Birinci Viyana Kuşatması Ne Zaman Olmuştur? Tarihçesi ve Sonuçları

0
Advertisement

Birinci Viyana Kuşatması hakkında detaylı bilgi. Türk tarihinin en büyük akınlarından olan Kanuni Sultan Süleyman döneminde yapılmış olan Birinci Viyana Kuşatması

Osmanlı Türkleri’nin 154 yıl arayla yaptıkları iki Viyana kuşatmasının ilkidir. Bu kuşatma Kanuni Sultan Süleyman’ın on üç seferinden dördüncüsü sırasında 1529’da yapılmıştır.

Kanuni o yılın 10 mayısında İstanbul’dan ayrıldı, Osmanlı tarihçilerinin “Gazay-i Bec” (Viyana Seferi) dedikleri sefere çıktı. Veziriazam Damat İbrahim Paşa, kendisine refakat ediyordu. Paşaya 28 martta “serasker” (başkomutan) ve “Rumeli Beylerbeyi” (Rumeli eyaleti umumi valisi) sıfat ve yetkileri verilmişti. Üç yıl önceki Mohaç Seferinde olduğu gibi İbrahim Paşa Padişah’la aynı kıyafette olarak atla onun hizasında yol alıyordu.

Birinci Viyana Kuşatması

Birinci Viyana Kuşatmasını Tasvir Eden Minyatür

Bu seferin amacı Macaristan üzerinde hak iddia eden Kral (sonradan İmparator) Ferdinand’ı yola getirmek, Alman ordusunu ezmekti. 19 Ağustosta Türkler’in kendi himayelerinde olmak üzere Macaristan Kralı olarak ilan ettikleri Zapolya, 6.000 atlısı ile büyük Türk ordusuna katıldı. Kanuni’nin huzuruna alındı. Tahtında oturan Kanuni’nin karşısına daha alçak bir yere iki iskemle konarak birisine İbrahim Paşa ötekine Macaristan Kralı oturdular. Böylece yapılan müzakere sonunda Avusturya üzerine yürüyerek Almanya’nın yıldırılması kararlaştırıldı.

Kutsal Macar Tacı - Korona

Kutsal Macar Tacı – Korona

Bu sıralarda Macar krallık tacı Korona, Ferdinand’ın casusları tarafindan Viyana’ya kaçırıldı. Küçük Bali Bey, 20 Ağustos’ta Viyana yolunda tacı ele geçirip 4 Eylül’de sultana gönderir. Sultan ise tacı Zapolya’ya gönderir. Bu meşhur taç, Macarlar tarafindan kutsal sayılıyordu. Bu sebeple Macarlar bu tacı giymeyen hükümdara meşru kralları olarak kabul etmiyorlardı.

Advertisement
Budin Fethediliyor

8 Eylül 1529’da Kanuni Sultan Süleyman Ferdinand’ın elde etmiş olduğu Budin’i (Budapeşte) ikinci defa fethetti. 27 Eylül 1529’da Viyana önlerine gelindi. Alman İmparatorluğunun başkentinin kuşatılması buyruğu verildi.

Türk ordusunun Alman topraklarına girmesi Güney Almanya’da büyük telaş yarattı. Bavyera’da heyecan son haddini bulmuştu. Bavyera Dükası Philippe, Türkler’e karşı Güney Almanya’yı korumak üzere başkomutan yapıldı. Erzağı idareli kullanabilmek için imparatorluk başkenti Viyana’dan bütün sivil halk zorla çıkarılarak Almanya içlerine yollanmıştı. Viyana ve civarı halkı 5.000’er kişilik topluluklar halinde göçüyorlardı.

Bu kafileler, Türk akıncıları tarafından yolları kesilerek perişan edildiler. Avusturya’da her 10 kişiye bir nefer olmak üzere mecburi askerlik konulmuş, Bohemya’da da eli silah tutabilecek bütün erkekler toplanmıştı. Bu derme-çatma silahlılar, meslekten asker yetiştirilmiş, yıllarca talim görmüş, savaşlarda tecrübe edinmiş Türk alayları tarafından birkaç dakikada imha ediliyorlardı.

Bir an için Almanya’da amansız Katolik – Protestan kavgası bile unutulmuştu. Ferdinand, ağabeyi İmparator V. Karl’a (Charles-Quint): “Süleyman, Ren nehrini kendisine zafer durağı yapıncaya kadar kılıcını kınına sokmıyacaktır” cümlesinin bulunduğu mektubunu gönderdi. Viyana’yı savunmakla sorumlu kişi olan İmparatorluk Başkomutanı 70 yaşındaki Saim Kontu kahramanca karşı koydu. Fakat kuşatmanın son günlerinde bir Türk güllesiyle öldü.

Advertisement
Tarihimizin En Büyük Akını

Çok kanlı vuruşmalar sonunda Türkler 16 Ekim 1529’da kuşatmayı kaldırdılar. Çünkü ağır toplar kısmen Belgrad, kısmen Budin’de bırakıldığından, hafif toplar Viyana kalesinde istenilen büyüklükte gedikler açamıyordu.

Türk ordusu Viyana’nın güneydoğu yolundan çekilirken Osmanlı tarihinin en büyük akın hareketi yapıldı: Avusturya, Almanya, Slovakya, Bohemya, Moravya, Bavyera, hatta doğu İsviçre baştan başa ateşe verildi. Bütün Avrupa dehşete düştü. Hıristiyanlık aleminin bütün kiliseleri “Türk Çanı” çalarak düşman tehlikesinden kurtulmak için dualar ettiler. Tarihin nadir gördüğü bu cüretli akın sayesindedir ki büyük Türk ordusu muntazaman çekildi. Almanya barışa zorlandı. Macaristan’ın Osmanlıya ait olduğu tüm Avrupa’ya kabul ettirildi.

Birinci Viyana Kuşatması

Birinci Viyana Kuşatması

16 aralık 1529’da Kanuni 7 ay 7 gün süren ve Macaristan’da kesin Türk hakimiyetiyle sonuçlanan bu seferinden İstanbul’a geri döndü.

Bu seferde Almanlar tarafından “sakman” adı verilen Türk akıncı birlikleri Almanya içlerine yaptıkları akınlarla Avrupa’nın yüzyıllarca unutamadığı bir hatıra bıraktılar. Bir akıncı kolu Avusturya’yı doğudan batıya doğru baştan başa çiğneyerek İsviçre’ye girdi. Liechtenstein Prensi’nin oğlunu esir alarak Prensin Vaduz’daki şatosunu yaktı. Başka bir kol kuzey-batıya çıkarak, Bavyera’nın doğu yarısını çiğnedi ve Bavyera’nın merkezi olan Regensburg’u alıp halkını esir etti. Daha başka kollar Bohemya, Moravya ve Sloyakya’yı çiğnediler. Moravya’nın merkezi olan Brunn şehri işgal edildi. Bu zengin Alman eyaletinde tahrip edilmedik şehir ve kasaba bırakılmadı.

Muntazam Osmanlı ordusundan bir kuvvet de Stirya eyaletinin merkezi ve Avusturya’nın Viyana’dan sonra en Önemli kenti olan Graz’ı işgal etti. Ordudan başka bir birlik de Slovenya’nın en kuzeydeki önemli şehri olan Maribor’u aldı.

Advertisement
Türk Ordusu Geri Dönüyor!

Bu seferde Türk ordusunun geri dönüşünün son derece muntazam olması Malkoçoğlu Kasım Bey’in komutasında yapılan bu akınlar sayesindedir. Bu akıncı beyi büyük fedakarlıklar göstererek Aşağı ve Yukarı Avusturya’yı tamamen alt üst etti. Enns’i ele geçirdi. Başka bir kol Hüttenberg’e girdi. Bir kol da 40-50.000 nüfuslu bir şehir olan Poschega’yı yaktı. Stirya eyaleti bu seferde Türk ordusunun hakimiyetine geçti. Neustadt Kalesi’nin düşmesiyle hatta bir an için Viyana’nın da teslimi beklenmiştir.

Kanuni’nin Budin’den Viyana’yı almak gibi bir gayeyle ayrılmış olmaması, yalnız Almanya’ya tarihinde emsali görülmemiş bir gözdağı verilmekle ve mümkünse büyük Alman birliklerini imha ile yetinilmek istenmesi, Kanuni Sultan Süleyman’ın Almanya üzerinde hakimiyet kurmak fikrinde olmaması, amacının sadece Büyük-Macaristan Krallığının Alman nüfusundan temizlenmesinden ibaret bulunması hatırlanmalıdır. Kasım Bey’in 16.000 akıncı ile Enns’i ele geçirmesi, 12.000 kişilik başka bir birliğin de Steyr bölgesini tamamen tahribi, Avrupa’yı baştan başa titretmeye kafi gelmişti.

Bavyera ve Bohemya’ya giden Regensburg ile Brunn gibi iki merkez şehri alan akıncılar Kanuni’nin yeğeni olan Balizade Mehmet Bey‘in komutasında idiler. Viyana kuşatması sırasında V. Karl Kanuni Sultan Süleyman’ın karşısına çıkıp bir meydan savaşı vererek Almanya’yı korumaya cesaret edemedi. 3 yıl önceki Mohaç Meydan Savaşı‘nın hatırası hafızalardan henüz silinmemişti. Böyle bir meydan savaşının yıkımla sonuçlanacağına imparator emindi.Bu yıkımdan sonra da Fransa kendisine karşı baş kaldırmakta elbette ki gecikmiyecekti. Türkler’in hiçbir hareketi Kanuni’nin büyük Alman ordusunu karşısında bulmak ümidini gerçekleştirmeye V. Karl’ı tahrik edemedi. Daha Viyana yolundayken Türkler 15 kale fethetmişlerdi ve bunlar seferden sonra da Türkler’de kalmıştır.

Kanuni Sultan Süleyman

Kanuni Sultan Süleyman

Sefer Sonrası Durum

Bu sıralarda Padişah, İmparator’a ve kardeşi Kral Ferdinand’a pek ağır mektuplar gönderip anayurtlarını çiğnediği halde ordularıyla karşısına çıkmadıklarından dolayı ağır hakarette bulunuyordu.

Advertisement

Sefer sırasında Hırvatistan’ın merkezi olan Zagreb ve kalesi mukavemet etmeden teslim oldu. Hırvatistan’ın tamamı ile Slovenya’nın bir bölümü ayrıca Macaristan’ın Avusturya sınırlarında önemli topraklar Osmanlıya katıldı.

Türk şevketinin , tarihteki birkaç şahika noktasından biri olan bu sefer Türk tarihçileri tarafından o zamanlar V. Karl’ın aynı zamanda İspanya Kralı olmasından ötürü “İspanya Kralına karşı Almanya Sefer-i Hümayunu” gibi manalı bir adla anılmıştır.


Bir Yorum Yazmak İster misiniz?