Çağatay Edebiyatı Özellikleri ve Eserleri

0
Advertisement

Çağatay edebiyatının özellikleri nelerdir? Çağatay Edebiyatı önemli sanatçıları ve eserleri hakkında bilgi.

ÇAĞATAY EDEBİYATI;

Çağatay diyeleği, Çin’in Kansu eyaletinden Kırım’a, Kazan’a, Hindistan güneylerine kadar uzanan Türk ülkelerinde kullanılmış edebi bir dildir. Meselâ gerek Türkistan’daki, gerek Hindistan’daki Timur İmparatorluğu’nun konuşma dilidir. Osmanlı İmparatorluğu’nda da medreselerde öğretilmiş, hattâ Çağatay Türkçesiyle şiir yazmak, Osmanlı şairleri arasında, Arapça ve Farsça şiir söylemek gibi moda olmuştur.

Altın Ordu, Harzem ve Maveraünnehir sahaları gibi çeşitli Türk ülkelerinde gelişen ve az çok önemli simalar yetiştirip Türk dili bakımından önemli eserler ortaya koyan Çağatay Türkçesi, XV. yüzyılın ilk yarısında Sekkâkî, Haydar Hârizmi, bilhassa Lûtfi ile ilk büyük şairlerini vermiştir. Daha sonra Lûtfi’nin etkisinde gelişen Çağatay şiiri, Yusuf Emiri’yi, Timur’un torunu Seyyit-Ahmet Mirza’yı ve bunun oğlu Sultan-Ahmet Mirza’yı, Gedâi’yi, Atâyî’yi, Yakîni’yi yetiştirmiştir. XIV. yüzyılın sonları ile XV. yüzyılın ilk üçte ikisi arasındaki bu devreden sonra, Çağatay edebiyatının en yüksek çağı gelir.

Ali Şir Nevai

Ali Şir Nevai

XV. yüzyılın son üçte birinden XVI. yüzyılın sonlarına kadar süren bu çağın ağırlık merkezi, önce Herat’ta teşekkül etti. “Nevâi mektebi” denilen bu edebî okul, bütün Türk edebiyatının en parlak safhalarından biridir. “Timuroğulları rönesansı”, “Herat rönesansı” gibi adlar verilen bu çağ Türk medeniyet tarihinin en büyük şereflerinden birini teşkil eder. Sultan Hüseyin Baykara Mirza’nın 1469’dan 1506′ ya kadar devam eden saltanat müddetinin sürekliliği, hükümdar ve etrafındakiler yüksek şahsiyetleri, sanatın pek büyük mali kaynakları desteklenmesi, bu rönesansı doğurmuştur. Bu hareketin en büyük siması ise, şüphesiz Türklüğün yetiştirdiği en büyük şahsiyetlerden olan Emîr Ali Şir Nevaî‘dir (1441-1501). Nevaî, Türk edebiyatının en güzel numuneleri arasında bulunan manzum ve mensur eserleriyle, yalnız Çağatay alanında değil, Sibirya’dan Fas’a kadar uzanan Türk ülkelerinde derin etkiler yapmıştır. Manzum ve mensur yazan bütün Türk yazarları arasında, Nevaî derecesinde derin, sürekli ve geniş etkide bulunmuş hiçbir şahsiyet yoktur. Nevai, “Muhâkemetu’l-Lûgateyn = iki Dilin Karşılaştırılması” adlı ünlü eserinde, Türkçe’nin Farsça’dan üstün bir dil olduğunu uzun uzadıya anlatmış, gerçekte Türkçenin Doğu Türk âleminde de kesin şekilde Farsça’yı edebi dil olarak alt etmesini sağlamıştır. Nevaî‘nin ortaya koyduğu mükemmel nümuneler karşısında artık Türk şairleri, Farsça’ya pek itibar etmez olmuşlardır.

Advertisement

Bu devrenin diğer önemli şahısları, “Hüseyni” mahlasıyla bir divanı ve başka eserleri olan Sultan Hüseyin Baykara, Asafi, Süheyli, Timurlu prenslerinden Ebu-Bekir Mirza olarak sayılabilir.

Hüseyin Baykara devrinden sonra Çağatay edebiyatı, Türkistan’a hâkim olan Şeybanlılar ve buradan Hindistan’a atılan Timuroğulları etrafında gelişmesine devam etmiştir. Şeybani Han (1451-1510) bizzat önemli bir şairdir. Yeğeni Ubeydullah Han (saltanatı: 1532- 39) da Muhammet Salih ile beraber, bu devrin önemli şahsiyetleri olarak ileri sürülebilir.

Babür Şah

Babür Şah

Hindistan’da Timuroğulları İmparatorluğu’ nu kurmuş olan Babur Şah (1483-1530) ise, Nevaî’den sonra Çağatay Türkçesinin en büyük yazarı ve şairidir, bütün Türk edebiyatının en önemli şahsiyetleri arasında sayılır. Divanı ile büyük bir şair olan Babur Şah‘ın o kadar askeri ve siyasi başarılar arasında nasıl zaman bulup da yazabildiğine şaşmamak kabil değildir. Çeşitli eserleriyle büyük bir yazar olarak karşımıza çıkmaktadır. En önemli eseri “Baburname” veya “Vekaayi” denen hatıralarıdır, bütün Türkçe’de nesir olarak yazılmış en büyük şaheser sayılabilir. Batı ve Doğu dillerine defalarca çevrilmiş ve pek beğenilerek okunmuş bir kitaptır.

Babur‘un komutanlarından olup sonradan oğlu ve torununa vezir (başbakan) olan Bayram Han ve bunun oğlu Han-ı Hanan Abdürrahim Han, Babur’ un küçük oğlu Kamran Mirza, bu çağın diğer değerli şairleri arasındadır.

Advertisement

XVI. yüzyıl sonlarında Çağatay Türkçesiyle yazılan Türk edebiyatı gerilemeye yüz tuttu, Osmanlı diyeleği edebiyatı hızla gelişirken, Çağatay Türkçesi gittikçe söndü. Türkistan’da büyük imparatorluklar devrinin sona ermesi, ülkenin parçalanması, fakirleşmesi, şüphesiz bunda en önemli amil olmuştur. Sonunda klasik Çağatay diyeleğinin yerine XIX. -XX. yüzyıllarda halkın konuştuğu Özbek, Kırgız, Kazak, Karakalpak, Türkmen gibi Türk lehçeleriyle yeni bağımsız Türk edebiyatları ortaya çıktı. Bu gerileme devrinin en önemli şahsiyeti Türk hükümdarı Ebu’l-Gazi Bahadır Han’dır (1603-1663) ki, “Şecere-i Türki” (Türk soykütüğü) ve “Şecere-i Terâkime” (Türkmenler’in soykütüğü) adındaki eserleri pek önemlidir. XIX. yüzyılda Hıyve ve Hokant saraylarında Çağatay Türkçesiyle yazılan edebiyat son bir geçici parlak çağ yaşamışsa da. Doğu Türk ülkelerinin Ruslar karşısındaki durumu, her türlü gelişmeyi imkansız kılmıştır.


Leave A Reply