Banker Nedir? Bankerler Ne İş Yaparlar? Bankerliğin Tarihçesi

0

Banker nedir banker ne demektir? Bankerlik tarihi ve bankerler ne iş yaparlar nasıl para kazanırlar sorularının yanıtlarının olduğu sayfamız.

Banker

Banker nedir?

Banker; kredi işleriyle, tahsil işleriyle, tahvilat işleriyle ve esham işleriyle uğraşan kişilere verilen addır. Yabancı kökenli bir kelime olup Türkçe anlamlarında bankacı, büyük işlerle uğraşan sarraf ve mecazi anlamıyla çok zengin kişilere verilen ad olarak anılmaktadır. Kelime kökeni olarak banker, banka sözcüğüyle aynı kökten gelmektedir.

Bankerliğin Tarihçesi

İlk bilinen bankerlik uygulamalarının Orta Çağ’da gerçekleştirildiği söylenmektedir. Lombardiya bölgesindeki bankerler, kurulan her pazar bölgesine giderek tahta sıraların üzerinde sarraflık işleriyle uğraşmaktaydılar. Kişilerden gelen paraların gerçek değerini tartarak ölçmekte ve ayarsızlık yaratacak paralar varsa bu paraları doğru değerlerin çıkması adına çıkartmakta ya da değiştirmekteydiler. Bu kişilere banker denmesinin sebebi, bu işlemleri yaparken oturdukları tahta banklar ve sıralardır.

O dönemleri “banchierie” olarak da adlandırılan bankerler, işlerinin başlangıç aşamasında sadece para değişimi yaparken iş alanları değiştikçe ve genişledikçe yavaş yavaş bulundukları bölgelerden başka bölgelere para göndermeye, emanet paralar kabul etmeye ve birinden aldıklarını başka birine borç vermeye başlamışlardır. 19 yüzyıl itibariyle bankerlik, resmi olarak kurumsal bankacılık işleri yapmaya ve bankacılık işlemleriyle uğraşmaya dönüşmüş vaziyettedir. Günümüzde bankacı kelimesiyle banker kelimesinin birbirinin yerine kullanılıp aynı anlamı ifade etmesi bu dönüşümden kaynaklıdır.

İlk Bankerler Osmanlı Döneminde Ortaya Çıkmıştır

Dünyadaki bankerlik tarihinin haricinde ülkemizdeki bankerlik tarihinde, ilk bankerlikle uğraşan kişilerin Osmanlı İmparatorluğu döneminde ortaya çıktığı görülmektedir. Osmanlı’nın parasal yönden büyük sıkıntılar yaşadığı dönemde, banker denilen kişiler imparatorluğun hem iç borçlarıyla hem dış borçlarıyla özel olarak ilgilenmişler ve borçların ödenmesi için taraflarla orta yolu bulup aracılıklarda bulunmuşlardır. O dönemlerde bankerlik mesleği iyiden iyiye halk arasında yayılmış ve İstanbul’da Galata bölgesinde tüm bankerlerin bir arada olduğu bankerler topluluğu oluşturulmuştur.

Cumhuriyet dönemine gelindiğinde günümüze yakın tarihlere değin bankerlerin aktif olarak çalıştığı çok görülmemiş, bunun yerine el altından tefecilik işleri hüküm sürmüştür. 1957 yılında ortaya çıkarılan Türk Ticaret Yasası’yla birlikte anonim olan şirketlere tahvil yapabilme hakkı ve hisse senedi ihracı yapabilme hakkı tanınmıştır. Bu haklardan sonra Anonim şirketler Menkul Kıymetler Borsası’nın oluşmasına sebep olmuştur. Bu borsa işlemlerinde şirketlerin sahip oldukları tahviller istenilen seviyede ve tutarda pazarlanamamış ve böylelikle yoğunluğun Menkul Kıymetler Borsası’ndan tekrardan bankerlere yığılmasına yol açmıştır. 1961 yılında çıkarılan bir yasayla da birlikte bankerler tekrardan piyasaya çıkmışlar, yasayla birlikte dar bütçeli üreticilere verilen Tasarruf Bonolarını sahiplerinden normal ederinden çok daha düşük fiyatlara alıp çok büyük karlar elde etmişlerdir.

1970 yılına gelindiğinde ise enflasyonun ortaya çıkması ve giderek yüksek değerlere ulaşması dönemin çok büyük sayılabilecek şirketlerini mali olarak büyük sıkıntıların içerisine sokmuştur. Bu noktada enflasyonun şirketlere sağladığı en büyük zarar, ihtiyaç duydukları maddi kaynakları bankalardan karşılamalarını çok zorlaştırmış ve sonuç olarak firmaların mecburiyet gereği bankerelere yönelmesine sebep olmuştur. Böylece bankerler de tekrardan piyasada önemli faktörler haline gelmişlerdir.

Banker

1980’ler Bankerlerin Türkiye’de Altın Çağı

Son olarak 1980 yılında verilen yasa kararıyla faiz oranlarının serbestleştirilmesi, bankerler için altın çağ oluşmasını sağlamış ve 80’li yıllarda bankerlik yapan kişilerin çok yüksek meblağlarda para kazanmalarına sebep olmuşlardır. Bankerlerin bu kadar serbest kalarak çok yüksek miktarlarda faiz almasına rağmen; durumu gittikçe kötüleşen ticaret işletmeleri, küçük işletmeler, endüstri işletmeleri ve çiftçiler gibi pek çok kurum ve kişiler bankerlerden borç almayı kabul etmişler ve kendilerini büyük borçların altına sokmak durumunda kalmışlardır.

Bankerlik mesleğinin önünün alınamayacağı şekilde karlı bir iş haline gelmesinden sonra bankerler çalışma koşullarını Bankalar Yasası çerçevesinden çıkartarak kendi şirketlerini kurmaya yönelmişlerdir. Bu şirketler kurulduktan sonra işler hiç de beklenilen gibi olmamış, bu bankerlik şirketlerinden çok yüksek faiz oranlarıyla borç alan firmalar ne faizlerini ne de ana borçlarını ödeyemeyecek hale geldiklerinden bu bankerlik şirketleri yavaş yavaş batmaya başlamıştır. Bu süreçte 1981 ve 1982 yılında toplam 250 adet banker şirketi batmıştır. Bundan sonrasında da çoğu bankerlik firmasına devlet tarafından el konulmuştur. Bu olaylardan sonra bankerlik işi şaşasını kaybetmiştir. Hatta bu konu o dönemlerde Türk sinemasında dahi işlenmiş; 1980 yapımı olan “Banker Bilo” filminde başrolleri paylaşan İlyas Salman ve Şener Şen, bankerlik mesleğinin ince noktalarını ve hayatta bankerlerin gelebileceği son noktaları son derece güldürücü bir üslupla işlemişlerdir.


Kaynak – 2

Para, kredi, esham ve tahvilat işleriyle ve bunlara benzer daha başka muamelelerle uğraşan kimseye «banker» denir.

XIX. yüzyılın ortalarına kadar iş hayatında gördüğümüz bankerlerin çalışma alanları daha genişti. Bankerler, para işlerinden başka komisyonculuk, nakliyecilik, ticaret gibi işlerle de uğraşırlardı. Bankerlik muameleleriyle ticaret işlerinin birbirinden ayrılması, geçen yüzyılın Ortalarından itibaren sanayi ve ticaretin büyük gelişmeler göstermesi ile başlar. Bu gelişmeler, bankerliğin ve ticaretin bir tek şahısta toplu olarak yapılmasına imkân bırakmaz olmuştu. Bununla beraber, bankerler, gene ticaretle ilgilerini kesmemiş-lerdir. Bu ilgileri, bizzat ticaretle meşgul olmak yerine, ticarî işlere borç para vermek şekline dönmüştür.

Bankerler, XIX. yüzyılın ortalarına kadar devlete, hükümdar ailelerine de borç para verirlerdi. Devlet borçlarına ait istikraz tahvilleri çıkarılması usulünde de öncülük etmişlerdir. Bilhassa geçen yüzyılda her memlekette hızla gelişen demiryolculuğuna lüzumlu sermayeleri bulmakta büyük başarı göstermişlerdir. Meselâ Osmanlı İmparatorluğunda demiryolu inşasında hükümeti büyük zararlara sokan Baron Hirsch bu nevi bankerlerdendi. Bugün «Roçild gibi zengin» sözü, bîr zamanlar Avrupa’nın en büyük bankeri olan Baron Rotshschild’den gelmektedir. Bu aile bugün de vardır.

Osmanlı devrinde Galata bankerleri de devlete borç para verirlerdi. XIX. yüzyılın ortalarından sonra Avrupa’da sanayiin büyük gelişmeler göstermesi üzerine geniş sermayelere ihtiyaç görüldü. Şahsi bir teşebbüs olan bankerlik bu ihtiyacı karşılamak kudretinde olmadığından. Anonim şirket şeklînde kurulmuş olan bankalar, büyük miktarlarda hisse senedi, tahvilât çıkarmak, mevduat toplamak suretiyle, ekonomik sermaye ve kredi ihtiyacını karşılamaya başladılar. Büyük bankacılığın gelişmesi, bankerliğin iş alanını pek daralttı.


Bir Yorum Yazmak İster misiniz?