Banliyö Ne Demek? Banliyö Nedir?

0

Banliyö nedir? Banliyö ne demek? Özellikle bir şehrin belirli bir bölgesini anlatmak için sıklıkla kullanılan banliyö terimi hakkında bilgi.

Banliyö
Banliyö, kentlerin çevresinde yer alan ve genellikle konut alanlarından oluşan yerleşme birimleri. Sözcüğün Fransızca aslı olan banlieue’nün kökeni ortaçağa dayanır ve kralın kendisine bağlı vasalları toplanmaya çağırmasını ifade eden ban ile yaklaşık 5 km uzunluğundaki eski bir Galya mesafe ölçüsü olan Latince leuga sözcüklerinin birleşiminden oluşur. Bugünkü kullanımında banliyö, ortaçağ surlarının hemen dibinde oluşmuş yoksul mahallelerden çok, kentten bazen 40-50 km’ye varan uzaklıklarda gelişen ve orta ile üst gelir gruplarının yaşadığı yerleşmeleri anlatır.

Ortaçağ sonlarında, birçok kentin surları dışında, gerek tarımla uğraşanların, gerek kentsel topluluktan olmayanların oturduğu mahalleler oluşmuştu. Tarımda kapitalistleşmenin başlamasıyla birlikte, topraksız kalan köylüler kentlere göç ederek dış mahallelere yerleşmeye başladı. Lonca denetiminin dışında kalan bu sur dışı banliyöler, tüccarlardan iş alan bağımsız zanaatçıların ve gündelik işlerde çalışan emekçilerin kümelendiği ilk alanlar oldu.

Özellikle 18. yüzyıldan sonra sanayinin geliştiği kentlerin kötüleşen yaşam koşulları, varlıklı zümrelerin kent dışına kaçmasına yol açtı ve böylece çağdaş anlamdaki ilk banliyöler oluştu. Varlıklılar, kente at arabasıyla kolay ulaşılabilir uzaklıkta, kentin kirliliğinden uzak, yeşillikler içindeki yerleşmelere taşındıkça, kent merkezi ortaçağdaki ağırlığını yitiriyordu. 19. yüzyılda demiryollarının gelişmesiyle birlikte, özellikle İngiltere’de bu süreç hızlandı ve banliyöler, daha uzak mesafelerde, orta gelir düzeyindekileri de kapsamaya başlayan daha büyük yerleşmeler biçimini aldı. Bu olguya paralel olarak, kent içi de giderek daha çok, emekçilerin ve işsizlerin yaşadığı sefalet mahallelerine dönüştü.

20. yüzyıl başlarından bu yana ise, ABD başta olmak üzere gelişmiş Batı ülkelerinin hepsinde, özel otomobilin yaygınlaşmasıyla birlikte kent merkezlerinin nüfus yitirme süreci daha da belirginleşti ve banliyö yaşantısı geniş kitleleri kapsayan bir yaşam biçimi niteliği kazandı. Kentin kamu hizmetlerinden ve toplu olanaklarından uzakta, kendi kendine yetecek düzeyde donatılmış, içine kapanık bir evde yaşamak zorunluluğu, banliyö yaşantısını yoğun bir tüketim biçimine dönüştürüyor, banliyöleşme (suburbanication) otomobil ve dayanıklı tüketim mallan sanayilerine büyük pazarlar açıyordu. Bu arada daha ucuz emek ve daha geniş arsa arayışı içinde kent dışma çıkan sanayi kuruluşları çevresinde ya da bu işyerleri ile aynı halka içinde işçi banliyöleri de gelişti.

Türkiye’de özellikle 1970’lerde yaygınlaşan toplu konut uygulamalarının yanı sıra örneğin İstanbul’da Boğaz köprüleri ve çevre yolları gibi olanaklar banliyölerin gelişme sürecini hızlandırmaktadır.


Leave A Reply