Carl Jonas Love Almqvist Kimdir?

0
Advertisement

Carl Jonas Love Almqvist kimdir? İsveç’li ünlü bir şair ve yazar olan Carl Jonas Love Almqvist hayatı ve eserleri ile ilgili bilgiler.

Carl Jonas Love Almqvist Kimdir?

Carl Jonas Love Almqvist, almouist olarak da yazır (d. 28 Kasım 1793, Ed, Stockholm yakınları – ö. 26 Eylül 1866, Bremen, Almanya), İsveçli yazar. Olağan dışı öğeleri vurgulayan bir romantizm yorumundan gözü pek gerçekçiliğe kadar çok çeşitli üsluplardaki pek çok yapıtıyla İsveç edebiyatının gelişimini büyük ölçüde etkilemiştir. Ürünlerinin hepsi aynı düzeyde olmamakla birlikte, İsveç edebiyatının düz yazı ustalarından biri kabul edilir.
Carl Jonas Love Almqvist
Upsala’da eğitim gördü. 1823’te bir grup arkadaşı ile birlikte Rousseau’nun görüşleri çerçevesinde ideal bir köylü yaşamı sürdürmek üzere İsveç’in batısına gitti. İki yıl sonra Stockholm’e döndü. 1829’dan 1841’e değin ortaöğrenim veren bir deneme okulunun yöneticiliğini yaptı. 1851’de dolandırıcılıkla ve bir tefeciyi öldürmeye teşebbüsle suçlanması üzerine Amerika’ya kaçtı. Avrupa’ya 1865’te döndü.

Almqvist 1830’un ortalarına değin tanınmış bir yazar değildi. Bu tarihte düzyazı ve şiirlerini art arda yayımlamaya başladı. Roman, öykü, şiir ve manzum oyunlardan oluşan bu yapıtlarının çoğu Törnrosens bok (1832-40, 13 cilt; 14. cilt 1851, 2. dizi 1839-50; Yaban Gülü Kitabı) adlı bir dizide toplanmıştır. Özellikle önemli iki romanı yaklaşık 1821’de yazdığı Amorina ile (1839’da yeniden yazıldı ve basıldı) Drottningens Juvelsmycke’dir (1834; Kraliçenin Elmas Takısı). Bunlardan ikincisinin kadın kahramanı Tintomara esrarengiz bir hünsadır. Almqvist’in en büyüleyici kurmaca kişisi olan bu hünsa onun edebi yapıtlarının ana simgesidir. Det gar an (1838) aşkın ve evliliğin özgürleşmesini savunan parlak, gerçekçi bir öyküdür. Bu yapıt, Strindberg’ in tartışma amacıyla sorunu ortaya atma yönteminin habercisidir. Müzikle de uğraşan Almqvist kimi kısa şiirlerini bestelemiştir.

Almqvist çok yönlü bir yazardır Geleneksel evliliğe saldırmış, 1837’de papaz payesi aldığı halde Lutherci Kilise’nin inançlarını yermiş, hem gazete yazılarında hem de edebi yapıtlarının birçoğunda ahlaki ve toplumsal reform için savaşmıştır Ama bütün bunların ardında, kendisini insanlardan uzakta tutan güçlü bir benmerkezcilik sezilir. Kişiliği özünde Hıristiyan mistisizminin ve Swedenborgcu öteki dünyacılığın etkisin-dedir.

Advertisement

Leave A Reply