Büyük Selçuklu İmparatorluğu Kuruluşundan Yıkılışına Tarihi (Olaylar ve Savaşlar)

0

En büyük Türk imparatorluklarından olan Büyük Selçuklu İmparatorluğunun kuruluşundan yıkılışına değin geçen dönemdeki olaylar ve savaşlar hakkında bilgiler

Büyük Selçuklu İmparatorluğu haritası

Büyük Selçuklu İmparatorluğu Haritası

Selçuklular Devleti XI. yüzyılda kurulmuş, XIII. yüzyıla kadar üçyüz yıl sürmüştür.

Selçuklular Türkler’in Oğuz boylarından gelir. Bunun için, ilk önce Oğuzlar üzerine bilgi edinelim.

OĞUZLAR BATIYA GÖÇ EDİYORLAR

En eski, en büyük Türk uluslarından biri de Oğuzlar’dır. Oğuzlar, Göktürk Devleti’nin yıkılmasından sonra, çeşitli bölgelere yayıldılar. Aral Gölü ile Yayık (Ural) Irmağı arasındaki Oğuzlar anayurtlarından Balkanlar’a, Orta Avrupa’ ya göç ettiler. Daha başka Oğuz boyları ise, güney göç yolundan inerek, Anadolu’ya kadar yayıldılar. Bu dönemde, en önemli Oğuz oymakları şunlardı: Üç-Oğuz, Altı-Oğuz, Sekiz-Oğuz, Dokuz-Oğuz, Ediz, İzgil oymakları.

Daha sonraları, Oğuz boylarının sayısı 24’e çıktı. Bu 24 Oğuz boyunun Oğuz Kağan’ın soyundan türediğine inanılır. Türk geleneklerine göre, Oğuzların atası sayılan Oğuz Kağan büyük Türk Hakanı Mete’den başkası değildir.

Selçuklular Oğuzlar’ın Kınık boyundan türemiştir. Daha sonraları kurulacak olan Osmanlı Devleti’nin kurucuları olan Ertuğrul Gazi ile Osman Bey’de, Oğuzlar’ın Kayı boyundan birer boy başkanıydılar.

Oğuzlar’ın çoğu göçebe bir hayat sürer, hayvancılıkla geçinirlerdi. Bir yandan da, Maveraünnehir (Seyhun – Ceyhun ırmakları arasındaki bölge) Türkleri’yle, Hazarlar’la ticaret yaparlardı.

Oğuzlar, önceleri Şaman dinini benimsemişlerdi. Daha sonra, Müslümanlığı kabul ettiler. Araplar Oğuzlar’a «Guzz» derlerdi. Oğuzlar, Müslümanlığı kabul ettikten sonra, daha çok «Türkmen» adıyla anılmışlardır.

BÜYÜK SELÇUKLU İMPARATORLUĞU KURULUYOR

Bir süre sonra, gitgide çoğalan Oğuzlar’a anayurtları küçük gelmeye başladı. Bunun üzerine, iki büyük ana kola ayrılarak, göç ettiler. Bir kısmı batıya yöneldiler; Avrupa’ya kadar uzandılar. Oğuzlar’ın asıl büyük kolu olan Müslüman Oğuzlar ise, Ön Asya’ya yayıldılar. Burada Karahanlılar’la, Samanoğulları’yla, daha sonra da Gazneliler’le türlü savaşlara giriştiler. Gazneliler’in sürekli baskısı sonunda, Oğuzlar’ın bir kolu, çekilmek zorunda kalarak, Kafkasya, Azerbaycan, Doğu Anadolu, Kuzey Suriye’ye yayıldı.

Bu arada, Kınık boyu beylerinden Selçuk Bey’in oğulları Maveraünnehir’de kalmışlardı. Bunlar, dağılmış Oğuz boylarını toplayarak, kendilerini yurtlarından atmak isteyen Karahanlılar’ la, Gazneliler’le çarpışmaya başladılar. Kısa süre içinde çok güçlenerek, Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nu kurdular.

DAĞINIK TÜRK BOYLARI BİRLEŞİYOR

Büyük Selçuklu împaratorluğu’nun kurucusu Selçuk Bey sayılırsa da devlet, asıl, onun torunu Tuğrul Bey zamanında büyük bir imparatorluk haline gelmiştir.

Selçuk Bey, Oğuzlar’ın Kınık boyundandı. Boy beyi Dudak’ın oğluydu. Bir süre sonra, kendisine bağlı Oğuz boylarını çevresine toplayarak, doğuya göç etti; Seyhun Irmağı kıyısında Cent şehrine yerleşti. Bu arada, Müslümanlığı da kabul etti. Burada, Müslüman olmayan Türkler’le, Karahanlılar’la, Gazneliler’le savaşlara girişti. Üstün geldikçe, devlet günden güne gelişti, dağınık Türk boylarını çevresinde topladı.

Selçuk Bey ölünce, yerine oğlu Ars-lan Bey geçti. Ancak, Gazneli Sultan Mahmut, Arslan Bey’i yakalatıp bir kaleye hapsedince, Selçukoğulları başsız kaldılar. Bunun üzerine, Selçuk Bey’in torunlarından Tuğrul Bey ile Çağrı Bey’in çevresinde toplandılar.

TUĞRUL BEY’İN SAVAŞLARI

Büyük Selçuklu Devleti’nin gerçek kurucusudur. Tuğrul Bey, Selçuk Bey’ in oğlu Mikâil Bey’in oğludur. 993’te doğdu, 1063’te öldü. Dedesi Selçuk Bey Oğuz Türkleri’ni güçlü bir devlet halinde birleştirmek istemiş, ancak bunu tamamlayamadan ölmüştü. Tuğrul Bey dedesinin yolundan yürüdü. Önce kardeşi Çağrı ile amcasının oğlu Kutulmuş’u yenerek, durumunu sağlamlaştırdı. Bundan sonra da, büyük savaşlara girişti. 1037 yılında, islam dünyasının en büyük şehirlerinden olan Nişapur’u Gazneliler’den almayı başardı. 1038’de de, Nişapur’da bağımsızlığını ilan etti. Gazneliler, bu yenilginin öcünü almak için, büyük bir orduyla Selçukoğulları’ nın üzerine yürüdüler. İki ordu, Dandanakan’da karşılaştı.

DANDANAKAN SAVAŞI

Dandanakan Meydan Savaşı Türk ulusunun geleceğini çizen sayılı büyük olaylardan biridir. 23 mayıs 1040’ta yapılan bu savaşta Selçukoğulları o sıralarda dünyanın en güçlü ordusu sayılan Gazneli ordusunu büyük bir bozguna uğrattılar. Gazneliler’i Yakın Doğu’dan Afganistan’a, Hindistan’a sürdüler. Karahanlılar da doğuya sürüldü. Bu savaştan sonra, Büyük Türk Hakanlığı tacı da, Karahanlılar’dan Selçukoğulları’na geçti.

DOĞU’NUN, BATI’NIN SULTANI

Tuğrul Bey, bundan sonra da Horasan, Harzem, Kirman bölgelerini ülkesine kattı; Kafkasya’yı aldı; Trabzon’a kadar dayandı. 1047 yılında Irak’a girdi; Kabe yollarını düzelteceğini ileri sürerek, Abbasi hükümeti üzerinde büyük bir sözü geçerlik kazandı. Halife, hutbelerde, kendi adıyla birlikte artık Tuğrul Bey’in adını da okutuyordu. Tuğrul Bey, biri 1054’te, biri de 1057’de olmak üzere, Irak’a iki sefer daha yaptı. Bu seferler sonunda da, Yakın Doğu’daki islam egemenliği büsbütün Selçuk Türkleri’nin eline geçmiş oldu.

Tuğrul Bey, kısa süre içinde, İran, Irak, Harzem, Horasan, Kirman, Azerbaycan, Kafkaslar, Doğu Anadolu’nun tek sahibi haline geldi. Abbasi halifesi, bundan ötürü, kendisine «Doğu’nun, Batı’nın Sultanı» unvanını verdi.

Tuğrul Bey, Nişapur’dan sonra, Rey şehrini başkent yaptı; 70 yaşındayken, orada öldü. Oğlu olmadığı için, yerine kardeşi Çağrı Bey’in oğullarından Süleyman, sonra da Alp Arslan geçti.

ALP ARSLAN ORDUSU İSTANBUL ÜZERİNE YÜRÜYOR!

Alp Arslan 1033’te doğdu. 30 yaşında hakan oldu. Hakanlığı 1063 – 1072 yılları arasında on yıl sürdü. Selçuklu hakanlarının en büyüklerinden biridir. Hakan olduktan sonra, ilkin, kendisini tanımayan akrabalarıyla, beylerle uğraşmak zorunda kaldı. Çok geçmeden hepsini yakalattıysa da, hayatlarını bağışladı.

Bundan sonra, 1064 yılında, Bizans üzerine yürüdü; Gürcistan kralını haraca bağladı. Kars, Ani şehirlerini aldı; kendisine baş kaldıran kardeşi Kavurt’u yola getirdi. Ondan bir yıl sonra da, oğlu Melikşah’ı kendisine veliaht yaptı.

Alp Arslan, bir yandan Aral Gölü kuzeyindeki Türk boylarını buyruğu altına almaya uğraşıyor, bir yandan da Bizans (İstanbul) üzerine akınlar yapmak için komutanlarını Anadolu’ya yolluyordu. Bizans imparatoru Romanos Diogenes, bu Türk akıncılarının saldırısını durdurmak üzere, sefere çıktıysa da, Malatya’daki kuvvetlerinin Türkler’e yenildiğini duyunca, geri dönmekten başka çare bulamadı.

MALAZGİRT SAVAŞI

Bunun üzerine, Selçuklu Hakanı Alp Arslan Bizans’a karşı kesin bir saldırıya geçmeye karar verdi, iki ordu 26 ağustos 1071 cuma günü, Van gölü yakınlarında, Malazgirt Ovası’nda karşılaştılar. Romanos Diogenes komutasındaki Bizans ordusu 200.000, Türk ordusu ise, ancak 50.000 kişiydi. Öyleyken, Alp Arslan Bizanslılar’ı büyük bir bozguna uğratmayı başardı; imparatoru da tutsak etti. Ancak, ona karşı çok iyi davrandı, bir konuk gibi ağırladı. Doğu Anadolu’nun Türkler’de kalmasını, ayrıca Bizanslılar’ın Türkler’e vergi vermesini sağladıktan sonra da, imparatoru serbest bıraktı, yurduna gönderdi. Malazgirt Meydan Savaşı’nın zaferle sonuçlanması, Anadolu’da yeni bir Türk yurdunun kurulmasına yol açmıştır.

Alp Arslan, Maveraünnehir dolaylarında bir kaleyi ele geçirdiği sırada, kale komutanı bir fırsatını bulup kendisini ağır yaraladı. Büyük kahraman birkaç gün sonra öldü (1072). Çok yürekli bir komutan, yiğit, üstün yaradılışlı bir hakandı. Devleti sağlam temeller üzerine kurmak için var gücüyle çalışmıştır. Alp Arslan ölünce, yerine onsekiz yaşındaki oğlu Melikşah geçti.

SELÇUKLU İMPARATORLUĞUNUN EN PARLAK ÇAĞI

Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun üçüncü hakanı Melikşah 1055 – 1092 yılları arasında yaşadı. 1072 – 1092 yılları arasında hakanlık etti.

Babası Alp Arslan, onu daha 11 yaşındayken veliahdı (kendisinden sonra yerine geçecek oğlu) ilân etmişti. Melikşah tahta geçtiğinde onsekiz yaşındaydı. Babasının ünlü veziri Nizamülmülk‘ün büyük yardımını gördü. Bu arada, amcaları kendisine baş kaldırınca, onları bastırdı; sonra da, imparatorluğa bağlı devletleri sıkı bir düzen altına almakla uğraştı. Karahanlılar’ı, Gazneliler’i sıkı bağlarla imparatorluğa bağlamayı başardı. Bu sayede, Selçuklu egemenliğini Hindistan’ın içlerine kadar uzattı.

Melikşah zamanında, Selçuklu İmparatorluğu en parlak çağını yaşadı. Devletin başkenti İsfahan şehriydi, imparatorluk 12 büyük il’e ayrılmıştı. Her ili bir Selçuklu beyi (prensi) yönetiyordu. Bunlara melik ya da emir deniyordu. Melikşah, 1077 yılında, amcasının oğlu Kutalmışoğlu Süleymanşah’a Anadolu melikliğini verdi. İşte, Anadolu Selçuklu Devleti bu beylikten doğmuştur.

ÇİN’DEN EGE DENİZİ’NE KADAR…

Melikşah, Anadolu’daki Türk fetihleriyle de yakından ilgileniyordu. Bu arada, komutanlarından Atsız’ı da, Abbasi halifesini korumakla görevlendirdi. Kendisi de, Kafkasya’yı aldıktan sonra, Maveraünnehir’e döndü. Bu sırada, Hasan Sabbah’ın kurduğu İsmaili tarikatı güçlenmeye başlamıştı. Melikşah hem İsmailîler’le savaşmak, hem de Mısır’ı alıp Fatımiler’i yok etmek üzereydi ki, veziri Nizamülmülk’ü İsmaililer öldürdüler (1092). Ondan bir ay sonra da, Melikşah Bağdat’ta öldü. Daha 37 yaşındaydı.

Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun akıllara durgunluk verecek kadar mükemmel devlet örgütü Melikşah zamanında doruğuna erişmiştir. Çağında dünyanın en büyük devletine sahip olan Melikşah «Sultan-ı Âzam» (En Büyük Sultan) adıyla anılırdı.

Melikşah zamanında Gazneli, Karahanlı, Gurlu gibi daha başka Türk devletleri de Selçuklular’ın yüksek egemenliğini tanıdılar. İmparatorluğun sınırları doğuda Çin’e, Orta Hindistan’a, Sibirya’ya, batıda Kafkas Dağları’na, Ege Denizi’ne, Marmara’ya, Karadeniz’e kadar dayandı.

SELÇUKLU İMPARATORLUĞUNUN PARÇALANMASI

Melikşah’ın ölümünden sonra, oğulları taht kavgasına başladılar. Bu yüzden de, devlet eski gücünü yitirdi. Önce, dört büyük devlete bölündü: 1) Kirman Selçukluları; 2) Suriye Selçukluları; 3) Irak Selçukluları; 4) Anadolu Selçukluları.

Bu devletlerden yalnız Anadolu Selçukluları büyük bir imparatorluk haline gelmeyi başardılar. Öbür üç devletin yerinde ise, atabeylikler kuruldu. Bu atabeylerin en ünlüleri Zengiler, Salgurlar, İldenizliler, Artuklular, Böriler’dir. Doğuda, Büyük Selçuklular’ın yerine ise, Harzemşahlar geçti. Bir süre sonra, Arap ülkeleri de Türk egemenliğinden çıkarak ayrı devletler kurdular. ,

SELÇUKLU DEVLETİ’NİN SON GÜNLERİ

Büyük Selçuklu Devleti’nin son hakanı Sultan Sencer (1117-1157) dağınık Selçuklu beyliklerini bir araya toplamaya uğraştı. Bunu bir bakıma da başardı. Sonra, Horasan’a çekildi; Merv şehrini başkent yaptı, öbür Selçuklu beylikleri Sultan Sencer’i «en büyük sultan» olarak tanıdılar. Yalnız, her devlet kendi iç işlerinde bağımsız kaldı.

Sencer devri, Selçuklu İmparatorluğu’nun son parlak çağıdır. Ancak, imparatorluk bu dönemde iki büyük tehlikeyle karşılaştı. Bunların biri, doğuda sınırları zorlayan Karahıtaylar’dı; öbürü de, bir süredir batıdan Anadolu’ya saldıran Haçlı Orduları.

Haçlı Orduları’yla Sultan Sencer’den çok, Anadolu Selçukluları uğraştı. Bu arada, Sultan Sencer de, Karahıtaylılar’ı durdurmaya çalıştı. Büyük bir orduyla Karahıtaylılar’ın üzerine yürüdüyse de, yenildi. Bir süre sonra, Oğuz boyları Sultan Sencer’e baş kaldırdılar. Sultan Sencer, ayaklanmayı bastırmaya uğraşırken, Oğuzlar’ın eline tutsak düştü. Sonradan kaçmayı başardıysa da, çok yaşamadı; 1157 yılında öldü. Sultan Sencer’in ölümünden sonra, İmparatorluk bir daha doğrulmamak üzere yıkıldı.


Bir Yorum Yazmak İster misiniz?