Bolivya Tarihi

0
Advertisement

Bir Güney Amerika ülkesi olan ve ismini büyük devlet adamı Simon Bolivar’dan alan Bolivya’nın tarihi hakkında bilgi.

Bolivya Bayrağı15. yüzyıl ortalarında günümüzün Peru topraklarından gelen İnka orduları Altiplano’ya saldırdı. Yerli topluluklarını yenilgiye uğratan İnkalar, Aymara kültürünü ortadan kaldıramadılarsa da bölgede güçlü bir uygarlık kurdular.

1532’de Francisco Pizarro’nun yönetiminde Peru’yu ele geçiren İspanyollar, bir iç savaşın zayıflattığı İnka İmparatorluğu üzerinde de egemenlik kurdular. 1559’da, o sıralar Yukarı Peru diye adlandırılan Bolivya, Şarcalara boyun eğdirilmesi yoluyla, Lima’da (Peru) genel valiliğin sömürgesi oldu. Lima Genel Valiliği’nin politik ve dinsel birimi olan sömürge, 1776’da Buenos Aires’deki (Arjantin) Rio de la Plata Genel Valiliği’ne bağlandı. 1780’de La Paz yöresindeki Kızılderililer, Tupac Amaru’nun önderliğinde ayaklandılar. 1783’e kadar süren ayaklanmalar bastırıldı, önderler öldürüldü. İspanyollara karşı mücadeleyi bu kez Mestizoların önderliğindeki topluluklar sürdürdü. 1809’da Pedro Domingo Murillo, sivillerin ve İspanyollardan ayrılanların desteğiyle La Paz’da denetimi ele geçirir gibi olduysa da karşı saldırı sonucunda yenilgiye uğradı, 1810’da asıldı.

Simon Bolivar, Antonio Jose de Sucre ve Andres Santo Cruz bağımsızlık hareketinin başlıca önderleri oldular. 1823’te La Paz’da üstlenen İspanyol birliklerine saldıran Santo Cruz’un saldırısı püskürtüldü. 1824’te İspanyollar, Peru’da Bolivar tarafından yenilgiye uğratıldıktan sonra Ayacucho’da General Sucre’e de yenik düştüler. 1825’te bağımsız olan Yukarı Peru, Bolivya adıyla cumhuriyet yönetimine geçti. 1826’da onaylanan anayasayı hazırladıktan sonra ülkeden ayrılan Bolivar’ın yerine Sucre başkan seçildi. İki yıl kadar sonra Sucre’nin devrilmesiyle ülke bir kararsızlık dönemine girdi. Sucre’ ün yerine alan General Andres Santa Cruz, 10 yıl boyunca görevde kaldı. 1836’da, Bolivya ile Peru’yu bir konfederasyon altında birleştirmek isteyen Santa Cruz, komşu ülkelerin tepkisiyle karşılaştı. Şili ile Bolivya arasında başlayan savaş, Yungay bozgunuyla (1839) sonuçlanınca Federasyon dağıldı. 1860’larda Bolivya topraklarının önemli bölümü Brezilya ve Şili’nin eline geçti.

1866’da, Şili ve Bolivya arasında tartışmaya konu olan 23°-25° enlemleri arasındaki bölgenin bölünmesine karar verildi. 1879’da iki ülke arasında büyük bir savaş çıktı, Peru desteğine karşın Bolivya yenilgiye uğradı. Bolivya 1884’te kıyı şeridini (Antofagasta ve Atacama) ve değerli nitrat ve guano yataklarını Şili’ye bırakmak zorunda kaldı.

Advertisement

1903’te Petropolis Antlaşması ile zengin kauçuk yataklarının bulunduğu Acre Bölgesi belli bir ödeme karşılığı Brezilya’ya verildi. 1904’te imzalanan bir antlaşmayla ülke kıyıları kesin olarak Şili’ye bırakıldı. Savaşı izleyen 50 yıllık dönemde kararlı bir politik düzene geçilirken ekonomik alanda yeniliklere yönelindi. Bolivya Birinci Dünya Savaşı sırasında yansız kaldı. 1932’de, petrol bulunan Chaco Bölgesi yüzünden Paraguay ile yapılan savaş, 1935’te Bolivya’ nın yenilgisiyle sonuçlandı.

1938’de imzalanan bir antlaşmayla Chaco’nun büyük bölümü Paraguay’a bırakıldı, Bolivya 1943’te Müttefiklerin yanında İkinci Dünya Savaşı’na katıldı. Bu sırada ülkede etkinlik gösteren pek çok liberal grup ortaya çıkmıştı. Devrimci Sol Parti ve Ulusal Devrim Hareketi (MNR) toplumsal muhalefetin başlıca örgütleriydi. MNR Hareketi, baskı yöntemi uygulayan General Enrique Penaranda’yı devirerek Albay Gualberto Villarroel’i işbaşına getirdi. 1946’da La Paz’da çıkan bir ayaklanma sonucu Villarroel ile yardımcıları öldürüldü. Kısa bir geçici hükümet döneminden sonra, 1947’de Enrique Hertzog başkan seçildi. Hertzog iki yıl sonra başkanlığı yardımcısı Mamerto Urriolagoitia’ya bıraktı.

1951’de yasa dışı MNR’ nin, ülke dışındaki sekreteri Paz Entensoro başkan seçilirken Urriologoitia da başkanlığı bir askeri cuntaya bırakmak zorunda kaldı. Paz Entenssoro’ nun başkanlığının önlenmesi ülke genelinde ayaklanmalara yol açtı. 1952′ de baş gösteren madencilerin ayaklanması MNR’ye yeniden güç kazandıran bir devrime dönüştü. Paz Estenssoro ülkenin yeni devlet başkanı oldu.

1952-1964 döneminde toprağın köylülere dağıtılması, büyük işletmelere el koyulması, madenlerin devletleştirilmesi, eğitimin yaygınlaştırılması, halka genel oy hakkı verilmesi, gibi reformlar gerçekleştirildi. Birleşmiş Milletler, BM’nin bağımsız örgütleri, Amerikan Devletleri Örgütü (OAS) ve ABD yönetimi ülkeye yardım sağladıysa da, enflasyonu denetim altına almak giderek güçleşti. 1950’lerde iç çekişmeler ve MNR önderliğine karşı olanların çoğalması askeri darbelere ortam hazırladı. Maden işçileri sendikası önderi Juan Lechin ile karşıt duruma geçen Paz Estenssoro, çeşitli aralıklarla başkanlığı sürdürdüler. MNR içindeki ayrılıklar orduya ve tutucu çevrelere güç kazandırarak darbelerin birbirini izlemesine yol açtı. 1964’te Estenssoro’yu deviren General Rene Barrientos, maden işçilerine karşı sert önlemler aldı. Lechin’i sürgüne gönderdi. Barrientos’un 1969’da bir helikopter kazasında ölümünden sonra, kısa süreli askeri yönetimler birbirini izledi. 1971’de yönetimi ele geçiren General Hugo Banzer Suarez, 1978’e kadar işbaşında kaldı.

Advertisement

1978 Seçimleri’nin geçersiz sayılmasının ardından, yeniden askeri yönetimler sürecine girildi. Temmuz 1979’da, demokrasiye dönüş için yapılan seçimlerde adayların hiçbiri yeterli çoğunluğu sağlayamadı. 1980’de de sonuç alınamayınca, ordu bir darbeyle yönetime elkoydu. ABD, bazı Batılı ülkeler ve And Paktı üyelerinin ekonomik, politik baskıları karşısında, cunta, 1982’de sivil yönetime dönme sözü verdi. Kongre, 1982 Seçimleri’nde en çok oyu alan Ulusal Demokratik Birlik Partisi adayı Hernan Siles Zuazo’yu başkan seçti (Ekim 1982). Zuazo, bir yandan kemerleri sıkma politikası uygularken, bir yandan da cuntacıları tasfiyeye yöneldi. Ancak, ekonomik açmaz aşılamadı; % 75 oranında devalüasyona gidildi; grevler birbirini izledi.

1984’te, Başkan Zuazo’nun kaçırılması (Haziran), yeni bir darbe girişimi olarak yorumlandı. ABD büyükelçisinin arabuluculuğu sonucu, başkan serbest bırakıldı. 1985’te, enflasyon % 14.000’e ulaştı. Bunun üzerine, hükümet istifa etti ve Temmuzda erken seçime gidildi. Adaylar yine gerekli çoğunluğu sağlayamadılar. Ancak, adaylardan, eski başkan V. Paz Estensorro’nun partisi Ulusal Devrim Hareketi, Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu sağladı. Kongre, Ağustos başında, Estensorro’yu başkan seçti. Rakibi Hugo Banzer’in, silah gücüne başvuracağını duyurması karşısında, And Paktı devlet başkanları araya girerek durumu yatıştırdılar. Estensorro da, bir dizi ekonomik önlem paketini uygulamaya soktu: Para dalgalanmaya bırakılınca % 95 değer yitirdi, ücretler ve maaşlar donduruldu; madenler, petrol işletmeleri özelleştirildi; temel besin maddelerine zamlar yapıldı.

Bu arada, kokain üretimi ve ticaretinin durdurulması koşuluyla, ABD’nin ekonomik yardım önerisi reddedildi. 1986′ da enflasyon % 90’a düştü. Verimsiz madenlerin kapatılması kararı, buralarda çalışan işçilerin büyük tepkisine yol açtı. İşçiler, La Paz’a yürüyünce, olağanüstü hal ilan edildi (Ağustos). Estenssoro yönetimi, ekonomik yardım alabilme amacı ile ABD ile kokain kaçakçılığının önüne geçilmesi için işbirliğine gitmek zorunda kaldı. Ortaklaşa düzenlenen operasyonlarda birçok üretim bölgesine baskınlar düzenlendi, tonlarca koka yaprağı yok edildiyse de bir süre sonra, kokain trafiği eskisi gibi işlemeye başladı.

1987’de, çok sayıda madenin kapatılması, 20 bin işçinin işsiz kalmasına yol açtı. İşçi sendikalarının düzenledikleri grevlere, 50 bin öğretmen de zam isteğiyle katılınca, Estenssoro güç durumda kaldı. 1988’de ekonomik iyileşme sürdü, enflasyon % 10’a çekildi; işsizlik % 14 oranında azaldı. Başkan Estenssoro’ nun, Mayıs 1989’da yapılacak seçimlerde, Planlama Bakanı G. Sanchez de Losada’yı ardıl olarak göstermesi yeni bir hükümet bunalımı yarattı. Mayıs 1989’da yapılan seçimlerde, yönetimin adayı G. Sanchez de Lozada, Milliyetçi Demokrat Hareket’in adayı eski başkanlardan General H. Sanzer Juarez’i yenilgiye uğratmakla birlikte, çoğunluğu sağlayamadığından, yeni başkanı-seçmek görevi, yine Kongre’ye kalmış oldu. Kongre Jaime Paz Zamora’yı başkan seçti. Yeni başkan, tutucu para politikalarını aynen sürdürdü ve enflasyon hızını % 12’lere düşürmeyi başardıysa da ülkedeki kokain kaçakçılığı sorunları sürüp gitti.

Advertisement

Leave A Reply