Barok Sanatının Tarihsel Gelişimi (Mimarlık, Resim ve Müzik)

0
Advertisement

Barok sanatının tarihi, önemli sanatçıları, Barok resim, müzik, mimari sanatının özellikleri, tarihçesi, hakkında bilgi.

Barok Sanatı; 1600’lerden başlayıp, 17. yüzyılın tümünü 18. yüzyılın ilk yarısını kapsayan bir sanat akımıdır. Portekiz dilindeki barroco sözcüğünden gelen barok, sözlük anlamıyla “tam yuvarlak ve düzgün olmayan inci’leri tanımlamakta kullanılan bir kuyumculuk deyimidir. Mecazi anlamıysa “acayip”, “rahatsız edici”, “garip ve alışılmamış biçimler”dir. Bu nedenle önceleri, klasiğe alışkın gözlere garip ve abartılmış görünen biçimlerin oluşturduğu yeni bir üslubu tanımlamak için kullanıldı.

Barok Sanatının Tarihsel Gelişimi (Mimarlık, Resim ve Müzik)

Sonraları, özellikle 1880’lerde bu küçültücü anlamından uzaklaşarak 17. yüzyılın bütün sanatını belirleyen nesnel bir terim haline dönüştü. İlk kez İtalya’da başlayan akım, İspanya, Portekiz, Avusturya, Güney Almanya, Belçika gibi Katolik Avrupa ülkelerinin büyük bir bölümüyle Latin Amerika’da yayıldı; ancak gelişmesi ve gerilemesi ülkeden ülkeye değişiklikler gösterdi. Barok sanatın, o dönemde dinsel etkiyi güçlendirmek için uğraşan Katolik Kilisesi’nin sanat aracı olduğu kabul edilir. Daha önceki Rönesans döneminin dengeli, aşırılıktan uzak, ağırbaşlı, akılcı tutumuna karşın barokta hareketli, yenilikçi, çarpıcı ve gösterişli öğeler kullanılması genellikle bu amaca yöneliktir.

Mimarlık.

İlk barok sanat örneği, 1524’te yapılan Laurenziana Kütüphanesi sayılır. Masif biçimli ve ezici görünümlü San Pietro Kilisesi’nin kubbesini gerçekleştiren ünlü Rönesans mimarı Michelangelo bu tasarımıyla barok bir tutuma girdi, ancak ortaya koyduğu yeni yorum, kendisinden sonra gelenlerce geliştirilemedi. 17. yüzyılın başında maniyerizmin sona ermesinden sonra, özellikle Roma’daki yeni kuşak, 16. yüzyılın ağırbaşlılığını bıraktı ve Michelangelo‘yu baroğun babası olarak yeniden ortaya çıkardı. Barok sanat gerçek anlamını ve varlığını mimarlık alanında ön plana çıkardı.

Advertisement
Mikelanjelo (Michelangelo)

Mikelanjelo (Michelangelo)

Roma Kenti barok sanatın doğduğu merkez olarak kabul edilir. İlk önemli mimarlık eseri ise Giacomo Barozzi da Vignola’nın 1568’de yapımına başladığı Gesu Kilisesi’dir. Bu kilise 17. yüzyılın ilk yıllarından başlayarak, tüm Batı ve Orta Avrupa sanatına örnek oldu. İlk aşamada mimar Carlo Maderna, San Pietro Kilisesi’nin planını barok tarzda değişikliğe uğrattı. İtalya’ daki barok sanatın en güçlü mimarlarının başında Lorenzo Bernini ve Francesco Borromini gelir. Lorenzo Bernini 1670’te Sant Andréa al Quirinale Kilisesi’ni, 1663’te Barberini Sarayı’ nın orta bölümünü, 1665’te Chigi Odescalchi Sarayı’nı, 1663-1666 arasında da Scala Regia’yı yaptı. Francesco Barromini ise San Carlo alla Quattro Fontane (1638-1640), Sanı Agnese Kilisesi (1653-1657), Sant Ivo della Sapienzo (1642-1660) gibi önemli yapıların mimarı olarak bilinir.

Barok Usulü Bahçe

Barok Usulü Bahçe

İtalya’da barok dönemin öteki ünlü sanatçıları arasında 1635 tarihli San Lucae Martina Kilisesi ile 1657 tarihli Santa Maria della Pace Kilisesi’ni yapan mimar Pietro Berettini Da Cortona; 1667 tarihli San Lorenzo Kilisesi ile 1679-1692 arasında tamamlanan Carignano Sarayı’nı yapan mimarı Guarino Guarini’den başka mimar Filippo Juvara ve mimar Baldassare Longhena sayılabilir. İtalya dışında barok sanat başta Fransa olmak üzere İspanya, Avusturya, Almanya, Çekoslovakya, Polonya ve Rusya’ya yayıldı ve uzun süre sanatsal etkinliklerin yönlendiricisi oldu.

Resim.

Resimde barok dönem; açık renklerden çok, gri, kahverengi ve yeşilin her tonunun kullanılmasıyla elde edilen ışık-gölge oyunlarıyla ortaya çıktı. İnsan yüzünün kişisel çizgilerinin verilmesine ve doğa görünümlerinin aslına benzemesine özen gösterildi. Fırça vuruşları belirginleşti; buna karşın sert dış çizgiler yumuşatıldı. İngiltere ve Almanya dışında barok dönemde Avrupa’nın her ülkesinde birçok sanatçı yetişti. Başlangıçta İtalyan ressamları önder oldular. Ünlü Şafak resmiyle Guido Reni (1575-1642) ve Roma’da Barberini Sarayı’nın freskolarını yapan Pietro da Cortona (1596-1669) ilk barok ressamları arasında yer alır. Başlangıçta oldukça katı bir üsluba sahip olan İspanyol Diego de Silva y Velazquez (1599-1660) daha sonra canlı ve yumuşak çalışmayı yeğledi; İspanya’da barok resmin temsilcisi oldu.

Barok Resim Sanatı

Barok Resim Sanatı

Breda’nın Alınması’nda (1635) ve yaptığı birçok portrede ruhsal içebakışı yansıttı. Hollandalı Peter Paul Rubens (1577-1640) İtalya ve İspanya ressamlarının sanat anlayışını benimsedi. Rönesans resminin soyut ve durağan figürlerine canlılık verdi. Resimlediği acı çeken insanlarda dinamizm, yaşam ve evrensellikle bütünleşme gözlemlenir. Fransa’da Nicolas Poussin (1593-1665) ve Lorrain adıyla anılan Claude Gallee (1660-1682) özellikle acı çeken insanları resimlediler. Her iki sanatçı da uzun süre Roma’da yaşamalarına karşın, eserlerinde Fransız baroğu görülür. Poussin, Bacchalar (1630’dan sonra), Sabin Kadınlarının Kaçırılmaları (1637-1639) gibi resimlerinde acıklı konuları işledi.

Advertisement

Lorrain’in resimlerinde ise şiirsel konular yer aldı. Fransız baroğunun öteki temsilcileri: Eustache le Sueur (1616-1655), Charles le Brun (1619-1690) ve Philippe de Champaigne (1602-1674) oldu. Eserleri akademikliğin izlerini taşısa da bu sanatçılar tam bir barok anlayış içinde çalıştılar. Resimde hiçbir ülke Hollanda baroğunu aşamadı. Bu akımın Hollanda’daki başlıca temsilcileri; Rembrandt Harmensz van Rijn (1606-1669), Anthony van Dyck (1599-1641),Franz Hals (15807-1666), Adriaen van Ostade (1610-1685), Jan van Goyen (1596-1656), Meindert Hobbema (ÎS38-1709), Jacop van Ruisdeal (16287-1682), Jan Vermeer (1632-1679), Meindert Hobbema (1619-1668) oldu.

Barok Heykel Sanatı

Barok Heykel Sanatı

Müzik.

Barok müzik 1600’lerde Claudio Monteverdi’nin yenilikleriyle başladı; 18. yüzyılda Johann Sebastian Bach ve George Friderich Hândel’in eserleri ile sona erdi. “Barok müziğin beşiği” diye anılan İtalya’da ise yöreden yöreye değişiklikler gösterdi. Kuzeyde, özellikle Fransa’da teksesli müzikli tiyatro, eski Attika müziğini ve tiyatrosunu geliştirmede geç kalan Rönesans ülkücülüğünün gerçekleştirilmesi anlamına geldi. Yunanlı bilim adamı Girolamo Mei’nin (1519-1594) esininde ve flütçü besteci Vincenzo Galilei’nin (15207-1591) yönetiminde Floransa, din dışı müziği tiyatro gösterilerinde çok sesli uygulama geleneğinden vazgeçti.

Claudio Monteverdi

Claudio Monteverdi

Bu yeni müziğin ilk ustası Claudio Monteverdi’nin (1597-1643) geliştirdiği yeni üslupta “basso continuo” ile armoni sağlandı. Monteverdi 16 eseriyle müzikli tiyatroda öncülüğünü ettiği dışavurumculuğu “stile rappresentativo” ile vurguladı. Sanatçı, eski ve yeni üslupları kilise müziğinde de sürdürdü; Akşam Duaları’nda (1610) Giovanni Gabrielli (1555-1612) ve Venedikli öteki sanatçıların koro yöntemlerinden yararlandı. Pierro Francesco Cavalli (1602-1676) ve Pietro (Marc Antonio) Cesti’nin (1623-1669) eserleri Alessandro Stradello (1642-1682), Alessandro Scarlatti (1660-1725) ve Giovanni Pergolesi’nin (1710-1736) “Yüksek Barok” operalarına ortam hazırladı. Kuzey İtalya’da ayrıca çalgı müziği geleneği de ilerledi. Bologna’da Maurizia Cazzati (1620 7-1677), Giovanni Battista Vitali (ölm. 1692) ve Pietro Degli Antoni (1648-1720) gibi sanatçılar Giovanni Battista Fontana (ölm. 1631) ve Biagio Marini (1597-1665) gibi kendilerinden öncekilerden yararlandılar.

Arcangelo Corelli (1653-1713), Giuseppe Torelli (1658-1709), Antonio Vivaldi (16757-1741) ve Giuseppe Tartini (1692-1770) sonatlarını bestelediler. Roma’ da barok oda müziği ve opera, Karşı Reformcuların kutsal dramatik eserlerinin gölgesinde kaldı. Lodovico Viadana’nın Concerti Ecclesiastici (1602) ve Paolo Quagliati’nin Affetti Amorisi Spirituali (1617) adlı kantat ve motetleri bu doğrultuda oluştu. Bu arada Romalı müzikçiler Gregorio Allegri (1582-1652) ve Orazio Benevoli’nin (1605-1672) “Yüksek Barok” anlayışlarını önderliğinde ve Domenico Mozzochi (1592-1665) ile Luigi Rossi’nin (1598-1653) operalarıyla yeni bir çığıra girdiler. Öte yandan Girolamo Frescobaldi (1583-1643) tokkatalarda yeni bir dramatik üslup yarattı.

Advertisement
Fransız barok müziğinin de altında tiyatro yatar.

Buradaki yeniliklerin kökeninde şiir, müzik ve danstan oluşan “ballet de cour” vardır. Önceleri italyan operasını izleyen Fransız operası, XIV. Louis döneminde kendine yeni bir yol çizdi; yönlendiricilerin başında 30 bale, 20 opera besteleyen Jean Baptiste Lully (1632-1687) vardı. Jean de Combefort (1605-1661) Fransız kantatlarını ve oratoryalarını geliştirdi. Marc-Antoine Charpentier (1634-1704) ise İtalyan sanatçılarının etkisinde kaldı; oratoryoyu Fransa’da yaymaya çalıştıysa da başarılı olamadı. Oratoryalarından başka 17 kadar opera, çeşitli missa, motet, din dışı şarkı ve çalgı müziği besteledi.

Jean Baptiste Lully

Jean Baptiste Lully

Fransız barok müziğinin geç dönem bestecilerinden biri olan Jean Philippe Rameau (1683-1764) dans süitini biçimlendirdi; ilk kez armoni bilimi üzerine temel sayılan bir kitap yaptı; Jacques Champion de Chambonnières (1602-1672), Rameau ve Coupenin’ler gibi ustaların çalışmalarıyla gelişen klavsen okulunu kurdu. Coupenin’lerden Louis (1626-1661) ve François (1668-1733) orgçu, klavsenci ve kuramcıydılar. Fronçocis Coupenin anlatıcı türde bestelediği müzikli izlenimcilerin öncüsü oldu.

İtalyan sanatçılarının uyguladıkları biçim; üslup ve teknikler, Alman barok müziğini de etkiledi. Hans Leo Hassler (1564-1612), Michael Praetorius (1571-1621), Johann Hermann Schein (1586-1630), Johann Jakob Fraberger (1616-1667) ve Heinrich Schütz (1585 -1672) bu sanat anlayışında besteler yaptılar. Matthias Wechmann (1619-1674) dolayısıyla Schütz’den etkilenen Kuzey Alman barok müziği önceleri, Franz Tunder (1614-1667) ile damadı Dietric Buxtenhude’nin (1673-1707) org repertuvarına, korolara ve kantatlara katkılarda bulundukları Lübeck gibi küçük merkezlerde gelişti. Ayrıca, Tunder ve Buxtehude dinsel ve dindışı müziği örgütlediler; org müziği, kantatları, motetleri, oratoryoları ve pasyonları Alman barok müziğini noktalayan J. S. Bach’a (1685-1750) giden yolu açtılar.

George Friderich Händel’ in (1685-1759) otuzdan fazla oratoryosundan en ünlüsü Mesih’tir.

George Philipp Teleman’ın (1681-1767) verdiği eserlere sayı bakımından erişebilmiş besteci yoktur denilebilir. Sayılabilmiş bestelerinin arasında 600 kadar Fransız üslubunu yansıtan uvertür, 32 oratoryo, birçok kantat, motet, opera, orkestra ve oda müziği eseri vb vardır. Johann Sigismund Kusser (1660-1727) ve Reinhard Keiser (1674 -1739) İtalyan üslubu operasının Almanya’da, özellikle Hamburg’da kök salmasına çalıştılar. Bu sanatçılarla birleşen Händel de 1705’te Hamburg’da ilk iki operasını yarattı.

Advertisement

Henry Purcell (1659-1695) bir müzikli tiyatro eseri olan Dido ve Aeneas’ı besteledi. Purcell. operasından başka çalgı müziği eserleriyle, özellikle yaylılar için yazdığı Fantasia’larıyla tanındı. Purcell’in öğretmeni John Blow’u (1649-1708) üne kavuşturan Venus ve Adonis sahne eğlentisi (mask) oldu. Pelham Humfrey (1647-1674), Cromwell sonrası dönemde İngiliz müziğini örgütledi. 16. yüzyıl bestecilerinden Antonio de Cabezón ve Diego Ortiz’in eserleri üzerine kurulan İspanyol barok müziğinin en ünlü temsilcisi İtalya doğumlu Domenico Scarlatti (1685-1757) klavye müziğinin babası olarak anılır; opera ve kilise eserleri de yazdı, sonatlarını ise İspanya’da iken Prenses Barbara için besteledi.


Bir Yorum Yazmak İster misiniz?