Bizans İmparatorluğunun Tarihi, Uygarlığı ve Sanatı Hakkında Bilgiler

0

Bizans İmparatorluğunun kuruluşundan yıkılışına kadar ki dönemler ile devlet yönetimi, din, dil ve sanatı ile ilgili de bilgiler ve örnekler

BİZANS İMPARATORLUĞU, Roma İmparatoru Büyük Theodosius’un (379-395) imparatorluk topraklarını İS 395’te ikiye ayırmasıyla doğuda oluşan devletin ismidir. Doğu Roma İmparatorluğu adıyla da anıldı; Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet 1453’te İstanbul’u fethedince tarih sahnesinde kalktı.

Bizans Sanatı

Kuruluş Dönemi (330-395).

Kuruluş tarihi İS 395 kabul edilmekle birlikte Roma İmparatorluğunun ikiye ayrılması İS 1. yüzyıla kadar iner. Hıristiyanlığın yayılmaya başlamasıyla Latin Batı ile Hellen Doğu, politik açıdan ayrıldılar. Roma İmparatoru Büyük Constantinus (306-337), imparatorluk merkezini Byzantion’a (İstanbul) taşıdı. 11 Mayıs 330’da başkent olan Byzantion, Constantinopolis adıyla anıldı (Constantinus’un kenti). Hıristiyanlık resmi din, Latince resmi dil kabul edildi (313). Üç oğlu II. Constantinus, Constans ve Constantius imparatorluğu aralarında paylaştılar. II. Constantinus 340’ta, Constans 350’de ölünce imparatorluk tek başına Constantius’a kaldı (350-361). Onun ölümüyle de önce İulianus (361-363), daha sonra da İovianus (363-364) imparator oldular.

İovianus’tan sonra imparatorluk topraklarında Batı’ya doğru yürüyen ve tarihe Kavimler Göçü diye geçen büyük eylem başladı. Bu göç sırasında Batı, I. Valentinianus (364-375); Doğu, Valens (364-378) adlı iki kardeşin yönetimindeydi. I. Valentinianu’un oğlu Gratianus (375-383) imparator olunca tarihe “Büyük” unvanıyla geçen I. Theodosius (379-395) Doğu’nun yönetimini üstlendi. Theodosius, Roma İmparatorluğu’nun tümünde hüküm süren son imparatordur. Büyük çabalarla sağladığı birliği, Doğu’yu büyük oğlu Arkadios’a, Batı’yı da küçük oğlu Honorius’a vererek bozdu; 395’te ölünce, Roma İmparatorluğu bir daha birleşmemek üzere ikiye bölünmüş oldu.

Arkadios’tan İustinianos’a Kadar (395-527).

İlk imparator olan Arkadios (395-408), Got sorununu hocası Ruphinos’un çabalarıyla atlattı. Oğlu II. Theodosios (408-450) 425’te İstanbul’ da bir üniversite kurdu. Latincenin yanı sıra Yunancaya ve Yunan kültürüne ağırlık verildi. II. Theodosios döneminin en önemli sorunu da din kavgaları oldu. Bunalıma çözüm bulmak için Efes’te bir konsil topladı (431). İstanbul surlarını yaptırdı. II. Theodosios 450’de çocuk bırakmadan öldü. Ablası Pulkheria, General Markianos ile evlenerek eşinin imparator olmasını sağladı (450-457).

451′ de Khalkedon’da (Kadıköy) topladığı konsilde Monofisizm kötülendi, yandaşları mahkum edildi. I. Leon (457-474), tacı İstanbul patriğinden giyen ilk imparator oldu. Döneminin önemli olayı, 468’de Afrika’da Vandallara karşı açılan başarısız seferdir. I. Leon’un yerine, kızı Ariadne ile Zenon’dan olan torunu II. Leon (474) geçti. Yaşı küçük olduğu için babası ortak imparator ilan edildi. II. Leon o yıl içinde ölünce Zenon tahtta tek başına kaldı. Tahtın gerçek sahibi savıyla ortaya çıkan I. Leon’un kayınbiraderi Basiliskos (475-477) bir darbeyle Zenon’u tahttan indirdiyse de 20 ay sonra Zenon (476-491) yeniden tahtı ele geçirdi.

Zenon’un ölümü üzerine Ariadne, Anastasios ile evlenerek imparator olmasını sağladı. I. Anastasios (491-518) döneminde İsaurialıların saraydaki egemenlikleri son buldu. Marmara’ dan Karadeniz’e kadar uzanan ve adını taşıyan surları yaptırdı. Doğuda Sasanilerin işgal ettiği Theodosiopolis (Erzurum) ve Amida (Diyarbakır) (502) kısa sürede geriye alındı. I. Anastasios’ tan sonra saray muhafız kuvvetleri komutanı I. İustinos (518-527) imparator seçildi.

İustinianos ve Ardılları (527 – 610).

I. İustinos’un yeğeni olan İustinianos (Jüstinyen), amcasının ölümüyle imparator oldu (527-565). Döneminde yapılan fetihleri iki ünlü komutanı Narses ve Belisarios gerçekleştirdi. Sasani Hükümdarı I. Hüsrev ile “edebi barış” gerçekleştirdi (532). 532’de İstanbul’da patlak veren Nika Ayaklanması’nı eşi Theodora’nın desteği ve Belisarios’un çabalarıyla bastırdı. 533’te Belisarios’u Afrika’daki Vandallar üzerine gönderdi. 532-537 arasında görkemli Ayasofya Kilisesi yapıldı. 548’de Kuzey Afrika Bizans egemenliğine alındı. 554’te Ostrogot Krallığı’na son verildi. Son askeri seferi İspanya’daki Vizigotlar üzerine düzenledi. İspanya’nın bir parçası Bizans’a bağlandı (550).

Bizans İmparatoriçesi Theodora

Bizans İmparatoriçesi Theodora

İustinianos dönemi, Bizans İmparatorluğu’nun en parlak dönemidir. Dalmaçya kıyıları, italya, Sicilya, Korsika ve Sardinya adaları, İspanya’nın bir bölümü ile Kuzey Afrika kıyıları Bizans egemenliğine geçti.

Yerine geçen yeğeni II. İustinos (565-578) döneminde Lombardlar İtalya’nın büyük bir bölümünü ele geçirdiler (568). Sasanilere vergiyi ödememesi, İran ile savaşa neden oldu (572-574), Dara Kenti Sasanilerin eline geçti (572). Muhafız kuvvetleri komutanı I. Tiberios (578-582) tahta çıktı. Sasanilere başarıyla karşı koydu. İran’daki taht kavgalarından yararlanarak Doğu Anadolu’daki birçok yeri geri aldı. Yerine geçen Maurikios (582-602) Doğu Anadolu sorununu II. Hüsrev ile yaptığı bir antlaşmayla sonuçlandırdı (591). Bizans’ı tehdit eden Avarları Macaristan’da yenerek durdurdu (601). Phokas adlı küçük rütbeli bir subayın ayaklanmasıyla Maurikios ve ailesi öldürüldü. Phokas imparator oldu (602-610).

Maurikios’un öcünü almak savıyla Sasani Hükümdarı II. Hüsrev, Suriye ve Mezopotamya’yı ele geçirdi. Anadolu’ya girerek Kayseri’ye kadar yürüdü. Bir birliği Kadıköy’e kadar ulaştı (608). Bu arada Avarlar güneye inmeye başladılar. Bunun üzerine Kartaca Valisi Herakleios İstanbul’a gelerek Phokas’ı öldürttü ve imparatorluğunu ilan etti.

Bizans İmparatorluğu Haritası

Bizans İmparatorluğu Haritası

Herakleios Hanedanı (610 – 711).

Herakleios’un (610-641) ilk yıllarında Sasaniler 611’de Antakya, 613’te Şam ve 614’te Kudüs’ü ele geçirerek Anadolu’ya yöneldiler. 615’te Boğaziçi kıyılarına kadar gelen Sasaniler, 619’da Mısır’ı ele geçirdiler. 617’deki Avar akını İstanbul surları önünde güçlükle durduruldu. 622’de Sasaniler üzerine yürüdü. 627’de Musul dolaylarında Sasaniler, yenilgiye uğradılar, Sasani Hükümdarı II.Hüsrev öldürüldü (628), Sasanilerin daha önce aldıkları topraklar geri alındı. Herakleios dönemi, toprak yitirilmesine karşın, Bizans’ın en güçlü dönemlerinden biridir. Döneminde Thema adıyla bir eyalet örgütü kuruldu; Yunanca, Latincenin yerine resmi dil kabul edildi.

Oğlu III. Konstantinos (641), birkaç ay sonra ölünce öteki oğlu Heraklonas imparator oldu (641). Bir süre sonra III. Konstantinos’un oğlu II. Kontans (641-668) tahtı ele geçirdi. Döneminde Kuzey Afrika, İskenderiye ve Kıbrıs elden çıktı. 658’de II. Konstans Balkanlar’da savaşlar yaptı. 663’te İslâm akınlarını durdurmak için Sicilya’da Sirakuza’ya yerleşti. Bir suikast sonucu Sirakuza’da öldürüldü (668). Oğlu IV. Konstantinos (668-685) döneminde Araplar Kadıköy’e kadar ilerlediler, Kapıdağ Yarımadası Müslümanların eline geçti (670). Bulgarlarla savaşıldı (680). Yenilgiye uğrayan Bizans, Bulgar Devleti’ni tanımak zorunda kaldı.

Oğlu II. İustinianos (685-695; 705-711), Herakleios Hanedanı’nın son temsilcisidir. Slavlara boyun eğdirdiyse de (688-689) 692 ve 695’te Arapların saldırısı ve Bizans’ın yenilgisi üzerine ayaklanma çıktı. Leontios ((695-698), II. İustinianos’un burnunu kestirerek Kırım’da Kersones Kenti’ne sürdürdü. Üç yıl sonra Leontios da Apsimor adlı bir komutan tarafından tahttan indirildi ve I. Tiberios (698-705) adıyla imparator oldu. Kırım sürgünündeki II. İustinianos önce Hazar hakanının yanına kaçtı, Bulgarlardan topladığı orduyla İstanbul’a girdi ve tahtı yeniden ele geçirdi. II. Tiberios ile yandaşlarını öldürttü. 711’e kadar süren dehşet ve bunalım dönemi Philippikos Bardanes (711-714), II. Anastasios (714-715) ve III. Theodosios (715-717) ile sürdü. Bu kargaşa dönemi. III. Leon’un imparator olup Bizans İmparatoluğu’nun yönetimini ele geçirmesiyle son buldu.

İsauriya ya da Suriye Hanedanı (717-802).

III. Leon (717-741) İstanbul surları önüne gelen Arapları durdurdu. Afyonkarahisar yakınlarında Arap Ordusu yenilgiye uğradı (740). III. Leon eyaletleri küçülttü, yöneticilerin yetkilerini sınırladı, orduyu düzene soktu. En önemli uygulaması, dinsel resimlere karşı çıkardığı ferman oldu (726). İkonoklasma adı verilen ve bir yüzyılı aşkın süreyi kapsayacak olan bu dönemde her türlü dinsel tasvirlere karşı acımasız bir savaş açıldı. Oğlu V. Konstantinos (741-775) Germanikeia’yı (Kahramanmaraş) elde geçirdi (746).

Kıbrıs yakınlarında bir Arap donanmasını yok etti (747). Theodosiopolis (Erzurum) ve Melitene’yi (Malatya) Bizans topraklarına kattı. Batıda Bulgarlara karşı zafer kazandı (763). İkona kırıcılık eylemi, V. Konstantinos döneminde de sürdü. Oğlu IV. Leon (Hazar, 775-780) döneminde de ikona kırıcılık önemini korudu. Yerine küçük yaştaki oğlu VI. Konstantinos (780-797) geçtiyse de yönetim, annesi İmparatoriçe Eirene’ de (780-802) kaldı. Bu dönemde Harun ür-Reşit komutasındaki Araplar İstanbul önlerine kadar ilerlediler. 797′ ye kadar oğluyla ortaklaşa yönetimi elinde tutan Eirene, oğlunun gözlerine mil çektirerek tahtı tek başına ele geçirdi. Bizans İmparatoluğu’nun bu haris imparatoriçesi beş yıl sonra bir ayaklanmayla tahttan indirildi ve Büyükada’ya sürüldü (802).

Amorion ya da Frigya Hanedanı (802-867).

Eirene’den sonra taç giyen I. Nikephoros (802-811) önce maliyeyi düzenledi, Araplarla savaştı (802-807), Bulgar Hanı Krum ile yaptığı savaşta öldü (811). Oğlu Staurakios’tan (811) sonra damadı I. Mikhael Rhangabe’yi (811-813) izleyen V. Leon (813-820) İstanbul’a kadar ilerleyen Bulgar Hanı Krum ile barış yaptı. V. Leon’un yerine geçen Mikhael Traulos (820-829) Amorion ya da Frigya Hanedanı’nın kurucusudur. Oğlu Theophilos (829-842) İkona kırıcılık hareketinin son temsilcisidir. Theophilos dönemi, ticaret ve bayındırlık alanlarında gelişme gösterdi.

Oğlu III. Mikhael’in (842-867) altı yaşında olması nedeniyle yönetim annesi Theodora’ya (842-856) kaldı. İkonolar kültü yeniden kuruldu (843). 863’te bir Arap Ordusu Kastamonu civarında yenilgiye uğratıldı. İstanbul’a kadar inen Ruslar püskürtüldü (865). Dönemin en önemli olayı, Slavları Hıristiyanlaştırmak amacıyla dillerine uygun olan Kyrill Alfabesi‘nin düzenlenmesidir.

Makedonya Hanedanı (867-1059).

Hanedanın kurucusu I. Basileios (867-886), Anadolu’da Pavlikanları yenilgiye uğrattı (872). Ziberta ve Samsat’ı ele geçirdi (873), Toros geçitlerini denetim altına aldı. Anadolu’nun büyük bölümünü yeniden Bizans’a kazandırdı. Oğlu VI. Leon (886-912) döneminde Araplar Sicilya’yı ele geçirdiler, Selanik’i geçici olarak işgal ettiler (904). Kardeşi Aleksandros’un (912-913) bir yıllık saltanatında Bulgarlara ödenen vergi yüzünden savaş çıktı.

Romanos Lekapon ve en büyük oğlunun olduğu bizans parası.

Romanos Lekapon ve en büyük oğlunun olduğu bizans parası.

VI. Leon’un oğlu VII. Konstantinos Porphyregennetos (913-959), yedi yaşında olduğu için kayınpederi I. Romanos Lekapenos (920-944) ortak imparator oldu. Devlet adamlığı yanı sıra VII. Konstantinos’un Törenler Kitabı adındaki eseri Bizans tarihi açısından önemlidir. Oğlu II. Romanos (959-963) döneminde Nikephoros Phokas Girit’i Araplardan aldı. Ölümünde çocuk yaştaki oğulları Basileios ile Konstantinos’un yerine II. Nikophoros Phokas imparator ilan edildi (963-969). II. Nikephoros, Tarsus (965), Antakya (969) ve Kuzey Suriye’nin bir bölümüyle Halep’i (962) ele geçirdi. Yerine I. Ioannes Tsimiskes imparator oldu (969-976); Trakya’ya kadar inen Rus Prensi Sviatoslav’ı yenerek Bulgaristan’ın büyük bir bölümünü ele geçirdi (971). Kudüs’e kadar ilerleyerek Beyrut ve Sayda da içinde olmak üzere Filistin ve Suriye’yi Bizans’a bağladı (974-975). II. Basileios (976-1025) kardeşi VIII. Konstantinos ile ortak imparator olarak tahta çıktı.

II. Romanos ve babasının yer aldığı Bizans altın parası

II. Romanos ve babasının yer aldığı Bizans altın parası

1014’e kadar Bizans’tan toprak kazanan Bulgar Çarı Samuel ağır bir yenilgiye uğratıldı. Dört yıl süren savaşlardan sonra Bulgaristan’ın tümü Bizans egemenliğine geçti (1018). Bulgar tutsaklara yaptığı acımasız işkenceleri yüzünden II. Basileios Bulgarokton (Bulgar kıran) diye anıldı. VIII. Konstantinos’un (1025-1028) kızı Zoe, önce III. Romanos Argyros (1028-1034), ardından IV. Mikhael (1034-1041) ile evlenerek eşlerinin imparator olmalarını sağladı. Daha sonra manevi oğlu V. Mikhael (1041-1042) ve üçüncü eşi IX. Konstantinos Monomakhos (1042-1055) tahta geçti. Bir ara Zoe tek başına tahtta kaldı (1042). Bu dönemde Güney İtalya elden çıktı. IX. Konstantinos döneminde Doğu ile Batı kiliseleri kesin olarak ayrıldı. Gence önlerinde (1046) ve Pasinler Ovası’nda (1048) Bizans Ordusu Selçuklulara yenildi. IX. Konstantinos’un ölümüyle Zoe’nin kız kardeşi Theodora tahtta tek başına kaldı (1055-1056). Theodora’dan sonra VI. Mikhael Stratiatikos (1056-1057) tahta çıktı. Theodora ile Makedonya Hanedanı son buldu (1056). VI. Mikhael’in ardından I. İsaakios Komnenos (1057-1059) imparator oldu.

Dukas Hanedanı (1059-1081).

Hanedanın kurucusu X. Konstantinos Dukas (1059-1067) maliye ile ilgilendi. Ölümünde çocukları küçük olduğu için eşi Eudokia evlendiği VI. Romanos Diogenes’in imparator olmasını sağladı (1068-1071). Dönemi, Malazgirt Savaşı (26 Ağustos 1071) ile son buldu. Tutsaklığı sırasında tahta çıkan VII. Mikhael Dukas Parapinakes (1071-1078), başarısızlığı yüzünden tahtından indirildi. Yerine Nikephoros Botaniates (1078-1081) imparator oldu. Kısa süren dönemi başarısızlıkla son buldu.

Kommenoslar Hanedanı (1081-1185).

Hanedanın kurucusu I. Aleksios Kommenos (1081-1118) ekonomiyi düzene soktu, ordusunu ücretli askerlerle güçlendirdi. Normanları Balkanlardan atan Venedikliler ile ticaret ayrıcalıkları tanıdı (1085). Bulgaristan’da ayaklanan Pavlikanlara karşı yenilgiye uğradı (1087). Lüleburgaz’a kadar inen Peçenekler, Bizans kuvvetlerini yok ettiler (1088). İzmir emiri Çaka Bey, İstanbul’u sıkıştırdı. İstanbul’a gelen Haçlı Orduları Anadolu’ya geçirildi (1096); bu ordular Anadolu Selçuklu Devleti’nin başkenti İznik’i ele geçirdiler (1097). Aleksios Kommenos, Norman Kralı Bohemond’u Avlonya’da yenilgiye uğrattı ve barış yapıldı (1108). Akşehir’de Selçuklu Ordusu’nu yendi (1116).

Oğlu II. Ioannes Kommenos (1118-1143), Denizli (1120), Çankırı ve Kastamonu çevresini ele geçirdi (1135), Kilikya’yı (1137) ve Antakya’yı (1138) topraklarına kattı.

Oğlu I. Manuel Kommenos (1143-1180), Almanlarla dostluğu sürdürdü, ikinci Haçlı seferi ordularını Anadolu’ ya geçirdi. İtalya’ya karşı düzenlediği seferde Normanlara Brindisi’de yenildi (1156). Dalmaçya, Bosna, Sirmium ve Hırvatistan’ı yeniden ele geçirdi (1167).

Venediklilerle antlaşmalar yaptı (1170-1171). Doğuda Kilikya’yı aldı (1158). Halep Emiri Nurettin Mahmut Zengi (1159) ve Anadolu Selçuklu Sultanı II. Kılıç Arslan (1161) ile barış yaptı. Denizli yakınlarındaki Myriokephalon Vadisi’nde Türklere yenildi (1176). Oğlu II. Aleksios Kommenos (1180-1183) ve I. Andronikos Kommenos’un (1183-1185) dönemleri kargaşa içinde geçti.

Angelos Hanedanı (1185 -1204),

Hanedanın kurucusu II. İsaakios Angelos (1185-1195), soylular sınıfından yeni bir hanedan kurdu. Bulgarların kurduğu 2. devleti tanıyınca (1188) Balkanlar’da Bizans egemenliği sona ermiş oldu. III. Aleksios Angelos (1195-1203) kardeşini tahttan indirdi. Bulgarlar Bizans’ı bozguna uğrattılar (1196). Haçlılar 12 Temmuz 1203’te İstanbul’a girdiler. II. İsaakios yeniden imparator oldu (1203-1204). V. Aleksios Dukas Murtzuphlos’un (1204) kısa süren saltanatından sonra 13 Nisan 1204’te Haçlılar İstanbul’u ele geçirdi.

Latin ve İznik İmparatorlukları (1204-1261).

Latinlerin İstanbul’u eline geçirmelerinden sonra Flandre Kontu Boudouin (1204-1205) imparator oldu. Latin işgalinden önce Gürcistan’a götürülen I. Andronikos Kommenos’un torunlarından Aleksios ile David, Kraliçe Thamar’ın (1184-1212) desteğiyle Trabzon’u ele geçirdiler (Nisan 1204). Böylece Trabzon Rum İmparatorluğu kuruldu. Aynı dönemde I. Theodoros Laskaris (1204-1222) İznik’te ayrı bir devlet kurdu. I. Theodoros Laskaris, Latinlerle yaptığı deniz savaşında yenildi (1212). Karadeniz Ereğlisi ve Amasra İznik’in eline geçti (1214).

Kızı Eirene’nin kocası III. İoannes Dukas Vatatzes (1222-1254). Anadolu’ daki Latin topraklarının tümünü ele geçirdi. Ege Adaları’ndan birçoğunu aldı. Edirne’ye girdi, Selanik Krallığı’ nı kendisine bağladı (1246). Oğlu II. Theodoros Laskaris (1254-1261) ile ortak imparator olan Mikhael Palaiologos, 1261’de Latinler karşısında direnç görmeden İstanbul’a girdi ve imparator olarak taç giydi.

Palaiologoslar Hanedanı (1261-1453).

Son Bizans hanedanının ilk imparatoru olan VIII. Mikhael Palaiologos (1261-1282) önce Epiros’u aldı. Venediklilere karşı Cenevizlilere Galata’da bir koloni kurmalarına izin verdi (1267). Altınordu Hanlığı Bulgarlarla birleşerek Bizans’ı yenilgiye uğrattı. Oğlu II. Andronikos Palaiologos (1282-1328) döneminde Bizans’ın çöküşü hızlandı. Oğlu IX. Mikhael (1293-1320) Osmanlılar karşısında yenildi (1302).

III. Andronikos (1328-1341) arkadaşı Ioannes Kantakuzenos’un etkisine girdi. Bizans, İznik’i kuşatan Osmanlılara Pelekanon’da yenildi (1329) İznik Osmanlıların eline geçti (1331). Bir süre sonra İzmit de Osmanlı topraklarına katıldı (1337). Oğlu V. İoannes Palaiologos (1341-1391) küçük olduğu için İoannes Kantakuzenos naipliği üstlendi. Kantakuzenos kızı Theodora’yı Orhan Bey’e vererek (1346) Osmanlıların desteğini kazandı ve kendini VI. İoannes (1347-1354) adıyla imparator ilan etti.

Orhan Gazi’nin oğlu Süleyman Paşa komutasındaki kuvvetler Gelibolu’yu ele geçirince (1354) Kantakuzenos’a karşı olanlar çoğalmaya başladı ve tahttan indirildi. Tahtta tek başına kalan V. İoannes Roma’ya gitti (1369), büyük törenle Katolik oldu. Bu arada oğlu IV. Adronikos babasına karşı ayaklandı ve tahtı ele geçirdi (1376-1379). Üç yıl süren saltanattan sonra Osmanlıların desteği ile V. İoannes ve oğlu Manuel yeniden tahta çıktılar (1379). Bu dönemde Osmanlılar Balkanlar’ın birçok yerini ele geçirdiler. Oğlu II. Manuel Palaiologos (1391-1425) Yıldırım Bayezit’in İstanbul’u kuşatması üzerine Avrupa’dan yardım istedi. Yıldırım Bayezit yardıma gelen Haçlı Orduları’nı Niğbolu’da yenilgiye uğrattı (1369). Yedi aylık bir kuşatmadan sonra II. Manuel, Yıldırım Bayezit’e ağır vergi vermeyi ve İstanbul’da bir cami yapılmasını kabul etti. Oğlu VIII. İoannes Palaiologos (1425-1448), Osmanlı baskısı altında saltanat sürdü.

İstanbul’un Fethi ve Bizans’ın Sonu.

VII. İoannes’in kardeşi XI. Konstantinos Palaiologos (Dragazes 1448-1453) Osmanlı Padişahı II. Mehmet’in İstanbul’un fethi için hazırlıklara giriştiği bir dönemde tahta çıktı. Bu tehlikeyi savuşturmak için kiliselerin birleştirilmesi düşüncesini ortaya attı. Ancak umduğu yardımı bulamadı. Fatih Sultan Mehmet, 29 Mayıs 1453’te İstanbul’u fethetti. XI. Konstantinos Dragazes savaş alanında öldü. İstanbul’un fethiyle Bizans İmparatorluğu tarihe karışırken ortaçağın kapanıp yeniçağın başladığı kabul edildi.

UYGARLIK.

Bin yılı aşkın bir süre varlığını sürdüren Bizans İmparatorluğu (395-1453) hemen her alanda Roma İmparatorluğu’nun mirasçısı olarak kurumlarını, örgütlenmesini, kültür yaşamını ve sanatını biçimlendirdi. Heraklios’a (610-641) kadar Latin ve Yunan kültürü ortaklaşa etkinliği sürdürmüşken, bu dönemden sonra Yunanlılık baskın bir biçimde kendini gösterdi. Hıristiyanlığın tüm kurumlarda etken olması, Yunancanın resmi dil kabul edilmesi, Doğu dünyasıyla kültür alışverişleri, Bizans uygarlığını yönlendiren başlıca öğeler oldu. Bu değişimler Bizans’ı Roma’dan uzaklaştırdı, bazı geleneklerin dışında, kültür yaşamından günlük yaşama kadar Roma ile hiçbir ortak noktası kalmayan değişik bir devlet sistemi ortaya çıkardı.

Devlet Yönetimi.

Bizans İmparatorluğu, odak noktasını imparatorun oluşturduğu mutlak monarşi ile yönetilen bir yapıya sahipti. İmparatorlar kendilerinden sonra tahta geçmesini istedikleri kişiyi ortak imparator ilan ederlerdi. İmparatorlar I. Leon’dan başlayarak tacı İstanbul patriğinin elinden Ayasofya’da giymeye başladılar. Büyük Constantinus’un (324-337) Roma’dan İstanbul’a taşıdığı Senato, Bizans’ın yıkılışına kadar varlığını sürdürmesine karşın, hiçbir zaman Roma’da ki etkinliğini kazanamadı. Senatonun yanında Hagion Konsistorion (Kutsal Şura) adlı bir meclis de imparatora devlet işlerinde yardımcı oluyordu.

Bizans İmparatorluğu’nun kuruluşundan Herakleios’a kadar süren dönemde ülke değişik nitelikler taşıyan eyaletlere bölünmüştü. Eyaletlerin başında genel valiler vardı. Heraklios döneminde imparatorluk thema adını taşıyan eyaletlere bölündü. Bu eyaletler, askeri valilerce yönetiliyordu. Önceleri 4 iken daha sonraki dönemlerde sayılar artırıldı. Son dönemin en yüksek sivil memuru olan logothetes, İsaakios Angelos döneminden sonra başbakanlık yetkilerini üstlendi.

Ekonomi.

Bizans ekonomisinin temeli tarıma dayalıydı. Kuruluş döneminden İkonoklasma dönemine kadar toprakların çoğu büyük toprak sahiplerinin elinde bulunurken, III. Leon ve V.
Konstantinos dönemlerinde, özellikle Anadolu topraklarının bir bölümü küçük çiftçilere verildi. Tarım ürünleri arasında baş sırayı tahıl ve pamuk alıyordu. Hayvancılık ve arıcılık da temel geçim kaynakları arasındaydı. Pamuklu ve ipekli dokumalar, ketencilik ve halıcılık ileri düzeydeydi. Ünlü ipek yolunun Anadolu’dan geçmesi Bizans’a önemli bir gelir kaynağı sağlıyordu. Camcılık ve kuyumculuk da gelişmişti. Her iş kolu sıkı bir devlet denetimi altında loncalar halinde toplanmıştı.

12. yüzyıla kadar güçlü bir deniz ticareti filosuna sahip olan Bizans, yüzyıllar boyu dünya ticaretinde önemli bir rol oynadı. Ticaret yollarının imparatorluk toprakları içinden geçmesi de ticaretin canlı kalmasına neden oluyordu. Bizans İmparalorluğu’nda kullanılan para birimi altındı. Çöküşe kadar değer yitirerek varlığını sürdüren altın para yerine son dönemlerde yalnız gümüş ve bakır sikkeler kullanıldı.

Ordu.

Bizans Ordusu kara ve deniz güçlerinden oluşuyordu. Kuruluş döneminde Roma örgütlenmesinden yararlanılarak düzenlenmiş ve iyi eğitilmişti. Kara ordusu, sınır kuvvetleri ve merkez kuvvetleri olmak üzere ikiye ayrılıyordu. İlk dönemlerde ordunun başında üç magister militum (askeri amir) bulunuyordu. I. İustinianos döneminde bunların sayısı ona çıkarıldı. İkinci derecedeki subaylara dux (komutan) unvanı veriliyordu. Herakleios döneminde thema örgütüyle birlikte ordu örgütünde de köklü değişiklikler yapıldı. Kılıç, kalkan, mızrak, zırh ve çeşitli savaş baltasıyla mancınıklar başlıca silahlardı.

7. yüzyıla kadar Bizans’ın düzenli ve güçlü bir donanması yoktu. Özellikle Herakleios döneminde donanmanın önemi anlaşıldı ve güçlü bir donanma oluşturuldu. Donanmanın en güçlü silahı Gregois ya da Türklerin verdiği adla rum ateşi idi. Bu güçlü silah, Bizans’a yüzyıllarca denizlerde üstünlük sağladı. II. Andronikos (1282-1328) donanmayı kaldırdı ve denizlerdeki üstünlük Venedik ve Cenova’nın eline geçti.

Dil ve Edebiyat.

Bizans Devleti’ni kuran Büyük Constantinus, Romalı olduğu için kuruluş döneminin ilk yüzyıllarında hemen her alanda egemen dil Latinceydi. Ancak Bizans halkının temelini oluşturan Yunanlılardı. Bu yüzden konuşma dili de Yunancaydı. I. İustinianos döneminde Latince giderek üstünlüğünü yitirmeye başladı. Herakleios döneminde (610-641) Yunanca’nın resmi dil kabul edilmesiyle birlikte Latince kullanımdan kalktı.

Edebiyat alanında ilk ürünler Antik Edebiyata bağlıdır. Edebiyat ürünlerinde dinsel öğelerin ağır bastığı gözlenir. 6. yüzyılda yaşamış olan Romanos, ilahiler yazdı. Noel İlahisi ünlüdür. Patrik Sergios günümüz Ortodoks kiliselerinde de okunan Himno Akathistos’un yazarıdır. En parlak dönemini I. İustinianos döneminde yaşamış olan Bizans Edebiyatı’nın en sevilen eserlerinden biri de Agapetos’un Ekthesis Kephalaion Parainetikon Pros Basileo îustinianon (İmparator İustinianos’a Öğütler) adlı eseridir. 641-850 arasında özellikle İkonoklasma ile birlikte Bizans Edebiyatı da bu duraklama dönemine girdi. İstanbul Üniversitesi’nin 863’te yeniden açılmasıyla Antik ve Bizans edebiyatına karşı ilgi uyandı. Makedonya Hanedanı döneminde de parlaklığını koruyan edebiyatın en çok sevilen türleri epigram (yazıt, iğneleyici şiir) didaktik ve allegorik şiirlerdi.

Bizanslıların ulusal destanları Basileios Digenis Akritas, 9-10. yüzyıllarda ki Bizans-İslâm savaşlarını dile getiren manzum bir eserdir. Bizans İmparatorluğu’nun çöküş dönemlerinde edebiyatın canlılığını koruduğu ve her dalda eser verildiği gözlenir.

Din.

Kuruluşundan çöküşüne kadar Bizans’ın Büyük Constantinus’tan başlayarak resmi dini olan Hıristiyanlık, günlük yaşamın her kesiminde egemen bir güçtü. Ortodoks mezhebine bağlı olan Bizans Kilisesi’nin başı patrik idi. Patrikleri imparator seçer, imparatorlara da patrikler taç giydirirlerdi. Patrikliğe bağlı geniş bir manastır ağı vardı. 1453’te Bizans İmparatorluğu tarihe karışmış olmasına karşın İstanbul patriklik merkezi konumunu korudu. Bu durum günümüzde de sürmektedir.

SANAT.

Bizans sanatı, 1000 yılı aşan bir sürede başta mimarlık olmak üzere değişik dallarda birçok eser üretti. Bizans mimarlığı taştan, tuğladan ya da her ikisinden bir arada yararlandı. Bizans sanatı, mozaik sanatını da çok geliştirdi; yapıların döşeme, duvar, kubbe ve tonosları mozaiklerle süslendi. Resim sanatı, mozayiğe göre daha ucuz ve kolay olan freskoda da kendini gösterir. Bir de elyazma kitapların içini süsleyen minyatürlerde bu sanat görülür. Resim sanatı, Bizan’ta ikona denilen, tahta levha üzerine boyayla yapılan dinsel kompozisyonlarda da izlenir. Bütün bu resimler, Hıristiyanlığa dayanan ve kökü hem Hellenistik Roma, hem de Doğu sanatlarından gelen iki üslubun etkisinde kaldı.

Heykel sanatında Bizans pek etkili olamadı ve bu sanat önemini yitirdi. Yalnız 4. ve 5. yüzyılda yapılmış heykel örnekleri vardır (Arkadios başı gibi). Buna karşılık mermer ve özellikle fildişi üzerine kabartma ve oyma tekniğinde eserler çoktur. Bizans sanatı küçük el sanatları dalında da eserler üretti. Bizans sanatı ayrı özellikleri içeren üç ana döneme ayrılır:

Bizans Dönemi Resim Sanatı

Bizans Dönemi Resim Sanatı

Geçiş ve İlk Bizans Dönemi Sanatı (333-726).

Bu dönemin mimarlığının klasik bir örneği İstanbul’daki İoannes Prodromos Bazilikası (İmrahor İlyas Bey Camisi), 5. yüzyılın gelişmiş bazilikalarındandır. Selanik’te 5. yüzyılda yapılan Hagios Demetrios Kilisesi beş nefli bazilikalara bir örnektir. İtalya’da Ravenna’da Airenler ve Ortodokslar Vaftizhanesi ve Ayasofya Vaftizhanesi vaftizhane tiplerine örnektir.

İstanbul’ da Sergios Bakkhos Kilisesi (Küçük Ayasofya Camisi) ve Ravenna’da St. Vitale Kilisesi erken kilise örnekleridir. Bizans mimarlığı daha sonra, bazilika üzerine bir kubbe yerleştirmeyi denemiş böylece kubbeli bazilika tipi doğmuştur. En eski örnekleri Silifke yakınında Meryemlik, Antalya’da Kesik Minare denilen Meryem Kilisesi ve Alacahan Manastırı Kilisesi’dir. Kubbeli bazilikaların en görkemlisi İstanbul’daki Ayasofya’dır. Ayasofya’nın yakınında Hagia Eirene Kilisesi de ilk kez 6. yüzyılda yapılmıştır.

Bizans sanatının bu dönemine ait sivil mimarlık örneklerinden olan Sultanahmet’teki Büyük Saray kalıntıları bir fikir verir. Askeri mimarlık alanındaki en iyi örnek, 5. yüzyıldan kalmış olan İstanbul kara surlarıdır. Ayrıca bu dönemde İstanbul’un su gereksinmesini karşılamak için su sarnıçları ve kemerler yapılmıştır. Yerebatan ve Binbirdirek gibi büyük kapalı su sarnıçları en güzel örneklerdir.

Bizans resim sanatının ilk ve erken dönemlerine ait örnekler, Türkiye’de yalnız döşeme mozaikleriyle günümüze ulaşabilmiştir. En zengin koleksiyon Antakya Müzesi’nde bulunur. Bu dönemin resim sanatı en iyi İtalya’da Ravenna’da izlenir. Galla Placidia, St. Apollinare Nuovo ve St. Apollinare Classe ve St. Vitale kiliselerindeki bazı mozaiklerde ilkçağ resim geleneğinin sürdüğü görülür.

İkonoklasma (İkona Kırıcılık) Dönemi (726-842).

726’da İmparator III. Leon, kilise ve dinsel varlıkların resimlerinin yapılmasını yasakladı. Bu, sanatta önemli bir değişikliğe neden oldu. Dinsel resimlerin büyük çoğunluğu ortadan kaldırılarak bezemeye dayanan ve dinsel olmayan resimler yapıldı. Kiliselerde dinsel tasvir olarak yalnız haç motifi yapılmasına izin verildi. Bu dönemin resim örnekleri günümüze ulaşmamıştır. İstanbul’da Aya İrini Kilisesi apsisini süsleyen haç motifinin de bu dönemde yapıldığı sanılmaktadır.

Orta Bizans Dönemi Sanatı (842-1204).

Bu dönem mimarlığında, Yunan Haçı adı verilen plan ortaya çıktı. İstanbul’da 8.-9. yüzyıla ait olduğu sanılan ve kiliseden camiye çevrilen Kalenderhane, Atik Mustafa Paşa ve Gül camilerinde Yunan Haçı planı uygulandı. İstanbul’da 10. yüzyıla tarihlenen Myrelaion Manastır Kilisesi (Bodrum Camisi), Lips Manastır Kilisesi (Fenari İsa Camisi kuzey kanadı), 11. yüzyıl sonlarında tarihlenen Pantepoptes Kilisesi (Eski İmaret Camisi) 12. yüzyılda yapılmış Pantokrator Manastırı Kilisesi de (Zeyrek Camisi) daha ince çizgilere sahip Yunan haçı planındadırlar. Bu tipte kiliseler Anadolu’da da yapılmıştır. Fenike yakınındaki Dereağzı Kilisesi, Trabzon kiliseleri, Karaman’daki Fisandon (Dereköy) Kilisesi örnektir. Ayrıca Atina’da 12. yüzyılda yapılmış Hagios Theodoros, Kapnikarea, Küçük Metropolis, Selanik’te Panagia Khalkeon (eski Kazancılar Camisi, 11. yüzyıl), Hagia Patalimo (İshakiye Camisi, 12. yüzyıl bu tipin ilginç örneklerindendir.

İstanbul’daki Kariye Camisi’nin (Khora Manastır Kilisesi) Komnenoslar döneminde yapılan ve dört kemere oturan, tek kubbeli güzel bir yapıdır. Orta Bizans dönemi resim sanatı özellikle haç biçimli kiliselerin duvarlarının süslenmesinde kullanıldı. Kiliselerin kubbesi göğü temsil ettiği için burada Pantokrator İsa (Tanrı İsa) betimi çevresinde 4 baş melek, kubbe kasnağında tanrılaşmış İsa’ya en yakın olan dünya varlıklarından havariler ve peygamberler, apsis yarım kubbesinde Theotokos Meryem (Tanrı Anası) yer alıyordu.

Orta Bizans döneminin en güzel fresko örnekleri Ürgüp, Göreme ve Niğde yakınlarındaki kaya kiliselerinde yer alır. Resimlerde Hıristiyanlık konuları bazen klasik biçimde, bazen de biçim güzelliğine önem vermeyen, konuyu belirten eyalet üslubunda işlendi.

Latin Egemenliği ve Son Bizans Dönemi (1204-1453).

Bizans sanatı bu dönemde mimarlıkta bir önceki dönemin Yunan Haçı planını kullandı, yenilik katmak amacıyla yapılara dehlizler eklendi, kubbeler yükseltildi. İstanbul’da Lips Manastır Kilisesi (Fenari İsa Camisi) güney yapısında, Pammakaristos Manastır Kilisesi (Fethiye Camisi) kuzey yapısında ve Andreas Manastır Kilisesi’nde (Koca Mustafa Paşa Camisi) bu plan uygulandı.

Önceki dönemlerde kullanılan yonca planlı tip, bu dönemde de uygulandı. İstanbul’da Panaghiotissa (13. yüzyıl) ve Heybeliada’da Panaghia (15. yüzyıl) kiliseleriyle, Aynaroz’da bu plan görülür. Ayrıca tek nefli tip denilen bir plan tipi de İstanbul’da Manastır Mescidi, Fethiye ve Kariye güney ek yapılarında görülür. Batı Yunanistan’da Arta’daki Paregoritissa Kilisesi’nin (13. yüzyılın sonu) yüksek ve katlar halindeki cephesi bir saray cephesini andırır. Bu tip cepheleri Ohri’de Ayasofya ve İstanbul’da Vefa Kilise Camisi’nin (14. yüzyılda eklenen ön giriş) cephelerinde de görülür. Bu dönemin en güzel mozaik ve freskoları Khora Manastırı Kilisesi’nin (Kariye Camisi) 14. yüzyılda yapılan bölümlerinde görülür. İsa ve Meryem’ in yaşamıyla ilgili sahneler, azizler ve çeşitli peygamberlere ait tasvirler işlenmiştir.

Bu dönemde fresko duvar resimleri de çok yapıldığı için fresko sanatı gelişti, istanbul’da Khora Manastır Kilisesi ek şapelinde (parekklesion) zengin bir fresko süslemeyle karşılaşılır. İstanbul dışında eyaletlerdeki kiliselerde de pek çok fresko yapılmıştır.


Bir Yorum Yazmak İster misiniz?