Civanın Özellikleri Hakkında Bilgiler

0

Cıva nasıl bir elementtir? Cıva nasıl elde edilir cıvanın özellikleri nelerdir ve cıvanın zehirli olması ile ilgili olarak genel bilgilerin yer aldığı yazımız.

Civa

Normal sıcaklıkta sıvı halinde bulunan gümüş renginde bir madendir. Simyacılar bütün madenlerin ısıtılınca eridiklerini göz önünde bulundurarak hepsinin bileşiminde cıva bulunduğunu sanmışlar, bu özelliğinden ötürü cıvayı iyi incelemişlerdi.

Simgesi: Hg. Atom numarası: 80 Atom ağırlığı: 200,61 Özgül ağırlığı: 13,59 Donma noktası: —38° Kaynama noktası: 356°,9 derecedir.

Cıva doğada «zincifre» adı verilen sülfür halinde, daha çok İspanya’da, İtalya’da, Kaliforniya (Amerika)’da Meksika ve Peru’da bulunur. Ülkemizde de vardır.

Cıva elde etmek için zincifre ısıtılır. Isınan zincifre kükürt dioksit ve cıva buharına ayrılır. cıva buharları yoğunlaştırılarak sıvı halde cıva elde edilir. Bugün daha çok kullanılan bir usule göre, zincifre kireç taşları ile ısıtılır. Meydana gelen buharlar metal veya porselen borular içinde yoğunlaştırılır. Elde edilen cıvanın saflaştırılması için sulu nitrik asitten geçirilir, sonra bol su ile yıkayıp kurutulur.


Cıvanın Özellikleri

Cıvanın kendisi gümüş rengindeyse de buharları renksizdir. Bir yere döküldüğü zaman daima yuvarlak bir damla halinde toplanır. Bu damlalar çok az meyilli düzlüklerde bile hızla yuvarlanır, ufalanır ve toplanması âdeta imkânsız hale gelir. Açıkta bırakılan cıvanın bir kısmı buharlaşır.

Cıva 300° nin aşağısındaki sıcaklıklarda muntazam bir genişleme ve büzülme gösterdiğinden termometre ve barometrelerde, özgül ağırlığı oldukça yüksek olduğundan da barometre, manometre gibi bazı basınç ölçme aletlerinde de kullanılır.

cıva nemli ve kuru havada değişmeden kalır. Kaynama noktasına yakın derecede ısıtılırsa yüzeyinden oksitlenmeye başlar, kiremit kırmızısı renginde cıva oksiti meydana gelir.

Civa


Cıva Zehirlidir

Suda eriyen bütün cıva bileşikleri son derece zehirlidir. cıva kullanan fabrikalarda, cıva ocaklarında sık sık zehirlenmeler meydana gelir. cıva ile zehirlenen kimsede düşünme kabiliyetiyle beraber hafıza da yavaş yavaş kaybolur. cıva zehirlenmesine karşı ilk tedavi olarak yumurta akı yedirmeli, süt içirmelidir. Çünkü bu gibi maddeler, cıva ile birleşip, suda erimiyen albümin bileşiklerini meydana getirirler, böylece zehirin etkisi az da olsa önlenmiş olur.

Cıva sülfat yemek tuzu ile karıştırılıp ısıtılırsa çok zehirli bir madde olan süblime elde edilir.

Cıva ultraviyole ışınları bakımından çok zengindir. Kuvars camından yapılmış cıva lâmbaları bazı hastalıkları tedavide kullanılır. Son zamanlarda cıva buharı, daha parlak ve bol ışık istenilen yerlere takılan flüoresan lâmbalarında da kullanılmaktadır.

Georgius Agricola

Georgius Agricola

Civanın Tarihçesi

Cıva elementini kimin bulduğu bilinmiyorsa da, kullanımı binlerce yıl eskiye dayanmaktadır. Örneğin, bu konuyla ilgili bir kanıt, Mısır’da İÖ 1500lerden kalan bir lahitte bulunmuştur. Cıva, büyük olasılıkla o tarihlerde Hindistan ve Çin’de de biliniyordu. Yunanlılar da cıvayı tanıyor ve ona “hydrargyros”, sulu ya da sıvı gümüş adını veriyorlardı. Bugün cıvanın hâlâ “sıvı gümüş” diye tanımlanmasının ve simgesinin Hg oluşunun nedeni de budur.

Cıva, özellikle akışkanlığı nedeniyle eski kimya biliminde (simya) çok önemli bir maddeydi. Cıva adını kendisiyle ilintili sayılan ve sürekli olarak yolculuk yapan, hem tüccarların hem de hırsızların koruyucusu Roma tanrısı Merkür’den almıştır. İsviçre’de doğmuş olan Alman bilgin ve “şifacı” Paracelsus (16. yy) eski kimya bilimini ve böylece bu bilim dalında çok önemli olan cıva elementini tıp biliminin hizmetine sokmuştur. Paracelsus, yaşamını özellikle cıva tuzlarından yapılan ilaçların hazırlanmasına adamıştı.

Cıvanın bir metal olduğunu ilk kabul eden, Paracelsus’un çağdaşı olan Alman bilgini Agricola idi. Cıva, 18.yy’ın sonunda Fransız kimyacısı Lavoisier tarafından bir element olarak tanımlanmıştır.





Bir Yorum Yazmak İster misiniz?