Beethoven 9. Senfonisi Hakkında Bilgi

0
Advertisement

Beethoven 9. Dokuzuncu Senfonisi’nin özellikleri nelerdir? İlk yorumu ne zaman, nerede yapılmıştır, bölümleri, hakkında bilgi.

Beethoven

SENFONİ «Re minör» No. 9 Op. 125

İlk yorumu: 1824 Viyana.

İnsan akıl, bilinç, duygu ve tanrısal esininden doğan en yüce anıtlardan biridir. Besteci ilk çalışmalarına 1822 yılında başlamış, sanatında olağanüstü bir aşamanın ürünü olan bu yapıtla verim çizgisinin doruğuna ulaşmıştır. «Dokuzuncu Senfoni»nin son bölümünde insan sesinin katılmasına karar verdikten sonra da uzun düşünmeyi gereksiz bularak Schiller’in ölümsüz mısralarına, «Neşeye Övgü»ye sarılmıştır. 1793 yılında Bonn’lu bir yazarın büyük ozanın eşine yazdığı bir mektup Beethoven’in daha o sıralarda bu şiiri müziklendirmeyi tasarladığını belirtir. Yapıtın ilk yorumunu Umlauff yönetmiş, solist olarak Henrietta Sontag (Soprano), Caroline Unger (alto), Anton Haitzinger (tenor) ve Saipelt (bas) katılmışlardır. «Dokuzuncu Senfoni» ilk üçü yalnız orkestra, sonuncusu orkestra, koro ve solist şarkıcılar için olmak üzere dört bölümden kuruludur.

Birinci bölüm (Allegro ma non troppo, un poco maestoso)

Birinci bölüm (Allegro ma non troppo, un poco maestoso), sisli ve esrarlı bir «giriş»le başlar. Karanlık bir «kaos»un habercisi gibi yansıyan sesler güçlü bir «crescendo» ile ana «tema»ya ulaşır. Başa dönüş karanlığı yeniden getirirse de yan «tema»ların huzurlu ve neşeli tınıları bölümü sürekli olarak aydınlatmakta kararlıdır. Acılı, ölümü özlemişçesine iniltili gölgeler gittikçe kaybolur, yaşama isteğinin güçlü tepkisi bölümü bitirir. İkinci bölüm (Molto vivace), tipik «scherzo»dur. Sürekli bir neşe ve hareket iki temayla sürer, ortadaki üçlü genel anlamı gölgelemeden yerini tekrar neşeye bırakır. Üçüncü bölüm (Adagio molto e cantabile) huzur dolu, sakin bir şarkıyı andıran ana «tema» ile girer, gene onun kadar duygulu ve zarif bir ikincisi bölüme katılır, çeşitlemeler trompet ve kornoların işaretiyle kesilir, sükûn sona ermektedir.

Advertisement

Presto

«Dokuzuncu» senfoninin son bölümüne (Presto), insan sesi katılması estetik açıdan pek çok sanat ve müzik uzmanını düşündüren bir konu olarak kalmıştır. Bu türlü bir çaba acaba yanlış bir inancın ürünü mü, yoksa bir «deha»nın üst verim ölçüsünün belirtisi midir? ilk üç bölümün «mutlak» müzik anlayışındaki dokusu isteyerek mi programsız bırakılmış, yoksa tutucu ya da aydın ortama kolay yorumlanabileceği inancıyla üç sorun mu bırakılmıştır? Beethoven’in bazı inanç sarsıntıları geçirdiği biliniyor bu konuda. Yapıtın ilk çalınışından sonra Czerny’ye dördüncü bölümü değiştirip insan sesini çıkartacağını söylemesi bu kuşkulara bir delildir. Bazı müzik estetleri «keşke yapsaydı» derler bu düşünüş çevresinde ve «korolu bölüm»ün anlam bakımından ayrı düştüğünü savunurlar.

Derler ki: «Scherzo bölümünde daha çok neşe var. Hem daha coşkun, daha kıvılcımlı… Adagio’ ise insanlık bağının en etkili, en asil anlatımı zaten… Şu halde şarkıcılara taşınması çok zor güçlükler yükleyen gürültülü bir bitiş gerekli mi sanki?» Ne denirse densin, ister gerekli bulunsun, ister bulunmasın «Dokuzuncu Senfoni» bizlere organik yapısına ekli bir «korolu bölüm»le kalmıştır. Şöyle dizelenir bölümlerdeki anlamlar; birinci bölüm «Kader ve evrenin kesin emri», ikinci bölüm «Fizik titreşim ve enerji», üçüncü bölüm «Aşk», dördüncü bölüm «Neşe»… «Neşe» ki onsuz her şey eksik ve tamamlanmamış kalmaya mahkumdur.

25 yaşındaki Schiller ölümsüz şiirini arkadaşı ve koruyucusu Christian Gottfried Korner için yazmıştır. Beethoven’i en çok düşündüren konulardan biri de şiirin başlatılması olmuş, sonunda haber vermeyi şu cümlelerle bariton’a yaptırmıştır: «Dostlar, olmaz bu seslerle? Bırakın bizi neşeyle ve daha güzel seslerle seslenelim!» Sonra koro, solistler ve koro, tenorun «Türk Marşı» eşliğindeki solosu Ve türlü çalgı ve insan sesi renkleriyle güçlü, dev doku.

Schiller’in «Neşeye Övgü» adlı şiirinin çevirisi şöyle:

Neşe sen ey güzel Tanrılar kıvılcımı,
Elizyum kızı…
Ey Tanrıça… Tapınağına kendimizden geçmişçesine gireriz senin.
Törelerin ayırdıkları,
Senin sihrinle birleşir…
Yumuşak kanadının uçuştuğu yerlerde,
İnsanlar kardeş olur…
Bir dostun dostu olabilmek
Kime kısmet edilmişse,
Kim erdemli bir kadına sahipse,
Şenliğimize katılsın bizim…
Ve kim dünyada yalnız kendini düşünüyorsa
Ağlayarak gelsin aramıza.
Tüm yaratıklar neşe emer
Doğanın göğsünden…
Tüm iyi ve kötüler
Onun çiçekli yolunu izler…
Bizlere öpüş ve şarap verir.
Kurda yaşam zevki verir.
Ve ışık meleği durur Tanrı önünde…
Gökyüzünün ışıltılı evreninde
Uçuşan güneşler gibi
Yolunuzda neşeyle koşun kardeşler!
Zafere koşan bir kahramanın neşesiyle..
Kucaklaşın ey milyonlar!
Bu öpüş tüm dünyanındır.
Kardeşler, yıldızlı göğün üzerinde
Sevgili bir baba vardır.
Milyonlar diz çökün önünde onun!
Ey dünya! Yaratıcını biliyor musun?
Onu yıldızlı gökte ara
Çünkü oradadır o.

Advertisement

Dördüncü bölümün yapısı ilk üç bölümün ana taşlarıyla örülü üç geçişle başlar. Üç hareket, neşe temasının çarpışlarıyla kesilir. Neşeyi hazırlayan bir coşkudan sonra söz önce baritonun, sonra Schiller’indir.


Leave A Reply