Cilalı Taş Devri’nin Özellikleri ve İnsan Yaşamı O Dönemde Nasıldı?

0
Advertisement

Cilalı Taş Devri nedir? Cilalı Taş Devri’nin (Neolitik Çağ) özellikleri, tarihi, kalan eserler hakkında bilgi.

Cilalı Taş Çağı, insanlığın en büyük evrim dilimini oluşturur. Önceleri avlanarak, çevresindeki yenilebilir besinleri toplayarak, mağaralarda, kaya sığınaklarında barınıp göçebe bir yaşam süren tüketici insan topluluklarının yaşamında bu çağda önemli değişiklikler oldu.Bu çağın en önemli özelliği, insanların avcılık ve toplayıcılıkla sürdürdüğü tüketici yaşamdan çıkıp, üretici yaşama geçmiş olmalarıdır. Varolduğu günden bu yana göçebe ve tüketici olarak ilkel biçimde sürdürdüğü bir yaşamdan sonra insanlık, ilk kez bu çağda doğaya egemen olmaya başladı ve çevresindeki bazı bitki ve hayvan türlerini evcilleştirerek üretim aşamasına girdi. Bazı bilim adamlarının “devrim”, bazılarının da “evrim” olarak niteledikleri üretime geçiş olayıyla birlikte insanlar, yerleşik yaşam sürmeye başladılar. Üretimle birlikte gelen yerleşik yaşam, ilk köylerin kurulmasına yol açtı. Cilalı taş deyimi birbirine sürülerek parlatılan taşları anlatır.

İnsanların Korunma İhtiyacı ve Megalitik Yapılar

Cilalı Taş Çağı’nda insanlar toplu olarak yaşadıkları yerlerin etrafına hendekler ve çitten duvarlar çevirerek düşman ve hayvanlardan kendilerini korunmaya çalıştılar. İri ve kaba taşlardan dinsel anıtlar yaparak ilk mimarlık eserlerini oluşturdular. Bunlar Neolitik Çağ’a özgün megalitik denilen mezar yapılarıdır. Bu mezar yapılan Akdeniz yöresinden çıktı. İspanya ve Fransa üzerinden İngiltere’ye, daha sonra Germen ülkesine geçti ve İskandinavya’da da benimsendi. Bu anıtlar, bir ucu toprağa gömülü, üstlerine kapak gibi konmuş yatay taşlardan yapılan dolmener, yine uçları toprağa gömülü iri taşlardan yapılan menhirlerden oluşur.

Stone Henge

Stone Henge

Mezar oldukları sanılan bu anıtların üzerleri toprak yığılarak bir yapay tepe oluşturulmuştur. Bu mezarların içinde koridorlu olanları da vardır. Mezar odasının önüne konulan taş bloklarla koridorlar elde edilen bu mezarların ölçüleri çok büyüktür. Bu çağda, sırayla birbirinden eşit uzaklıkta büyük bir daire oluşturulacak biçimde yere dikilmiş, üzeri yine taşlarla örtülmüş anıtlara rastlanmıştır. Bunların tapınmak için bir toplantı yeri ve tapınakların ilkel tipi oldukları sanılır.

Tarım ve Hayvancılık

Cilalı Taş Çağı insanların toprağı ekip biçtiler ve bazı hayvanları evcilleştirdiler. Üzüm ve buğdayı tanıdıkları, ekmek ve şarap yaptıkları bilinmektedir.

Advertisement
Alet Yapımı

Yapılan araştırmalar, bu çağ insanlarının yontma çakmak taşından çeşitli baltalar ve çeşitli aletler yaptıklarını, kemikten yapılmış iğne ve çeşitli aletleri kullandıklarını göstermektedir. Konut olarak kullandıkları mağara ve kulübelerde bir ocak bölümü ve bir oda vardır. Bu çağda çakmak taşlarını yontma sanatı daha ilerledi ve bıçak, balta, ok ucu, testere gibi aletler büyük bir özenle yapıldı. Cilalı Taş Çağı’nın başka bir önemi de bu dönemde pişmiş topraktan kap kaçak yapımının başlamış olmasıdır.

Cilalı Taş Devri Aletleri

Cilalı Taş Devri Aletleri

Cilalı Taş Çağı’nın keramiksiz bir dönemi de vardır. Bu dönemde insanlar yalnız çanak-çömlek yapmakla kalmadılar, daha önce taş ve kemikten yaptıkları heykelcikleri de pişmiş topraktan yaptılar. Bu çağda Batı Avrupa’da bezemesiz basit keramikler, kuzey bölgelerinde ise ipli keramikler görülür. Geç Neolitik Çağ’da koyu zemin üzerine kırmızı boyayla yapılmış bezekleri kapsayan boyalı vazolar ortaya çıktı. Bu keramikler Anadolu’da bulunmuş vazolarla büyük bir benzerlik gösterir. Bu vazoların yanında görülen kilden yapılmış ilkel insan heykelciklerine (idol) de her yerde rastlanır. Bunların da Ana Tanrıça’nın bir prototipi olduğu sanılır.

Cilalı Taş Çağı’nda Anadolu:

1884-1928 arası yabancı bilginler tarafından ortaya çıkarılan Anadolu’nun tarihöncesi, 1936’dan başlayarak Türk bilim adamlarınca araştırıldı. Kazı ve bilimsel araştırmalar Anadolu’da önemli Cilalı Taş Çağı merkezlerin kurulmuş olduğunu gösterdi. Bu üretim ve yerleşik yaşama geçiş evresinde Anadolu’nun Diyarbakır ve Urfa çevresinde Tuz Gölü’nün güney kesimlerinde, Isparta ve Burdur yöresindeki Göller Bölgesi’ nde önemli bir gelişim ve hareketlilik göze çarpar. Anadolu’nun bugüne kadar bilinen en eski neolitik yerleşim merkezi Diyarbakır yöresindeki Çayönü Tepesi’dir. Çatalhöyük ve Hacılar da Cilalı Taş Çağı’nın Anadolu toprakları üzerindeki en gelişmiş yerleşim merkezleridir.

Çatalhöyük

Çatalhöyük

Anadolu’da Cilalı Taş Çağı’nda kurulan öteki yerleşim merkezleri, Güney ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi, özellikle Amik Ovası, Çukurova, Doğu Toroslar’ın güneyinde kalan kesimde görülür. Mersin Yümüktepe, Tarsus Gözlükule, Sakçagözü, Göller Bölgesi’ nde, Erbaa ve Aşıklıhöyük öteki yerleşim merkezleridir. Antalya yakınındaki Karain ve Beldibi mağaralarıyla Suberde’de de Cilalı Taş Çağı kültürlerine rastlandı.

Advertisement

Yorum yapılmamış

  1. cilalı taş devrinde insanoğlunun en büyük gelişmesi üretime başlaması oldu.Sosyal sınıflar ortaya çıktı bu devirde.

Bir Yorum Yazmak İster misiniz?