Böceklerin Yapısı – Özellikleri ve Üremeleri Hakkında Bilgi

0

Böceklerin yapıları, fiziki özellikleri, üremeleri, yaşam koşulları, evrimleri hakkında bilgi.

bocekBöcekler;  (Lat. insecto). Eklembacaklılar daimin gerçek Eklembacaklılar altdalının bir sınıfıdır. Tanımlanan türlerin sayısı yaklaşık 686 bindir. Dünyadaki toplam böcek nüfusunun birkaç yüz milyon kere milyon olduğu sanılır.

Advertisement

Yapı: Vücutları; baş, karın ve gövde olmak üzere üç bölümden oluşur. Başta bir çift ağız parçaları, petek gözler; gövdede üç çift bacak ve iki çift kanat bulunur. İlkel türlerde kanatlar ikincil olarak kaybolmuştur. Gövde bölgesi 3, karın bölgesi 6-11 bölütlüdür. Trakea ile solunum yaparlar. Boşaltım organları Malpighi tüpçükleridir. Bacaklar; koksa, trohanter, femur, tibya ve tarsus olmak üzere beş parçalıdır. Ses çıkaran böceklerde işitme organları da vardır. Duyargaların başlıca görevi, dokunma ve doku duyularıdır; biçimlerinde büyük değişiklikler görülür. Başın yanlarında yer alan petek gözler, mozaik biçiminde yerleşmiş olup, sayıları on binleri bulan tek lenslerden oluşur. Küçük ya da basit gözlerin sayısı üç olup genellikle iki antenin arasında üçgen biçiminde dizilidir. Hem biçim hem de işlevde büyük ayrılıklar gösteren ağızda yatay bir düzlemde çalışan üç çift çene bulunur. Bunlardan öndekiler genellikle kuvvetli ve dişlidir. Gövde ön, orta ve son olmak üzere üç bölüme ayrılır. Her bölütte (segment) bir çift bacak vardır. Çoğu böceklerde orta veson gövdede bir çift kanat bulunur. Tüm böcekler altı ba-caklıysa da bazı türlerde yalnız dördü gelişir; tırtıllar gibi olgunluğa ulaşmamış böceklerin, yardımcı, eklemsiz, yalancı bacakları vardır. Eşekarılarının ve arıların kurtlarıyla öteki kurtlar bacaksızdır. Gerçek bacaklar, temel parçasının bir ara bölüm ile kasığa birleşmesiyle oluşur. Kasık ise ayağı taşıyan inciğe bağlıdır. Bacaklar, türlerin alışkanlıklarına göre değişiklik gösterirler. Köstebek çekirgesi gibi kazıcı böceklerde, ön bacaklar kazma organları durumuna gelmiştir. Ağustosböcekleri ve çekirgelerde, arka bacaklar çok büyüktür ve sıçramada kullanılırlar. Suböceklerinin ise, küreğe benzeyen bacakları vardır. Karın genellikle böceğin vücudunun en büyük bölümünü oluşturur. Tipik olarak 12 bölütten (seğmeni) oluşursa da birçok türde bu sayının daha azaldığı görülür. Anal delik son bölüt olup bu bölütte sineklerde olduğu gibi uzun ve ipliğimsi, ağustos-böceklerinde olduğu gibi kısa, kulağakaçanlarda olduğu gibi kerpeten biçiminde dokunmaya ve ses titreşimlerine duyarlı bir çift kuyruk duyargası vardır. Birçok böceğin erkeğinde, dokuzuncu bölütte çiftleşme sırasında dişiyi tutmaya yarayan bir çift uzantı yer alır. Dişinin sekizinci ve dokuzuncu-bölütlerinde yapısı türlere göre değişik gösteren yumurtlama borusu bulunur. Kraliçenin, işçi arıların ve eşekarılarının yumurtlama boruları değişerek iğne biçimini alır. Böceklerin solunumu, vücudun yanında, bir geminin lumbuzları gibi dizilmiş hava deliklerinden yayılmaya dayanır; bu deliklerden, trake denilen ince tüpler, yoluyla bacaklara ve kanatlara hava taşınır. Oksijenin kaslar ve öteki organlarca kullanılması, temiz havayı içeri çeker; vücudun kaslarının Aareketi soluk alıp vermeye yardım edebilirse de akciğerler ya da dolaşım sistemi yoktur. Böceğin kam vücut boşluğuna serbestçe akar ve vücudun arkasında yer alan, “kalp” denilen iki ucu açık tüpün sıkışmasıyla arkadan başa doğru taşınır. Sindirim borusu ve organlarıyla üreme organları karnın içindedir. Baştaki beyinden (ganglion) çıkararak vücudun altında, iki yandan uzanan, birbirine koşut iki ana sinirden oluşan basit bir sinir sistemi vardır.

Çoğalma: Böceklerde genellikle iç döllenme olur ve sperm çekirdeğiyle yumurta çekirdeği birleşir. Böcek yumurtalarında büyük ayrımlar gözlenir. En sık görüleni yüzeyi şekilli ya da düz, kelebeklerde görüldüğü gibi girintili çıkıntılı ya da arı ve sineklerde olduğu gibi düzgün olabilen, mil ya da uzun silindir biçimindedir. Bazı yumurtalar yuvarlak ya da sepet biçiminde olup kapakları vardır; bir bölümü ise yumuşak ya da serttir. Bazı böceklerde yumurtalar dişinin vücudunda taşınır ve yavrular canlı olarak doğar. Etsineği ve koyunkenesi, ovovivipar böcekler denilen böceklerdendir. Bazı böceklerde partogenez çoğalma görülür. Kovan arısı gibi birçok kınkanatlılarda görülen bu çoğalma türünde döllenmemiş yumurtalardan erkek arılar, döllenmiş yumurtalardan işçiler ve kraliçeler oluşur. Bazı türler tümden partenojenez (döllenmesiz çoğalma) yapıya sahiptir. Mazı titreksineklerinde paedogenesis denilen başka bir olay görülür. Annenin vücudunda bulunan yumurtalardan çıkan çok küçük saydam kurtçuklar, partenojenez geçirerek birkaç düzine kurt oluşturur. Bunlar hemen kozalarını yer ve kaçarlar. Bu üreme yolu birkaç kez gerçekleştikten sonra kurtçuklar kozaya (pupa) dönüşür ve normal erkek-dişiler oluşur. Çiftleşmeden sonra paedojenetik dönem yeniden başlar. Böcek kurtçukları yumurtadan çıkar çıkmaz, beslenmeye ve büyümeye başlar. Derisi de vücutla birlikte büyümediğinden, periyodik olarak derisini atar ve yüzey dokuları daha büyük bir deri oluşturacak biçimde sertleşir. İki deri değişimi arasındaki dönemlere “instar” denir. Büyümesini tamamlayan kurtçuk yemeyi keser ve genellikle ipeğimsi bir kozayla korunan pupa halini alır. Pupanın köselemsi derisi altındaki maddeler, hormonların etkisiyle yeniden dizilir ve tam bir başkalaşım olur. Böcek artık erişkinlik aşamasına ulaşmıştır ve “imago” adını alır. Artık büyümez ve yalnızca türünü sürdürmek amacıyla yaşar. Mayıssineklerinde pupa evresi yoktur ve kurtçuk önce “alt-imago” olur, daha sonra hızla erişkin özellikleri kazanır. Bunlardan ikisi beslenme mekanizmasının yokluğu ve sindirim borusunun bir hava torbasına dönüşmesidir. Çiftleşme bir gün kadar bir sürede bittiğinden, böcek, besine gereksinim duymadan ölür. Bazı böceklerde ise erişkinlik evresi birkaç yıl sürebilir ve hayvan kış dönemlerini uykuda geçirir.

Evrim: Böcekler, sudan karaya çıkan ilk hayvanlar olup Devon Çağı kayalarında bulunan fosiller, geçmişlerinin Silür Çağı’nda (yaklaşık 450 milyon yıl öncesi) uzandığını gösterir. Sürüngenlerden iki, memelilerden üç kat daha yaşlıdırlar. Organ uzmanlaşması ve tür sayısı daha az olmakla birlikte, bilinen en eski böceklerle bugünkülerin büyük ayrımlar göstermemesi, bunların erişkinlik düzeyine çabuk çıktığını gösterir. Zamanımızın yaylı kuyrukları, yaşayan böceklerin en ilkeli ölüp en eski fosiller arasındadır. Zıplama mekanizmaları, Devon Çağı’nda da şimdiki kadar gelişmişti. 250 milyon yıl önce, Karbon Çağı’nda bazı böcekler dev boyutlara ulaştılar; örneğin yusufçuğun kanat açıklığı yaklaşık 1 m idi. Bu sırada ağustosböcekleri, hamamböcekleri, tahtakuruları, dantelkanatlar ve ilkel kınkanatlılar evrimlerini tamamladılar. Karıncalar, arılar ve eşekarıları da, Jura Çağı’nda ilk çiçekli bitkilerle birlikte ortaya çıktılar. Kelebeklerin ve pulkanatlıların (pervane, güve) en eski fosilleri 60 milyon yıl öncesine, Eosen Çağ’a kadar uzanır. Fosil böceklerin pek çoğu yaşayan türlerden pek ayrım göstermez. Birçok böcek tarıma yararlıdır; bir bölümü ipek ve bal gibi ürünler üretirler.

Advertisement


Leave A Reply