hesabı”, karşılıklı borçları silme gibi terimler hep o dönemden kalmadır.

İtalya’nın Bankacılık Üzerinde Etkisi

Çeşitli bankacılık terimleri de İtalyan kökenlidir; banka (İtalyanca değiştirme masası anlamına gelen “banco”dan), kredi, borç, kâr oranı, vb. Avrupa’da ortaçağdan sonra devletlerin kurulmasıyla birlikte bankacılık ayrı ulusal çizgilerde gelişti. Ausburglu Fugger ailesinin bankası (1367-1638) gibi, uluslararası işlemlerle uğraşan bazı bankalar olsa da bankaların çoğu etkinliklerini kendi ülkelerinde sürdürdüler. Başlıca müşterileri, savaşlar ve özel harcamaları için çok fazla paraya gerek duyan feodal toprak sahipleriydi. Kredi gereksinmeleri özel bankalarca karşılanıyordu. Ayrıca kendileri de banka kurdular. Hükümet tarafından kurulan ilk banka Cenovadaki “Casadi San Giorgi”dir (1408).

Venedik’te de 1587’de ulusal bir banka “Banco della Piazzo di Rialto” kuruldu. Bu banka 1609 yılında kurulan “Amsterdamsche Wisselbank” için hazır bir model oluşturdu. Bu bankanın işlevleri başlangıçta para kabulü, değiştirilmesi, transferi, para basmak için değerli metallerin alımı ve borçlar ile alacakların temizlenmesiydi. Banka, para çekilmesine izin vermiyor ancak Amsterdam ve Doğu Hindistan Birleşik Şirketi gibi kuruluşlara kredi veriyordu. Rotterdam, Middelburg ve çeşitli Alman ve Avusturya kentlerinde de benzer kent bankaları ya da ulusal bankalar kuruldu. Çoğu ülkelerde bankacılık para değiştirme işlemlerinden gelişti. Bu işlemlerde para değiştirmenin yanı sıra biriktirilen para kabul ediliyordu. Karşılık olarak verilen makbuzlar gerektiğinde borçları ödemede kullanılıyordu. Böylece bu makbuzlar 17. yy’da gelişen banka cüzdanları ve çeklerin 1661 yılında Bank of Stockholm (Stockholm Bankası) tarafından verildiği sanılmaktadır. Topladıkları paranın bir bölümünün geri alınmadığını gören para değiştiricileri bu parayı kredi vererek değerlendirdiler.

Yakın geçmişte bankacılık

1694’te Bank of England’ın (İngiltere Bankası) kurulması çağdaş bankacılığın başlangıcını belirler. Ticari bir banka olarak kurulan bu banka,18. yy’da “Banker bankası” durumuna geldi. Bu kuruluş, banka cüzdanları verdi, ulusal borçlarla uğraştı, para konularında önerilerde bulundu ve bir para politikası düzenledi. Banka daha sonra, hükümet ve öteki bankalara yönelik bankacı görevi yaptı ve işlemleri denetledi. 18. yy ve 19. yy başlarında öteki Avrupa ülkeleri de İngiltere’yi izledi. 18. yy’dan önce bankacılığın gelişmesi ticaretin gelişmesine bağlıydı. Özellikle endüstri devriminden sonra daha çok endüstri üretiminin gelişmesiyle ilgilendi. 18. ve 19. yy’da Avrupa ve ABD’de büyük endüstri işletmeleri kuruldu. Bu girişimler makine ve inşaat giderlerini karşılamak için çok fazla anapara gerektiriyordu. Girişimcilerin bu parayı kendi olanaklarıyla elde etme şansları pek yoktu. Anapara gereksinimini özel bankalar kendi olanakları ya da sermaye piyasası aracılığıyla karşıladılar.


banka

20. Yüzyılda Bankacılık

20. yy’da bankacılık giderek gelişti. Endüstrileşmiş ülkelerdeki bankacılık düzenlemeleri arasında büyük benzerlikler vardır. Önemli farklılıklardan biri, hemen hemen her ülkede hükümetler tarafından yönetilen merkez bankalarıyla ticaret bankaları arasında göze çarpar. Merkez bankası genelde, hükümetin para politikasında bir araç durumundadır. Ulusal paranın değişmeden kalmasını sağlamaya çalışır, ticari bankaların belirli bir dönemde verebileceği kredi oranını belirler. Böylece hükümet enflasyon hızını bir ölçüde denetim altına almış olur. Merkez bankası ayrıca ticari bankaların çalışmalarını denetler.

Genellikle para basma yetkisi yalnız merkez bankasınındır. “Bankacıların bankası” olarak ticari bankalara kredi sağlar ve hükümetin banka işlemlerini yürütür. Bankalar, birincil ve ikincil bankalar olarak ikiye ayrılır. Birincil bankalar, ikincil bankalardan para sürme yetkisiyle ayrılır. Para sürme işlevi, bankanın banknot ya da kredi vererek piyasadaki para miktarını artırmasıyla gerçekleşir. İkincil bankalar kendi başlarına para süremezler. Ancak kendi olanaklarıyla ya da topladıkları parayla kredi verebilirler. İkincil bankalar genellikle kredi dağıtan kurumlardır. Merkez bankaları, genel bankalar (ticari bankalar),tasarruf bankaları, tarım kredi bankaları ve takas hizmeti verenler,birincil bankalar grubundadır. İpotek bankaları, finans toplulukları, emekli fonları ve tefeciler ikincil bankalar sınıfındandır.

2. Dünya Savaşı Sonrası

2. Dünya Savaşı sonrasına’ kadar her banka kendi etkinlik alanında iş yapıyordu. Böylece genel bankalar etkinliklerini özellikle ticaret ve endüstriye ve zenginlere; tasarruf bankaları orta sınıfa ve tarım kredi bankaları da tarım sektörüne yöneltti. Takas hizmetleri para değişimi, ipotek bankalarıysa uzun dönemli kredilerle uğraştı. Özellikle ticaret ve endüstride krediye duyulan gereksinimin artması, endüstrileşen dünyada bankacılığın değişmesine yol açtı. Daha fazla sermaye elde etmek için bankalar halka daha çok yöneldi. Bunun sonucu olarak değişik bankalar birbirlerinin etkinlik alanlarına girdiler. Günümüzde birikimler her bankaya yatırılabilir, ticari bankalarda ipotek yaptırılabilir. Tarım kredi bankalarının etkinlik alanları kırsal kesimden kente kaymıştır. Krediye duyulan gereksinimin ve rekabetin artması, bankaların etki alanlarını genişletmelerine neden olmuştur. Çoğu banka daha büyük iş birimleri durumuna gelmiştir. Büyük bankalar rekabet alanında daha güçlü olduklarından sermaye istemi sorununu daha kolay çözümlüyorlardı. İş konusunda yoğunlaşma nedeniyle yönetim giderleri düşmekte böylece, örneğin otomasyon gibi daha büyük yatırımlar yapılabilmektedir.

1960’lardan bu yana halkın kredi gereksinmesi de artmıştır. Ticarette ve endüstride sermaye yatırımları için krediye gerek duyulurken, halk tüketim için kredi alır. Hemen her bankayla, kişisel kredi (borç) anlaşmaları yapılabilir. Kredi almanın kolaylaşması nedeniyle, tüketim eğilimi artmakta bundan da iş adamları yararlanmaktadır. Öte yandan tüketim kredisinin artması enflasyon hızını artırmaktadır. 1970’lerde hükümetler enflasyonla savaşmaya başlayınca, kredilerin sınırlandırılmasıyla çözüme ulaşılacağını düşündüler. Ancak kredinin sınırlamasıyla mal istemi azalmakta bu da satışları düşürdüğünden işsizlik sorunu ortaya çıkmaktadır. 1960’ların ikinci yarısından bu yana görülen önemli bir gelişme uluslararası bankacılıktır. Bu oluşumun başlıca nedeni dünya ekonomilerinin birbirleriyle ilişki içinde olmasıdır. Bankalar müşterilerini yurtdışında da izlemelidirler.

Bankacılığın gelişmesinde değişik ülkelerdeki benzerliklere karşın, hükümetin bankacılıktaki etkisi, bankaların sayısı ve hizmetlerine ilişkin belirgin farklılıklar vardır.





Bir Yorum Yazmak İster misiniz?