Cimri Canından Geçer Malından Geçmez Atasözünün Anlamı ve Hikayesi

0

Cimri Canından Geçer Malından Geçmez ne demektir? Cimri Canından Geçer Malından Geçmez atasözünün anlamı, açıklaması ve hikayesi nasıldır?

Cimri Canından Geçer Malından Geçmez

Cimri Canından Geçer Malından Geçmez Anlamı

Bu atasözü, ölümü bile göze alıp malına kıyamamak anlamında kullanılır.

Atasözünün Hikayesi

Geçmiş zamanın birinde çok zengin ama bir o kadar da cimri bir adam yaşarmış. Malına mülküne ortak olur, yer içer, israf eder diye evlenmediği gibi, tek başına yaşar, kuru ekmekle idare edermiş. Konu komşu haline acır, midesi yemek görsün diye sofralarına buyur edermiş. Kimseye en ufak bir şey koklatmadığı gibi kendisi de harcamaya kıyamaz, eski bir mintanı yıllarca giyermiş. Adamın bu halini görenler: “Allah’ım malın mülkün de hayırlısını nasip et. Her şeyden önce gönül zenginliği ver” diye dua ederlermiş.

Cimri zengin, günün birinde çok ciddi bir hastalığa tutulmuş. Rüzgâr hastalığı denen bu illet adama musallat olunca, zayıf bedeni davul derisi gibi şişmiş. Doktora da para vermeye kıyamayan cimri uzun bir müddet hastalığın kendiliğinden geçmesini beklemiş. Ama nafile, durumu ciddileşip iyileşme umudu görünmeyince mecburen bir hekime başvurmuş. Hastayı iyice muayene eden hekim:

“Bir koyunu keseceksin, derisini yüzeceksin. Bu deriyi sırtına geçireceksin, etini de yiyeceksin” diye tavsiyede bulunmuş. Ancak ne mümkün? “Doktora para kaptırdığım yetmezmiş gibi, bir de koyundan mı olacağız. Eyvahlar olsun!” diye dövünürmüş. Bir türlü koyunu kesmeye yanaşmayan cimri, hastalıktan iyice muzdarip olunca bir akıl almak üzere, çalmış komşusunun kapısını: “Sorma komşum başıma geleni. Bu hastalık beni mahvetti. Doktora gittim çare bulayım diye. Ne dese beğenirsin. Bir koyun kesecekmişim de, etini yiyecekmişim sonra da derisini giyecekmişim.”

Komşu: “Eee, ne var bunda? Senin ağılında en az bin koyun var. Kes birini derdine çare olsun” dediyse de, cimri:

“Hiç olur mu komşum? El kadar koyuna yazık değil mi? Canım koyunu telef mi edeyim? O iş olmaz, sen bana başka bir akıl ver” diye yalvarmış. Komşu kendince bir çare bulmuş: “Bizim evde geçen kurbandan kalma bir koyun postu var. Onu al, geçir sırtına.” Cimri pek sevinmiş bu teklife: “Hay aklınla bin yaşa” demiş komşusuna. Komşu iyice kuruyan postu biraz ıslatıp yumuşatmış ve cimriye vermiş. Adam sevine sevine evin yolunu tutmuş.

Ertesi sabah, mahalle bir bağırış çağırışla uyanmış. Cimri, bir yandan ağlıyor, bir yandan da yerlerde tepiniyormuş. Postu veren komşu yanına koşmuş: “Hayırdır komşu, bu ne hal?” Cimri: “Sorma komşu, yandım ölüyorum. Senin post bitlenmiş, sabaha kadar ben de hal hayır bırakmadı, yanıyorum” diye ağlarmış. Komşu hemen ocaktan bir çıra alıp postu adamın sırtından çıkarıp yakmaya başlamış. Ama cimri, bunu görünce aklı başından gitmiş: “Sen ne yapıyorsun adam, ben onun tüylerinden ip eğirecektim. Nasıl yakarsın” diye çıkışınca komşunun siniri tepesine çıkmış. “Doğru söyledin postun tüyleri yanacağına senin canın yansın daha iyi. Canından geçermişsin de malından geçmezmişsin meğer” diye söylenmiş.


Leave A Reply