Beyaz Diş Kitap Özeti – Jack London

0

Jack London Beyaz Diş isimli kitabının konusu, karakterleri, eleştirisi, kısa ve uzun özeti. Jack London Beyaz Diş hakkında inceleme.

Beyaz Diş Kitap Özeti – Jack London


Beyaz Diş Kitap Özeti – Jack London

Romanın Başlıca Karakterleri

Dişi Kurt: Bill ve Henry’nin yollarını kesip köpeklerini ve Bill’i parçalayan kurt sürüsünün lideri.
Tek Göz: Sağ gözü kör olan, yaşlı, zayıf ve yer yer kelleşmiş postlu kurt.

Dişi Kurt’un yardımcısı:

Bill: Lord Alfred ‘in tabutunu köpekleriyle ormanda taşıyanlardan, kurtların parçaladığı adam.
Kiche: Dişi Kurt’un annesi, kıtlıkta kaçmış, onu Kızılderili Gri Kunduz ailesi sahiplenmiştir.
Henry: Bill’in arkadaşı. Parçalanmaktan son anda kurtulur.

Beyaz Diş:

Sahibine çok bağlı bir köpek.Yargıcı ölümden kurtarınca “Sevgili Kurt” adını alır.

Üç Kartal: Gri Kunduz’un Beyaz Diş’in annesini verdiği yeni sahibi.
Güzel Smith: Kötü bir adam, Beyaz Diş’i viski ile kandırarak Gri Kunduz’dan alır. Onu “Dövüşen Kurt” haline getirip para kazanır.
Buldog Cherokee: Beyaz Diş’in karşısına çıkan, en güçlü rakip.
Scott ve Matt: Dişi Kurt’u ölümden kurtaran yabancılar.
Collie: Çoban köpeği, Beyaz Diş’i rahat bırakmaz
Jim Hall: San Qentin Cezaevi’nden kaçan mahkum.


Beyaz Diş’in Özeti

Ladin ormanlarının soğuk karları arasında iki adam altı köpeğin çektiği bir kızakla yol almaktadır. Hava öyle soğuktur ki soluklan havaya çıkınca donmaktadır. Kızağın arkasında ise gömülmek üzere bir başka yere,  -M’Gurry adlı şehre- götürülen bir ölü vardır, iki adam, ölünün kendilerinden daha şanslı olduğunu düşünmektedir. Çünkü böyle bir ortamda kendileri ölse kimse onları bir başka yere götürmeyecek, onların ölüsü ancak aç kurtların işine yarayacaktır. Adamlar, kurt ulumalarını duymakta ve çok korkmaktadırlar.

Adamlardan birincisi Bili, aç kurtların peşlerinde olduğunu anlamıştır. Diğeri Henry, çok korkmaktadır. Sadece üç fişekleri vardır. Yavaş yavaş köpeklerin azaldığı dikkatlerini çeker. Geceleri kurtlar köpekleri kapıp yemekte, adamların yanında ateş yandığı için onlara yaklaşmamaktadır. Fakat dişi bir kurt, onların yanına kadar sokulmakta, onlara taze etmiş gibi bakarak uzaklaşmaktadır. Adamlar kurdun ancak köpek soyundan geldiğini bu yüzden yanlarına yaklaşabildiğini düşünür.

Kurtlar her geçen gün yanlarına kadar sokulmakta, bu da onların iyice sinirlerini bozmaktadır. Ve bir gün Bill’i haklarlar. Bili, canlı canlı kurtların yemi olur. Henry, geceleri hiç uyumamakta, tek koruyucusu ateşe sokulmaktadır. Kurtlar ateşe yaklaşamadıkları için bu birkaç gece böyle devam eder. Artık uykusuzluktan canından bile vazgeçecek hâle gelir. Bir gün tam kurtların yaklaştığı sırada adam uyuyakahr ve ateş söner. Adam kurtlara arkadaşı gibi yem olacakken bazı adamlar ona rastlar ve şans eseri kurtulur.

Bu aç kurt sürüsünün içinde en öne çıkan dişi kurttur.

Önderin yanı başında yer alır her avda. Bir yere doğru ilerlerler. Burada av eti bol olduğu için bir süre beslenebilirler. Dişi kurt için sürü içinde iki kurt birbirlerine saldırır ve savaşta genç kurt ölür, yaşlı kurt dişi kurda sahip olma hakkını kazanır. Bundan sonra yaşlı kurtla dişi kurt birlikte avlanmaya, öldürmeye ve yol almaya başlar. Zamanla dişi kurt hamile kalır ve bir mağaraya çekilir. Yaşlı kurt onu bu dönem boyunca besler. Fakat kıtlık vardır. Av bulamamaktadır. Dişi kurdun beş tane eniği olur.


Diş kurt çok hırçınlaşmıştır. Baba kurtların aç olduklarında kendi eniklerini yediğini bildiği için yaşlı kurdu eniklerine yaklaştırmamaktadır. Yaşlı kurt zor bela dışarıda tavuk, kuş avlamakta fakat bu av eniklere yetmemektedir. Müthiş bir kıtlık baş gösterir ve enikler birer birer ölür. Yalnızca bir tanesi hayatta kalır. Hayatta kalan boz enik mağaradan başka bir dünyadan haberdar değildir. Babasının bir av sırasında ölmesi ile dışarıya çıkmaya ve dünyayı tanımaya başlar. Vahşi doğada canlı ve cansız varlıkların olduğunu, canlıların tehlikeli olabileceğini anlar. Doğada sen yemezsen seni yerler kuralının geçerli olduğunu idrak eder. İlk yediği tavuk avı ile taze et ve kanın lezzetini tanır. Bundan sonra ormanda çok iyi avlanabilen bir kurt hâline gelir.

Bu boz eniğin hayatında bir değişim olur.

Boz enik, ilk kez ormanda ateş yakan insanlarla karşılaşır. Onların kendinden daha üstün olduğunu anlar. Meğer Kızılderili olan bu dört adam boz eniğin annesini tanımaktadırlar. Onu yanlarına alınca boz eniği de alırlar. Sahibi ona Beyaz Diş adını takar ve çadırlarının olduğu yere götürür. Beyaz Diş, zamanla evcilleşir; fakat sahibinin köpekleri tarafından dışlanır. Bu yüzden çok sinirli bir kurt olur. Annesinden de ayrılmak zorunda kalınca kendini yapayalnız hisseder.

Sahibi onu sık sık dövmesine rağmen o sahibine alışmıştır. Onlarsız bir hayat düşünememektedir. Fakat bir gün Yakışıklı Smith adlı çok çirkin ve gaddar bir adam onu satın alır. Sürekli sahibinin yanma kaçan Beyaz Diş, yakışıklı Smith’ten feci şekilde dayak yer, ona hiç alışamaz bu yüzden. Yakışıklı Smith, onu kafesin içine tıkar ve dövüştürmek için kullanır. Yanına koyduğu en güçlü köpekleri dahi yendiği için onun üzerinden çok para kazanır. Fakat Beyaz Diş, çok yırtıcı ve nefret dolu bir hayvan olmuştur. Onu bu korkunç yaşantıdan Weedon Scott kurtarır.

Merhametli ve saygın bir adam olan Scott onun hâline acır ve onu bu adamdan kurtarır.

Ona sevgiyle yaklaşır, okşar. Başlangıçta insanlardan hep dayak ve ceza gören Beyaz Diş ona yaklaşmaz, yırtıcı davranır. Daha sonra aralarında çok güzel bir muhabbet gelişir. Beyaz Diş, sahibine sevgi dolu bakar, onun elinde evcilleşir, insanlara kötülük yapmaz. Bir gün, Scott’ın sıcak iklime sahip memleketine dönmesi gerekir. Beyaz Diş, bunu önceden sezer ve içine bir hüzün çöker. Sahibi kurdun sıcak iklimde yaşamayacağını düşündüğü için onu götürmeyecektir. Onu, sahibinin gidişini görmemesi için bir yere kapatırlar. Fakat Beyaz Diş kapatıldığı yerin camını kırar ve sahibinin gemisine son anda biner. Scott, onu götürmek zorunda kalır.

Scott’ın ailesi, kurt olduğu için Beyaz Diş’i istemezler. Ondan korkmaktadırlar. Fakat Scott onun evcilleşeceğini söyler. Beyaz Diş, birkaç kişiyi yaraladıktan ve komşuların tavuklarını yedikten sonra bunların yapılmaması gerektiğini anlar ve bir köpek gibi evcilleşir. Ailenin hayatını bir hırsızdan kurtarır. Bunun üzerine artık bu evde yaşayacaktır. Komşularının köpeğinden enikleri de dünyaya gelir.


BEYAZ DİŞ (Kitabın konusu, eleştirisi)

Bill ve Henry, ölen Lord Alfred’in tabutunu memleketine yetiştirmek için altı köpeğiyle uzun bir yolculuğa çıkmışlardır. Yollan orman içinden geçmektedir. Ormansa et peşinde olan aç kurt sürüleriyle doludur. Soğuk havaya bir de ormanın vahşi tehlikesi eklenir. Kurtlar, et peşindedir. Peşlerinden gelirler, kamp kurunca etraflarını çevirirler. Gözleri hep Bill, Henry ve köpekler üzerindedir. Bill ve Henry, kendilerini korumak için çeşitli yollara başvururlarsa da üç gecede, üç köpeği kaptırırlar. Bunu yapan Dişi Kurt’tur. Bill ve Henry’nin üç kurşunu kalır. Bill, üç kurşunu feda ederek savunmaya geçer. Yazık ki, kurtlara yem olmaktan kurtulamaz. Henry, kalan köpeklerle yoluna devam etmeye çalışır. Ama onu parçalanmaktan da son anda başkaları kurtarır. Öte yandan Dişi Kurt, avlanmayı, kurt sürüsü içerisinde dalaşmayı sürdürmektedir. Kendi sürüsünde yer alan Tek Göz de Dişi Kurt için savaşanlardandır. Günün birinde Dişi Kurt’un Tek Göz’den yavruları olur. Yavrularını Kızılderili Kampına yakın bir mağaraya getirirler ve yiyecek bulmaya çıkarlar.


Kızıldereli kabilesinden biri anne Dişi Kurt’u görünce tanır. Onun “Kiche” olduğunu anlar. O, iki yıl önceki kıtlıkta yiyecek için kaçmıştır. O gün den sonra hem anne Kiche, hem de boz renkli kurt, bu Kızılderili kabileyle yaşamaktadır. Onları sahiplenen Gri Kunduz, yavruya dişlerinin çok beyaz olması nedeniyle “Beyaz Diş” adını koymuştur.

Beyaz Diş, burada insanları tanır.Onların tanrı olduğuna karar verir. Çünkü insanın, tüm canlılara egemen, tüm hayvanlardan üstün bir hayvan olduğunu algılar. İnsan tanrılara itaat etmesi gerektiğini, güçlüye boğun eğmeyi, zayıfı ezmeyi öğrenir. Günlerini annesiyle birlikte geçiriyordur. Bu kabilede kızak çekmek, diğer köpeklerin olduğu gibi onun da görevidir. Hata yaptığında tokatla, dayakla cezalandırılır, doğru yaptığında ise, etle ödüllendirilir. Hiçbir zaman Gri Kunduz, ona sevgisini tam olarak göstermemiştir, ama onu diğer köpeklerden ayrı tuttuğu da apaçık bellidir. Kabilede Lip- Lip adlı köpek, başına dert olmuştur. Ona sürekli saldırmaktadır ve Beyaz Diş onunla sürekli mücadele etmek durumundadır. Ve böylece savaşmayı öğrenir. Hem de öyle bir öğrenir ki, hiçbir köpek yanından geçmeye cesaret bile edemez. Beyaz Diş, kamp hayalindan sıkılmaya başlar ve eski özgür günlerine özlem duyar. Kamptan kaçmak için annesini ayartmaya çalışır, ama başaramaz. Bu hayata katlanmak zorunda kalır.

İnsanoğlunun eline düştükten sonra Beyaz Diş, ana kucağında fazla barınamaz.

Gri Kunduz’ un Kiche, Üç Kartal isimli adama verilip uzaklara gider. Beyaz Diş günlerce annesinin yasını tutar, ama bu annesine tekrar kavuşmasını sağlamaz. Beyaz Diş buna zor alışır. Ama tek başına kalınca hayatta daha güçlü olmayı öğrenir. Özgürlüğüne kavuşmak için defalarca kamptan kaçar, ama her defasında geri döner. Çünkü dışarısının korkunç olduğunu anlar, insanları ise sığınılacak tanrı olarak görür. Kendi kendine yetebileceğini bildiği halde, insan tanrıların yanında daha huzurlu, daha güvende olacağını anladığı için her defasında geri döner. Kıtlığı da bolluğu da onların yanında yaşamaya karar verir.

Ormana kaçtığı günlerden birinde annesi Kiche’yi görür. Ancak annesi onu tanımaz ve ona saldırgan tavırlar sergiler. O zaman Beyaz Diş, daha da güçlü olması gerektiğini bir kez daha anlar. Kıtlık baş göstermiştir ve para kazanabilmek için Gri Kunduz, Beyaz Diş’i de alıp, Mackenzie ırmağından Fort Yukon’a gider. Burada mallarını satıp bolca para kazanır. Bu sırada Beyaz Diş de Gri Kunduz’un mallarına göz kulak olur, onu korur. Diğer köpeklere göz açtırmaz, kendisine saldırmaya kalkan bir köpeği anında yere seriverir. Güzel Smith isimli çirkin mi çirkin, eciş bücüş, ufak tefek, sıskaca bir adam Beyaz Diş’i gözlemlemiş, onun gücünü, nasıl dövüştüğünü görmüş ve ona sahip olmak için yanıp tutuşuyordun Güzel Smith’in civarda ne denli tabansız, aşağılık, mıymıntı biri olduğunu bilmeyen yoktur. Beyaz Diş’e talip olduğunu Gri Kunduz’a söyler.

Ancak Gri Kunduz’un Beyaz Diş’i satmaya niyeti yoktur.

Beyaz Diş’in bu adamı gözü hiç tutmamış, onun tehlikeli bir insan olduğunu düşünüyordur. Onu her gördüğünde hırlar, tüyleri diken diken olur. Ama Güzel Smith’in de vazgeçmeye niyeti yoktur. Bir ziyaretinde Gri Kunduz’a viski götürerek onu viskiye alıştırır. Gri Kunduz viski bulabilmek için neyi var neyi yok harcar. Sonunda Güzel Smith teklifini yineler ve Beyaz Diş, şişe hesabına satılarak Güzel Smith’in olur.

Güzel Smith, Beyaz Diş’e sahip olmasının ardında yatan sebep ise, onu başka köpeklerle dövüştürüp bu işten para kazanmaktır. Beyaz Diş, Güzel Smith’i hiç sevmez, hatta ondan nefret eder. Aynca insanların onunla alay etmelerinden ve onu göstererek gülmelerinden de hiç hoşlanmaz. Güzel Smith, onu bir kafese kapatmış ve boynundan da zincirlemiştir. Zinciri ancak kafese dövüşmek için köpek geldiğinde çözer. Beyaz Diş öylesine dövüşüyordur İti, hiçbir köpeğe henüz yenilmemiştir. Güzel Smith de bu işten çok para kazanıyordun Beyaz Diş’in adı artık “Dövüşen Kurt” olmuştur ve adını duymayan yoktur. Derken bir gün Tim Keenen adında bir kumarbazın köpeği olan bir buldogla dövüşmeye başlar. Bu dövüş için çok kişi bahse girmiştir. Çünkü buldog Cherokee de bugüne kadar Beyaz Diş’in karşısına çıkmış en güçlü rakiplerden bir tanesidir.

Beyaz Diş yine tüm gücüyle, vahşiliğiyle Cherokee’ye saldırır, ancak köpek farklı taktik izler.

Derken Cherokee Beyaz Diş’in boş bulunduğu bir anda dişlerini boynuna geçirir ve bırakmak nedir bilmez. Dişlerini giderek Beyaz Diş’in şahdamarına doğru kaydırır. Beyaz Diş, tüm tepinmelerine, çabalamalarına rağmen boynundaki dişlerden kurtulamaz. Artık gücü kalmamıştır, zar zor nefes alıyordur. Olayı, oradan geçmekte olan Scott ve Matt isimli iki yabancı fark eder ve hemen müdahale ederek Beyaz Diş’i son anda ölümden kurtarırlar. Scott, Güzel Smith’e büyük bir öfke duyarak Beyaz Diş’i ondan 150 dolar karşılığında satın alır. Artık Beyaz Diş’in yeni sahibi Weedon Scott’ tur.


Scott, bir maden uzmanıdır, Matt ise Scott’ un yardımcısıdır. İlk başlarda Beyaz Diş ona alışmakta çok zorlanır. Bugüne kadar insanlardan hep azar işitmiş, dayak yemiş olan, bunca dövüş geçirmiş olan Beyaz Diş, Scott’un tatlı diline ve sevgi gösterilerine bir türlü inanamaz, ona tam olarak güvenemez. Hep cezalandırılacalamış, dayak yiyecekmiş gibi tetikte durur. Gel zaman git zaman, Scott’un da sabretmesiyle Beyaz Diş vahşiliğinden bir miktar sıyrılarak Scott’u sevmeye ve ona kendini sevdirmeye başlar.

Scott onu eğitir, geçirdiği kötü günleri unutturmaya çalıştırır.

Beyaz Diş de artık yeni sahibine çok alışmış ve onu çok sevmeye başlamıştır. Zaten o, öteden beri insan tanrılara itaat etmesi gerektiğini biliyordur. Bir gün Scott iş için oradan ayrılmak durumunda kalır. Efendisinin kendisini bırakıp gittiğini anlayan Beyaz Diş, o kadar üzülür ki, üzüntüsünden yemeden içmeden kesilir. Zayıflar, gözleri donuklaşır. Bu halinden korkan Matt, Scott’a mektup yazarak durumu bildirir. Bunun üzerine Scott gelir ve Beyaz Diş de eski sağlığına, neşesine kavuşmuş olur.

Günler sonra Scott’un artık orada işi bitmiş ve memleketine geri dönecektir. Yine bir huzursuzluk olduğunu anlamıştır. Beyaz Diş, Scott da ne yapacağını, ondan nasıl ayrılacağını kara kara düşünüyordur. Bavullarını hazırlar, onlara engel olmasın diye Beyaz Diş’i kulübeye kapatır ve yola çıkar. Bineceği vapura geldiği sırada Beyaz Diş’in kaçmayı başararak yanlarında olduğunu görür, bu sevgi ve bağlılıktan mutluluk duyar. Onu da yanında götürmeye karar verir.

Kuzey ülkesinden San Fransisko’ya giderler.

Scott’un evinde herkesi tanımaya başlar. Beyaz Diş’in burada da öğrenecek çok şeyi vardır. Weedon Scott’un babası, bir yargıçtır. Karısı ve iki çocuğu, kız kardeşi, annesi, kısacası tüm ailesiyle yaşıyordur. Beyaz Diş’i burada da her yerde olduğu gibi rahatsız eden şeyler vardır. Bir çoban köpeği olan Collie onu bir türlü rahat bırakmaz. Her yerde sıkıştırıp saldırır. Ancak dişilerle savaşmaması gerektiğini atalarından biliyordur. Onun dışında canını sıkan fazla bir şey yoktur. Ormanda sürekli avlanarak hayatını sürdüren Beyaz Diş, burada da tavukları görünce onları öldürüp yer. Bunun üzerine Scott, ona bir ders vererek Beyaz Diş’i avlanmaktan da vazgeçirir. Artık her türlü hayvanla bir arada yaşar, ancak hiç birisini öldürüp yemez.

Kısa zamanda evdekilerin sevgisini kazanır.Efendisinin evini, mülkünü hırsızlara karşı koruyordur. Zamanla Collie ile de aralan düzelmiştir ve o da annesinin babasına yaptığı gibi, onu cilveleriyle baştan çıkartmıştır. Ancak yine baba Scott’un onun hakkında bazı şüpheleri vardır. O günlerde San Qentin Cezaevi’nden azılı bir katil olan Jim Hall kaçar. Jim Hall’i de yargıç Scott, mahkum etmiştir. Aslında suçsuzdur, ama yargıç bunu bilmez. Ve onu mahkum ettirmesi üzerine yargıçtan öcünü alacağına dair yemin etmiştir.

Bir gece Beyaz Diş, herkes uyurken, evde tıkırtılar duyar ve tehlikeli bir durum olduğunu sezinler. Jim Hall eve girer. Beyaz Diş, uygun zamanı bekleyip üstüne atlar ve onu etkisiz hale getirir. Jim Hall de tabancayla ateş eder, Beyaz Diş’i vurur. Ev halkı bu gürültülere uyanırken Beyaz Diş’in nasıl sadık bir kurt olduğunu daha da iyi anlarlar. Ağır yaralanan Beyaz Diş, hemen tedavi edilir. Zorlu geçen günlerden sonra sağlığına kavuşmayı başarır. Efendisi Weedon Scott’un karısı ona “Sevgili Kurt” adını takar. Evdeki herkes bu adı benimser. Her şey eski halinden de iyi olur. Bu arada Beyaz Diş’in Collie’den yarım düzine yavrusu olur.

Jack London

JACK LONDON

Asıl adı John Griffith London olan Jack London 18 76’da San Francisco’da doğdu. Annesi Amerikalı, babası ise İrlandalı bir serseriydi. Düzensiz bir öğrenim gördü. Bir yıl koleje, bir yıl da California Üniversite’sine devam etti. Denemediği iş kalmadı. En büyük tutkusu açık denizler ve uzun yollardı. Vahşetin Çağrısı ile üne kavuştu. 22 Kasım 1916’da intihar etti. Kendi yaşamından kaynaklanan olağanüstü serüvenlerle dolu yapıtlarıyla ABD’nin ve dünyanın en önemli yazarlarından biri olan, ülkemizde de birçok yapıtı yayımlanan ve çok tanınan bir yazardır.

Başlıca eserleri:

Buck’ın Maceraları, Vahşetin Çağrısı, Martin Eden, Demir Ökçe, İstiridye Korsanları, Uzak Diyarlarda’dır.

1897 yılını içeren bu roman yerel renkleri yansıtan önemli bir eserdir. Kuzey Kanada faunası, bazı yerli oymakların yaşayışları ve altın, serüven peşinde koşan insanların kaderi üzerine zengin gözlemler içermektedir. Yabani hayvanla yabani insanın ortak serüvenini anlatan ve yırtıcı bir hayvanı derinden kavrayan bir roman olması itibariyle çok önemlidir. Yabanın, sevginin ve doğanın hikâyesidir bu eser.


Dişi Kurt, Tek Göz, Beyaz Diş, Collie, Weedon Scott roman kahramanları olarak karşımıza çıkar.





Yorum yapılmamış

  1. Bugun kitap yazilimiz var ben 4. Sinifa gidiyorum ama kitap cok guzel herkesin okumasini tavsiye ederim. Butun yazarlarimiza da cok tesekkur edeim bize boyle guzel kitaplar yazdiklari icin

  2. Çok sağolun kitap yazılım vardı çok yardımcı oldu 100 aldım.Bu kadar da değil üstelik kitap macera dolu ve süper.

  3. The Tekumit on

    Allah Razı olsun İnşallah. Çok teşekkürlerimi iletiyorum. İnşallah yarın ki Türkçe sınavımdan da 100 alacağım ! 🙂 yarın gelip kaç aldığımı yazarım. Tekrardan sağ olun… :))))) !!

  4. Bence çok güzel bir kitap ben kitabı okudum buradakinde de okudum hiç bir yanlış yok gerçekten herşey çok iyi zaten sınavdan 100 aldım biraz da buradan çalıştım müthiş ve türkçe BEYAZ DİŞ sayesinde karneme takdir geliyor TEŞEKKÜR EDERİM HERKEZE BURADA EMEĞİ GEÇENLERE SAĞOLUN VAR OLUN

  5. çooooooooooooook güzel türkçe ödevimi öğretmen çok beğendi haika elinize sağlık

  6. Harikaaa inşallah yarınki türkçe Sinavimdan yüksek alırım çoq teşekkür ederim emeği geçen herkesin eline koluna sağlık

  7. birsürü farklı siteden okumama rağmen en çok burayı beğendim kim yazdıysa sağol tatilde olduğum için kitabı okuyamadım ama umarım yarın türkçe sınavından iyi not alırım bu tür kitaplar tarzım olmadığı için bu kitabı okuyacağımı sanmıyorum

Bir Yorum Yazmak İster misiniz?